Koronavirüsün yeniden odak noktası olma yolunda Avrupa… Önlemler artırılacak mı?

Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)
Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)
TT

Koronavirüsün yeniden odak noktası olma yolunda Avrupa… Önlemler artırılacak mı?

Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)
Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)

İtalya Sağlık Bakanı Roberto Speranza, ülkede Salı günü 878 vakanın kaydedilmesinin ardından vaka sayılarının bir sonraki gün bin 367'ye sıçraması ve Perşembe günü bin 500, dün ise bin 714'e ulaşan günlük vaka sayısındaki istikrarlı artışın ardından ülkesinin yeni bir genel izolasyon aşamasının eşiğinde olduğuna yönelik iddiaları yalanladı. Sardinya Adası’ndaki ünlü gece kulüplerinden birinde yoğun bir şekilde yeni vakaların kaydedilmesi, gelecek günlerde çok sayıda vakanın ortaya çıkacağı endişesine yol açtı. 
Speranza konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Sağlık durumu kontrol altında ve hastanelerde yoğun bir baskı söz konusu değil” ifadesini kullandı. Ayrıca, Eylül ayının ortasında planlandığı gibi okullardaki faaliyetlerin yeniden başlayacağı ve bölge ve belediye seçimlerinin zamanında yapılacağının altını çizdi. 
İtalya’nın Milano şehri dün yeni güne, bölgedeki bir yaşlı bakım evinde yeni bir salgın odağı haberi ile uyandı. Yaşlı bakım evinde kalan 27 kişiye koronavirüs bulaştığı kaydedildi. Bu durum, salgının en yoğun olduğu Mart ayındaki dönemde İtalya'nın kuzeyinde yaşlı bakım evlerinin yaşadığı trajik durumu akıllara getirdi. 
Yeni vakaların hızla artmasıyla birlikte İtalya'da Kovid-19 ile enfekte olanların yaş ortalaması 30 yaşın altına düşerken, hükümet salgın durumunun kötüleşmesi durumunda hastaneler üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla önümüzdeki ayın ilk yarısında nüfusun dörtte birini influenzaya karşı aşılama planını açıkladı. 

Yeni bir izolasyon dönemi mi? 
Fransa, önceki gün 3 bin 304'e kıyasla Çarşamba günü 5 bin 429 yeni vaka kaydederken dün 5 bin 500'ün üzerinde vaka bildirdi. Fransa hükümeti, gelecek ayın başında başlayacak olan öğretim yılının başından itibaren tüm öğretmenlere ve 11 yaşını aşan öğrencilere koruyucu maske takılmasını zorunlu kıldığını duyururken, başkent Paris’teki yetkililer de Cuma gününden itibaren tüm halka açık yerlerde ve sokaklarda maske kullanımının zorunlu hale geldiğini bildirdi. 
Fransa Başbakanı Jean Castex, 21 Fransız vilayetini salgın durumunun ciddiyeti nedeniyle kırmızı bölge ilan ettikten sonra devletin tam izolasyon önlemlerine başvurmaktan kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapacağını belirtti. Ancak bunun için vatandaşları davranışlarına ve halka açık yerlerde önleyici tedbirlere uymaları gerektiği konusunda uyararak, "Tam veya kısmi izolasyon planları hazır ve sağlık sistemi de yeni bir salgın dalgası durumu için hazır. Ancak umarım bu duruma gelmeyiz” diye konuştu.
İspanya'da ise günlük vaka sayısı artmaya devam ediyor. İspanya dün yaklaşık 10 bin vakayla yeni bir rekora ulaştı ve ülkede 24 ölüm kaydedildi. Madrid'in ilk sıralarda yer aldığı birçok bölge, Milli Eğitim Bakanı’nın okullara yeniden dönme tarihinden önce olağanüstü hal ilan etmeye hazırlanıyor.
Brüksel'den bir AB Komisyonu sözcüsü konuyla alakalı yaptığı açıklamada, "Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerde okul faaliyetlerinin yeniden başlamasına kadar olan sürenin, salgın durumunun ana hatlarını ve bunun üzerine önümüzdeki haftalarda alınacak önlemleri belirlemek için çok önemli olacağı" uyarısında bulundu. Sözcü, tam izolasyon önlemlerine geri dönülme ihtimalinin uzak olduğunu belirtirken ülkelerin uyguladığı karantina tedbirleri ve bazı yerlere seyahat etmekten kaçınmaya yönelik tavsiyelerin, AB ülkeleri arasında iç hareketin engellenmesine ve normal idari faaliyetlerin yeniden başlama sürelerinin ve hala yarıdan az olan ticari alışverişlerin ertelenmesine yol açacağını ifade etti.
Cenevre'de ise Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan, son verilerle kanıtlandığı üzere koronavirüsün yayılması ve vakaların ciddiyetindeki belirgin düşüşe rağmen birçok ülkeden yeni vakalarla ilgili alınan bilgilere yönelik endişesini dile getirdi. 
Arjantin, bir önceki gün 7 bini aştıktan sonra 10 bin 550'ye ulaşan yeni günlük vaka sayısında dün rekor kırdı. Arjantin’in Latin Amerika'da tam izolasyon önlemleri uygulayan ilk ülke olduğu bilinmesine rağmen başkent Buenos Aires, dün 6 bin 628 vaka kaydederek salgının merkez üssü haline geldi. 
Hindistan'da sağlık yetkilileri, geçtiğimiz Perşembe günü 75 bini aşan günlük vaka sayısında yeni bir rekor kırarak vaka sayısının dün 3 milyon 31 bine çıktığını bildirdi. Ayrıca Hindistan'ın vaka oranlarında Asya'da birinci, dünya çapında ise ABD ve Brezilya'dan sonra üçüncü sırada olduğu belirtildi. Hindistan’da son 24 saat içinde ölenlerin sayısı bini aşmıştı. 
Güney Kore'de günlük vaka sayısının dini gruplardan birinin üyeleri arasında yoğun bir salgın odağının ortaya çıktığı Mart ayı başından bu yana en yüksek rakam olan 441'e ulaşması WHO yetkilileri arasında da endişeye neden oldu. 

İki dozlu aşılar 
WHO kayıtlarına göre en gelişmiş aşılardan birini üreten ABD şirketi Moderna'nın Tıbbi Direktörü Tal Zaks, geliştirilmekte olan aşıların özellikleri ve salgına karşı etkinliği konusundaki tartışmalar bağlamında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Aşı dünyasındaki mevcut hiçbir aşıda yüzde 100 etkinlik söz konusu değil. Bazı durumlarda aşının etkisizliğine yol açan nedenleri bilmek kolay değil. Ancak aşının etkinliğini sağlamak için mümkün olan tüm deneyleri yapmak ve etkisizliğin nedenlerini açıklamaya yardımcı olan bilgileri toplamak bizim görevimiz.”
Moderna Şirketi, deneysel bir aşının tasarımını belirleyerek 13 Ocak’ta, yani Çin sağlık yetkililerinin yeni tip koronavirüsün (Kovid-19)  bilimsel kimliğini yayınlamasından sadece iki gün sonra aşıyı geliştirmeye başladı. Üçüncü ve son klinik deney aşamasına ulaşan aşının şu anda uluslararası düzeyde 30 bin gönüllü arasında test edildiğini belirten Zaks, şu ana kadar 55 yaşın üzerindeki kişiler üzerinde yapılan testlerin sonuçlarının umut verici olduğunu ve kendisinin de aşıyı yaptıranlardan biri olduğunu söyledi.
Zaks, söz konusu aşıyı üreten şirketin karar verdiği iki doz sistemini  benimseme nedenleriyle ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“İkinci doz bağışıklık tepkisini harekete geçiriyor. Tek bir doz yeterli olabilir, ancak bu virüsün ciddiyeti göz önüne alındığında risklerden kaçınmak ve mümkün olan en yüksek güvenlik derecelerini sağlamak için iki dozu test etmeye karar verdik.”
İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nde geliştirilen diğer gelişmiş aşının da iki dozda olacağı biliniyor. WHO uzmanlarının bildirdiğine göre bu durum, salgını tamamen ortadan kaldırmak için iki doz aşı ihtiyacının doğrulanması durumunda dolaşımının büyük lojistik kaynaklar gerektireceği anlamına geliyor.
Zaks açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın talep ettiği üzere ABD başkanlık seçimlerinden önce aşıyı kullanmaya başlama fikrini reddetti. Deneylerin üçüncü aşamasının başarısının ve tamamlanmasının virüsün bu aşamada üzerinde denenecek 30 bini aşan gönüllüden en az yarısına bulaşmasına ve gözlemlenmesine bağlı olduğunu belirten Zaks sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Gelecek yılın başına kadar beklesek bile elimizdeki bilgiler bugünkü bilinmeyenleri belirlemek için yeterli olmayacak ve ayrıca bu arada yaşanacak beklenmedik gelişmeleri de göz ardı edemeyiz. Önemli olan, bireylerin uygun kararı vermesine imkan verecek yeterli bilgiyi sağlamak ve hükümetlerin vatandaşlar için böylesine temel bir karar alabilmesini sağlamaktır.”



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.