Bennett, Netanyahu’yu intikam almakla tehdit ediyor

Netanyahu’yu siyasi ve kişisel hedefleri için, Hamas’ın gücünün artmasında neden olmakla sorumlu tuttu

Fotoğraf (Reuters)
Fotoğraf (Reuters)
TT

Bennett, Netanyahu’yu intikam almakla tehdit ediyor

Fotoğraf (Reuters)
Fotoğraf (Reuters)

Gazze Şeridi ile ateşkesin sağlanmasının ardından İsrail siyaseti yeniden hayata dönmesi ile hükümet kurma çabalarına yeniden başladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Naftali Bennett liderliğindeki Sağ Partiler Birliği’nin (Yamina) iki millet vekilin geri çekilmesi, Bennet’in parlamento bloğunu 7 sandalyeden 5 sandalyeye düşürmeyi başardığı ve dönüşümlü bir başbakan atanması vaadini reddettiği bir zamanda Bennett, Netanyahu’yu intikam almak ve Değişim Kampı’na geri dönmekle tehdit etti.
Bennett Facebook sayfasında paylaştığı yazıda, ulusal sorumluluğu sebebiyle savaş sırasında hükümet karşıtı açıklama yapmaktan kaçındığını, hükümeti değiştirme fikrinden vazgeçtiğini ancak şimdi hükümetin savaştaki başarısız performansı hakkında da kendi fikrini söyleme özgürlüğüne sahip olduğunu belirtti. Bennett “Böylesine bir zayıflık, işlevsizlik ve ulusal utanç dönemi daha hatırlamıyorum.  Görünüşe göre şaşırmamalıyız… Bütün bir yıl boyunca salgın süresince kriz yönetiminde ve eğitim alanında görevlerini yerine getirmeyen hükümete yardım için haykırdık.” ifadelerine yer verdi. Bennett “Karar verme süreci, kişisel ve politik düşünceler tarafından yönlendirilen dolambaçlı bir süreç. Tüm bunlar, lideri kutsallaştırmak için bir sis perdesi oluşturarak, onu eleştirmeye cesaret eden herkesi şiddetli bir şekilde saldırıya uğretıyor” ifadelerini sözlerine ekledi.
Bennett, Hamas’ın gücünün artmasından siyasi, parti ve kişisel hedefleri sebebiyle Netanyahu’yu sorumlu tuttu. Bennett yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Netanyahu’nun destekçilerinin çoğu, devletin Gazze’deki terörist gruplara ve İsrail’deki silahlı çetelere karşı caydırıcı gücünün tarihinin en düşük noktasında olduğunu anlamaya başlıyor. Hükümetteki siyasetle meşgul bakanlar sabah akşam oturuyorlar ve zor zamanlarda kaçıyorlar. Her geçen yıl terör örgütlerinden gerçek ordulara dönüşen Hamas ve Hizbullah güçlerinin engellenmesi ertelendi. Düşmanlarımızın başlarını şimdi kaldırması tesadüf değil. Kendi içimizdeki bölünmemiz ve kendimizi yok etmemiz bizi zayıflatıyor ve iki buçuk yıllık bitmek bilmeyen, hedefi olmayan seçimlerin peşindeyiz.”
Başbakan olarak atanan Yair Lapid’in hükümet kurma çabalarının yeniden başladığını duyurdu. Lapid, fikrini değiştirmek ve aralarındaki ittifak müzakerelerine geri dönmek için Bennett’e gitti. Lapid aynı zamanda, Netanyahu’suz bir hükümet kurmakta ısrar eden Tikva Hadha (Yeni Umut) partisi başkanı Gideon Saar ile ittifak kurmaya çalışıyor. Lapid’e yakın kaynaklar, Likud olmadan bir hükümet kurma olasılığının hala var olduğunu ve hükümet kurma çabalarını tamamlamak için kendisine tanınan sürenin kalan 9 günden yararlanacağını belirtti. Bennett 5 milletvekili ile Lapid’e giderse, 60 milletvekilinden oluşan bir koalisyona sahip olacak. Koalisyonda, Lapid’in 17, Benny Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz (Kohal-Lavan) Partisi’nden 8, İşçi Partisi ve Avigdor Liberman’ın paritisinde 7’şer, Meretz ve Yeni Umut Partisi’nden 6’şar, Mansur Abbas liderliğindeki İslami Hareket’ten 4 milletvekili olacak. Bu hükümet ayrıca Ortak Liste’den 6 milletvekili tarafından desteklenecek.
Netanyahu, Değişim Kampını dağıtma girişimlerine devam ediyor ve Saar’ın milletvekillerini geri çekmesi ve Abbas liderliğinde bir koalisyona katılmaya ikna etmek için baskı yapıyor. Netanyahu Gantz’a kendisiyle koalisyon kurması ve görev süresinin ilk 30 ayında başbakan olarak görev yapması için cazip bir teklifte bulundu. Netanyahu’nun kampında Bennett’i ihmal ettiği ve öfkesinin artmasına neden olduğu yönündeki eleştiriler duyuluyor. Tamamen Değişim Kampına dönmeden önce onu yatıştırması isteniliyor.
Lapid’in hükümeti kurmada başarısız olması durumunda, görev 21 gün süreyle Knesset’e (Parlamento) verilecek. Knesset’de 61 meslektaşının imzasını toplayan herhangi bir milletvekili hükümeti kurabiliyor. Hepsinin başarısız olması halinde Knesset feshedilir ve 100 gün içinde yeni seçimler yapılır. Bu durum gerçekleşirse, bu son iki buçuk yıldaki 5. seçim olacak ve Netanyahu yeni bir hükümet kurulana kadar başbakan olarak kalacak.



Hizbullah, İsrail ordusuna karşı 1980’lerin “taktiklerine” dönüş sinyali mi veriyor?

İsrail askeri araçları Lübnan toprakları içinde hareket ediyor (EPA)
İsrail askeri araçları Lübnan toprakları içinde hareket ediyor (EPA)
TT

Hizbullah, İsrail ordusuna karşı 1980’lerin “taktiklerine” dönüş sinyali mi veriyor?

İsrail askeri araçları Lübnan toprakları içinde hareket ediyor (EPA)
İsrail askeri araçları Lübnan toprakları içinde hareket ediyor (EPA)

Hizbullah içinden sızan ve birbiriyle örtüşen medya bilgileri, “intihar saldırıları” (istişhadi eylemler) söyleminin yeniden gündeme gelmesiyle güney cephesinde önümüzdeki dönemin niteliğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Bu çerçevede, 1980’li yıllardaki savaş dilini ve yöntemlerini hatırlatan alışılmadık askeri seçeneklerin tartışıldığı belirtiliyor.

Askeri kaynaklara dayandırılan sızıntılara göre Hizbullah, “1980’ler taktiklerine” dönmeyi değerlendiriyor; buna “istişhadi grupların” yeniden devreye alınması da dahil. Bu yaklaşım, örgüt içinde daha önce yapılan açıklamalarla da bağlantılı bir anlam taşıyor. Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah, 2024’teki “destek savaşı” sırasında güneydeki savaşçıları “istişhadi” olarak nitelendirmişti. Bu ifade, çatışmanın doğasına ve sahadaki koşullara işaret ediyordu. Kavramın bugün yeniden gündeme gelmesi, bunun bir mobilizasyon dili mi yoksa olası operasyonel tercihlere işaret eden bir gösterge mi olduğu yönünde tartışma yaratıyor.

Saha koşulları ve teknolojik dönüşüm

Emekli Tuğgeneral Yarub Sahr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Güney Lübnan’daki mevcut saha gerçekliğinin intihar saldırılarına dönüş ihtimalini teorik bir tartışma düzeyinde bıraktığını söyledi.

Sahr, “Bugün güney bölgesi, göç ve yıkım nedeniyle neredeyse boşalmış durumda. Bu da bu tür operasyonların en önemli unsurlarından biri olan sivil ortam içinde gizlenme imkânını ortadan kaldırıyor” dedi.

vvevbfde
İki İsrail askeri, Güney Lübnan’da enkazlar arasında ilerliyor (AP)

Ayrıca, gözetleme ve istihbarat teknolojilerindeki gelişmelerin ve İsrail’in geniş bir hedef havuzuna sahip olmasının, bu tür eylemlerin gerçekleştirilmesini son derece zorlaştırdığını, sürekli izleme ve hassas takip altında sahada hareket kabiliyetinin sınırlı olduğunu belirtti.

Sahr’a göre bu tür operasyonlara işaret eden söylemler daha çok propaganda niteliği taşıyor. “Mesaj yalnızca askeri değil, Lübnan iç siyasetini de hedef alıyor. Bu dil, siyasi aktörler üzerinde baskı kurmak ve onları dış politika tercihleri konusunda yönlendirmek için kullanılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sahr, “1980’ler yöntemlerinin hatırlatılması sadece intihar saldırılarını değil, aynı zamanda kaçırma ve suikastları da içeren daha geniş bir modelin yeniden gündeme gelmesi anlamına gelir. Bugünkü koşullarla 1980’lerin karşılaştırılmasının sağlıklı değil. Bu söylem, mevcut şartlarda uygulanabilir bir askeri seçenekten ziyade siyasi baskı aracı olarak öne çıkıyor” dedi.

Teori ile pratik arasında

Öte yandan emekli Tuğgeneral Fadi Davud ise Şarku’l Avsat’a  yaptığı açıklamada, 1980’ler yöntemlerine dönüş tartışmasının yalnızca medya söylemi olmadığını, bunun örgütün “mevcut kapasite havuzu” içinde yer alan bir seçenek olduğunu savundu.

Davud, intihar eylemcilerinin varlığına ilişkin söylemin, Hizbullah’ın tarihsel olarak önemli bir güç unsuru olan insan kaynağı kapasitesiyle bağlantılı olduğunu belirtti. Teknolojik gelişmelere rağmen bu tür eylemlerin sahada etkili olabileceğini ifade eden Davud, “Teknoloji, hedefe ulaşmaya kararlı bir insan unsuruna karşı sınırlı kalabilir” dedi.

Bu tür operasyonların etkinliğinin hedefin niteliğine, güvenlik düzeyine ve sahadaki koruma önlemlerine bağlı olduğunu söyleyen Davud, başarı ihtimalinin duruma göre değiştiğini vurguladı.

vfrefeb
Güney Lübnan’daki sınır kasabası Kefr Kila’da yıkılmış binaların enkazı (Reuters)

Davud ayrıca, olası bir kullanımın İsrail hedeflerine yönelik olacağını, ancak İsrail içinde bu tür eylemler gerçekleştirebilmek için sızma ve doğrudan erişim gerekliliğinin ciddi saha zorlukları yarattığını ifade etti. Buna rağmen bu seçeneğin dile getirilmesinin psikolojik ve stratejik bir boyut taşıdığını, geçmiş deneyimleri hatırlatarak İsrail’e “geleneksel olmayan bir tırmanma ihtimali” mesajı verdiğini söyledi.

Kavramın sahadaki anlamı

Hizbullah operasyonlarını yakından takip eden bir kaynak ise “istişhadi” kavramının her zaman klasik anlamda intihar saldırılarını ifade etmediğini belirtti.

Kaynak, “Bu terim, Güney Lübnan’daki kuşatma koşulları altında savaşçıların içinde bulunduğu durumu yansıtıyor. Savaşçılar, karşı karşıya oldukları risklerin farkında ve gerektiğinde sonuna kadar savaşmaya hazır” dedi.

Aynı kaynak, kavramın ayrı bir taktik tercihten ziyade çatışmanın doğasına işaret ettiğini vurgulayarak, “Bu ifade, en zor saha koşullarında dahi çatışmayı sürdürme ve gerekirse ölüm pahasına mücadele etme kararlılığını anlatıyor” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Savunma Bakanı: Hizbullah’ın silahları askeri ve diplomatik yollarla etkisiz hale getirilecek

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
TT

İsrail Savunma Bakanı: Hizbullah’ın silahları askeri ve diplomatik yollarla etkisiz hale getirilecek

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah örgütünün silahsızlandırılmasını askeri ve diplomatik yöntemlerin birleşimiyle gerçekleştirmeyi hedeflediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Katz, savaşlarda hayatını kaybeden askerleri anma günü kapsamında düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Lübnan’daki operasyonun stratejik hedefi Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıdır… Bu, askeri ve diplomatik adımların bir kombinasyonu ile sağlanacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD, İsrail ile Lübnan arasında, kırılgan ateşkesin ardından süreci ilerletmeyi amaçlayan yeni bir müzakere turuna perşembe günü ev sahipliği yapacak. Görüşmelerin, İsrail ile Hizbullah arasında sağlanan ateşkesin ardından kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlamayı hedeflediği belirtildi. Toplantının Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacağı ve bir önceki turda olduğu gibi büyükelçiler düzeyinde gerçekleştirileceği ifade edildi.

Katz, Lübnan hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde askeri operasyonların süreceği yönünde uyarıda bulundu. Katz ayrıca, Lübnan topraklarından herhangi bir ateş açılmasına aynı şekilde karşılık verileceğini söyledi. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee de dün yaptığı açıklamada, Güney Lübnan’daki yaklaşık 80 köyün sakinlerini geri dönmemeleri konusunda uyardı. Açıklamada, ateşkes anlaşmasına rağmen Hizbullah faaliyetlerinin bölgede sürdüğü iddia edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan ismini vermek istemeyen bir yetkili, iki ülke arasında doğrudan diplomatik ilişki bulunmamasına rağmen ‘iyi niyetle yürütülen doğrudan görüşmelerin kolaylaştırılmaya devam edileceğini’ söyledi.

ABD’de 14 Nisan’da yapılan önceki görüşmede İsrail ve Lübnan’ın Washington büyükelçileri bir araya gelmişti. Ardından ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşta 10 günlük bir ateşkes ilan edildiğini açıklamıştı.

Resmî verilere göre, İsrail saldırılarında mart ayından bu yana Lübnan’da 2 bin 387 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 1 milyon kişi ise yerinden oldu.


İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)

Ramallah kenti yakınlarındaki Umm al-Kheir köyünün eteklerinde yaşayan Hacer ve Reşid Hathlin kardeşler, her zaman mahallelerinden okullarına gidiyordu. Ancak bu hafta, İran’la savaşın başlamasından bu yana ilk kez eğitimin yeniden başlamasıyla birlikte, iki Filistinli kardeşin köy merkezine giden yol dikenli tellerle kapatıldı.

Filistinli sakinlerin Associated Press’e (AP) yaptıkları açıklamalarda İsrailli yerleşimciler söz konusu telleri gece saatlerinde yerleştirdi. Filistinliler, bu geçici çitin, yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın bir bölümünde kontrol alanlarını genişletmeye yönelik son girişimi olduğunu belirtiyor. Bölgede devlet destekli yıkımlar, kundaklamalar ve sabotajların düzenli olarak yaşandığı, yerleşimci şiddetinin ise nadiren yargılandığı ve zaman zaman ölümcül boyutlara ulaştığı ifade ediliyor.

Köy sakinlerinin yaşadığı zorluklar, 2024 yılında Oscar ödülü kazanan “No Other Land” adlı belgeselde de ele alınmıştı. Ancak bu tanınırlığın, kan dökülmesini durdurmak ya da toprak gasplarını sınırlamak konusunda kayda değer bir etkisi olmadığı belirtiliyor. Filistinliler, İsrail’in İran’la süren savaşın yarattığı ortamı kullanarak bölgedeki kontrolünü daha da sıkılaştırdığını; yerleşimci saldırılarının arttığını ve ordunun savaş gerekçesiyle güvenlik iddiasıyla hareket kısıtlamalarını artırdığını dile getiriyor.