Lübnan’da koronavirüs vakalarında patlama yaşanıyor

Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)
Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)
TT

Lübnan’da koronavirüs vakalarında patlama yaşanıyor

Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)
Son birkaç gündür Beyrut sahil şeridinde görülen hareketliliğin yanı sıra vaka sayısındaki artış, Lübnan hükümetini yeni önlemler almaya itebilir (IBA)

Bazı ekonomik sektörlerin yeniden işbaşı yapmasının yanı sıra bir dizi mağaza, restoran, kafe ve otellerin yüzde 30’luk kısmını kapsayacak şekilde yeniden açılması ve nargilenin yasaklanmasından sonra, Lübnan bugün, sektörleri aşamalı şekilde yeniden açma planının üçüncü aşamasına giriyor.
Sağlık Bakanı Hamad Hasan’ın açıklamasına göre, koronavirüs vaka sayısındaki artıştan duyulan endişenin, hükümeti vakaların görüldüğü bölgelerde saha araştırması yapmak için, 48 saatlik sokağa çıkma yasağı dahil olmak üzere yeni tedbirler almaya itebileceği belirtildi.
Lübnan, koronavirüs salgınını, günlük bir, iki ve hatta bazı günler sıfır vaka kaydetme suretiyle, aşamalı olarak kontrol altına almayı başardıktan sonra, 23’ü Lübnan sakini, 13’ü yurtdışıdan gelen olmak üzere 36 yeni vaka kaydetti. Önceki gün ise toplam 13 vaka kaydedilmişti. Üç gün önce, 33’ü yurtdışından gelen olmak üzere toplam 34 vaka kaydedilmişti. Bu durum, Sağlık Bakanlığı’nın 13 bin 750 kişiyi ülkeye geri getirmek için 14-24 Mayıs tarihleri arasında uygulayacağı üçüncü aşama için yurtdışında mahsur kalan Lübnan vatandaşlarının ülkeye geri döndürülmesi planı kapsamında sefer sayılarını azaltmaya yöneltti. Sağlık Bakanlığı’ndan bir kaynağın görüşüne göre, teorik olarak ülkeye geri dönen sayısı arttıkça, Koronavirüs vaka sayısı ihtimali de o nispette artıyor.

Hayat normale döndü!
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan yerel bir kaynak, yeni vaka sayısındaki artışa neden olan birden fazla faktörün bulunduğunu düşünüyor. Bu faktörlerden biri de Lübnan’ın ekonomik kısıtlamalara daha fazla dayanamaması nedeniyle hayatı yeniden normale döndürmeye başladığı bir dönemde insanların rahatlaması ve sanki Koronavirüs tehlikesi sona ermiş gibi davranması.
Kaynak, insanların önleyici tedbirlere olan bağlılığındaki azalmayı herhangi bir kişinin gözlemleyebileceğini belirtiyor. Zira Lübnan vatandaşlarının büyük bir kısmı, sosyal mesafeye uyma, güvenli mesafeye saygı gösterme, maske takma ve sadece zaruri durumlarda evden çıkma kurallarına bağlı kalma azmi gösterdikten sonra, şu durumda artık koronavirüs tehdidi ortadan kalmış gibi davranıyor. Kaynağa göre, hayatın kısmen normal seyrine dönmesi ve son birkaç gün içinde kayıpların azalması, Koronavirüs tehdidinin ortadan kalktığı konusunda insanlarda yanlış bir kanaat oluşturdu.

Gurbetçilerin ülkeye dönüşleri kontrol altında!
Gurbetçilerin ülkeye geri dönüşü sebebiyle ülke içindeki vaka sayısının artışından duyulan endişe hakkında kaynak, öncelikli olarak yurtdışındaki tüm Lübnanlıların ülkelerine geri dönme hakkı konusuna karar verilmelidir. Ardından Lübnan’da yaşayan ve dışarıdan gelen vatandaşlar konusunda alınması gereken önlemler tartışılmalıdır. Ayrıca, hâlihazırda ülkeye geri dönenlere uygulanan tedbirlerle, hayatın kısmi olarak normale döndüğü sonraki aşamalarda ülkeye dönecekler için daha fazla önleyici tedbir alınması gerektiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’a açıklama yapan kaynak bu bağlamda, Bakanlık tarafından takip edilen prosedürlere dikkat çekti. Söz konusu prosedürler arasında, her uçakta bulunan mürettebat sayısının sınırlı tutulması, “BCR” testlerinin uygulanması, yurtdışından dönenlerin ülkeye ulaştıkları andan itibaren karantinaya alınması ve karantinadaki kişilerin güvenlik kuvvetleriyle belediyelerin işbirliği içerisinde takip edilmesi önlemlerini hala sıkı bir biçimde uygulandığını açıklayarak, Bakanlığın şu ana kadar 20 binden fazla kişiye bu prosedürleri uyguladığına dikkat çekti.
Öte yandan Şarku’l Avsat Havayolları Şirketi Genel Müdürü Muhammed el-Hud, LBC televizyon kanalında dün yayınlanan konuşmasında, gurbetçilerin yurda geri getirilmesi için ikinci aşamada düzenlenen 40 uçuşla toplam 5 bin 500 kişinin ülkeye getirildiği söyledi. Yurtdışındaki Lübnan vatandaşlarının ülkeye getirilmesi planlamasının üçüncü aşamasında toplam 100 seferin düzenlenmesi gerekiyordu, ancak bunların 17’sinin iptal edilmesine karar verildiğini ifade etti. İkinci aşamada ülkeye döndürülen gurbetçiler arasındaki vaka sayısının, birinci aşamadaki vaka sayısına kıyasla daha iyi olduğunu ve birinci aşamada olduğu gibi ikinci aşamanın da başarılı bir şekilde tamamlandığını vurguladı.
Genel Müdür el-Hud, üçüncü aşamada ülkeye getirilecek Lübnanlıların 11 bin 300 kişi olduğunu, bunun ikinci aşamada ülkeye getirilenlerin iki katı olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, sosyal mesafe kuralının bulunmayacağı üçüncü aşamadaki bütün uçaklara PCR testlerinin yapılacağını belirtti.

Yeni bir dalga korkusu
Artan vaka sayısıyla birlikte yeni bir dalganın ortaya çıkacağı endişesi hakkında Şarku’l Avsat’a bilgi veren kaynak, Lübnan’ın salgınla mücadelede büyük ölçüde başarılı olduğuna ve iyi bir aşamaya geldiğine şüphe bulunmadığını düşünüyor. Ancak bu iyiye giden göstergenin bir ateşkes veya rahatlama dönemi anlamına gelmeyeceğini de sözlerine ekliyor. Kaynak, “Koronavirüse karşı savaş devam etmektedir. Zamanı ve etki gücü kestirilemeyen ikinci bir dalgaya yönelik tahminler var. Mesele, alınan tedbirlerle ilgilidir. İnsanların salgına karşı farkındalığı ve koruyucu önlemlere bağlılığı arttığı ölçüde ikinci dalga o oranda gecikecek ve etki gücü azalacaktır.” ifadelerine yer verdi.
Bu bağlamda kaynak, özellikle hayatın yavaş yavaş normale döndürülmesi, alınan katı önlemlerin kaldırılması ve koruyucu tedbirler konusunda ilk çeyreğe dönülmesi gerektiğine, zira insanların ekonomik durumlarının sokağa çıkma yasağına daha fazla dayanamayacağına vurgu yaptı. “Epidemiyoloji bilimi, bu hastalığın zayıflamasının doğal bir sonuç olduğunu kabul ediyor. Ancak, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, kaynağı belirlenemeyen bir ya da iki kaynağın ortaya çıkacak olması, 6 hafta içinde durumu tekrar tehlikeli bir duruma getirecektir. Bu ise yeni prosedürler ve önlemler anlamına geliyor!” ifadelerini kullandı.

Havaalanındaki gayretler otelde zayi oldu!
Kurtarma uçağındaki yolcular, yolculukları esnasında kendilerine eşlik eden önlemlerinin, sosyal mesafe, sterilizasyon, maske ve eldiven kullanımına bağlı kalınması bakımlarından oldukça iyi olduğunu vurguladı. Ancak yolculardan biri, nakledildikleri otellerdeki kaos ve koruyucu önlemlere uyma yoksunluğundan bahsetti.
İki gün önce Suudi Arabistan’dan dönen uçakla Lübnan’a dönen Rabi’, Havaalanındaki kişi sayısı, sosyal mesafe ve sterilizasyon prosedürlerinin iyi olduğunu, karantina esnasında takip etmeleri gereken kurallar hakkında bilgi aldığını söylüyor. Ancak, otobüslerle otellere taşındıktan sonra, kendilerinden BCR testi ve oda ücretlerini ödemelerinin istenmesi konusunda yaşanan anlaşmazlık sebebiyle, saat 3 buçuktan 6’ya kadar otelin kapısının önünde beklemeye zorlandıklarını esefle belirtti. Halbuki test paraları hükümet tarafından ödenirken, oda ücretleri vatandaşlara bırakılmıştı.
Rabi, otele girdikten sonra, insanların güvenli mesafeye ve koruyucu önlemlere dikkat etmediklerini, sanki Koronavirüs tehlikesi hiç yokmuş gibi davrandıklarını, eğer otele yerleştirilenler arasında virüs taşıyan biri olsa, virüsü oteldekilerin tamamına bulaştırabileceğine vurgu yaptı.
Rabi, kendisine uygulanan BCR testi sonucunun negatif çıkmasının ardından, ülkeye girişinin ikinci gününde otelden ayrılarak evine geçti ve şu anda karantinaya alındığı evinde bulunuyor. Rabi, 14 günlük karantina süresinin bitimine kadar evinden ayrılmayacağına dair Sağlık Bakanlığı’nın taahhütnamesini imzaladığını, böyle bir taahhütnameyi imzalamasa dahi, kendisi ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluğu gereği karantina prosedürlerine bağlı kalacağını vurguladı.
Sosyal medya sitelerinde yayınlanan bir başka videoda ise durum başka bir şekildeydi. Londra-Beyrut seferini yapan uçağın mürettebatıyla yolcular arasında tartışma çıktı. Yolcular, uçaktaki yolcularla mürettebat ve çalışanlar arasında boşluk bırakmaya müsaade etmeyen çok sayıda kişinin bulunması nedeniyle sosyal mesafe kuralına ve koruyucu tedbirlere uyulmamasına itiraz ettiler.



Hafter ve Tetteh, UNSMIL’in çabalarını desteklemek için koordinasyona devam etme konusunda anlaşmaya vardı

Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter, dün Bingazi’de Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (LUO Genel Komutanlığı)
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter, dün Bingazi’de Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (LUO Genel Komutanlığı)
TT

Hafter ve Tetteh, UNSMIL’in çabalarını desteklemek için koordinasyona devam etme konusunda anlaşmaya vardı

Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter, dün Bingazi’de Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (LUO Genel Komutanlığı)
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter, dün Bingazi’de Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. (LUO Genel Komutanlığı)

Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde yürütülen ‘yapılandırılmış diyalog’ komitelerinin çalışmaları hakkında, ‘meşruiyet mücadelesinin’ Temsilciler Meclisi (TM) ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında yeniden arttığı bir dönemde, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter’i bilgilendirdi.

Hafter, Tetteh ile beraberindeki heyeti dün Bingazi’deki LUO Genel Komutanlığı karargâhında kabul etti.

LUO Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, Hafter’in UNSMIL’in çabalarına ve siyasi sürecin ilerletilerek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına yönelik girişimlerine destek verdiği belirtildi. Açıklamada ayrıca Tetteh’in, ‘yapılandırılmış diyalog’ komitelerinin, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine götürecek bir yol haritası oluşturulması amacıyla yürüttüğü görüşmeler ve temaslara ilişkin Hafter’e bilgi sunduğu kaydedildi.

xregth
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter, dün Bingazi’de Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh ile görüştü (LUO Genel Komutanlığı)

Hafter’in ofisi tarafından yapılan açıklamada, tarafların Libya’da kalıcı istikrarın sağlanmasına yönelik olarak UNSMIL’in adımlarını desteklemek amacıyla koordinasyon ve istişareyi sürdürme konusunda mutabık kaldığı belirtildi.

Bu gelişmelerin gölgesinde Libya’da TM ile DYK arasındaki ‘meşruiyet mücadelesi’, egemen kurumların yönetimi konusunda yeni bir aşamaya girdi. DYK Başkanı Muhammed Takala, TM Başkanı Akile Salih’i ‘tek taraflı yasa ve kararlar çıkararak siyasi tabloyu karmaşıklaştırmaya yönelik tekrarlanan manevralar yapmakla’ suçladı.

Gerilim yalnızca yasalarla sınırlı kalmazken, Yüksek Seçim Komisyonu ve Yüksek Yargı Konseyi etrafındaki tartışmalarla daha da derinleşti. Bu süreçte, UNSMIL’e yönelik sert uyarılar yapılarak taraf tutmaktan kaçınması çağrısında bulunuldu.

Takala’nın Salih’e yönelttiği suçlamalar, pazar akşamı yaptığı televizyon açıklamalarında dile getirildi. Takala, Salih’in resmi görüşmeler öncesinde yasa veya kararlar yayımladığını, bunlar arasında anayasa mahkemesinin kurulmasına ilişkin bir yasanın da bulunduğunu söyledi. Daha önce Salih’ten, görüşmeler öncesinde herhangi bir yasa ya da karar almamasını talep ettiğini belirten Takala, bunun ‘siyasi süreci sekteye uğrattığını’ savundu.

DYK’nin, Yüksek Seçim Komisyonu’nun başkan ve yönetim kurulu üyelerini tek başına seçmesini savunan Takala, bu adımın, 2015 yılı sonunda Fas’ta imzalanan Suheyrat Anlaşması temelinde yapılan mutabakatlardan biri olan Ebu Zeyneka Anlaşması’nın uygulanması niteliği taşıdığını ifade etti.

Takala, “Komisyonda değişim hedefliyoruz; amacımız, yapısını yeniden oluşturarak geliştirmek ve gidişatını düzeltmektir. Gerçek bir düzeltme, gelecekte yapılacak hiçbir seçimin hukuki itiraza açık olmamasını sağlamalıdır” dedi. Takala ayrıca, hukuk uzmanlarından oluşan danışma komitesinin Yüksek Seçim Komisyonu Yönetim Kurulu’nun yeniden yapılandırılmasını tavsiye ettiğini, komite üyelerinin mevcut haliyle komisyonun bir seçim sürecini yönetemeyeceği kanaatinde olduğunu aktardı.

Takala, UNSMIL’in, danışma komitesinin görüşünü dikkate alıp bunu BM’ye ‘yol haritasının’ bir parçası olarak sunduğunu belirtti. Takala, TM Başkanı’nın Yüksek Seçim Komisyonu yönetim kurulunun değiştirilmesi konusundaki kararından, kendisine uygulanan baskı nedeniyle geri adım attığını ifade etti. Takala ayrıca, mevcut komisyonda görevde olan kurulun 2021 yılında seçimleri gerçekleştiremediği gerekçesiyle görevden alınması gerektiğini vurguladı.

UNSMIL’in Yüksek Seçim Komisyonu başkanının değiştirilmesiyle ilgili açıklamasını TM ile ‘bir tür flörtleşme’ olarak değerlendiren Takala, DYK’nin ‘yetkilerini aşmadığını ve siyasi anlaşmayla güvence altına alınanlar dışında hiçbir ayrıntıya müdahale etmediğini’ vurguladı.

Takala, DYK tarafından seçilen Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı Salah el-Kumeyşi’nin yakında Trablus’taki Yüksek Seçim Komisyonu merkezinden görevine başlayacağını açıkladı. Henüz kesin bir tarih belirtmedi.

thy
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe dün Suudi Arabistan’ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı kabul etti. (Dibeybe’nin ofisi)

Diğer yandan Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin Suudi Arabistan’ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı kabul ettiğini duyurdu. Görüşmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin, ortak ilgi alanlarına ilişkin çeşitli konularda nasıl güçlendirilebileceği ele alındı.

Hükümetin dün yaptığı açıklamaya göre Dibeybe, aynı zamanda Savunma Bakanı sıfatıyla Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’a bir mektup iletti. Mektup, iki ülke arasında iş birliği ve koordinasyon kanallarının geliştirilmesi ile siyasi ve güvenlik ilişkilerinin güçlendirilmesi çerçevesinde hazırlandı.

Hükümetten yapılan açıklamada, tarafların bölgesel ve uluslararası konularda iletişim ve koordinasyonu sürdürmenin önemini vurguladıkları; bu çabaların istikrarı güçlendirmeye ve Arap iş birliği girişimlerini desteklemeye hizmet edeceği ifade edildi.


İsrail'in Batı Şeria için yeni tedbirleri neye yol açacak?

İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)
İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)
TT

İsrail'in Batı Şeria için yeni tedbirleri neye yol açacak?

İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)
İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)

Uzmanlar, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ile ilgili duyurduğu ve uluslararası alanda geniş çapta kınanan yeni tedbirlerini, İsrailli yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştırarak, Filistin Yönetimi'ni zayıflatarak ve Filistinlileri giderek daha izole olan bölgelerde kuşatarak ilhak yolunda atılmış bir başka adım olarak değerlendirdi.

İsrail söz konusu tedbirlere dair metni kamuoyuna açıklamazken bazı tedbirler bakanlık açıklamalarında yer aldı. Aşağıda, yürürlüğe gireceği kesin tarihi bilinmeyen, ancak İsrail Güvenlik Kabinesi tarafından kabul edildikten sonra başka bir tarafın onayı gerekmeyen yeni tedbirlerin beklenen başlıca sonuçları yer alıyor.

Arazi satışındaki kısıtlamaların kaldırılması

Yeni tedbirler, İsrailli yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştırıyor. Bu önlemler arasında, 1967'den beri İsrail'in işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da Yahudilerin doğrudan arazi satın almasını yasaklayan, onlarca yıllık bir yasanın yürürlükten kaldırılması da bulunuyor.

İsrailli yerleşimciler, şimdiye kadar şirketler aracılığıyla arazi satın alıyordu. Yeni tedbirlere göre İsraillilerin veya aracı şirketlerin arazi satın almak için devletten özel izin almaya gerek kalmayacak.

Kendisi de bir yerleşim biriminde yaşayan aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, bunu ‘Yahudiye ve Samarya’daki (Batı Şeria'nın İncil'deki adı) yerleşim için tarihi bir gün’ olarak nitelendirdi. Smotrich, bu tedbirlerin ‘Yahudilerin Tel Aviv veya Kudüs'te olduğu gibi Yahudiye ve Samarya’da da arazi satın almalarına olanak tanıyacağını’ söyledi.

İsrail'in ilhak ettiği Doğu Kudüs hariç, 500 binden fazla İsrailli, uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşim yerlerinde ve ileri karakollarda, üç milyon Filistinli ile birlikte yaşıyor.

Yerleşim faaliyetlerine karşı çıkan İsrailli sivil toplum örgütü Peace Now'a göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında, Batı Şeria'da onaylanan yerleşimlerin sayısı önemli ölçüde artarak 2025 yılında rekor bir sayı olan 52'ye ulaştı.

Yıllardır, aşırı sağın en önde gelen iki ismi olan Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi bakanlar, Batı Şeria'nın ilhakını talep ediyorlar.

Filistinli siyaset araştırmacısı Ali el-Cerbavi, Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Smotrich, Ben-Gvir ve diğerleri uzun zamandır bize bunun onların politikası olduğunu söylüyorlardı. Şimdi bu gerçek oldu” dedi.

Filistinlileri küçük toprak parçalarında kuşatmak

Bu önlemler, İsrail'in Filistin Yönetimi'nin idaresindeki Batı Şeria'nın bazı bölgeleri üzerindeki kontrolünü de güçlendiriyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine ayrılmış ve ilk ikisi, yani toprakların yaklaşık yüzde 40'ını temsil eden kısımlar Filistin'in kontrol ve idaresine devredilmişti.

Smotrich'e göre yeni tedbirler ‘su ihlalleri, arkeolojik alanlara verilen zarar ve tüm bölgeyi kirleten çevre ihlalleri’ ile mücadele etmek amacıyla İsrail'in bu iki bölge üzerindeki kontrolünü genişletecek.

Ancak Filistin araştırma merkezi eş-Şabaka'dan uzman Fethi Nimer, bu ‘çok belirsiz’ ifadenin Filistinlileri yerlerinden etmek için kullanılabileceğini iddia ediyor. Ali el-Cerbavi de bu görüşü paylaşıyor ve İsraillilerin ‘Filistinlileri küçük toprak parçalarına, başlıca şehirlerine sıkıştırmak ve onları izole edilmiş bölgelere dönüştürmek ve geri kalan toprakları yutmak’ olduğunu savundu.

İsrail merkezli yerleşim karşıtı örgüt Peace Now'dan Yonatan Mizrahi, bu adımların Filistin Yönetimi'ni daha da zayıflatacağına inanıyor.

Mizrahi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail, son üç yıldır gördüğümüz gibi ilhak sürecini ilerletiyor, ancak bu durumda önemli olan bir diğer nokta da İsrail'in Filistin Yönetimi'ni zayıflatmaya karar vermiş olması.”

Dini mekanların kontrol edilmesi

İsrail’in yeni tedbirleri, Batı Şeria'nın güneyindeki iki önemli dini mekanı yönetmesine de olanak tanıyor. Bunlardan birincisi Batı Şeria'nın en büyük şehri El-Halil’de bulunan ve hem İslamiyet hem Hristiyanlık hem de Yahudilik için kutsal olarak kabul edilen İbrahim Camii, ikincisi Beytüllahim yakınlarındaki Bilal Camii (Hz. Yakub’un eşi Rahel’in türbesi de burada bulunuyor).

İsrail'in son tedbirleri, İsrailli yerleşimcilerin askeri koruma altında yaşadığı El-Halil’de belediye yönetmeliklerinde değişiklikler getiriyor.

Şehrin belirli bölgelerinde, özellikle İbrahim Camii çevresinde inşaat ruhsatı verme yetkisi, İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi'ne (COGAT) devredilecek.

El-Halil Belediye Başkan Yardımcısı Esma eş-Şerbat, yaptığı açıklamada, bu tedbirleri, ‘El-Halil’deki İsrail yerleşim birimlerinin çok hızlı bir şekilde genişlemesine olanak tanıyan tehlikeli’ bir adım olarak nitelendirerek kınadı.

Örneğin İsrail’in söz konusu tedbirlerine göre Beytüllahim Belediyesi’nin idaresinde bulunan Bilal Camii, bu amaçla oluşturulan yeni bir İsrail idaresine bağlanacak.


Gazze şehrinin güneydoğusunda İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucu iki Filistinli yaralandı

Gazze Şeridi sınırındaki bir İsrail tankı (AFP)
Gazze Şeridi sınırındaki bir İsrail tankı (AFP)
TT

Gazze şehrinin güneydoğusunda İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucu iki Filistinli yaralandı

Gazze Şeridi sınırındaki bir İsrail tankı (AFP)
Gazze Şeridi sınırındaki bir İsrail tankı (AFP)

Filistin resmi haber ajansı WAFA, Gazze’nin güneydoğusunda İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucu iki kişinin yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre yaralanmalar, Gazze’nin güneydoğusunda bulunan ez-Zeytun mahallesindeki eş-Şava istasyonu çevresinde meydana geldi.

WAFA dün Gazze’nin orta ve kuzey bölgelerine yönelik bombardımanda altı kişinin hayatını kaybettiğini de duyurdu.

Ajansın verilerine göre, geçtiğimiz ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından 587 Filistinli yaşamını yitirdi, bin 550’den fazla kişi ise yaralandı.

Dört aydır devam eden ateşkes, tıkanan müzakerelerin ardından yürürlüğe girdi. İsrail ve Hamas, ABD Başkanı Donald Trump’ın önerdiği 20 maddelik planı kabul ederek, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısı sonrası başlayan çatışmayı sona erdirmeyi hedefliyor. Trump, planın güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir barış sağlayacağını açıklamıştı.