Husilerin saldırıları ve ihlalleri nedeniyle binlerce Yemenli aile göç etti

Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)
Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)
TT

Husilerin saldırıları ve ihlalleri nedeniyle binlerce Yemenli aile göç etti

Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)
Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)

Yemen ve uluslararası alanda hazırlanan raporlar, Husi milislerin Marib, Cevf, Hudeyde ve diğer Yemen illerinde son zamanlarda hız kazanan baskıların ve sivillere yönelik tekrarlanan ihlallerin binlerce Yemenli aileyi kendilerini korumaya almak, güvenlik ve barınma sağlayabilecekleri yerler aramak için kaçmaya ve göçe zorlandığını ortaya koydu.
Şehirleri istila ederek savaşmaya devam eden ederek yüz binlerce Yemenliyi yerlerinden eden Husi grubu, ülkenin birçok şehrinde ve bölgesindeki kamplarda kalan yerinden edilmiş kişileri hedef almaya ve kovuşturmaya devam ediyor.
Sana’dan askeri bir kaynak milislerin başta Marib çevresinde, Cevf, Hudeyde, ed-Dali ve diğer Yemen illerindeki birkaç farklı cephede işledikleri suçları ve saldırıları artırmasının Yemen’deki göç krizini körüklediğini aktardı. Nitekim göç oranlarının birkaç ay öncesine nazaran birkaç kat arttığı belirtiliyor.
Grubun İran'ın Yemen ve bölgedeki çıkarlarına hizmet için 5 yıldan uzun bir süre önce başlattığı savaş sonucunda ülkede yerinden edilmiş insan sayısının 3 milyonu geçtiğini belirten kaynak, Birleşmiş Milletler’in (BM) raporlarına göre 2019 başından bu yana yaklaşık 393 bin kişinin yerinden edildiğini aktardı.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Yemen'de yerinden edilen aile sayısındaki artışın nedeninin, milislerin kendi kontrol alanlarındaki sivillere yönelik sürdürdüğü suçlar ve ihlaller ile meşru hükümetin kontrolü altındaki şehir ve yerleşimlere yönelik kasıtlı saldırıları olduğunu kaydetti.
Sana'daki insani yardım çalışanlarının Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda yerlerinden edilen on binlerce kişinin kamplarda yaşadıkları trajik koşullara dikkat çekildi.
Söz konusu kimselerin Husilerin hedef aldığı evlerini terk ettikleri anda başlayan dramları, Husilerin sızdığı yollarda ve ulaşmaya çalıştıkları uzak bölgelere vardıklarında bile devam ediyor.
Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Husi milislerin Marib’de devam ettiği saldırıları nedeniyle 30 Ağustos ile 5 Eylül haftası içerisinde yaklaşık 543 ailenin, yani 3 bin 258 kişinin yerinden edildiğini bildirdi.
IOM geçen ay başlarında yayınladığı bildiride sel ve Kovid-19 salgını nedeniyle Yemen'de bin 290 ailenin yerinden edildiğini duyurmuştu. Örgüt, 2020 başından bu yana çatışma veya seller nedeniyle en az 134 bin Yemenlinin (veya 22 bin 324 aile) en az bir kez yerlerinden edildiği tahmininde bulunuyor.
Marib'deki yerel haberlerde, Tahran destekli grubun son zamanlarda Marib yakınlarındaki birkaç cepheye yönelik artan saldırılarına yerinden edilenlerin kaldığı kamp ve yerleşim yerlerine yönelik bombardımanın eşlik ettiği aktarıldı.
IOM, Husilerin Hudeyde cephesinde artan saldırılarının bazı aileleri güvenlik ve barınma arayışı için kaçmaya, sahip olduklarını, içinde yaşadıkları toplumu ve geçim kaynaklarını bu yolda feda etmeye zorladığını bildirdi. Açıklamada 30 Ağustos - 5 Eylül arasında Hudeyde’den 118 ailenin göç ettiği, bunlardan 58’inin ed-Dureyhimi ilçesinden olduğu kaydedildi.
Doğal afetlere Husilerin uyguladığı şiddetin de eklenmesi, özellikle Marib, Hudeyde, ed-Dali ve Taiz’de göç dalgasının artmasına sebebiyet verdi.
Hudeyde’den yerel kaynaklar; Hays, el-Faze, et-Tuheyta, Dureyhimi ve el-Cebeliyye gibi güney bölgelerinin tekrarlanan Husi saldırılarına maruz kalmaya devam ettiğini bildirdi. Başarısız sızma girişimleri ve ağır silahlarla düzenlenen rastgele saldırıların BM denetimindeki Stockholm Anlaşması’na aykırı olduğu kaydedildi.
Kaynaklar, Husilerin devam ettirdiği bu şiddetin sivil can kaybının artmasına, çok sayıda ailenin yerlerinden edilmesine, evlerin yıkılmasına ve geçim kaynaklarının kesilmesine neden olduğunu doğruladı.
Yakın tarihli yerel bir rapor, Husi kontrolü altındaki bölgelerden ve temas hatlarından Hadramut vilayetindeki Seiyun şehrine göç eden aile sayısının yaklaşık 2 bin 556'ya ulaştığını ortaya koydu.
Seiyun'daki Yerinden Edilmiş Kişiler için Yürütme Birimi, kuzey Yemen illerindeki evleri Husi grubu tarafından yıkılan ve mülkleri yağmalanan bu kişilerin göç etmek zorunda kaldığını, silah zoruyla evlerini terk etmeleri nedeniyle zorlu psikolojik koşullar altında yaşadıklarını aktardı.
Yerinden edilenlerin vardığı merkezlerden biri haline gelen şehirde kira fiyatlarının önemli ölçüde artması nedeniyle yerinden edilenlerin büyük çoğunluğu yaşamını çökme tehlikesi altındaki çamur evlerde sürdürüyor. Söz konusu birim, bu kişilerden çoğunun aileleri ve çocukları için yiyecek sağlayabilecekleri bir gelire sahip olmadığına dikkat çekti.
Önceki yerel raporlara göre 2019'un mayıs ayında, Nisan 2016'dan bu yana yerinden edilen yaklaşık 10 bin 571 kişi (ortalama bin 472 aile) olduğu saptandı.
Yine aynı raporlara göre Hadramut'a yönelik göç dalgası; otel, konut, ev ve daire kira fiyatlarında dalgalanmalara, hizmetler, okullar, sağlık birimleri ve hastaneler üzerinde ciddi baskılar oluşmasına neden oldu.

Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırı girişimleri
ABD, Husilerin Suudi Arabistan’da sivilleri hedef alma girişimlerini kınadı.
ABD’nin Riyad Büyükelçisi John Abizaid konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Husilere silah akışının kesilmesi ve milislerin Yemen halkına ve Yemen’in komşu ülkelerine yönelik çirkin saldırılarının durdurulması için uluslararası topluma İran’a yönelik silah ambargosunu uzatma çağrısında bulundu.
BM'nin çatışmayı barışçıl bir çözüme ulaştırma yönünde gösterdiği çabaları desteklediğini duyuruan ABD, Yemen halkının acılarını sona erdirmek için tarafları BM himayesindeki müzakere masasına davet etti.
Yemen'de meşruiyeti destekleyen Arap Koalisyonu perşembe sabahı, terörist Husi milislerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil yerleşim birimlerini sistematik ve kasıtlı biçimde vurmak için gönderdiği bir dizi balistik füzenin ve bomba taşıyan bir silahlı insansız hava aracının  imha edildiğini bildirdi.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, terörist Husi milislerin balistik füzeler ve bombalı insansız hava aracı kullanaraksivilleri ve sivil yerleşim birimlerini kasıtlı bir biçimde hedef alarak düşmanlığı ve terörizmi körüklediğini vurguladı. Aynı zamanda Koalisyon Ortak Kuvvetleri’nin söz konusu tehditlere karşı koyma, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerdeki bu tür girişimleri izleyerek engelleme, etkisiz hale getirme ve yok etmedeki etkinliğine dikkat çekti.
Albay Maliki ayrıca Koalisyon Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın sivilleri ve sivil yerleşim birimlerini korumak için gerekli tüm hazırlıkları yaptığını, bu tür terör eylemlerini ve girişimlerini durdurmak için uluslararası insan hakları hukuku ve örfi kurallar doğrultusunda tüm operasyonel tedbirleri aldığını vurguladı.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.