G20 Liderleri pandemiye karşı mücadele için buluştu

G20 Liderleri, krizlerle mücadele etmek için işbirliği ve dayanışmanın gerekliliğini vurguladı

G20 liderleri Kral Selman bin Abdülaziz'in konuşmasını dinliyor (Şarku’l Avsat)
G20 liderleri Kral Selman bin Abdülaziz'in konuşmasını dinliyor (Şarku’l Avsat)
TT

G20 Liderleri pandemiye karşı mücadele için buluştu

G20 liderleri Kral Selman bin Abdülaziz'in konuşmasını dinliyor (Şarku’l Avsat)
G20 liderleri Kral Selman bin Abdülaziz'in konuşmasını dinliyor (Şarku’l Avsat)

G20 ülkelerinden bazı liderler, dünyanın modern tarihte eşi görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, korona salgını ve insanlık üzerindeki yansımalarının üstesinden gelmenin yolunun işbirliği, dayanışma ve birlik olduğunu vurguladı.
Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen G20 zirvesinde liderler, topluluk ülkelerinin istisnasız herkese, özellikle yoksul ve gelişmekte olan ülkelere uygun fiyatla aşı sağlamaya yönelik önlemlere desteğinin ve ekonomik iyileşme için ihracat ve ithalat sınırların açılmasının önemini vurguladılar.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün zirvede yaptığı konuşmada, korona salgınıyla (Covid-19) mücadele etmek için Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kuruluşların ve ekonomiyi canlandırmak için bir paket oluşturan yirmi ülkenin ortaya koyduğu birçok girişimin olduğunu söyledi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomisini yeniden inşa etmek için büyük bir meblağ ayırmaktan bahsettiğini belirterek “biz tüm ülkelere tıbbi yardım sağlamak ve aşı dağıtmak için 21 milyar dolar bütçe ayırmaya çalışıyoruz. Rusya halkının sağlığı için daha önce benzeri görülmemiş önlemler aldı” dedi.
Putin, Rusya’daki ekonomiyi korumak için Merkez Bankası’nın pandemiden etkilenen şirketlere destek sağladığını belirtti ve “Bütçe desteğinin büyüklüğü gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 4,5'i kadardı ve bu önlemler Rusya'nın ekonomide daralma ya da ekonomide çöküş yaşamamasına yardımcı oldu” dedi.
Putin ayrıca “vergi gelirinin büyük ölçüde azaldığını ve küresel ticaretin etkilendiğini ortaya koydu. İthalatı ve ihracatı eski haline getirmek ve korumacılıktan çıkmak için çalışmalıyız ve genel olarak yirmi ülke ekonomik ve ticari ilişkiler kurmak için aralarında ortak bir yaklaşım aramalı çünkü Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bu sorunu tek başına çözemez ve şu anda bu örgütün alternatifi yoktur. Rusya, aşı konusunda ortak çözümler bulmayı amaçlayan mevcut zirve projesini desteklemektedir ve bilim adamlarımızın aşı konusunda ürettiklerini sunmaya hazırdır. Tüm kaynakları pandemiyle yüzleşmeye yönlendirmeliyiz” dedi.
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ise Suudi Arabistan'ın başkanlık ettiği G20 zirvesinde birlik ve dayanışma çağrısında bulunarak, dünyanın içinden geçtiği zorluklar ve krizler ışığında birleştirme çabalarının önemini vurguladı.
Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson konuşmasında İngiltere'nin her türlü aşıyı adil bir şekilde sağlamaya kararlı olduğunu vurgulayarak, aşıların korona krizinden çıkış yolumuz olabileceğini vurguladı.
Johnson, Krallığın G20 zirvesine başkanlık ettiği için Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz'e teşekkür etti ve "Kaderimiz birbirimizin ellerinde ve dünyada korona aşısı ile ilgili olumlu gelişmelere şahit olduk ve bu konuda ilerleme kaydedildi. Grup ülkelerinin aşının sağlanmasına yönelik bu önlemleri desteklediğini görmek isterim” dedi.
Birleşik Krallık Başbakanı, ülkesinin bir sanayi devrimi gerçekleştirmeye yönelik 10 maddelik bir planı onaylamasına ek olarak, İngiltere'deki aşı prosedürlerinde kaydedilen ilerlemeye değindi. Johnson ayrıca Neom'u "fosil yakıtlar üzerine kurulmuş, enerjisini temiz enerji ve güneş enerjisinden alan ve   geleceğin en çevre dostu şehri" olarak tanımladı.
Öte yandan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, dünyanın modern tarihte eşi görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olduğunu açıkça ortaya koydu ve başta ev sahibi ülke olan Suudi Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman olmak üzere tüm liderlere selamlarını iletti.
Bolsonaro, “yirmi ülke arasındaki işbirliğinin, korona salgını ve dünya üzerindeki yansımalarının üstesinden gelmenin ve sürdürülebilir bir ekonomik toparlanmaya geri dönmenin yolu olduğunu” belirterek, “Baştan beri nüfusun ve ekonominin sağlığını önemsemeye odaklandık, aynı zamanda ekonomik büyümenin geri dönüşü, halkımızın özgürlüğü ve refah sözlerimize uymalıyız” dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de, yirmi ülkenin liderlerinin korona salgını (Covid-19) ve etkileri ve yankıları ile yüzleşmek için ellerinden gelen her şeyi yapma yükümlülüğü olduğunu vurgulayarak “dünya on yıllardır en büyük meydan okumayla karşı karşıya ve dünyadaki en büyük ekonomiyi inşa etmek zorunda. Gelecek için daha güçlü ve yeşil bir ekonomi” dedi.
Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum konuşmasında, dünyanın bugün insanların krizin sonunu beklediği istisnai bir aşamada yaşadığını belirterek, bu krizden bir an önce çıkmanın ve en az kayıp ile toplu eylem ve uluslararası işbirliğinin de önemini teyit etti.
Maktum şunları söyledi:  “Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu salgın, G20'nin, dünyanın ortak zorluklarla yüzleşmek ve üstesinden gelmek için etrafında birleştiği bir ekonomik platform olarak oynadığı rolün altını çizdi ve bu sayede ülkeler ve hükümetler için mevcut olan en önemli fırsatları yakalamanın ve bunlardan halklar ve dünya için daha iyi bir gelecek için oluşturmanın yollarını tartışıyor. Zira bugün tehlike tüm dünyadaki herkesi hedef alıyor. Bu durum herkes için ortak bir kader haline geldi.”
Şeyh Muhammed, Suudi Arabistan’ın istisnai durumlarda zirve çalışmalarını yönetmesini, Krallığın küresel olarak liderlik rolü ile  devletlerin ve halkların karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için uluslararası çabaları destekleme konusundaki isteğinin bir kanıtı olarak değerlendirdi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise korona salgınının dünyanın en büyük ekonomilerini tek çatı altında toplayan G20’nin sorumluluğunu ve önemini artırdığını söyledi. Zirveye yönelik bir video mesajında ​​"Riyad zirvesinde alacağımız kararlar, yalnızca salgının olumsuz etkilerini sınırlamada değil, aynı zamanda G20'nin taleplerini karşılamada da belirleyici olacak” dedi.
Geçen yüzyılın en tehlikeli sağlık krizi olarak nitelendirilen korona salgınının ekonomiden ticarete, eğitime ve insan ilişkilerine kadar hayatı derinden etkilediğine dikkat çekti. Erdoğan salgının, din, dil, bölge ve renkler arasında ayrım yapmayarak hepimizin büyük insan ailesinin üyeleri olduğumuzu bir kez daha hatırlattığına da dikkati çekti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.