Turizmde aşı tartışmaları sürüyor... Peki en fazla turist gönderen ülkelerin Türkiye rezervasyonları ne durumda?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Turizmde aşı tartışmaları sürüyor... Peki en fazla turist gönderen ülkelerin Türkiye rezervasyonları ne durumda?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İki hafta önce Kapadokya'da konuştuğum bir balon pilotu şöyle diyordu 2019'un turizm sezonunu açıklarken: 
"2019'da turizmin çok iyi olması, buradaki herkesi yatırıma teşvik etti. Kimisi ev, kimisi araba aldı. Şimdi insanların çok yüksek kredi borcu var. Bazısı evini bazısını arabasını satmaya başladı." 
Büyük umutlarla başlayıp yüksek borçla biten 2020 turizminin özetiydi bu açıklama. 
Zira tüm dünyanın seyahat sektörüne balta vuran pandemi nedeniyle 2019'da 51,8 milyon kişiyi ağırlayan Türkiye'nin 2020'deki ziyaretçi sayısı, 15,8 milyon oldu. 
Turizm gelirleri ise yüzde 65'lik azalışla, 34 milyar 520 milyon dolar seviyesinden 12 milyar 59 milyon dolara düştü. 
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği'nin (TÜRSAB) verilerine göre 2019 yılında turizm gelirlerinin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 4,6'ydı. Yani yaratılan her 100 birim ekonominin yaklaşık 5'i turizmden geliyordu. Bu oran, 2020'de yüzde 1,74'e indi. 
2001 ve 2002'de sırasıyla yüzde 133 ve yüzde 98 olan turizmin, dış ticaret açığını kapama oranı, son 10 yıldır yüzde 35 ile yüzde 40 seviyesinde değişiyor. 
2019'da bu oran, yeniden yüzde 110 seviyesine çıktı. 2020'de ise yüzde 25'e geriledi. 

Turizm için yeni politika: Turist görenleri aşılamak
Hükümetin bu kaybı telafi etmek için açıkladığı son önlem: Turistin görebileceği herkesi aşılamak. 
6 Mayıs'ta Alman mevkidaşı Heiko Maas ile görüşen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Berlin'deki görüşme sonrası gazetecilerin karşısına geçmiş ve şu açıklamayı yapmıştı: 
"Aşılama konusunda özellikle turizm bölgelerine ağırlık verdiğimiz gibi oteller, restoranlar, havaalanları tur rehberleri dahil turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağı ki bu konuda tedbirleri alalım."
Çavuşoğlu'nun bu açıklaması, sosyal medyada günlerdir devam eden tartışmanın fitiliydi. 
29 Nisan'dan bu yana tam kapanmada olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kendilerinin açık havada dolaşması yasakken, virüsü taşıma ihtimali olan turistlerin kısıtlamaya yer olmadan gezebilmesini eleştirilerin odağına koydu. 
CHP Sözcüsü Faik Öztrak bir hafta önce Datça'da turistlerin yüzdüğünü görerek tek başına denize giren bir vatandaşa ceza kesildiğini hatırlatarak, "Turiste hizmet ederken turiste görünürsen; ceza yok, aşı var. Turistle aynı denizde yüzerken turiste görünürsen; aşı yok, ceza var" açıklamasını yaptı. 
Bu ikilemi 28 Nisan'da BBC Türkçe'ye değerlendiren Başkent Üniversitesi ve Türk Psikologlar Derneği'nden Sosyal Psikolog Prof. Dr. Doğan Kökdemir, sorunun "adaletsizlik algısı" olduğuna vurgu yapmıştı:
"Yöneticilerin kendisi bu yasaklara uymuyor. Siyasi partilerin kongreleri yapılıyor, büyük katılımlı cenaze törenleri ya da düğünler yapılıyor ve bunu kimin yaptığına göre bu yasaklar deliniyor ya da delinmiyor."

Ülkeler, "açık hava" etkinlikleri için ne karar aldı?
Koronavirüsün bulaşmasında en büyük risk kapalı alanlarda. Ancak elbette ki pandeminin başından bu yana koronavirüsün açık havada bulaştığı vakalarla da karşılaşıldı. 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Temmuz 2020'de koronavirüsün havada asılı kalan damlacıklar yoluyla yayılma ihtimalinin saf dışı bırakılamayacağı konusunda uyarmıştı. 
"Hasta bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ile bulaşır" diyen Sağlık Bakanlığı ise "Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabilir" bilgilendirmesine sitesinde yer veriyor. 
Türk Toraks Derneği, konuyla ilgili yayınladığı bir makalede Çin Halk Cumhuriyeti'nde 7 bin 234 vaka üzerinde yapılan incelemede yalnızca bir vakaya dış ortamda bulaş olduğunun tespit edildiğini hatırlatmıştı. 
Pek çok ülke açık havada bulaş riskinin daha düşük olduğu bilgisiyle "tam kapanmalarda" vatandaşlarına spor için esneklik sağlıyor. 
Örneğin nisan başında üçüncü kez kapanma kararı alan Fransa, insanların 10 kilometre uzaklık içerisinde, açık havada spor yapmalarına izin verdi. Bu, 2020'de uygulamaya sokulan birinci ve ikinci kapanmalarda 1 kilometreydi. 
7 Mayıs'ta yapılan açıklamayla, Fransa ve Türkiye dahil yedi ülkeyi kırmızı listeye aldığını, bu ülkelerden geleceklere 10 gün karantina zorunluluğu koyulduğunu açıklayan Birleşik Krallık, yönetimi de "açık hava" için bazı gevşetmeler uygulamıştı. 
Altı kişilik gruplara kadar açık havada spor yapılmasına izin veren Birleşik Krallık, hayvanat bahçeleri, tema parkları, araçla girilen etkinlik alanlarını açık tuttu. 17 Mayıs'ta kademeli olarak açıklamaya gidecek Birleşik Krallık'ın Başbakanı Boris Johnson, İngiltere'de tüm koronavirüs kısıtlamalarının 21 Haziran'da kaldırılmasını hedeflediklerini söyledi. 

Yıllar içerisinde en fazla hangi ülkeden ziyaretçi aldık?
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre pandemi yılı 2020'de Türkiye'ye en fazla Rusya, Almanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Birleşik Krallık turist gönderdi. 
2019'da İran'ın ilk beşe girmesi dışında çok büyük değişiklikler yoktu. 
Birleşik Krallık, Almanya ve Rusya'nın muhakkak ilk beşte yer aldığı listede, 20 yıl önce ABD ve Fransa da vardı. 

Rezervasyonlar yüzde 600 artmışken "kırmızı liste" şoku
Koronavirüsün yeni bir türünün İngiltere'de ortaya çıkmasının ardından Türkiye, aralık ayında Birleşik Krallık'a sınırlarını kapatmıştı. 
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, mart ayında BBC'ye verdiği röportajda, "İngiliz turistleri ağırlamayı dört gözle bekliyoruz" diyerek kendilerinden aşı sertifikası ya da PCR testi talep edilmeyeceğini duyurmuştu. 
Başbakan Boris Johnson'ın da yurtdışı seyahatlerle ilgili kısıtlamaların 17 Mayıs'tan itibaren yürürlükten kaldırılacağını açıklamasının ardından sayıları, 2019'da 2,5 milyonu bulan, 2020'de 830 bine gerileyen İngiliz turist için de Türkiye planları başlamıştı. 

2019'da Dalaman Havalimanı'nda bekleyen İngiliz turistler/ Fotoğraf: Reuters
İngiliz havayolu şirketi easyJet'in CEO'su Garry Wilson, mart ayında yaptığı açıklamada yazın yaklaşık 1 milyon turisti Türkiye'ye getirmeyi planladıklarını söylemişti. 
Birleşik Krallık- Türkiye arasında 18 rotada hizmet verdiklerini söyleyen Wilson, seyahat kısıtlamalarının kalkacağının sinyalinin verilmesiyle tüm ülke seçeneklerine rezervasyonların sadece iki haftada yüzde 630 arttığını ifade etmişti.
Almanya merkezli, dünyanın en büyük turizm acentesi TUI'nin sözcüsü 23 Nisan'da Daily Mail'e yaptığı açıklamada aşı şartının kaldırılmasını "harika haber" diyerek değerlendirmiş ve şunları söylemişti: Birleşik Krallık'tan Türkiye'ye rezervasyonlarımız inanılmaz derecede güçlü. İkinci sırada Yunanistan geliyor. 
TUI'den yapılan açıklamaya göre Türkiye, Yunanistan ve İspanya'ya temmuzdan itibaren rezervasyonların yüzde 500 arttığı belirtilmişti. 
Birleşik Krallık merkezli turizm şirketi Thomas Cook da Başbakan Johnson'ın açıklama yaptığı 22 Şubat'ta web sitesi trafiklerinin yüzde 75 yükseldiğini, Türkiye'nin en çok talep edilen ülke olduğunu duyurmuştu. Sonrasında ise Yunanistan, Kıbrıs, Dominik Cumhuriyeti ve Meksika geliyordu. 
Ancak Türkiye'nin kırmızı listeye girmesiyle işler tersine döndü. 
Zira, Türkiye dahil listedeki 43 ülkeden Birleşik Krallık'a ayak basanlar artık, PCR testi, gıda, havaalanından özel transfer gibi maliyetler dahil 1750 sterlin ödemek zorunda. 

Alman turist için Türkiye, en popüler üçüncü destinasyon
TUI'nin 25 Mart'ta yayımladığı raporuna göre 2021 yazı için yapılan tüm rezervasyonlar 2,8 milyona ulaştı, ki bu seviye hâlâ 2019 yazının yüzde 60 altında. 
TUI'nin açıklamasına göre Almanya'dan yaz için yapılan rezervasyonlar, en çok İspanya, Yunanistan, Türkiye ve İtalya üzerine yoğunlaşıyor. 
Belçikalı ve Hollandalı turistlerin de öncelikli tercihi Antalya. Daha sonra Girit ve Rodos adalı ile Majorca geliyor. 
Alman Seyahat Acenteleri Birliği (DRV) Başkanı Norbert Fiebig, 7 Mayıs'ta Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada Türkiye'nin, Yunanistan ve İspanya'dan sonra en popüler üçüncü destinasyon olduğunu söylemişti. 
Almanya ve Türkiye'nin 2020 yazında, Türkiye'deki çeşitli tatil bölgeleri için "güvenli koridorlar" düzenlemesi üzerinde anlaştığını, böylelikle tatil seyahatlerine imkan verildiğini hatırlatan Fiebig, "Ancak şu anda koronasız 'normal' bir yaz için yapılan rezervasyonların sadece yüzde 20'sinin yapıldığı dikkate alınmalıdır" diye konuştu. 
Almanya'dan Türkiye'ye gelen turist sayısı 2019'da 5 milyon 24 bin, 2020'de ise 1 milyon 178 bindi. 
Her 100 bin kişide 200'den fazla vakanın görüldüğü ülkeleri "yüksek riskli" sayan Almanya, Türkiye'yi bu gruptan sayıyor. Seyahat kısıtı koymayan ülkeye girişte, sonucu negatif olan Covid testi ibraz etme zorunluluğu var. 

Rusya'nın 1 Haziran'da uçuş yasağını kaldırıp kaldırmayacağı görüşülüyor
Almanya gibi Rusya da Türkiye vatandaşlarına karantinayı şart koşmuyor. Ancak Uluslararası uçuşlarda seyahat eden tüm yolcuların, varıştan en fazla 72 saat önce düzenlenmiş negatif sonuçlu bir Covid testini ibraz etmesi gerekiyor. 
Rusya Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova, 12 Nisan'da yaptığı açıklamada, artan vaka sayısı nedeniyle Türkiye'ye seyahati 15 Nisan'dan 1 Haziran'a kadar durdurduklarını ifade etmişti. 
Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR), bu uygulamadan 500 binden fazla turistin etkilendiğini, söz konusu dönemdeki rezervasyonların değerinin 354 milyon 600 bin euro olduğunu duyurmuştu. 

Uçuş iptallerinin ardından Moskova'daki THY şubelerinde uzun kuyruklar oluşmuştu/ Fotoğraf: Reuters
Aralıkta yaptığı açıklamada Türkiye'ye giden Rus turist sayısının 2021'de yüzde 20-25 artabileceğini söyleyen ATOR Başkanı Maya Lomidze, 20 Nisan'da yeni bir açıklama daha yaptı. 
Lomidze, Rusya'nın Türkiye'ye uçuşları sınırlandırması sonrası nisan ve mayıs ayı planları iptal olan turistlerin yeni destinasyonlara yönelip yönelmedikleri hakkında, tur operatörleriyle bir araştırma yaptıklarını belirtti. 
Lomidze'nin açıklamasına göre, bu kişilerin yüzde 60'ı başka tarihlerde Türkiye'ye gitmeyi planlıyor. 
Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar, 5 Mayıs'ta Rus Haber Ajansı TASS'a yaptığı açıklamada uçuşların 1 Haziran'dan sonra başlaması için Rusya yönetimi ile görüşmelerin sürdüğünü söyledi. 

Independent Türkçe



Değeri 1 trilyon doları aşan Samsung’da grev tehdidi

Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)
Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)
TT

Değeri 1 trilyon doları aşan Samsung’da grev tehdidi

Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)
Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)

Samsung'un değeri 1 trilyon doların üzerine çıkarken, Güney Koreli sendikalar ikramiye ve ücretlerin artırılmasını istiyor.

Çarşamba günü Samsung, Asya'da piyasa değeri 1 trilyon doları aşan ikinci şirket oldu. Firmanın hisseleri, rekor kazançlar ve Apple'la çip üretimi anlaşması haberinin ardından fırladı.

1 trilyon barajını Asya'da geçen ilk çip üreticisiyse Tayvan merkezli TSMC'ydi.

Diğer yandan Financial Times'ın aktardığına göre Güney Kore'deki iki sendika, şirketten her birimin faaliyet kârının yüzde 15'ini işçilere dağıtmasını ve maaşlara yüzde 7 zam yapmasını talep ediyor.

Bu taleplerin karşılanmaması durumunda sendikalar, 21 Mayıs'tan itibaren 18 günlük grev yapılacağını bildirdi.

Bellek yongası arzının kısıtlı olduğu bir dönemde böyle bir grev, küresel tedarik zincirlerini aksatabilir.

Seul'deki Sungkyunkwan Üniversitesi'nden Kwon Seok-joon, 18 günlük bir grevin Samsung'u 10 trilyon ila 17 trilyon won (yaklaşık 310 ila 527 milyar TL) zarara uğratabileceğine dikkat çekiyor.

Böyle bir senaryo, Samsung'a tedarik sağlayan 1700 küçük şirket üzerinde de domino etkisi yaratabilir.

Kore Merkez Bankası'nın tahminlerine göre ülkenin ilk çeyrekteki yüzde 1,7'lik gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyümesinin yaklaşık yarısı yonga üretiminden geliyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan bir yetkili, Samsung'un faaliyet kârının yaklaşık yüzde 13'ünü tek seferlik ikramiye olarak vermeyi planladığını söylüyor.

Ancak sendikalar, ikramiyelerin sözleşmelere dahil edilmesini ve her yıl düzenli şekilde ödenmesini istiyor.

Ulusal Samsung Elektronik Sendikası Başkan Vekili Woo Ha-kyung, sendikaların istediği gibi ikramiyelerin sözleşmelere dahil edilmemesi nedeniyle müzakerelerin tıkandığını belirtiyor.

Diğer yandan Samsung, elektronik ev cihazları, akıllı telefon ve televizyon gibi birçok ürün üretiyor. Dev firmanın sadece yarı iletken biriminin maaş ve ikramiye anlaşması yapması halinde diğer bölümlerin de benzer taleplerde bulunabileceğine dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Wall Street Journal


İran savaşından en çok hangi şirketler kazançlı çıktı?

Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)
TT

İran savaşından en çok hangi şirketler kazançlı çıktı?

Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran savaşının küresel ekonomide yarattığı şok etkisi sürerken, bazı şirketler rekor kârlar elde ediyor.

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlık ve ABD'yle İran arasındaki ateşkese rağmen tarafların birbirine saldırması jeopolitik ve ekonomik risklerin sürdüğünü gösteriyor.

Devrim Muhafızları'nın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD ordusunun bölgedeki ablukası, enerji piyasalarında sert iniş ve çıkışlar yaratıyor.

Bu durumdan en çok Avrupalı petrol devleri kazanç sağladı. Londra merkezli British Petrol (BP), "olağanüstü" performansla yılın ilk üç ayında kârını iki katından fazla artırarak 3,2 milyar dolara çıkardı.

Londra merkezli Shell, ilk çeyrek kârının 6,92 milyar dolara yükseldiğini açıklayarak analistlerin beklentilerini aştı.

Paris merkezli TotalEnergies de petrol ve enerji piyasalarındaki dalgalanmanın etkisiyle yılın ilk çeyreğinde kârını neredeyse üçte bir oranında artırarak 5,4 milyar dolara çıkardı.

Greenpeace'in araştırmasına göre AB'deki petrol şirketleri, savaşın başından bu yana günlük 81 milyon euro ek kâr elde etti. Çevreci kuruluş, hükümetlere petrol ve doğalgaz gelirlerine yeni ve kalıcı vergiler getirme çağrısı yapıyor.

Enerji devlerinin yanı sıra büyük bankalar da İran savaşı neticesinde kârlarında artış yaşadı.

JP Morgan'ın ticaret kolu, 2026'nın ilk üç ayında 11,6 milyar dolarlık rekor gelir elde etti. Böylelikle banka, tarihindeki en büyük ikinci çeyrek kârına ulaştı.

JP Morgan'ın yanı sıra Bank of America, Morgan Stanley, Citigroup, Goldman Sachs ve Wells Fargo'nun yer aldığı "Büyük Altı" grubu da aynı dönemde gelirlerini önemli ölçüde artırdı.

ABD'nin en büyük 6 bankası 2026'nın ilk üç ayında toplam 47,7 milyar dolarlık kâr bildirdi.

Wealth Club'ın baş yatırım stratejisti Susannah Streeter, "Yoğun işlem hacimleri yatırım bankalarına, özellikle de Morgan Stanley ve Goldman Sachs'a fayda sağladı" diyor ve ekliyor:

Savaşın yol açtığı dalgalanma alım satım işlemlerinde ani bir artış yarattı. Bazı yatırımcılar gerginliğin tırmanacağı endişesiyle hisse senetlerini satarken, diğerleriyse düşüşte alım yaparak toparlanma eğilimini destekledi.

Ortadoğu'daki belirsizlikten kazançlı çıkanlar arasında savunma firmaları da var.

Dünyanın en büyük savunma sanayi şirketlerinden Lockheed Martin, Boeing ve Northrop Grumman, yılın ilk çeyreğinde rekor düzeyde sipariş birikimine sahip olduklarını açıkladı.

İran savaşı fosil yakıtlara bağımlılığın yarattığı riskleri de gözler önüne serdi. Yenilenebilir enerji şirketlerine ilgi hiç olmadığı kadar arttı.

Florida merkezli NextEra Energy'nin hisseleri yıl başından bu yana yüzde 17 değer kazandı.

Danimarkalı rüzgar enerjisi devleri Vestas ve Orsted de kârlarında artış bildirdi. Britanyalı Octopus Energy de güneş paneli satışlarının şubat sonundan bu yana yüzde 50 arttığını duyurdu.

Independent Türkçe, BBC, France 24


Dünya, Washington-Tahran anlaşmasının borsalara büyük kazançlar getireceğini öngörüyor

Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)
Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)
TT

Dünya, Washington-Tahran anlaşmasının borsalara büyük kazançlar getireceğini öngörüyor

Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)
Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)

Küresel finans piyasaları bugün risk iştahında köklü bir dönüşüme sahne oldu. Beyaz Saray’ın İran ile savaşı sona erdirmeye yönelik bir mutabakat zaptına yaklaşmakta olduğuna dair haberlerin ardından, enerji fiyatlarında sert düşüş yaşanırken küresel hisse senedi endeksleri rekor seviyelere yöneldi.

Washington’ın, 14 maddelik bir öneriye Tahran’ın 48 saat içinde vereceği yanıtı beklediğine işaret eden bu gelişmeler, yatırımcılara küresel enerji arzının kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılabileceği yönünde güçlü bir sinyal verdi. Dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu hattaki iyimserlik, çatışma süresince güvenli liman olarak öne çıkan ABD dolarında gerilemeye yol açtı ve yüksek getirili varlıklarda geniş çaplı bir toparlanmanın önünü açtı.

Söz konusu atmosfer, işlem ekranlarına da hızla yansıdı. Yatırımcılar fiyatlamalardan jeopolitik ‘risk primini’ geri çekerken, küresel enerji maliyetlerinde keskin düşüş gözlendi. Buna karşılık, teknoloji ve yapay zekâ sektörlerinde risk iştahı rekor düzeyde artış kaydetti.

Enerji piyasalarında ise sert bir satış dalgası yaşandı. Brent petrol fiyatı yüzde 10,8’i aşan düşüşle haftalar sonra ilk kez varil başına 100 doların altına geriledi. ABD ham petrolü de yüzde 12,5 değer kaybederek 90 dolar seviyesinin altına indi.

Fiyatlardaki bu sert düşüş yalnızca petrolle sınırlı kalmadı. Avrupa’da doğal gaz fiyatları da yüzde 11 geriledi. Bu gelişmede, ABD Başkanı’nın ticari gemilere eşlik etmeyi amaçlayan projeyi müzakerelerde kaydedilen ilerleme doğrultusunda askıya alma kararı etkili oldu. Böylece, merkez bankaları üzerinde baskı yaratan ve faiz artışlarını tetikleyen enflasyonist baskıların önemli ölçüde hafiflediği değerlendirildi.

Altın fiyatlarında sıçrama

Bu dönüşümün merkezinde, altın fiyatları yüzde 3,2’yi aşan güçlü bir sıçrama kaydederek ons başına 4.703,09 dolara ulaştı ve nisan ayı sonundan bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bu yükseliş, doların zayıflaması ve petrol fiyatlarının gerilemesiyle doğrudan bağlantılı olarak, uzun süre yüksek faiz beklentilerini besleyen enflasyon endişelerinin hafiflemesinden kaynaklandı. Gümüş fiyatları da yüzde 5,7 artışla 76,95 dolara yükselirken, platin ve paladyum yüzde 3’ün üzerinde değer kazandı.

ascdsv
Güney Kore KOSPI endeksini ve dolar ile Güney Kore wonu arasındaki döviz kurunu gösteren ekran (AP)

Analistler, barış umutları ve Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin normalleşmesinin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2026 yılında faiz indirimine gitmesi için uygun koşulları oluşturabileceğini değerlendiriyor. Bu beklentiler, altının uzun vadeli bir yatırım aracı olarak cazibesini artırırken, yıl sonuna kadar 5 bin 500 dolar seviyesine ulaşabileceği öngörülerini de güçlendirdi.

Dünya borsaları

Buna paralel olarak küresel hisse senedi piyasaları da toplu bir yükseliş kaydetti. Barış iyimserliği ile yapay zekâ sektöründeki ivmenin birleşmesi, endeksleri yeni zirvelere taşıdı. Güney Kore’nin KOSPI endeksi yüzde 6,5 gibi güçlü bir artışla 7.000 puanın üzerine çıkarken, bu yükseliş büyük ölçüde Samsung hisselerindeki tarihi sıçramadan destek buldu. Şirket hisseleri yüzde 14,4 değer kazanarak piyasa değerini 1 trilyon doların üzerine taşıdı.

Avrupa tarafında ise STOXX 600 endeksi yüzde 2,1 yükseldi. Londra, Paris ve Frankfurt borsaları yaklaşık yüzde 3’e varan güçlü kazançlar elde etti. Bu yükselişte, şirket kârlılıklarını baskılayan ve tüketici alım gücünü zayıflatan enerji maliyetlerindeki düşüşün piyasalarda memnuniyetle karşılanması etkili oldu.

Para ve tahvil piyasası

Para ve tahvil piyasalarında ise Hürmüz anlaşmasına ilişkin haberler, güvenli liman özelliğiyle öne çıkan ABD dolarının cazibesini zayıflattı. Dolar, başlıca para birimleri karşısında yaklaşık yüzde 0,5 değer kaybetti. Doların gerilemesi ve petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel enflasyon beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesine katkı sağladı. Bu durum, tahvil getirilerine de yansıdı; ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvil getirisi yüzde 4,35 seviyesine geriledi.

Analistler, bu tablonun başta ABD Merkez Bankası olmak üzere merkez bankalarının daha esnek para politikalarına yönelmesinin ve 2026 yılı içinde faiz indirimlerine başlamasının önünü açabileceğini değerlendiriyor.

vdfevfde
New York Borsası’nda bir yatırımcı (AP)

Öte yandan, ekonomik çevreler ABD’nin sunduğu barış teklifine İran’dan gelecek resmi yanıtı bekliyor. Piyasalar temkinli iyimserliğini korurken, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması karşılığında milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını içeren mutabakat taslağı, şubat ayında başlayan çatışmalardan bu yana tarafların ulaştığı en yakın uzlaşı noktası olarak görülüyor.

Söz konusu diplomatik sürecin başarıya ulaşması halinde, yalnızca küresel ticaret yollarının güvenliği sağlanmakla kalmayacak, aynı zamanda çatışma süresince tedarik zincirleri ve ulusal ekonomiler üzerinde baskı oluşturan enflasyon sarmalının da sona ermesi bekleniyor.