Trump, Yüksek Mahkeme’nin kapısını çalıyor

ABD Başkanı’nın yargı seçeneği tükenmek üzere.

Başkan Trump dünü golf oynayarak geçirdi. (AP)
Başkan Trump dünü golf oynayarak geçirdi. (AP)
TT

Trump, Yüksek Mahkeme’nin kapısını çalıyor

Başkan Trump dünü golf oynayarak geçirdi. (AP)
Başkan Trump dünü golf oynayarak geçirdi. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın kampanyasının baş savunucusu olan avukat Rudy Giuliani, federal bir yargıcın Pensilvanya’da seçim sonuçlarının onaylanmasını engellemek için açılan davayı reddetmesinin ardından söz konusu kararın davayı “hızlı bir şekilde” Yüksek Mahkeme’ye taşıma stratejilerine yardımcı olacağını söyledi. Ancak diğer taraftan Joe Biden’ın kazandığını kabul ederek açıkça geçiş sürecine doğru ilerlemek istediklerini dile getiren Cumhuriyetçilerin sayısı ise artıyor.
Trump, Biden’ın zaferini engelleyerek Beyaz Saray’da dört yıl daha kalma umuduyla ilk kez Yüksek Mahkeme’nin kapısını çaldı. Ayrıca her zamanki gibi Twitter hesabına sığınarak hafta sonu bir dizi paylaşımda bulundu. Söz konusu paylaşımlarda federal ve yerel eyalet mahkemelerinde şu ana kadar 32 davayı kaybetmiş olsa da seçim sonuçlarını iptal etme çabalarının devam ettiğini vurgulayan Trump şu ifadeleri kullandı:
“Araştırmacılarım en az dört eyaleti devirmeye yetecek kadar yüz binlerce hileli oy bulurken ve seçimi kazanmak için bu fazlasıyla yeterliyken Joe Biden hükümetini neden bu kadar çabuk kuruyor? Umarız mahkemeler ve/veya yasama organları, seçimlerimizin şeffaflığını ve ABD’nin kendisini korumak için yapılması gerekeni yapma cesaretini bulur. Dünya izliyor.”
Trump’ın mahkemelerdeki en büyük yenilgisi olarak görülen 37 sayfalık kararda Federal Yargıç Matthew Brann, Pensilvanya Eyalet Sekreteri Kathy Boockvar'ın ABD Başkanı’nın açtığı davanın reddedilmesine yönelik sunduğu bir dilekçeyi onayladı. Trump’ın davasında eyaletteki ilçeler seçmenlerin posta yoluyla gönderilen oy pusulalarındaki hataları düzeltmesine izin verdiği için Cumhuriyetçi seçmenlerin hukuka aykırı bir şekilde engellendiği iddiaları yer alıyordu. Yargıç Matthew “Trump’ın kampanyasında (tahminlere dayalı) yakışıksız suçlamalar içeren eksik yasal argümanlar kullanarak çok sayıda oy geçersiz kılınmaya çalışıldı” ifadelerini kullandı.
Yargıç Matthew’ın kararı ile seçim yetkililerinin bugün Biden’ın eyalette galip geldiğinin onaylamasının yolu açıldı. Nitekim Biden, Başkan Trump’a karşı yüzde 1,2 oranında (yaklaşık 81 bin oy) galip geldi. Yargıç sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Trump’ın davası, ikna edici hukuki argümanlar ve geniş çaplı bir yolsuzluk yapıldığına ilişkin gerçekçi kanıtlar ile büyük ölçüde desteklenmedi. Bu, en kalabalık altıncı eyaletin tüm seçmenleri bir yana, tek bir seçmenin dahi kullandığı oyun yok sayılmasını haklı gösteremez.”
Cumhuriyetçi Parti’de eski bir yetkili ve Muhafazakar Federalist Toplum’un bir üyesiyken eski ABD Başkanı Barack Obama tarafından yargıçlığa atanan Brann iddiaları reddederek bunu “gelişigüzel bir şekilde birleştirilmiş” bir “Frankenstein canavarı” olarak nitelendirdi.

Giuliani kararı olumlu karşıladı
Kararı “olumlu” karşılayan Giuliani şu açıklamada bulundu:
“Bu, ABD Yüksek Mahkemesi’ne hızlı bir şekilde ulaşma stratejimizde bize yardımcı olacak. Söz konusu görüşe asla katılmasak da Obama’nın atadığı yargıca sadece vakit kaybetmeye çalışmak yerine bu beklenen kararı hızlı bir şekilde aldığı için teşekkür ediyoruz. Pensilvanya’da Demokratların 50 tanık sunma fırsatımızı baltaladığına ve seçim yetkililerinin Pensilvanya’nın bağımsız incelemeyi reddeden kanununu açıkça görmezden geldiğine dair pek çok kanıt var.”
Giuliani, Trump’ın kampanyasının bir sonraki adımının ABD Üçüncü Daire Temyiz Mahkemesi’ne hızlı bir şekilde başvuruda bulunmak olacağını belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“En azından bir duruşmada kanıtlarımızı sunma fırsatı bulamadığımız için hayal kırıklığı yaşadık. Üçüncü Daire’nin, itirazımızda öyle ya da böyle olabildiğince hızlı bir şekilde karar verirken Yargıç Brann kadar nazik olacağını umuyoruz. Bu, ABD Yüksek Mahkemesi’ne hızla taşınan başka bir dava gibi görünüyor.”
Diğer taraftan Pensilvanya Başsavcısı Josh Shapiro, Trump’ın kampanyasının yürüttüğü davaya dair “En başından beri uygun değil. Bir kişi için bile” dedi.  Trump’ın şikayetlerini ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşıma girişimi, dört yıl daha Beyaz Saray’da kalmak için son kozu olarak görülüyor.

Cumhuriyetçiler endişeli
Pensilvanya’nın Cumhuriyetçi Senatörü Pat Toomey yaptığı açıklamada, Trump’ın eyaletteki sonuçlara karşı çıkmak için “makul tüm yasal seçeneklerini tükettiğini” vurguladı. “2020 seçimlerini Joe Biden’ın kazandığı kesinleşti” dedi. Seçilmiş Başkan ile Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i kazandıkları için tebrik ederek Trump’ı mirasını korumak ve “ülkeyi birleştirmeye yardım etmek için sonucu kabullenmeye” davet etti. Trump bu sözlere Twitter hesabından karşılık vererek Toomey’in “kendisine sadık olmadığını” söyledi. Karara itiraz edeceğini bir kez daha vurguladı.
Cumhuriyetçi Senatör Marsha Blackburn bir televizyon kanalına verdiği röportajda Biden ve Kamala Harris'ten “seçilmiş başkan” ve “seçilmiş başkan yardımcısı” olarak söz etti. Milletvekili Kay Granger, Trump'ın seçim sonuçlarını tersine çevirme çabaları karşısında “büyük endişeleri” olduğunu söyleyerek “ilerleme zamanının geldiğini” vurguladı. Senatör Lamar Alexander, geçiş sürecini başlatmak için Trump’a baskı yapan önde gelen Cumhuriyetçi isimlerden biri oldu ve Biden’ın “kazanmak için önünde çok iyi bir fırsatı” olduğunu söyledi.

Kritik eyaletler
Trump’ın kampanyasının Wisconsin, Michigan, Nevada, Arizona ve Georgia’da açtığı davalar şu ana kadar büyük ölçüde başarılı olmadı. Davaların içeriği ve iddialar, Trump’ın yaptığı aleni suçlamalardan daha dar kapsamlı gözüküyor. Trump’ın Biden’ın şu anki zaferini aşması için en az üç eyalette (Wisconsin, Michigan ve Pensilvanya) sonuçları tersine çevirmesi gerekiyor. Yenilgiyi kabullenemeyen Trump halihazırda Seçici Kurul’dan 232 oy almışken Joe Biden 306 oy alarak kendisini geçmiş durumda. Ancak Pensilvanya ve Michigan, bugün sonuçlarını onaylamaya hazırlanırken Trump’ın zafere giden yolu çok daha daralmış olacak.
Trump bir süre önce Twitter’da yaptığı paylaşımda “Georgia’da büyük bir seçmen dolandırıcılığı yapıldığına dair bilgiler var. Takipte kalın” ifadelerini kullanmıştı. Ancak seçim sonuçlarını eğiştirmeye yönelik girişimlerinde bir darbe daha aldı. Georgia Eyalet Sekreteri Brad Raffensperger, Biden’ın 12 bin 670 oy farkla Trump’ı yendiğini duyurdu. Cumhuriyetçi Vali Brian Kemp de Trump’ın öfkesine rağmen sonuçları onaylayacağını bildirdi.
Trump’ın kampanyası cumartesi günü, sayımın Georgia’da el ile yeniden yapılmasını talep etti.
Diğer taraftan Michigan Milletvekili Cumhuriyetçi Ronna McDaniel ve Michigan Cumhuriyetçi Parti Başkanı Laura Cox eyaletin Temsilciler Kurulu’ndan Michigan’daki seçim sonuçlarının onaylanmasını 14 gün ertelemesini talep etti. Sonuçların bugün onaylanmasını görüşmek üzere iki Cumhuriyetçi ve iki Demokrattan oluşan kurul üyelerinin toplantı yapması bekleniyor. Hukuk uzmanları, kurulun eyaletin 83 ilçesinde zaten onaylanmış olan sonuçları gözden geçirmesinin rutin bir durum olduğunu vurgularken, Trump liderliğindeki Cumhuriyetçiler sonuçların onaylanmasını durdurmak için baskı yaptı.

Biden yönetiminin oluşması
Biden’ın yakın danışmanı Ron Klain’ın dün yaptığı açıklamaya göre ABD Başkanı seçilen Joe Biden yarın kabinesinin ilk üyelerinin isimlerini açıklayacak. Biden, Trump’ın sonuçları değiştirmek için birden fazla cepheden hamle yapmasına karşılık ocak ayında iktidarı devralmaya yönelik hazırlıklarına devam ediyor.
AFP’nin haberine göre Biden’ın ofisine başkanlık edecek olan Klain, ABC’ye verdiği demeçte “Önümüzdeki salı seçilmiş başkanın kabinesinin ilk atamalarına şahit olacaksınız” ifadelerini kullandı. Klain atamalarda hangi isimlere yer verileceğine ilişkin “Seçilmiş başkanın salı günü bunu bizzat kendisinin yapmasını beklemeliyiz” dedi. Klain sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Donald Trump demokrasiyi reddediyor... Oylarda hile yapıldığına dair asılsız iddialar ve 34 mahkeme tarafından reddedilen temelsiz davalar öne sürüyor. Bu rahatsız edici ve zararlı bir durum. 20 Ocak’ta, öğlen tam 12.00’da burada olacakların sonucunu artık değiştirmeyecek. Joe Biden, ABD’nin bir sonraki başkanı olacak.”



Sacha Baron Cohen'den yılın en çok konuşulan belgeseline övgü

Fotoğraf: A24
Fotoğraf: A24
TT

Sacha Baron Cohen'den yılın en çok konuşulan belgeseline övgü

Fotoğraf: A24
Fotoğraf: A24

Sacha Baron Cohen, Kanadalı sinemacı ve absürt komedyen Nathan Fielder'ı, Elizabeth Holmes hakkındaki ses getiren belgeseli Her Şey Ortada (You Can See Everything) nedeniyle övgü yağmuruna tuttu.

Borat ve Ali G: Who Iz I? gibi hicivli sahte belgeselleriyle tanınan Baron Cohen verdiği yeni röportajda, daha önce Nathan For You ve The Rehearsal gibi sosyal deney temalı işlere imza atan Fielder'ın, Cohen'in öncülük ettiği belgesel türüne kendi damgasını vurduğunu belirtti.

Vanity Fair'a konuşan Baron Cohen, Fielder için "Gerçekten de türü yeniden icat etti, üstelik kendine koyduğu bir kural vardı: Benim daha önce yaptığım hiçbir şeyi yapmamak" ifadelerini kullandı. Cohen, Fielder'ın "Sacha'nın asla yapmayacağı şeyleri yapacağız" dediğini aktardı.

Kanadalı komedyen, 2018'de Who Is America? projesinde Baron Cohen'le birlikte çalışmış ve seriyi çok daha soyut bir yöne taşıyan Borat Subsequent Moviefilm'e de katkıda bulunmuştu.

Cohen, "gizli kimlikle çekilen belgeseller" diye adlandırdığı türün öncülüğünü yaptı. Bu türde Cohen, kurgusal bir kimliğe bürünerek durumdan habersiz gerçek kişilerle etkileşime giriyor ve hikayeyi bu şekilde ilerletiyor.

Fielder'ın çalışmaları ise daha çok sosyal deneyler üzerine kurulu. Nathan For You'da kendisinin kurgusal bir versiyonunu canlandıran Fielder, zor durumdaki küçük işletmelere, sıradışı pazarlama fikirleri sunarak tavsiyelerde bulunuyor.

Cohen, The Hollywood Reporter'a verdiği başka bir röportajda da benzer ifadeler kullanarak, kendi geliştirip adlandırdığı türü Fielder'ın yeniden yarattığını belirtti.

Fielder hakkında konuşan Cohen, "Bence o bir komedi dehası, sanırım benim yarattığım ya da geliştirdiğim türü yeniden icat etti" dedi.

Kendine koyduğu kural, benim yaptığım hiçbir şeyi yapmamaktı. Ancak kendisi son derece parlak bir zekaya sahip ve kesinlikle çok komik. Belgeselinin büyük ses getireceğini düşünüyorum, onun adına çok heyecanlıyım.

xscdvfg
Fielder'ın türler arası sınırları zorlayan belgeseli Her Şey Ortada, Oscar tahminlerinde kendine yer buldu (A24)

Her Şey Ortada'da Fielder, yatırımcıları dolandırmak ve şirketinin kan testi teknolojisinin kapasitesi hakkında yalan söylemekten 11 yıl hapis cezasına çarptırılan, Theranos'un gözden düşmüş kurucusu Elizabeth Holmes ve onun hayat arkadaşı, Kaliforniyalı otel varisi Billy Evans'la, Holmes'un hapse girmesinden önceki 34 gün boyunca birlikte yaşıyor.

Film, eleştirmenlerden tam not alarak Rotten Tomatoes'da yüzde 99 gibi ender görülen bir puana ulaştı. Hatta bazıları onu "yılın filmi" diye niteledi. Kimileri ise filmin, bu yılki Akademi Ödülleri'nde "En İyi Film" dalında aday gösterilen ilk belgesel olabileceğini öne sürüyor.

Gişede muazzam başarı yakalayan film, gişe verilerini derleyen Rentrak'a göre gösterimdeki ikinci hafta sonunda 2 bin 655 salona yayılarak 19,5 milyon dolarlık etkileyici bir hasılat elde etti. Film, bu haberin yazıldığı tarih itibarıyla ABD ve Kanada'da toplam 45 milyon dolar kazandı.

Bu sonuçla film, Michael Moore'un 2004 tarihli Fahrenheit 9/11 yapımından bu yana müzik belgeselleri dışında en yüksek hasılatı elde eden belgesel oldu.

Independent Türkçe


Putin'in Ukrayna savaşı Karadeniz'de 120 bin yunusu öldürdü

Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)
Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)
TT

Putin'in Ukrayna savaşı Karadeniz'de 120 bin yunusu öldürdü

Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)
Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunus (AFP)

Uzmanlar, Ukrayna savaşındaki patlamaların, füze ateşlemelerinin ve askeri sonar sistemlerinin Karadeniz'deki yunusların kafasını karıştırdığını ve onları avlanamaz hale getirdiğini belirtiyor.

Trol teknelerindeki balıkçılar, ağlarına dolanmış ve boğulmuş halde buldukları yunusları kurtarmak için yüzgeçlerini kesmek zorunda kalıyor. Bu hayvanlar daha sonra, üzerlerinde hâlâ ağ izleri görülecek şekilde kıyıya vuruyor.

Ukrayna'nın güneyindeki Tuzly Lagünleri Milli Parkı'nın baş araştırmacısı Ivan Rusev, Al Jazeera'ye Vladimir Putin'in 2022'de Ukrayna'ya yönelik topyekün istilasını başlatmasından bu yana 120 binden fazla yunusun bu şekilde öldüğünü söyledi.

Rusev, birçok askeri teknolojinin yunusların hayatta kalmak için kullandığı temel yetenek olan ekolokasyonu engellediğini, bunun da hayvanların yönlerini bulmasını, iletişim kurmasını ve avlanmasını imkansız hale getirdiğini ifade etti.

"Bir yunus balık avlayamazsa hızla kilo kaybeder" diyen Rusev, hayvanların bu durumda enerji ihtiyaçlarını karşılamak için vücutlarındaki yağ tabakasını tüketmeye başladığını belirtti. Ancak savaşın kirlettiği denizde bu yağ tabakası atık sular, tarımsal akıntılar, mikroplastikler ve antibiyotiklerden kaynaklanan kirleticilerle dolmuş durumda.

Bu durum, yunusların bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına ve ölümcül solunum yolu enfeksiyonlarına yenik düşmelerine yol açıyor.

Karadeniz ekosistemi, düşen drone'lardan ve batan denizaltılardan suya sızan zehirli kimyasallar ve yakıtlar nedeniyle, süregelen çatışmadan büyük zarar görüyor. Bölgedeki balıkçılık kısıtlamalarına rağmen kefal ve lüfer gibi bazı balık türleri artık epey nadir hale geldi.

gtn yt
Bilim insanı Ivan Rusev, Limans Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı'nda ölü bir yunusu inceliyor (AFP)

Rusev, "Yunuslar besin zincirinin en tepesinde yer aldığından, zooplanktondan balıklara kadar her şey onlara ulaşıyor" dedi.

Rusev, bu durumun denizdeki balıklarla beslenen kuşları da olumsuz etkilediğini belirtti. Patlamaların balıkların sağır olmasına veya ölmesine yol açtığını, ayrıca Kuzey Avrupa'yla Ortadoğu arasında göç eden kuşları ürküttüğünü açıkladı.

Rusev, "Bir kuş yeterince yiyecek bulamadığında, yani 'yakıtı' olmadığında, kışlayacağı veya yuva yapacağı yere ulaşamaz" dedi.

Bu durum, bazı kuş popülasyonlarındaki birey sayısını yıllarca etkileyecek.

Karadeniz kıyısına vuran, bir deri bir kemik kalmış ve zarar görmüş yunuslar, Ukraynalıları dehşete düşürüyor.

Tetiana Smolchenko, Al Jazeera'ye ağustosta güneydeki Odessa şehrinde 8 yaşındaki oğlu Oleh'le yürüyüşe çıktıklarını ve çocuğunun çürümekte olan bir yunus fark ettiğini anlattı.

Eşi orduda görev yapan ve oturduğu apartman Rus drone'u saldırısı sonucu iki kez hasar gören 33 yaşındaki Smolchenko, "Neredeyse kusacaktım" dedi.

"Artık insan ölümlerine öylesine alıştık ki ama bu canlıların savaş yüzünden öldüğünü görmek de bir o kadar dehşet verici" diye ekledi.

İkimiz de ağladık.

Independent Türkçe


İran: ABD’nin çıkarları ‘nerede olursa olsun’ misilleme hedefinde

Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)
TT

İran: ABD’nin çıkarları ‘nerede olursa olsun’ misilleme hedefinde

Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği yakınlarında, İran-ABD müzakere masasını tasvir eden ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın, 1 Kasım 2026 (EPA)

İranlı askeri yetkililer, ABD’nin Batı Asya dışındaki çıkarlarını hedef almakla tehdit ederek gerilimi artırdı. Yetkililer, olası yeni bir savaşın öncekinden daha geniş kapsamlı ve uzun süreli olacağı uyarısında bulundu. Bu açıklamalar, İran Dini Lideri’nin herhangi bir tehdide ‘coğrafi sınır tanımaksızın’ karşılık verilmesi talimatının ardından geldi.

Mücteba Hamaney dün, silahlı kuvvetlerin üst düzey komutanlarıyla gerçekleştirdiği kamuoyuna duyurulan ilk görüşmede, ‘hedef bankasının’ ABD ile İsrail’in maddi ve gayri maddi varlıklarını kapsayacak şekilde güncellenmesi talimatını verdi.

Hamaney, her düzeydeki ve türdeki tehdide ‘derhal, etkili ve coğrafi sınır tanımaksızın’ karşılık verilmesi gerektiğini belirtti. Düşmanların saldırılarına yeniden başlaması durumunda, bu saldırıların ne zaman ve hangi koşullarda sona ereceğine İran Silahlı Kuvvetleri ile halkının karar vereceği uyarısında bulundu.

Toplantıya Genelkurmay Başkanı Ali Abdullahi, İran Ordusu Genel Komutanı Emir Hatemi ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Ahmed Vahidi katıldı. Komutanlar, İran Dini Lideri’nin ofisinden yapılan açıklamaya göre, Arap Körfezi kıyılarında, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde, kuzeybatı ve güneydoğu sınırlarında hazırlık durumuna ilişkin raporlar sundu. Ayrıca mühimmat, keşif, destek ve muharebe silahlarının üretiminin birkaç kat artırıldığı bildirildi.

Hamaney’in ofisinden yapılan açıklamada, toplantının nerede ve ne zaman gerçekleştirildiği belirtilmezken, toplantıya ilişkin fotoğraf veya görüntü de yayımlanmadı. İran’ın yeni Dini Lideri, mart ayında babasının yerine seçilmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadı.

Savunma Bakanı Mehrdad Ahlaki ise silahlı kuvvetlerin muharebe kapasitesini artırmak için ‘hızlı’ hareket edeceklerini belirterek, ‘herhangi bir tehdide, nerede olursa olsun ve coğrafi sınır tanımaksızın derhal, etkili ve orantılı karşılık verilmesi’ hedefini dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre Ahlaki, “Savunma ekipmanları ve silahlarının tasarım, üretim ve tedarik süreçlerinin hızlandırılması, sanayi ve teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlere destek kapasitesinin artırılması, çalışmalarımızın merkezinde yer alıyor” ifadelerini kullandı.

scd
İran Savunma Bakanı Mehrdad Ahlaki, milletvekillerinin katıldığı bir oturumda konuşurken (İran parlamentosu)

Herhangi bir saldırının orantılı, kararlı ve etkili bir karşılıkla karşılanacağı uyarısında bulunan Ahlaki, “Tehditte bulunanlar, İran’ın savunma amaçlı karşılığının kapsamını, zamanlamasını ve sonuçlarını belirleyemez” dedi. Ahlaki, “İran tehditler karşısında hazırlıksız yakalanmayacak, baskılar karşısında geri adım atmayacak ve bilimsel ve teknolojik ilerleme yolunda başkalarının hesapları ve iradesiyle sınırlandırılmayacaktır. Ülkenin güvenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için bir an bile tereddüt etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Geniş bir alan ve daha uzun bir savaş

DMO Sözcüsü Hüseyin Muhibbi de ABD ile yaşanacak bir savaşta ‘herhangi bir coğrafi sınırın söz konusu olmayacağını, düşmana zarar vermek ve tam caydırıcılık sağlamak amacıyla geniş bir harekât alanının belirlendiğini’ söyledi.

ABD’nin dünyanın en büyük deniz gücüne sahip olmasına ve bölgede onlarca yıldır askeri varlık bulundurmasına rağmen ‘Hürmüz Boğazı’nı birkaç saatliğine bile açamadığını’ savunan Muhibbi, “Dünya, ABD’nin Körfez’i ve Hürmüz Boğazı’nı güvence altına alamayacak kadar güçsüz olduğunu anladı” dedi. Muhibbi, “ABD kendisini savunamıyorsa diğer ülkeleri nasıl savunmayı düşünüyor?” diye sordu.

Muhibbi, İran’ın ABD’nin hava sahasındaki askeri teknolojide ulaştığı en ileri seviye olarak nitelendirdiği F-35 savaş uçağını düşürdüğünü de iddia etti.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekreminiya ise silahlı kuvvetlerin ABD’ye ‘Batı Asya dışında da’ karşılık vermeye hazır olduğunu açıkladı. Ekreminiya, ABD’nin gerçekleştireceği herhangi bir ‘yeni saldırının’ öncekinden daha geniş kapsamlı, ezici ve derhal verilecek bir karşılıkla karşılanacağı uyarısında bulundu.

ABD’nin tesisleri, ekipmanları, askerleri ve çıkarlarının, erişilebilir oldukları her noktada İran’ın misilleme hedefi olabileceğini belirten Ekreminiya, “Düşman, İslam Cumhuriyeti’nin karşılık verme alanının zorunlu olarak önceki çatışmaların coğrafi sınırları içinde kalacağını düşünmemelidir” ifadesini kullandı.

Olası yeni savaşın önceki savaştan çok daha uzun sürebileceği uyarısında bulunan Ekreminiya, ABD Başkanı’nın savaşın ne zaman ve hangi koşullarda sona ereceğini belirleyemeyeceğini söyledi. Ekreminiya, Amerikalıları ve Washington’ın Avrupalı müttefiklerini, olası bir çatışmanın akıbetinin belirlenmesinde İran’ın inisiyatifinin ‘temel rol oynayacağını’ anlamaya çağırdı.

Nükleer doktrin

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai dün yaptığı açıklamada, çatışmaların yeniden başlaması halinde Tahran’ın uzun süredir yürürlükte olan nükleer silah yasağını kaldırmayı değerlendirdiğini, ancak henüz bu yönde bir karar alınmadığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Rızai, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Washington’ın Tahran’ın taleplerini kabul etmemesi halinde nükleer program konusunda görüşme yapılamayacağını söyledi.

Rızai, “Savaş yeniden başlarsa ABD’nin boynuzunu kıracağız” ifadesini kullanarak, İran’ın gemisavar füzelerini ‘USS George Washington uçak gemisinin üzerinde’ test ettiğini iddia etti.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise X platformundaki paylaşımında, İranlılara zarar vermeye cüret edenlere darbe indirecekleri tehdidinde bulunarak, bundan böyle hiçbir ‘kırmızı çizginin’ söz konusu olmayacağını belirtti.

Tahran, Washington ile herhangi bir müzakereye başlanması için yedi şartın yerine getirilmesini talep etti. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi ve DMO komutanlarından İsmail Kevseri, reformist ILNA haber ajansına yaptığı açıklamada, “Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri tarafından açıklanan yedi madde yerine getirilmeden Washington ile müzakerelere girmeyeceğiz” dedi.

Kevseri, bu tutumlarını ‘geçmişteki deneyimlere’ dayandırarak, “Ne zaman müzakere etsek Amerikalılar anlaşmalara ve müzakere sürecine aykırı şekilde farklı tutumlar sergiledi. Ya bize karşı savaş başlattılar ya da yerine getirmeleri gereken taahhütlere bağlı kalmadılar. Bu nedenle ABD’ye ve müzakere etmek üzere onun adına gelenlere güven duymuyoruz” ifadelerini kullandı.

Katar arabuluculuğu

İran’dan gelen tehditler, İranlı müzakerecilerin dün Doha’da Katarlı arabulucularla gerçekleştirdiği görüşmelerle eş zamanlı olarak geldi. Söz konusu görüşmelerden önce cuma günü Tahran’da 12 saatten uzun süren toplantılar yapılmıştı.

Reuters’ın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Katarlı arabulucular, Tahran’a yedi günlük bir plan sundu. Plan kapsamında ABD ve İran’ın, savaşı sona erdirmeye yönelik daha kapsamlı müzakereler öncesinde güven tesis etmek amacıyla her gün karşılıklı adımlar atması öngörülüyor.

Ancak İranlı bir yetkili, Tahran’ın söz konusu öneriyi tatmin edici bulmadığını söyledi. İran, eylül ayından bu yana gündemde tuttuğu ayrı bir plan üzerinde ısrar ediyor. Bu plan, limanlarına yönelik ablukanın kaldırılmasını, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine ilişkin düzenlemeleri içeriyor.

Katarlı arabulucular aracılığıyla iletilen bir mesajda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Rızai’ye müzakerelerin yeniden başlatılmasını önererek ABD heyetine bizzat başkanlık etmeyi teklif etti. Amerikan basınında yer alan haberlere göre Rızai, dün mesajı okuduğunu ancak henüz yanıt vermediğini belirtti. ABD’nin söyleminin ‘tamamen değiştiğini’ ifade eden Rızai’ye karşılık Arakçi, Tahran’ın şu aşamada ABD tarafıyla görüşme yapılmasını gerekli görmediğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Trump’ın saldırıların yeniden başlatılması konusunda henüz karar vermediğini, ancak ‘meseleyi diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini’ açıkladı. Rubio, buna karşın Washington’ın gerektiğinde askerî harekât düzenleyebileceğinden emin olduğunu belirtti.

Trump son günlerde, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde İran’a karşı ‘küçük çaplı bir operasyon daha’ düzenlenebileceği ihtimalini gündeme getirmişti.