İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, hükümeti olağanüstü toplantıya çağırdığı salı akşamından bu yana, toplantının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuk yaptığı “takas anlaşması” ile bağlantılı olabileceği yönündeki tahminler arttı. Zira bu takas anlaşması, “Kuneytra’ya yanlışlıkla girdikten sonra tutuklanan” İsrailli kadının serbest bırakılması ve Suriye’deki İsrailli askerlerin kalıntılarıyla ilgili bilgi elde edilmesi karşılığında Tel Aviv’in de Suriyeli tutukluları serbest bırakmasını içeriyor. Moskova 2019’da da Şam ve Tel Aviv arasında benzer bir arabuluculuk yapmıştı.
Bu nedenle “siyasi mesajların” önemini artıran şey, Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in, Astana formatının garantör ülkelerinin (Rusya-İran-Türkiye) dün Soçi’de düzenlediği toplantının kapanış oturumunda yaptığı konuşma oldu. Zira Lavrentyev, Rusya ve İsrail arasında “gerilimi azaltmak ve tansiyonu düşürmek” için temasların olduğunu belirterek, Şam yönetiminin Suriye’ye yönelik tekrarlanan İsrail hava saldırılarına karşı misilleme yapabileceği uyarısında bulundu.
Ne olmuştu?
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, salı günkü toplantının ardından, toplantı hakkında hiçbir bilgi paylaşmama yasağı getirdi. Medya organlarında toplantının “Rusya’nın arabuluculuk yaptığı insani bir mesele” ile ilgili olduğu söylendi. İsrail merkezli Haaretz gazetesi, toplantıda “hassas bir güvenlik meselesinin” ele alındığını yazdı.
Netanyahu Putin’den bir telefon görüşmesi almıştı ve ardından Gantz ile İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi, Rus mevkidaşları Sergey Şoygu ve Sergey Lavrov ile konuştu. Gantz, 10 Şubat’ta Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Rus mevkidaşı Şoygu ile “ile İsrail arasındaki önemli diyaloğu sürdürme ve askeri kuvvetlerin güvenliğini sağlama” meselesini görüştüğünü bildirdi. Gantz görüşmede ayrıca “bölgedeki insani yardım çabalarını ve terörle mücadeleyi” ele aldıklarını kaydetti.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 15 Şubat’ta İsrail’in Şam yakınlarındaki bölgelere düzenlediği hava saldırılarında “Suriye uyruklu olmayan bazı kişilerin” öldüğünü belirterek, saldırılarda “İranlılara ait füze ve silah depolarının imha edildiğini” aktardı. Saldırıdan bir gün sonra İsrail Ordu Sözcüsü Jonathan Conricus, Rusya merkezli haber ajansı TASS’a yaptığı açıklamada, “Rus askerleriyle çatışmayı önleyen eşgüdümlü bir mekanizmamız var ve çok iyi çalışıyor. Her zaman çalışan bir kırmızı hattımız var ve tüm bunların stratejik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. İsrail ordusu Suriye’deki Rus askeri kadrolarının güvenliğini göz önünde bulunduruyor” dedi.
Diğer taraftan Şam, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) “İsrail’i geçersiz bahanelerle sürekli topraklarına saldırmasının tehlikeli yansımalarına” karşı uyardığı bir mektup gönderdi.
Yermuk Kampı’ndaki arama çalışmaları
Suriye resmi haber ajansı SANA, dün yayınladığı bir haberde “İşgal altındaki Golan sakinlerinden olan Suriyelilerin İşgal (İsrail) hapishanelerinden kurtarılması için çalışma yürütülüyor” diye yazdı. Haberde “Kuneytra bölgesine yanlışlıkla girdikten sonra tutuklanan İsrailli kadının serbest bırakılması yoluyla yapılacak takas sürecinde Nahhal el-Mulkat ve Ziyab Kahmuz’un kurtarılması için halihazırda Rus arabuluculuğu üzerinden takas süreci yürütülüyor” ifadelerine yer verildi.
Filistinli Tutsaklar Kulübü, çarşamba günü yaptığı açıklamada, İsrail’in “takas anlaşması uyarınca” Kahmuz’u serbest bırakma kararı aldığını belirtti. Kulüp, açıklamasında, “İşgal hapishaneleri yönetimi, serbest kaldığını ve Suriye’ye gönderileceğini bildirmek için Kahmuz’u çağırdı” diyerek, bu adımın Rusya’nın arabuluculuğunda Suriye ile İsrail arasında yapılan anlaşma doğrultusunda atıldığını kaydetti.
Bu takas anlaşmasının, önümüzdeki dönemlerde daha geniş kapsamlı anlaşmalara arabuluculuk etmesi noktasında Moskova’nın önünü açması bekleniyor. Yermuk Kampı’ndaki görgü tanıkları, bu ayın başında Rus askeri araçların Suriye güçlerinin yoğun güvenlik önlemleri altında Kamp’taki bir mezarlığa girdiğini aktardılar. Görgü tanıklarının bu ifadeleri, “1982’de Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde kaybolan İsrailli askerlerin kalıntılarının yeniden aranmaya başlandığı” yönünde basın ve medyada çıkan haberlerle eşzamanlı geldi.
Başkentin Sesi isimli muhalif haber sitesinin kaynaklardan aktardığına göre, Rusların Yermuk Kampı’ndaki mezarlıkta bulunan kalıntılardan DNA örnekleri almak için mezarlığa sağlık araçlarıyla geldiğini bildirdi. Kaynaklar, Rus güçlerin mezarlıktan çok sayıda ceset çıkardığını, üzerlerinde DNA analizi yaptıktan sonra da cesetleri mezarlara geri koyduğunu belirterek, bu işlemler sırasında çevrede yoğun güvenlik önlemlerinin alındığını kaydetti.
İsrail’in Haziran 1982’de Lübnan’ı işgali sırasında girdiği Sultan Yakup Savaşı’nda İsrail ordusundan 20 asker öldü, 3 asker de kayboldu. Kaynaklar, Yermuk Kampı’nda kalıntıları aranan askerlerin Yehuda Katz ve Avi Feldman olduğu bilgisini paylaştı. Suriyeli güçler Sultan Yakup Savaşı’nda İsrail ordusuna ait 8 tankı ele geçirdi. Bu tanklardan biri Moskova Müzesi’nde sergileniyordu. Putin 2016’da, Netanyahu’nun talebi üzerine bu tankı İsrail’e iade etti.
Rusya Savunma Bakanlığı, Rus uzmanların Sultan Yakup Savaş’ında öldürülen Zachary Baumel isimli askerin cesedine ulaştıktan sonra cesedi Moskova’da düzenlediği törenle İsrail’e teslim etmişti.
Tel Aviv Yermuk Kampı’ndaki arama çalışmalarına karşılık olarak Suriyeli esirler Ahmed Hamis ve Ziyad et-Tavil’i serbest bıraktı. İsrail 2020’nin başlarında da Sıdkı el-Mulkat ile arkadaşı Emel Ebu Salih isimli iki Suriyeli esiri serbest bırakmıştı. Mulkat, Şam adına casusluk yapma suçlamasıyla cezaevindeydi. Netanyahu, Salih ve Mulkat’ın serbest bırakılması olayını, Baumel’in kalıntılarının teslim alınmasının ardından yapılan “iyi niyet göstergesi” şeklinde nitelemişti.
Güven inşa etmek
Tel Aviv, askerlerin kalıntılarının yanı sıra 1965’te Şam’da idam edilen İsrail ajanı Eli Cohen’in kalıntılarının iadesini talep etmeyi sürdürüyor. Tel Aviv ayrıca 1986’da uçağı düştükten sonra kaybolan İsrailli pilot Ron Arad’ın akıbetiyle ilgili bilmece konusunda da Rusya’nın arabuluculuğunu talep ediyor. Netanyahu, gelecek ay yapılacak seçimlerden önce hanesine “başarılar” yazmaya çalışıyor.
Mezarlıkta Cohen’in kalıntılarının arandığı yönünde haberlerin çıktığı bir dönemde, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Yermuk Kampı’ndaki mezarlığın açılmasından 15 günü aşkın bir sürenin ardından yaptığı açıklamada, Rus tarafının çok sayıda mezar açarak DNA testleri yaptığına işaret etti ve bu çalışmalarda bir İsrail askerinin kalıntılarıyla ilgili sonuca ulaşılmış olabileceği varsayımını dile getirdi.
Rusya’nın daha önce bir arabuluculuk girişimi sonucunda ABD-Ürdün ile rejim arasında bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma, Suriye devleti ve ordu yetkililerinin ülkenin güneyine dönmesi ve Rus ordusunun BM Barış Gücü’nün (Undof) Golan Tepeleri’nde çalışmalarına yeniden başlamasını kolaylaştırmak için bazı noktalara Rus askerlerini konuşlandırmasına karşılık olarak, ABD’nin Dera ve Golan’ın yakınlarındaki Kuneytra kentinde bulunan muhalifleri desteklemekten vazgeçmesini içeriyordu. Moskova ayrıca Tahran’a bağlı milislerin Undof hattından uzaklaştırılması ve bu milislerin sahip olduğu ağır silahların çekilmesi meselesinin garantörlüğünü üstlenmişti. Moskova, birkaç gün önce hükümet güçlerinin Dera’nın batısından Golan’a doğru yayılmasını destekleyerek, bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirme yolunda bir adıma attı.
Tel Aviv’in “güvenlik sebeplerini” öne sürerek Golan Tepeleri’nden çıkmayı reddettiği ve Şam’ın Golan’ı geri alma talebini sürekli yinelediği bir ortamda, son dönemde medyada “Tel Aviv ve Şam arasında müzakerelerin tekrar başlaması ihtimalini test etmeye yönelik girişimlerin olduğuna” dair haberler çıkıyor. Moskova, Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, 1967’den bu yana işgal altındaki Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini destekleme açıklamasını reddetmişti.
Rusya’nın gözetiminde tekrarlanan bu insani anlaşmaların, Tel Aviv ve Şam arasındaki meseleleri güvenlik ve askeri boyuttan insani ve siyasi boyuta taşıması hususunda “güven inşa” etmeyi amaçladığı düşünülüyor. Ancak olayın siyasi boyutu, bölgedeki büyük gelişmelere bağlı olarak daha karmaşık bir yapı arz ediyor. Bu gelişmelerin başında da İran’ın Suriye’deki varlığı geliyor. Tel Aviv ve Washington bu varlığa son verilmesini veya İran’ın Suriye’deki konuşlanmasının engellenmesini talep ediyor.









