Rusya'nın müdahalesi Karabağ’da silah seslerini susturdu

Bakü ‘zafer’ ilan ederken Erivan iç sarsıntılarla boğuşuyor.

Dün Erivan'daki Ermeni Parlamentosu binasına giren göstericiler Putin ve Aliyev'in imzaladığı anlaşmayı protesto ettiler. (EPA)
Dün Erivan'daki Ermeni Parlamentosu binasına giren göstericiler Putin ve Aliyev'in imzaladığı anlaşmayı protesto ettiler. (EPA)
TT

Rusya'nın müdahalesi Karabağ’da silah seslerini susturdu

Dün Erivan'daki Ermeni Parlamentosu binasına giren göstericiler Putin ve Aliyev'in imzaladığı anlaşmayı protesto ettiler. (EPA)
Dün Erivan'daki Ermeni Parlamentosu binasına giren göstericiler Putin ve Aliyev'in imzaladığı anlaşmayı protesto ettiler. (EPA)

Dağlık Karabağ'daki savaş cephelerinde yaşanan gelişmeler hız kazanırken Kremlin'in dün ani ve kararlı müdahalesinden saatler sonra, Ermenistan ve Azerbaycan arasında acil ateşkesi öngören üçlü bir anlaşmanın imzalandığı duyuruldu. Kremlin'in resmi internet sitesinde yayınlanan anlaşma metninde, Dağlık Karabağ bölgesi çevresinde yeni bir nüfuz haritasının çizileceği düzenlemeler yer aldı. Yeni düzenlemeler, Azerbaycan kuvvetlerinin bir eksende kaydettiği ilerleme sonrası ortaya çıkan yeni saha doğrultusunda geldi.
Moskova dün yeni ateşkes hattında savaşan tarafları ayırmak için Rus güçlerinin bölgeye konuşlandırmaya başladı. Azerbaycan ile Rusya arasında ateşkesin izlenmesinde Türkiye’nin rol üstlenip üstlenmemesi konusunda ise anlaşmazlıklar yaşandı.
Rusya Savunma Bakanlığı'nın pazartesi akşamı Azerbaycan tarafından Ermenistan topraklarında bir Rus askeri helikopterinin düşürüldüğüne dair açıklamasından saatler sonra tarafların hamleleri hız kazanırken bölgede 47 gündür devam eden çatışmaların seyri değişti.
Bakü, helikopteri kazara düşürdüğünü kabul ederken resmi bir özür diledi. Moskova'ya tazminat ödemeye hazır olduğunu söyledi. Bu gelişme, Kremlin'i üç taraf arasında acil bir müzakere başlatmaya yöneltti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin salı gecesi geç saatlerde televizyonda kısa bir konuşma yaptı ve ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasında Dağlık Karabağ’da ateşkese dair ortak bir bildirge imzaladığı duyuruldu.
Azerbaycan ve Ermenistan kuvvetlerinin mevcut pozisyonlarında kalmalarını öngören anlaşmada ateşkesin tam olarak 10 Kasım’da, Moskova saatiyle gece yarısından itibaren başlayacağı belirtildi.
Anlaşmaya göre Erivan’ın Dağlık Karabağ'ın Ermenistan ile bağlantısını garanti eden beş kilometre genişliğindeki Laçin Koridoru'nu kontrolünde tutması şartıyla Kelbecer bölgesini ayın ortasına kadar, Laçin bölgesini ise gelecek ayın başında Azerbaycan'a iade etmesi gerekiyor. Anlaşma, Bakü'nün daha önce kontrol sağladığını duyurduğu Şuşa bölgesinin teslim edilmesi gereken topraklar arasında olmadığını teyit ederken bir başka madde Erivan'ın Ağdam bölgesini ve işgal ettiği Azerbaycan'ın Gazah bölgesini 20 Kasım'a kadar Bakü’ye iade etmesini öngörüyor.
Anlaşma, Rusya’nın Dağlık Karabağ’daki temas hattı ve Laçin Koridoru boyunca 90 zırhlı personel taşıyıcı ve 380 parça özel teçhizatlı bin 960 askerlerden oluşan barış gücü birliklerini konuşlandırmasını öngörüyor. Ayrıca Rus birlikleri, Ermeni ordusunun kararlaştırılan bölgelerden çekilmesiyle eşzamanlı olarak konuşlandırılacak.
Taraflar, Rus birliklerinin bölgedeki varlığını beş yıl olarak belirlerken anlaşmanın tüm taraflarının onayı ile ek süreler verilerek otomatik olarak yenilenebileceği konusunda anlaştılar. Aynı şekilde taraflar, barışın korunması ve ateşkesin izlenmesi için bir merkezin kurulması konusunda da uzlaşıya vardı.
Anlaşma ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde bölgesel başkent Stepanakert ile Ermenistan arasında iletişimi sağlamak amacıyla Laçin Koridoru boyunca yeni bir yol inşa etmek için bir plan geliştirilmesini ve Rus Barış Gücü birliklerinin daha sonra bu yolu korumak için yeniden konuşlandırılmasını içerirken plan mevcut ateşkesin nihai olarak kabul edilmesinin başlangıcı olarak görüldü. Azerbaycan, Laçin Koridoru boyunca ulaşım hatlarının güvenliğini sağlayacak.
Bir başka maddede taraflar, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) gözetiminde yerlerinden edilmiş kişilerin ve mültecilerin Dağlık Karabağ ve çevre bölgelere geri dönüşlerini garantilemeyi kabul etti.
Anlaşma ile ayrıca bölgedeki tüm ekonomik bağlantılara ve ulaşıma getirilen yasağın kaldırıldı. Bu bağlamda Ermenistan, Azerbaycan'ı Nahçıvan'a doğrudan bağlayacak yeni ulaşım hatları inşa etme planı çerçevesinde, Rusya sınır koruma güçlerinin planın uygulanmasını sağlaması şartıyla, Azerbaycan'ın batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşım hatlarının güvenliğini sağlama sözü verdi.
Diğer yandan anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından Ermenistan’ın başkenti Erivan ve diğer Ermeni bölgeleri, şiddet olaylarına dönüşen geniş çaplı protesto gösterilerine tanık oldu. Göstericiler parlamento binasını ve diğer hükümet binalarını basarak Azerbaycan'a ‘teslim olmayı’ reddettiler. Ermenistan iç sarsıntılarla boğuşurken bu durum Başbakan'ı ateşkesin ülkeyi daha geniş kayıplardan korumak için acil bir mesele haline geldiğini söylediği bir açıklama yapmaya itti. Ermenistan ordusunun, seferberliğe ve savaşmaya devam etme imkanlarının sınırlı hale gelmesinin ardından kendisinden anlaşmayı imzalamasını istediğini söyleyen Başbakan Paşinyan, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin çalışmaları sırasında yeniden konuşlanmasına izin vermeyen onlarca olayın yanı sıra gönüllü grupların mücadele kabiliyetinin zayıflığı ve askerlik hizmetinden kaçışlar gibi asker bulma konusundaki zorluklar dahil olmak üzere bir dizi sorunla karşı karşıya geldiğine işaret etti.
Kendisine yöneltilen bir soru üzerine Azerbaycan’a ait insansız hava araçlarının (İHA) Dağlık Karabağ'daki Ermeni güçlerine büyük zarar verdiğini belirten Paşinyan, Ermeni ordusunun neden benzer silahlar üretmediği sorusu üzerine ise, geçtiğimiz yıllarda bununla ilgili yetkili kurumların başındaki herkesin sorumluluklarını üstleneceğini bildirdi.
Paşinyan, içinde bulundukları durumun zorluğunu itiraf edercesine şu ifadeleri kullandı:
“Bölgedeki çatışmalar aynı hızda devam etseydi Karabağ tamamen kaybedilirdi, Füzuli, Cebrail, Kubatlı, Zengilan ve Hadrut Mahallesi'ni neredeyse tamamen kaybettik. Çatışma, başkent Stepanakertin 2-3 kilometre yakınlarına kadar ulaştı. Aynı hızda devam etseydi, birkaç gün içinde Artsah'ı (Dağlık Karabağ'ın Ermenice adı) kaybederdik.”
Diğer yandan Ermenistan’daki protesto gösterileri nedeniyle Ermenistan Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı, ortak bir açıklama yaparak halkı sakinleştirmeye çalışmak zorunda kaldı. Açıklamada, devletin temellerini sarsacak eylemlerden kaçınılması, çeşitli hatalardan dersler çıkarılması ve kahraman bir halkın hak ettiği çok daha güçlü ve verimli bir ordu yaratılması çağrısı yapıldı.
Buna karşın Bakü, ‘tam bir zafer’ ilan ederek sonucu kutladı. Cumhurbaşkanı Aliyev, anlaşmanın ulaşılan en iyi metin olduğunu ve hedeflerini tam anlamıyla karşıladığını söyledi. Askeri operasyonlarla büyük başarılar elde ettiklerini belirten Aliyev ”Çıkarlarımızı karşılayan bir siyasi sürecin zamanı geldi” dedi.
Diğer yandan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Türk askerlerinin bölgedeki ateşkesin izlenmesi çalışmalarına katılacağını söylemesi oldukça dikkat çekiciydi. Bu açıklamaya, Kremlin'den ve Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yanıt geldi. Kremlin’den yapılan açıklamada, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmaları durdurmaya yönelik yapılan üçlü anlaşmada, bölgeye Türk barış güçlerinin konuşlandırılabileceğine dair herhangi bir atıf bulunmadığı vurgulandı. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov yaptığı açıklamada, “Taraflar bu konuda hemfikir değildi ve Dağlık Karabağ'da Türk askerlerinin varlığına dair bir uzlaşı yapılmadı” dedi. Ateşkesin izlenmesi için Azerbaycan topraklarında bir merkez kurulmasının gündeme geldiğini belirten Peskov, merkezin Dağlık Karabağ’da değil, Azerbaycan’da olacağının altını çizdi. Peskov, Dağlık Karabağ’daki ateşkesi izlemek için Azerbaycan’da bir merkez kurulması konusunun ‘ayrı bir anlaşmaya tabi olacağını’ da sözlerine ekledi.
Peskov ayrıca Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eş başkanları ABD ve Fransa’nın, ‘Ermenistan ve Azerbaycan halkları için bir zafer’ olarak nitelendirdiği ateşkes anlaşmasının hazırlanmasına katılmadıklarını, çünkü bu sayede savaşın durduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Aliyev, anlaşmada merkezin kurulmasını şart koşan bir madde olduğuna işaret etti. Söz konusu merkezin, Rus ve Türk askeri personeline ev sahipliği yapacağını ve Türkiye’nin çatışmayı uzlaştırmaya ve ateşkesi izlemeye yönelik ileride yapılacak çabalarda resmi bir role sahip olacağını söyledi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye’nin Dağlık Karabağ'daki ateşkesin izlenmesine dahil olduğunu doğrulayarak ateşkesin nasıl izleneceğine dair görüşmelerin devam ettiğini bildirdi. Çavuşoğlu, tüm izleme sürecinin ortak yapılacağını ve Azerbaycan'da kalmaya devam edeceklerini vurguladı.
Buna karşın Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türk barış gücü birliklerinin bölgeye konuşlandırılması konusundaki tutumunu bir kez daha yineledi. Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova yaptığı açıklamada, ‘sadece Rusya'nın barış gücü askerleri bölgede konuşlandırılacağını’ söyledi. Zaharova, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un dün sabah Türk mevkidaşını aradığını ve görüşme sırasında Ankara'nın ‘üçlü bildiriye desteğini’ ifade ettiğini belirtti.



94 yaşındaki İsrailli, Netanyahu'nun rakibine oy verdikten sonra hayatını kaybetti

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)
TT

94 yaşındaki İsrailli, Netanyahu'nun rakibine oy verdikten sonra hayatını kaybetti

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)

94 yaşındaki bir adam, bu hafta düzenlenen tarihi İsrail seçimlerinde oy kullandıktan hemen sonra hayatını kaybetti.

Israel Kreis, salı günü oy kullanma merkezinden döndükten sonra Ramat Gan'daki apartmanının önünde yere yığıldı.

Kızı Shirley, babasının Binyamin Netanyahu'nun başlıca rakibi Gadi Eisenkot'a oy vermeye kararlı olduğunu söyledi.

İsrail'in tabloid gazetesi Yedioth Ahronoth'a konuşan Shirley, "Babam, onu Eisenkot'a oy vermeye götürmemi çok istiyordu" dedi.

Onu oy kullanma merkezine arabayla götürdüm ve dönüşte arabadan iner inmez yere yığıldı ve hayatını kaybetti.

Shirley, "Oy verebildiği için çok mutluyum. O, hepimize dışarı çıkıp oy vermemiz ve demokratik hakkımızı kullanmamız için örnek teşkil ediyor" diye ekledi.

Yayın kuruluşunun aktardığına göre İsrail'in Yashar Partisi'nin lideri Eisenkot, Shirley'nin babasının ölümünü öğrenince salı günü kendisini bizzat arayarak başsağlığı diledi.

İsrail'in gönüllü acil müdahale servisi ZAKA, Tel Aviv'in doğusundaki bir belediyenin sınırları içinde, bir konut binasının yakınında yaşlı bir adamın yere yığılarak hayatını kaybettiğine ilişkin ihbar aldığını açıkladı.

ZAKA, aileye destek verdiğini ve cenazeden önce naaşın mezarlığa götürüldüğünü belirtti.

Oyların neredeyse tamamının sayıldığı seçimlerde Eisenkot'un blokunun 48 sandalye kazanacağı tahmin edilirken Netanyahu 53 sandalyeye ulaşma yolunda.

Bu sonuçlar, her iki tarafın da 61 koltuk kazanarak gereken çoğunluğu elde edemeyeceği ve koalisyon kurmak zorunda kalacağı anlamına geliyor.

Bu durumda Netanyahu, koalisyon müzakereleri süresince ve gelecek yıl yapılması muhtemel bir sonraki seçime kadar geçici başbakan olarak görevde kalacak.

Uzmanlar, geçici hükümetin bazı kısıtlamalarla karşılaşsa da İran'la savaş konusundaki yetkileri dahil yetkilerini koruduğunu belirtiyor

SACDVFGB
İsrailli solcu aktivistler, hükümetin kurulması talebiyle  çarşamba günü Tel Aviv'de düzenlenen gösteri sırasında pankartlar tutarak sloganlar attı (AFP)

Hem Netanyahu hem de Eisenkot, seçimden sonra İsrail'i yönetme hakkının kendilerinde olduğunu savundu. Netanyahu sağcı bir hükümet çağrısı yaparken, Eisenkot ise seçmenlerin İsrail'i uzun süredir yöneten başbakanı reddettiğini söyledi.

Netanyahu, "güçlü, sağcı bir ulusal hükümet" kurulmasını talep ederken, Eisenkot halkın Netanyahu'nun başbakan koltuğunda oturmasına karşı oy kullandığını söyleyerek onu siyaseti bırakmaya çağırdı.

İki ana blokun dışındaki Arap partiler güç dengesini elinde tutabilir. Ancak Eisenkot'un bu partilerle hükümet kurmayı neredeyse tümüyle reddetmesi, iktidara giden yolunu zorlaştırıyor.

Independent Türkçe


Yapay zekada büyüme yetmiyor: Yatırımcıların odağı değişti

Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)
Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)
TT

Yapay zekada büyüme yetmiyor: Yatırımcıların odağı değişti

Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)
Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)

Wall Street, yapay zeka yatırımlarını finanse ederken güçlü nakit akışı yaratabilen Microsoft ve Oracle'ı ödüllendirirken, artan harcamaları ve Google Arama'nın yavaşlayan büyümesi nedeniyle Alphabet hisselerini sattı.

Microsoft hisseleri perşembe günü piyasa öncesi işlemlerde yüzde 2'den fazla yükselirken Google'ın çatı şirketi Alphabet hisseleri yaklaşık yüzde 11 geriledi.

Oracle ise dış finansman ihtiyacına sınır koymayı planladığını ve 2028 mali yılının ikinci yarısında pozitif nakit akışına geçmeyi beklediğini açıklamasının ardından çarşamba günü yüzde 11'e yakın değer kazandı.

Microsoft, büyük ölçekli yatırımlarına rağmen güçlü nakit üretimiyle Alphabet'ten ayrıştı. Şirket, mali yılının ilk çeyreğinde 45,2 milyar doları bilgi işlem altyapısının genişletilmesine ayırırken, 18,6 milyar dolar serbest nakit akışı yarattı. Bu rakam, Wall Street'in beklentisinin yaklaşık 10 milyar dolar üzerindeydi.

Reuters'ın analizine göre bu ayrışma, yatırımcıların yapay zeka altyapısına yönelik büyük harcamaları desteklemeye devam etmekle birlikte, bunların sonraki harcamaları finanse edecek büyümeyi sağlayıp sağlamadığına daha fazla önem verdiğini gösteriyor.

S&P Global Visible Alpha'dan Melissa Otto, Microsoft'un bilançosunun disiplinli büyümeye işaret ettiğini söylüyor. Google'ın ise nakit harcamalarının ve ana faaliyet alanındaki beklentilerin altında kaldığını ekliyor.

Check Capital'dan analist Jeremy Saltzberg, Alphabet'in rekabetçi kalabilmesi için büyük yatırımlar yapması gerektiğini savunuyor. Saltzberg'e göre OpenAI ve Anthropic'in yapay zeka yarışında öne geçtiği bir ortamda, gelecek yıl 150 milyar dolarlık sermaye harcaması yapamayan şirketlerin rekabet gücü zayıflayabilir.

WSJ'nin analizinde de bu sonuçların, yatırımcıların sektörde nakit akışına ve maliyetlerin nasıl karşılanacağına odaklandığını gösterdiği belirtiliyor.

Swissquote Bank analisti İpek Özkardeşkaya, yapay zeka yarışında liderliğin bilançolar üzerinde aşırı baskı yaratmadan bu teknolojiyi kârlı büyümeye dönüştürmeye bağlı olduğunu vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal


ABD, Bolsonaro ailesinin siyasi üssüne nasıl dönüştü?

Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)
Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)
TT

ABD, Bolsonaro ailesinin siyasi üssüne nasıl dönüştü?

Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)
Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)

Brezilya'da seçimi rakibi Luiz Inácio Lula da Silva karşısında kaybeden Senatör Flavio Bolsonaro, ABD'ye kaçan sağcı hareketin önde gelen isimlerine katıldı.

Flavio'nun 25 Ekim'deki devlet başkanlığı seçimlerinde yenildikten sonra hakkındaki kara para aklama soruşturması kapsamında pasaportlarını teslim etmesi istenmişti. Radikal sağcı siyasetçi, soruşturma ve seyahat yasağına rağmen gizlice ABD'ye kaçmış, X'te paylaştığı mektupta kendisini "Brezilya'nın lideri" ilan etmişti.

Brezilya Devlet Başkanı Lula ise Bolsonaro'nun ülkeyi terk etmesini "utanç verici" diye nitelemişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Brezilya'daki seçim sonuçlarını şüpheyle karşıladığını ve Bolsonaro'yla ailesinin ABD'ye girişine izin verdiğini açıklamıştı.

CNN'in analizinde ABD'nin Bolsonaro hareketinin "siyasi üssüne" dönüştüğü yazılıyor.

Rio Grande do Sul Papalık Katolik Üniversitesi'nden siyaset bilimci Teresa Cristina Schneider Marques'e göre ABD, Bolsonaro yanlıları için yalnızca sığınak değil, uluslararası siyasi nüfuz kurabilecekleri bir üs haline geldi.

Analist, ABD'deki Bolsonaro hareketinin Washington'ın politikalarını etkilemeyi, muhafazakar medya üzerinden Brezilya yargısının sağcılara karşı hamleler yaptığı iddialarını yaymayı ve ABD'deki Brezilya diasporasını harekete geçirmeyi amaçladığını söylüyor.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı'nın tahminlerine göre ABD'de yaklaşık 2 milyon Brezilyalı yaşıyor. Bu topluluk tarihsel olarak muhafazakar adayları destekledi. Bu yılki seçimde de ABD'de yaşayan Brezilyalı seçmenlerin yaklaşık yüzde 63'ü Flavio Bolsonaro'ya oy verdi.

ABD Başkanı, Liberal Parti'nin (PL) adayı Senatör Flavio Bolsonaro'ya açıkça destek vermese bile babası Jair Bolsonaro'yla yakın ilişkilere sahipti. Brezilya Yüksek Mahkemesi'nin Eylül 2025'te verdiği kararla Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra "demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe planı kurmak suçundan" 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Trump ise süreci "cadı avı" diye nitelemişti.

Bolsonaro, sağlık sorunları nedeniyle Mart 2026'dan bu yana cezasını ev hapsinde çekiyor. Senatör Flavio ise iktidara gelmesi halinde babası hakkında af çıkarmayı vaat ediyordu.

Diğer yandan Jair Bolsonaro da 2022 seçimlerini kaybettikten sonra, Lula'nın göreve başlamasından iki gün önce ABD'ye gitmiş ve yaklaşık üç ay sonra ülkesine dönmüştü.

Ayrıca Jair'in diğer oğlu Eduardo Bolsonaro da babasıyla ilgili hapis kararı açıklanmadan birkaç ay önce ABD'ye gitmişti. Daha sonra Eduardo, geçen yıl babası hakkında yürütülen darbe komplosu davasında Trump yönetiminin sürece müdahalesini istediği gerekçesiyle 4 yıl 2 ay hapis cezası almıştı. Cezası bu yıl haziranda açıklandıktan sonra kendisi bir daha Brezilya'ya dönmedi.

Marques'e göre Trump açısından Bolsonaro yanlılarını kabul etmek, ABD Başkanı'nın Latin Amerika'daki sol hükümetleri otoriter gibi göstermeye çalıştığı söylemini güçlendirebilir.

Independent Türkçe, CNN, Guardian