Husilerin saldırıları ve ihlalleri nedeniyle binlerce Yemenli aile göç etti

Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)
Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)
TT

Husilerin saldırıları ve ihlalleri nedeniyle binlerce Yemenli aile göç etti

Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)
Yemen'de yerlerinden edilenlerin Hacca’da kaldığı kampa sığınan bir kadın ve çocukları. (AFP)

Yemen ve uluslararası alanda hazırlanan raporlar, Husi milislerin Marib, Cevf, Hudeyde ve diğer Yemen illerinde son zamanlarda hız kazanan baskıların ve sivillere yönelik tekrarlanan ihlallerin binlerce Yemenli aileyi kendilerini korumaya almak, güvenlik ve barınma sağlayabilecekleri yerler aramak için kaçmaya ve göçe zorlandığını ortaya koydu.
Şehirleri istila ederek savaşmaya devam eden ederek yüz binlerce Yemenliyi yerlerinden eden Husi grubu, ülkenin birçok şehrinde ve bölgesindeki kamplarda kalan yerinden edilmiş kişileri hedef almaya ve kovuşturmaya devam ediyor.
Sana’dan askeri bir kaynak milislerin başta Marib çevresinde, Cevf, Hudeyde, ed-Dali ve diğer Yemen illerindeki birkaç farklı cephede işledikleri suçları ve saldırıları artırmasının Yemen’deki göç krizini körüklediğini aktardı. Nitekim göç oranlarının birkaç ay öncesine nazaran birkaç kat arttığı belirtiliyor.
Grubun İran'ın Yemen ve bölgedeki çıkarlarına hizmet için 5 yıldan uzun bir süre önce başlattığı savaş sonucunda ülkede yerinden edilmiş insan sayısının 3 milyonu geçtiğini belirten kaynak, Birleşmiş Milletler’in (BM) raporlarına göre 2019 başından bu yana yaklaşık 393 bin kişinin yerinden edildiğini aktardı.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Yemen'de yerinden edilen aile sayısındaki artışın nedeninin, milislerin kendi kontrol alanlarındaki sivillere yönelik sürdürdüğü suçlar ve ihlaller ile meşru hükümetin kontrolü altındaki şehir ve yerleşimlere yönelik kasıtlı saldırıları olduğunu kaydetti.
Sana'daki insani yardım çalışanlarının Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda yerlerinden edilen on binlerce kişinin kamplarda yaşadıkları trajik koşullara dikkat çekildi.
Söz konusu kimselerin Husilerin hedef aldığı evlerini terk ettikleri anda başlayan dramları, Husilerin sızdığı yollarda ve ulaşmaya çalıştıkları uzak bölgelere vardıklarında bile devam ediyor.
Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Husi milislerin Marib’de devam ettiği saldırıları nedeniyle 30 Ağustos ile 5 Eylül haftası içerisinde yaklaşık 543 ailenin, yani 3 bin 258 kişinin yerinden edildiğini bildirdi.
IOM geçen ay başlarında yayınladığı bildiride sel ve Kovid-19 salgını nedeniyle Yemen'de bin 290 ailenin yerinden edildiğini duyurmuştu. Örgüt, 2020 başından bu yana çatışma veya seller nedeniyle en az 134 bin Yemenlinin (veya 22 bin 324 aile) en az bir kez yerlerinden edildiği tahmininde bulunuyor.
Marib'deki yerel haberlerde, Tahran destekli grubun son zamanlarda Marib yakınlarındaki birkaç cepheye yönelik artan saldırılarına yerinden edilenlerin kaldığı kamp ve yerleşim yerlerine yönelik bombardımanın eşlik ettiği aktarıldı.
IOM, Husilerin Hudeyde cephesinde artan saldırılarının bazı aileleri güvenlik ve barınma arayışı için kaçmaya, sahip olduklarını, içinde yaşadıkları toplumu ve geçim kaynaklarını bu yolda feda etmeye zorladığını bildirdi. Açıklamada 30 Ağustos - 5 Eylül arasında Hudeyde’den 118 ailenin göç ettiği, bunlardan 58’inin ed-Dureyhimi ilçesinden olduğu kaydedildi.
Doğal afetlere Husilerin uyguladığı şiddetin de eklenmesi, özellikle Marib, Hudeyde, ed-Dali ve Taiz’de göç dalgasının artmasına sebebiyet verdi.
Hudeyde’den yerel kaynaklar; Hays, el-Faze, et-Tuheyta, Dureyhimi ve el-Cebeliyye gibi güney bölgelerinin tekrarlanan Husi saldırılarına maruz kalmaya devam ettiğini bildirdi. Başarısız sızma girişimleri ve ağır silahlarla düzenlenen rastgele saldırıların BM denetimindeki Stockholm Anlaşması’na aykırı olduğu kaydedildi.
Kaynaklar, Husilerin devam ettirdiği bu şiddetin sivil can kaybının artmasına, çok sayıda ailenin yerlerinden edilmesine, evlerin yıkılmasına ve geçim kaynaklarının kesilmesine neden olduğunu doğruladı.
Yakın tarihli yerel bir rapor, Husi kontrolü altındaki bölgelerden ve temas hatlarından Hadramut vilayetindeki Seiyun şehrine göç eden aile sayısının yaklaşık 2 bin 556'ya ulaştığını ortaya koydu.
Seiyun'daki Yerinden Edilmiş Kişiler için Yürütme Birimi, kuzey Yemen illerindeki evleri Husi grubu tarafından yıkılan ve mülkleri yağmalanan bu kişilerin göç etmek zorunda kaldığını, silah zoruyla evlerini terk etmeleri nedeniyle zorlu psikolojik koşullar altında yaşadıklarını aktardı.
Yerinden edilenlerin vardığı merkezlerden biri haline gelen şehirde kira fiyatlarının önemli ölçüde artması nedeniyle yerinden edilenlerin büyük çoğunluğu yaşamını çökme tehlikesi altındaki çamur evlerde sürdürüyor. Söz konusu birim, bu kişilerden çoğunun aileleri ve çocukları için yiyecek sağlayabilecekleri bir gelire sahip olmadığına dikkat çekti.
Önceki yerel raporlara göre 2019'un mayıs ayında, Nisan 2016'dan bu yana yerinden edilen yaklaşık 10 bin 571 kişi (ortalama bin 472 aile) olduğu saptandı.
Yine aynı raporlara göre Hadramut'a yönelik göç dalgası; otel, konut, ev ve daire kira fiyatlarında dalgalanmalara, hizmetler, okullar, sağlık birimleri ve hastaneler üzerinde ciddi baskılar oluşmasına neden oldu.

Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırı girişimleri
ABD, Husilerin Suudi Arabistan’da sivilleri hedef alma girişimlerini kınadı.
ABD’nin Riyad Büyükelçisi John Abizaid konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Husilere silah akışının kesilmesi ve milislerin Yemen halkına ve Yemen’in komşu ülkelerine yönelik çirkin saldırılarının durdurulması için uluslararası topluma İran’a yönelik silah ambargosunu uzatma çağrısında bulundu.
BM'nin çatışmayı barışçıl bir çözüme ulaştırma yönünde gösterdiği çabaları desteklediğini duyuruan ABD, Yemen halkının acılarını sona erdirmek için tarafları BM himayesindeki müzakere masasına davet etti.
Yemen'de meşruiyeti destekleyen Arap Koalisyonu perşembe sabahı, terörist Husi milislerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil yerleşim birimlerini sistematik ve kasıtlı biçimde vurmak için gönderdiği bir dizi balistik füzenin ve bomba taşıyan bir silahlı insansız hava aracının  imha edildiğini bildirdi.
Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, terörist Husi milislerin balistik füzeler ve bombalı insansız hava aracı kullanaraksivilleri ve sivil yerleşim birimlerini kasıtlı bir biçimde hedef alarak düşmanlığı ve terörizmi körüklediğini vurguladı. Aynı zamanda Koalisyon Ortak Kuvvetleri’nin söz konusu tehditlere karşı koyma, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerdeki bu tür girişimleri izleyerek engelleme, etkisiz hale getirme ve yok etmedeki etkinliğine dikkat çekti.
Albay Maliki ayrıca Koalisyon Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın sivilleri ve sivil yerleşim birimlerini korumak için gerekli tüm hazırlıkları yaptığını, bu tür terör eylemlerini ve girişimlerini durdurmak için uluslararası insan hakları hukuku ve örfi kurallar doğrultusunda tüm operasyonel tedbirleri aldığını vurguladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.