Koronavirüsün yeniden odak noktası olma yolunda Avrupa… Önlemler artırılacak mı?

Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)
Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)
TT

Koronavirüsün yeniden odak noktası olma yolunda Avrupa… Önlemler artırılacak mı?

Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)
Paris’te dün sokaklarda maske takmak zorunlu hale getirildi. (AFP)

İtalya Sağlık Bakanı Roberto Speranza, ülkede Salı günü 878 vakanın kaydedilmesinin ardından vaka sayılarının bir sonraki gün bin 367'ye sıçraması ve Perşembe günü bin 500, dün ise bin 714'e ulaşan günlük vaka sayısındaki istikrarlı artışın ardından ülkesinin yeni bir genel izolasyon aşamasının eşiğinde olduğuna yönelik iddiaları yalanladı. Sardinya Adası’ndaki ünlü gece kulüplerinden birinde yoğun bir şekilde yeni vakaların kaydedilmesi, gelecek günlerde çok sayıda vakanın ortaya çıkacağı endişesine yol açtı. 
Speranza konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Sağlık durumu kontrol altında ve hastanelerde yoğun bir baskı söz konusu değil” ifadesini kullandı. Ayrıca, Eylül ayının ortasında planlandığı gibi okullardaki faaliyetlerin yeniden başlayacağı ve bölge ve belediye seçimlerinin zamanında yapılacağının altını çizdi. 
İtalya’nın Milano şehri dün yeni güne, bölgedeki bir yaşlı bakım evinde yeni bir salgın odağı haberi ile uyandı. Yaşlı bakım evinde kalan 27 kişiye koronavirüs bulaştığı kaydedildi. Bu durum, salgının en yoğun olduğu Mart ayındaki dönemde İtalya'nın kuzeyinde yaşlı bakım evlerinin yaşadığı trajik durumu akıllara getirdi. 
Yeni vakaların hızla artmasıyla birlikte İtalya'da Kovid-19 ile enfekte olanların yaş ortalaması 30 yaşın altına düşerken, hükümet salgın durumunun kötüleşmesi durumunda hastaneler üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla önümüzdeki ayın ilk yarısında nüfusun dörtte birini influenzaya karşı aşılama planını açıkladı. 

Yeni bir izolasyon dönemi mi? 
Fransa, önceki gün 3 bin 304'e kıyasla Çarşamba günü 5 bin 429 yeni vaka kaydederken dün 5 bin 500'ün üzerinde vaka bildirdi. Fransa hükümeti, gelecek ayın başında başlayacak olan öğretim yılının başından itibaren tüm öğretmenlere ve 11 yaşını aşan öğrencilere koruyucu maske takılmasını zorunlu kıldığını duyururken, başkent Paris’teki yetkililer de Cuma gününden itibaren tüm halka açık yerlerde ve sokaklarda maske kullanımının zorunlu hale geldiğini bildirdi. 
Fransa Başbakanı Jean Castex, 21 Fransız vilayetini salgın durumunun ciddiyeti nedeniyle kırmızı bölge ilan ettikten sonra devletin tam izolasyon önlemlerine başvurmaktan kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapacağını belirtti. Ancak bunun için vatandaşları davranışlarına ve halka açık yerlerde önleyici tedbirlere uymaları gerektiği konusunda uyararak, "Tam veya kısmi izolasyon planları hazır ve sağlık sistemi de yeni bir salgın dalgası durumu için hazır. Ancak umarım bu duruma gelmeyiz” diye konuştu.
İspanya'da ise günlük vaka sayısı artmaya devam ediyor. İspanya dün yaklaşık 10 bin vakayla yeni bir rekora ulaştı ve ülkede 24 ölüm kaydedildi. Madrid'in ilk sıralarda yer aldığı birçok bölge, Milli Eğitim Bakanı’nın okullara yeniden dönme tarihinden önce olağanüstü hal ilan etmeye hazırlanıyor.
Brüksel'den bir AB Komisyonu sözcüsü konuyla alakalı yaptığı açıklamada, "Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkelerde okul faaliyetlerinin yeniden başlamasına kadar olan sürenin, salgın durumunun ana hatlarını ve bunun üzerine önümüzdeki haftalarda alınacak önlemleri belirlemek için çok önemli olacağı" uyarısında bulundu. Sözcü, tam izolasyon önlemlerine geri dönülme ihtimalinin uzak olduğunu belirtirken ülkelerin uyguladığı karantina tedbirleri ve bazı yerlere seyahat etmekten kaçınmaya yönelik tavsiyelerin, AB ülkeleri arasında iç hareketin engellenmesine ve normal idari faaliyetlerin yeniden başlama sürelerinin ve hala yarıdan az olan ticari alışverişlerin ertelenmesine yol açacağını ifade etti.
Cenevre'de ise Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan, son verilerle kanıtlandığı üzere koronavirüsün yayılması ve vakaların ciddiyetindeki belirgin düşüşe rağmen birçok ülkeden yeni vakalarla ilgili alınan bilgilere yönelik endişesini dile getirdi. 
Arjantin, bir önceki gün 7 bini aştıktan sonra 10 bin 550'ye ulaşan yeni günlük vaka sayısında dün rekor kırdı. Arjantin’in Latin Amerika'da tam izolasyon önlemleri uygulayan ilk ülke olduğu bilinmesine rağmen başkent Buenos Aires, dün 6 bin 628 vaka kaydederek salgının merkez üssü haline geldi. 
Hindistan'da sağlık yetkilileri, geçtiğimiz Perşembe günü 75 bini aşan günlük vaka sayısında yeni bir rekor kırarak vaka sayısının dün 3 milyon 31 bine çıktığını bildirdi. Ayrıca Hindistan'ın vaka oranlarında Asya'da birinci, dünya çapında ise ABD ve Brezilya'dan sonra üçüncü sırada olduğu belirtildi. Hindistan’da son 24 saat içinde ölenlerin sayısı bini aşmıştı. 
Güney Kore'de günlük vaka sayısının dini gruplardan birinin üyeleri arasında yoğun bir salgın odağının ortaya çıktığı Mart ayı başından bu yana en yüksek rakam olan 441'e ulaşması WHO yetkilileri arasında da endişeye neden oldu. 

İki dozlu aşılar 
WHO kayıtlarına göre en gelişmiş aşılardan birini üreten ABD şirketi Moderna'nın Tıbbi Direktörü Tal Zaks, geliştirilmekte olan aşıların özellikleri ve salgına karşı etkinliği konusundaki tartışmalar bağlamında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Aşı dünyasındaki mevcut hiçbir aşıda yüzde 100 etkinlik söz konusu değil. Bazı durumlarda aşının etkisizliğine yol açan nedenleri bilmek kolay değil. Ancak aşının etkinliğini sağlamak için mümkün olan tüm deneyleri yapmak ve etkisizliğin nedenlerini açıklamaya yardımcı olan bilgileri toplamak bizim görevimiz.”
Moderna Şirketi, deneysel bir aşının tasarımını belirleyerek 13 Ocak’ta, yani Çin sağlık yetkililerinin yeni tip koronavirüsün (Kovid-19)  bilimsel kimliğini yayınlamasından sadece iki gün sonra aşıyı geliştirmeye başladı. Üçüncü ve son klinik deney aşamasına ulaşan aşının şu anda uluslararası düzeyde 30 bin gönüllü arasında test edildiğini belirten Zaks, şu ana kadar 55 yaşın üzerindeki kişiler üzerinde yapılan testlerin sonuçlarının umut verici olduğunu ve kendisinin de aşıyı yaptıranlardan biri olduğunu söyledi.
Zaks, söz konusu aşıyı üreten şirketin karar verdiği iki doz sistemini  benimseme nedenleriyle ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“İkinci doz bağışıklık tepkisini harekete geçiriyor. Tek bir doz yeterli olabilir, ancak bu virüsün ciddiyeti göz önüne alındığında risklerden kaçınmak ve mümkün olan en yüksek güvenlik derecelerini sağlamak için iki dozu test etmeye karar verdik.”
İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'nde geliştirilen diğer gelişmiş aşının da iki dozda olacağı biliniyor. WHO uzmanlarının bildirdiğine göre bu durum, salgını tamamen ortadan kaldırmak için iki doz aşı ihtiyacının doğrulanması durumunda dolaşımının büyük lojistik kaynaklar gerektireceği anlamına geliyor.
Zaks açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın talep ettiği üzere ABD başkanlık seçimlerinden önce aşıyı kullanmaya başlama fikrini reddetti. Deneylerin üçüncü aşamasının başarısının ve tamamlanmasının virüsün bu aşamada üzerinde denenecek 30 bini aşan gönüllüden en az yarısına bulaşmasına ve gözlemlenmesine bağlı olduğunu belirten Zaks sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Gelecek yılın başına kadar beklesek bile elimizdeki bilgiler bugünkü bilinmeyenleri belirlemek için yeterli olmayacak ve ayrıca bu arada yaşanacak beklenmedik gelişmeleri de göz ardı edemeyiz. Önemli olan, bireylerin uygun kararı vermesine imkan verecek yeterli bilgiyi sağlamak ve hükümetlerin vatandaşlar için böylesine temel bir karar alabilmesini sağlamaktır.”



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.