Hamaney’den, Cumhurbaşkanı Reisi’ye: Bakanlar bir an önce belirlenmeli

İran rejiminin lideri Hamaney, sistemin kamuoyuna hitap etmede propaganda ve medya faaliyetlerinin zayıflığını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Reisi ise yaptırımları kaldırtma sözü verdi ve yüksek enflasyonu ve bütçe açığını eleştirdi

İran rejiminin lideri Ali Hamaney, 3 Ağustos’taki mazbata töreni sırasında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile (İran Devrim Rehberi Hamaney’in resmi internet sitesi)
İran rejiminin lideri Ali Hamaney, 3 Ağustos’taki mazbata töreni sırasında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile (İran Devrim Rehberi Hamaney’in resmi internet sitesi)
TT

Hamaney’den, Cumhurbaşkanı Reisi’ye: Bakanlar bir an önce belirlenmeli

İran rejiminin lideri Ali Hamaney, 3 Ağustos’taki mazbata töreni sırasında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile (İran Devrim Rehberi Hamaney’in resmi internet sitesi)
İran rejiminin lideri Ali Hamaney, 3 Ağustos’taki mazbata töreni sırasında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile (İran Devrim Rehberi Hamaney’in resmi internet sitesi)

Başkent Tahran’daki sıkı güvenlik önlemleri altında İran rejiminin lideri “Devrim Rehberi” Ali Hamaney, 3 Ağustos’ta yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin göreve başlama töreni için bir kararname yayınladı. Hamaney, ülkenin içinde bulunduğu özel koşullar nedeniyle hükümetin oluşumunun hızlandırılması gerektiğini vurgulayarak, siyasi, güvenlik sorununa ve ekonomik krize dikkati çekti.
Hamaney, törende, “Ülkenin durumu, hükümetin kurulmasında bir ertelenmeyi gerektirmez. Cumhurbaşkanı, önerilen bakanların sunumunu ve parlamento da bakanların niteliklerinin değerlendirilmesini hızlandırmalıdır” dedi. “Boşluklar ve problemler çoktur, ama ülke yetenekleri bakımından bu problemlerden üstündür” diyen Hamaney, “Ekonomik sorunları çözmek için zamana ihtiyaç var. Bu, kısa sürede ve bir gecede yapılamaz” ifadelerini kullandı.
Reisi ise konuşmasına, koronavirüs pandemisiyle ilgili sosyal mesafe kısıtlamaları nedeniyle Hamaney’in elini öpemediği için üzüntüsünü ifade ederek başladı. Enflasyon, bütçe açıkları ve korona da dahil olmak üzere 10 eksendeki sorunları belirleyip çözmek ve ABD yaptırımlarını kaldırmak için çalışmak üzere acil kısa vadeli bir plan sözü verdi.
Reisi, parlamentoda milletvekillerinin huzurunda anayasa yemini etmesinin ardından yarın (5 Ağustos Perşembe) resmi görevine başlayacak. İran gazetelerinde muhtemelen bakanlardan sızdırılan bilgilere göre Reisi’nin, muhafazakârlar tarafından kontrol edilmesi beklenen kabineyi sunmak üzere parlamentoya yönelmesi için bir haftası var.
Reisi, “Yaptırımların kaldırılması için çalışacağız, ancak kesinlikle halkın geçimi yabancıların iradesine bağlamayacağız” dedi. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) aktardığına göre Reisi, “Düşmanların saldırganlığı, ülke içerisindeki sorun ve boşluklar nedeniyle halkın ekonomik durumunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
Reisi, 17,8 milyon oy alarak seçimleri rahat bir şekilde kazandı. Bu oran, 1979 devriminden sonra cumhurbaşkanlığı seçimlerine en düşük katılımın görüldüğü seçimlerde yüzde 62’ye eşdeğer. Resmi istatistiklere göre yüzde Tahran’ın nüfusunun yüzde 26’sı katılım gösterdi.

Propaganda savaşı ve yolsuzlukla mücadele
Rehber’in resmi internet sitesine göre Hamaney, defalarca seçimlere övgüde bulundu. Hamaney, seçimlerin ‘dürüstlük ve tam bir güvenlik içinde gerçekleştiğini’ söylerken, ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik reformistlerin komplo kurduğunu iddia etti. Bu bağlamda Ali Hamaney, “Uzun bir süre düşmanın karar verici çevreleri, seçimleri boykot etme komplosunu hazırladılar. İran içinden bazıları da cehaletten, belki de kasten aynı çizgiyi takip etti. Ama halk kararlı bir yanıt verdi ve iyi bir katılım gerçekleşti” dedi. Hamaney, propaganda savaşını ve medya çalışmalarında zayıflık ve ihmali eleştirirken, “Düşmanlar, yumuşak savaş, propaganda ve medya savaşı yoluyla İran da dahil olmak üzere çeşitli ülkelerde kamuoyunu etkilemeye çalışıyor” şeklinde konuştu. Rehber, “Bir milletin kamuoyu, yabancıların elinde ise o millet, yabancının istediği gibi ilerleyecektir” dedi.
Mazbata töreninde Reisi, yargı organındaki halefi Gulam Hüseyn Muhsini Ecei ve Meclis başkanı Muhammed Bakir Galibaf Hamaney’in sağında oturdu. Görevi sona eren Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Anayasa Koruma Konseyi Başkanı Ahmed Cenneti ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) Başkanı Sadık Laricani ise solunda oturdu. Mazbata töreni, koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl farklı koşullarda gerçekleşti. Tören, pandeminin patlak vermesinden bu yana katılan görevli sayısı bakımından en kalabalık tören oldu. Törende eski Cumhurbaşkanları Hatemi ve Ahmedinejad yer almadı.
Reuters, Hamaney’in yeni cumhurbaşkanına ekonomiyi canlandırarak ‘sınırlı gelire sahip insanları güçlendirme’ çağrısında bulunduğunu bildirdi. Hamaney’in ofis müdürü tarafından okunan ve cumhurbaşkanının görevini üstlenmesini onaylayan kararnamede, “Bilge, yorulmak bilmeyen, deneyimli ve popüler Reisi’yi, İran’ın cumhurbaşkanlığına atıyorum” ifadelerine yer verildi. Hamaney, mazbata töreninin ‘anayasaya’ ve ‘Rejimin kurucu lideri “İmam” Humeyni tarafından kurulan bir geleneğe’ dayandığını söylerken, otorite geçişini bu şekilde ‘ülkede rasyonellik, sakinlik ve huzurun kanıtı’ olarak nitelendirdi. Yeni hükümete ‘ulusal birliği somutlaştırması’ önerisinde bulunan Hamaney, “Sorunlar, çözümler ve beklenenler hakkında insanlarla dürüstçe konuşmak, hükümetin popüler olmasına yardımcı olan önemli şeylerden biridir” diyerek, yolsuzlukla mücadeleyi de hükümete yönelik popüler talebin artmasında etkili bir faktör olarak niteledi. Yolsuzlukla gevşemeden mücadele edilmesi gerektiğini belirten Hamaney, “Yolsuzlukla mücadeleyi daha önceki pozisyonda ben başlattım ama meselenin aslı burada. Yürütme organında yolsuzluğun kuluçka merkezi oluşturuluyor, yolsuzlukla burada mücadele etmeliyiz” şeklinde konuştu. ‘Vergi kaçakçılığını, haksız tekelleri, devletin döviz desteğini kötüye kullanmasını, tüccarların sağlıksız faaliyetlerini ve kaçakçılığı’ eleştiren Dini Lider, “Bu, kelimenin tam anlamıyla mücadele edilmesi gereken yolsuzluktur” dedi.
Anayasa Koruma Konseyi’nin eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Yardımcısı İshak Cihangiri ve eski meclis başkanı Ali Laricani’nin adaylık başvurularını kabul etmemesinin ardından seçimler, siyasi çevrelerde yaygın eleştirilere yol açmıştı.
Törenden sonra Reisi, başkent Tahran’ın merkezinde, Hamaney ofisine birkaç metre uzaklıktaki cumhurbaşkanlığı konutuna gitti ve ofisini, Ruhani’den teslim aldı.

Yeni hükümet ve süper krizler
Reisi, Ruhani hükümetinin ekonomik sicilini zımnen eleştirdi. Enflasyonun yüzde 44’e, likiditenin yüzde 680’e ulaştığını, hükümetin borçluluğunun 2015’ten bu yana üç katına çıktığını ve bütçe ihlalinin 450 bin milyar riyal olarak gerçekleştiğini söyledi.
Reisi, Ruhani’nin görev süresinin ikinci döneminde ülkeyi etkileyen çeşitli siyasi, sosyal, ekonomik ve çevresel krizlerin ardından yürütme organının liderliğini üstleniyor. Son 4 yılda ülke, ilki Aralık 2017’de ABD yaptırımlarının geri getirilmesinden 5 ay önce büyük protestolara tanık oldu. Orta ve yoksul sınıfın katıldığı ilk canlı protestolardı ve iki yıl sonra da Kasım 2019 protestoları patlak verdi. Hükümetin ani bir bütçe açığını kapatmak için benzin fiyatlarını artırma kararının ve geçen ay Ahvaz Araplarının nehir suyunun diğer bölgelere taşınmasını protesto etmesinin ardından genel protestolarının işaretleri ortaya çıktı ve ülke genelinde düzensiz protestolara dönüştü. Üç protesto olayında yetkililer, eylemcilerin taleplerini bastırmak için aşırı güç kullandı. İran lideri Hamaney de halkın hoşnutsuzluğunun birincil hedefi haline geldi. Ayrıca İran rejimine bağlı medya organları, ülkenin tanık olduğu ekonomik ve sosyal krizlerden yaptırımları, koronavirüs pandemisinin sonuçlarını ve kuraklık krizini sorumlu tutuyor.
Buna paralel olarak Devrim Muhafızları’nın terör listesine alınmasıyla eş zamanlı olarak, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın petrol satmasını engellemeye karar vermesinin ardından İran ve ABD arasında gerginlik arttı. Trump’ın Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlardaki beyni Kasım Süleymani’yi öldüren bir hava saldırısı emri vermesinin ardından iki ülke savaşın eşiğine geldi.
Süleymani’nin öldürülmesinden beş gün sonra Devrim Muhafızları savunmaları, ABD güçlerini barındıran iki Irak üssüne balistik füzelerle ateş açtı. Kısa bir süre sonra Tahran semalarında uçan sivil bir Ukrayna uçağı düşürüldü.
Bu gelişmeye paralel olarak, Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisinin, geçen yıl Temmuz ayından bu yana iki patlamaya maruz kaldığı ciddi güvenlik olaylarından sonra İran güvenlik güçlerinin hazır konumda bulunması, şüpheleri ve soruları gündeme getirdi. Aynı dönemde İran’ın nükleer programındaki askeri meselelerden sorumlu yetkili ve Araştırma İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Muhsen Fahrizade’ye silahlı kişilerce suikast düzenlendi. Ayrıca geçen ay Tahran’ın içinden havalanan küçük bir insansız hava aracı ise bir santrifüj montaj tesisine saldırdı.

Hamaney’e yakın cumhurbaşkanları
Radikal muhafazakâr Reisi, beşinci cumhurbaşkanı oldu. Hamaney, onu pragmatik eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani, reformist Muhammed Hatemi, muhafazakâr Mahmud Ahmedinejad ve ılımlı Hasan Ruhani’den sonra İran’daki yürütme organının başına atadı. Söz konusu isimlerin her biri Hamaney döneminde 8 yıl içerisine iki başkanlık dönemi geçirdi. İran’da son sözü 1989’da Humeyni öldükten sonra “Devrim Rehberi” sıfatıyla ülkeyi yöneten Hamaney söylüyor. 1979 Devrimi sonrası iktidarı ele geçiren din adamları sınıfı Humeyni’nin teorisyenliğini yaptığı Velayet-i Fakih doktrini çerçevesinde yeni “İslam Cumhuriyeti” rejimi sistematize etti. İslam Cumhuriyeti rejiminde en kademede tüm sistemi yöneten Rehber bulunuyor. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ve hükümeti yürütmeden sorumlu. Yasama, yargı, yürütme, medya ve ordu ise Hamaney’e bağlı.
Reisi, selefleri arasında Hamaney’in eğilimlerine en yakın kişi. Son beş veya altı yılda, adı Hamaney’in yerini alacak üçüncü lider pozisyonu için potansiyel adaylar listesinin başında yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı, Reisi açısından gerçek bir sınav olarak görülüyor. Hamaney’in kararıyla yargının başına geçti. Daha önce de Rehber’e tabi kurumların en zengini olan ‘Astan Kuds Razavi’ kuruluşu başkanlığını üstlenmesi için Hamaney tarafından seçilmişti. Bu pozisyonlardaki başarısı, muhafazakârlar, özellikle de Devrim Muhafızları liderleri arasındaki konumunu güçlendirdi.
Yükselişini etkileyen faktörler arasında kayınpederi, radikal bir din adamı, Hamaney’in temsilcisi ve Hamaney’in memleketindeki radikal muhafazakarların lideri olan Meşhed’in Cuma Vaizi Ahmed Alam el-Huda yer alıyor. İran’daki gözlemcilerin ortak görüşüne göre, tüm bu faktörler Reisi’yi hafife alınmaması gereken önemli bir isim haline getiriyor.
1988’de siyasi aktivistlerin toplu infazlarından sorumlu ‘ölüm komisyonundaki’ rolü nedeniyle yaygın uluslararası eleştirilere maruz kalan eski yargı başkanı, İran için dış politika düzeyinde büyük bir meydan okuma olarak görülüyor.
ABD, Reisi’ye 1988’de binlerce siyasi mahkûmun toplu infazında oynadığı iddia edilen rolü nedeniyle yaptırım uyguladı. Kendisine uygulanan yaptırım, 2019 yılında yargı başkanlığına atanmasından birkaç ay sonra gelişti.
60 yaşındaki Reisi, seçilmesinden sonra ilk kez iddialarla ilgili olarak konuşurken, yargıdaki görevini yerine getirdiği için kendisine ABD yaptırımları uygulandığını söyledi.
Nükleer anlaşma tarafları, ilk olarak Nisan ayı başlarında Viyana’da başlayan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerine yeniden başlamak için, özellikle kimliği henüz bilinmeyen yeni dışişleri bakanının atanması olmak üzere Reisi hükümetinin istikrarını bekliyor. 20 Haziran’daki altıncı turun bitiminden sonra duran müzakereler, İran’ın nükleer taahhütlerine dönmesi karşılığında ABD’nin yaptırımlarını kaldırmasını hedefliyor. İran’ın uranyum zenginleştirme saflığı, nükleer silah geliştirmek için gereken yüzde 90’a yakın bir oran olan yüzde 60’a ulaştı.
Pazartesi akşamı İran televizyonu, Viyana müzakerelerinin koordinatörü Avrupa Birliği (AB) Siyasi Direktörü Enrique Mora’nın perşembe günü anayasal yemin törenine katıldığını duyurdu. İsrail, bu durumu eleştirdi.

 


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı