Irak’ta eylemcileri öldürenlere ceza verilmesi talebiyle kampanyalar düzenleniyor

Birleşmiş Millet Genel Sekteri Guterres, Twitter’dan paylaştığı mesaj ile göstericilere destek verdi.

Katillerinin cezasız kalmaması için Iraklı aktivistler tarafından sosyal medyada sıkça paylaşılan bir afiş.
Katillerinin cezasız kalmaması için Iraklı aktivistler tarafından sosyal medyada sıkça paylaşılan bir afiş.
TT

Irak’ta eylemcileri öldürenlere ceza verilmesi talebiyle kampanyalar düzenleniyor

Katillerinin cezasız kalmaması için Iraklı aktivistler tarafından sosyal medyada sıkça paylaşılan bir afiş.
Katillerinin cezasız kalmaması için Iraklı aktivistler tarafından sosyal medyada sıkça paylaşılan bir afiş.

Irak’ta eylemcileri öldürenlere yönelik gerek yerel gerekse uluslararası düzeyde kovuşturma yapılmasına yönelik talepler sürüyor. Eylemcilerin katillerin cezalandırılması ve hesap sorulması için düzenledikleri gösteriler Irak makamlarının karşı karşıya kaldığı sorunların başında yer alıyor. Mesele, aylardır hesap verme çağrısı yapan gruplar için büyük önem taşıyor. Son günlerde çok sayıda Iraklı aktivist ve blog yazarı, gerek nöbetler gerekse de çeşitli sosyal medya platformlarında başlatılan kapsamlı kapmayalar ile sesini duyurmaya çalışıyor. Sosyal medyada “Cezasızlığa son”, “Beni kim öldürdü?” ve “Ölüm mangalarını sayın” gibi hastag’ler kullanılıyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in dün Twitter’da yaptığı paylaşım, Iraklıların, suçlulardan hesap sorulmasını istedikleri kampanyalarına destek niteliğindeydi. Guterres, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi:
“Güçlüler yozlaşmaya başladığında insanlar yönetimlere olan inancını kaybeder. Demokrasiler alaycılıkla ve umutsuzlukla zayıflar. Cezasızlığın sona erdirilmesi, güven, dürüstlük ve adalete dayalı yeni bir toplumsal sözleşmeye doğru atılmış önemli bir adımdır.”
Protestocular, 25 Mayıs’taki gösteride cezasızlığa son verilmesi çağrısında bulunan pankartlar ve dövizler açmış, uluslararası toplumu onları korumaya ve Irak makamlarının faillerden hesap sormasını sağlamaya çağırmışlardı. Washington’daki onlarca Irak vatandaşı bu hafta başında, katillerden hesap sorulmasını ve cezasız kalmalarına izin verilmemesini talep etmek için Beyaz Saray’ın önünde bir gece nöbeti düzenledi.
Irak makamları suikast dosyasını çözmek ve olaya karışanları ortaya çıkarmak için aylar önce çok sayıda komite kurdu. Ancak bu komiteler protesto gruplarında, meselenin ciddiye alınmadığı izlenimini oluşturdu. Söz konusu komiteler, dosyaya dokunmamaya veya sonuçlarını açıklamamaya zorlayan güçlü grup ve siyasi partilerin baskısı altında olmalarından dolayı meselenin çözümünde herhangi bir ilerleme kaydedemediler.
Katillerin, adam kaçıranların ve cinayet işleyen çetelerin ortaya çıkarılmasına yönelik talepler, Irak makamları, yargı, yasama ve yürütme organları üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Bu baskı, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi’ni, Meclis Başkanı Muhammed el-Hablusi’den güvenlik liderlerini, protestocuların katillerinin dosyası da dahil olmak üzere 5 başlığı tartışmak üzere ağırlamasını istemeye sevk etti. Güvenlik Komitesi Üyesi Abbas Sarut’un dün Parlamento Başkanlığı’na sunduğu bir belge, güvenlik durumunu değerlendirmek, yaklaşan seçimlere hazırlanmak, devlet kurumlarını yangından korumak, Türkiye’nin Kuzey Irak operasyonlarını tartışmak ve göstericiler, aktivistler ve medya çalışanları suikastlarını, cinayetlerini ve adam kaçırma olaylarını incelemek için güvenlik liderlerinin ağırlanmasını istediğini ortaya koyuyor.
Dün, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Muhammed Rıza komitesinin suikastları aydınlatmak, seçimleri güvence altına almak ve organize suçun yayılmasını önlemek dosyalarını görüşmek üzere güvenlik liderlerini ağırlamayı planladığını doğruladı. Rıza, resmi haber ajansına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kulandı:
“Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte suikastların artması, bazı siyasi partilerin, muhaliflerini vurmak için çeteleri kullanmasından kaynaklanıyor. Ancak geniş çaplı bir olaydan bahsedemeyiz.”
Iraklı yetkililer, aktivistlerden gelen baskılara ek olarak DEAŞ’a karşı yürütülen savaş sırasında Selahaddin, Anbar, Ninova ve kurtarılmış bölgelerdeki kayıp kişilerin bulunması için uluslararası insan hakları örgütlerinden de baskılara maruz kalıyor. Uluslararası Af Örgütü önceki gün Irak makamlarını 5 yıl önce Felluce şehrinde kaybolan 643 yetişkinin ve çocuğun nerede olduğunu açıklamaya çağırdı.
Uluslararası Af örgütü, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Direktör Yardımcısı Lynn Malouf konuya dair şu açıklamada bulundu:
“Söz konusu kimselerin aileleri, sevdiklerinin akıbetinden habersiz, hatta yaşayıp yaşamadıklarını bile bilmeden beş yıldır acı içinde yaşıyorlar. Küçücük çocuklar anne-babalarının kollarından alındı. Bütün aileler paramparça oldu. Bu ailelerin, sevdikleri insanlara ne olduğunu bilmeye hakları var. Acılarına bir son vermek gerekir.”



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.