IKBY’deki iki ana partinin, gelecek seçimlerde Bağdat’taki ağırlığını koruması bekleniyor

İlk veriler, IKBY halkının seçimlere katılım oranının düşük olacağı yönünde. Katılımın yüzde 30’u geçmeyeceği tahmin ediliyor.

Erbil’deki IKBY Meclisi (Reuters)
Erbil’deki IKBY Meclisi (Reuters)
TT

IKBY’deki iki ana partinin, gelecek seçimlerde Bağdat’taki ağırlığını koruması bekleniyor

Erbil’deki IKBY Meclisi (Reuters)
Erbil’deki IKBY Meclisi (Reuters)

Basim Francis
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) federal parlamentonun belirlenmesi için düzenlenecek erken seçimlere yönelik propagandalar başladı. Kürt bölgeinin önde gelen iki partisin,n, Bağdat’taki Federal Parlamento’da IKBY’ye ayrılan sandalyelerin çoğunu alması bekleniyor. Bununla birlikte seçimlere katılım oranıyla ilgili yapılan ilk değerlendirmeler, IKBY seçmeninin yönetimdeki partilerin Bağdat ile biriken krizleri çözememesi karşısında yaşadığı hayal kırıklığını yansıtıyor. Bu doğrultuda seçimlere katılımın oldukça düşük düzeylerde olası bekleniyor.
Çeşitli Kürt partilerinden 146 aday, 10 Ekim’de yapılması kararlaştırılan seçimlerde 329 sandalyeli Federal Meclis’teki 46 sandalyeyi kazanmak için 12 seçim bölgesinde yarışacak. Yeni kabul edilen seçim yasasına göre kentler birçok seçim bölgesine bölünecek. Nispi temsile dayanan önceki seçim yasası ise her kenti tek seçim bölgesi olarak kabul ediyordu.
Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) 2018 seçimlerinde Federal Meclis’te 25 sandalye kazanırken rakibi merhum Celal Talabani’nin kurucu lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ise 18 sandalye almıştı. IKBY yönetimini paylaşan bu iki ana partinin dışında kalan muhalif oluşumlardan Değişim Hareketi ile İslamcı çizgideki partiler ise sandalye sayısında sert düşüş yaşadı. Muhalif partiler KDP ve KYB’yi seçimlerde geniş kapsamlı manipülasyon gerçekleştirmekle suçladı.
Kürt partiler her seçim turundan sonra ‘yüksek milli menfaatleri’ koruma ilkesine bağlı kalarak Bağdat’ta ortak bir pozisyon almak için prensipte anlaşmalarına rağmen genelde Federal Meclis’te Kürtlerin payına düşen makam koltukları üzerinde anlaşma noktasında ayrışıyorlar. Bu makamların başında da cumhurbaşkanlığı geliyor. Bağdat’ta bir siyasi gelenek haline gelen uygulamaya göre cumhurbaşkanlığı koltuğu Kürtlere, başbakanlık koltuğu Şiilere ve meclis başkanlığı koltuğu da Sünnilere veriliyor. Bu nedenle IKBY’nin iki ana partisinin bu seçimden sonra da söz konusu makam için yeni bir çatışmaya girmesi bekleniyor.

Seçimlerde düşük katılım oranı
IKBY ve Irak’ın diğer şehirlerinde yapılan önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de katılımın düşük olacağına yönelik endişe hakim. Seçimleri gözetleme çalışmaları yürüten Şems (Güneş) Teşkilat Müdürü Hogır Çeto onuya dair şu açıklamalarda bulundu:
“Prensipte mevcut verilere göre katılım oranının yüzde 25 veya 30’un üzerine çıkacağına dair bir gösterge bulunmuyor. Katılım oranın düşük olmasının sebebi birtakım etmenlere dayanıyor. Bu etmenlerden biri önceki seçimlerde kazanan ve iktidara gelen partilerin verdiği seçimlerini sözleri yerine getirmemesidir. Bir başka etmen de yenilenen Seçim Yasası’na rağmen güç dengelerinde bir değişiklik olmayacağı yönündeki kanaattir.”
Yarı bağımsız bir statüye sahip olan IKBY, Irak’ın diğer bölgelerine kıyasla ekonomi deve siyasette daha istikrarlı olmasına rağmen özellikle DEAŞ’ın IKBY sınırının karşısında geniş bir alanı işgal etmesi ve Bağdat ile biriken sorunlar (en başta da IKBY memur maaşlarının kesilmesi) nedeniyle birbiri ardına gelen krizlerle boğuşuyor. Buna ek olarak IKBY’de derinleşen iç krizler, Kürt partiler arasında iktidar ve kaynakların dağıtımıyla ilgili ihtilaflara neden oluyor. Kötü yönetim, iktidardaki KDP ve KYB’nin Erbil ve Süleymaniye’deki yönetimleri birleştirmede başarısız olmaları ve kamu hizmetleri konusundaki sıkıntılar, Mart 1991’de Sadam Hüseyin rejimine karşı ayaklanarak ortaya çıkan Kürt tecrübesine yönelik halk öfkesinin son 15 yılda giderek artmasına yol açıyor.
Çeto, Goran (Değişim) Hareketi’nin KDP ile rekabet etmek için İslamcı çizgide politika yapan partiler (Kürdistan İslami Birlik Partisi ve Adalet Grubu) ile adayların seçim bölgelerine dağılımı konusunda ortak bir mekanizma kurmak için anlaşmasına dikkat çektği açıklamasında söz konusu uzlaşmanın meclis ağırlığında kısmi bir değişikliğe yol açabileceğini söyledi.
Güç dengelerinde köklü bir değişikliğin meydana gelmesine ihtimal vermediğini belirten Çeto, bu çıkarımına gerekçe olarak seçimlerdeki katılım oranının yüzde 25’i geçmeyeceği yönündeki verileri gösterdi. Katılımın böyle bir seviyede kalması durumunda partilerin önceki oyları alacağını kaydeden Çeto, oranın yüzde 40 ila 50’lere ulaşması halinde ise durumun değişebileceğini ifade etti.

Manipülasyon endişeleri
Seçim propaganda kampanyaları güvenlik alanında gerginliğin hakim olduğu bir dönemde baladı. Zira Uluslararası Koalisyon güçlerine ait üssün yer aldığı Uluslararası Erbil Havalimanı 11 Eylül Cumartesi akşamı bomba yüklü iki insansız hava aracı (İHA) tarafından saldırıya uğradı. Saldırıca can kaybı yaşanmadı. İran yanlısı Şii milisler geçtiğimiz aylarda gerçekleşen buna benzer saldırıları üstlenmişti. Söz konusu saldırı, Bağdat ve Erbil arasında ihtilaflı bölge olarak kabul edilen Kerkük kenti ile Ninova vilayetine bağlı Mahmur ilçesinde DEAŞ’ın düzenlediği bir dizi saldırının ardından geldi. Fakat gözlemciler, son dönemde bölgede güvenlik alanında yaşanan gerginliğin seçim sürecini etkileyecek derecede olmadığı ve saldırıların dar bir alanda gerçekleşmeleri nedeniyle etkilerinin sınırlı düzeyde kalacağı görüşünde.
Şems (Güneş) Teşkilat Müdürü Hogır Çeto açıklamalarında seçimlerde manipülasyon ihtimaline de yer verdi:
“Bu mesele gözetleme sürecinde neyin izleneceğine ve 2018 seçimlerinde görüldüğü gibi ihmal ve boşlukların olup olmamasına bağlı. Bu boşluklar Seçim Yasası’nda yapılan değişiklikler ve Bağımsız Seçim Komiserliği’nde alınan önlemlerle iyileştirildi. Ancak halen oyların satın alınması, bazı partilerin kamu malını ve devletin imkanlarının kendi seçim çalışmaları için sömürmesi veya Seçim Komiserliği’nin çalışmalarında ne derece bağımsız olacağı gibi bazı boşluklar bulunuyor. Tüm bunların tekrarlanıp tekrarlanmaması seçim sürecinin izlenmesine ve gözetimine bağlıdır. Bunlar başlıca endişelerdir.”

Güvenilir anketlerin bulunmaması
Bağımsız Kürt Ulusal Meseleleri Stratejik Araştırmalar Programı’nın IKBY şehirlerinin yanı sıra ihtilaflı bölge olan Kerkük’te yürüttüğü bir ankete göre gelecek ay yapılacak seçimlerde, Barzani’nin partisi yüzde 23 ile ilk sırada, KYB ve Değişim Hareketi koalisyonu yüzde 15 ile ikinci sırada yer alacak. İş insanı Şasuvar Abdulvahid liderliğindeki muhalif Yeni Nesil Hareketi yüzde 13’ü geçerek üçüncü sıraya yerleşti. Bu partileri yüzde 3 ile Kürdistan İslami Birlik Partisi ve ondan daha da az oy alan Adalet Grubu takip etti. Ankete göre seçimi boykot edenlerin oranı ise yüzde 19’un altında kaldı.
4 bin 285 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen anket, şehirler arasındaki katılım oranının birbirinden farklı olduğunu ortaya koydu. Zira Süleymaniye’den ankete katılanların yaklaşık yarısı seçimlerde oy vereceğini, yüzde 28’i seçim kartını iptal etmeyi düşündüğünü ve yüzde 18’i de de seçimi boykot edeceğini belirtti.
Irak’ta genel siyasi eğilimi okuyacak anket düzenleme konusunda uzmanlaşmış herhangi bir akademik ve bilimsel kurum bulunmuyor. Zira mevcut kurumlar da güvenirlik kriterlerini karşılamadığı gibi anket düzenleme konusunda düzenli bir mekanizma izlemiyor ve ulaştığı sonuçları sağlıklı bir biçimde analiz edemiyor.
Söz konusu ankete göre Erbil’de seçime katılacaklarını ifade edenlerin oranı yüzde 64. Buna karşılık boykot kararı alanların oranı yüzde 21. Yüzde 13’lük bir kesim ise kararsız.
Anketteki verilere göre Kerkük’te sandığa gideceğini belirtenlerin oranı yüzde 55’in üzerinde. Boykot edeceklerin oranı yüzde 25, kararsızların oranı ise yaklaşık yüzde 20. Halepçe kentindeki oranlar da Kerkük’tekilere yakın. Katılımcıların yüzde 20’si oy kullanırken partileri, yüzde 50 ise adayların özgeçmişlerini dikkate alacağını dile getirdi.
Anket sonuçlarına göre seçim kartını iptal etmeye karar veren ve seçimi boykot edecek olanların büyük bölümü, önceki seçimlerde IKBY’nin 3 temel partisine oy veren seçmenlerden oluşuyor.

Kağıt üzerinde kalan vaatler
Federal Parlamento’dan Değişim Hareketi Milletvekili Hoşyar Abdullah duruma dair şu açıklamada bulundu:
“İktidar güçleri seçimlerden bir ay önce vatandaşlara yalan vaatler vermeye başlıyorlar. Geriye kalan 3 yıl 11 ay ise vatandaşa sırtlarını dönüyorlar. Halk bu partilerin yönetimden gitmesini bekliyor. Çünkü vatandaşın maaş krizini unutarak oy kullanmaya gitmesi mümkün değil.”
Yönetimdeki iki ana parti bazı şüpheli dosyalardan dolayı seçimlerdeki imajını koruyamayabilir. İktidarın büyük ortağı olması dolayısıyla kötü yönetimle suçlanan Barzani’nin partisi eleştirilerden en büyük payı alıyor. Ancak buna rağmen parti yapısı içindeki ihtilaflar düzeyinde daha fazla istikrara sahiptir. Buna karşılık KYB içerisinde geçtiğimiz son iki ayda parti liderliği konusunda anlaşmazlık yaşandı. Merhum Celal Talabani’nin oğlu Bafıl Talabani ile yeğeni Lahor Şeyh Cengi arasında parti liderliği noktasında ihtilaf meydana geldi. Partinin eş başkanı olan Cengi bu süreçte yetkilerinden feragat etti.

Safları birleştirme çağrıları
KDP lideri Mesud Barzani, seçim kampanyasının başında kenti kitlesine hitaben şunları söyledi:
“Seçim Yasası konusundaki çekincelerimize ve doğru bir sayım yapılmaması nedeniyle, yanlış ve adaletsiz sandalye dağılım mekanizmasına rağmen kamu yararı için yarışmaya katılmaya karar verdik. Bağdat ile olan ihtilafların ortaklık, iş birliği ve uzlaşı temelinde anlaşarak iyileştirilmesi önemlidir. Kürdistan halkının sorunu sadece bütçe ile sınırlı değildir. Bilakis Kürdistan halkı bir siyasi dava sahibidir. Duygusallıktan ve taassuptan uzak bir şekilde ciddi ve köklü iyileştirmeleri düşünmenin tam zamanıdır.”
IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, Kürt partilere yaptığı çağrıda, “Ülkenin genel menfaati ve özel anayasal hakkımızı elde etmek için seçimlerden sonra Bağdat’ta birlikte çalışalım. Seçim kampanyalarında koordinasyon ve iş birliğini zorlaştıracak davranışlar sergilenmemeli” dedi.
KYB ile Değişim Hareketi’nin yer aldığı Kürdistan İttifak Listesi Başkanı ve aynı zamanda IKBY Başkan Yardımcısı Kubat Talabani de yürüttüğü benzer bir seçim kampanyasında şu ifadeleri kullandı:
“Önceki seçimlerde KYB ile Değişim Hareketi arasındaki rekabet ikisinin de yararına olmadı. Bilakis Süleymaniye kentinde bu rekabetten zarar gördüler. Birliğimizle birlikte Süleymaniye’ye istikrar yeniden dönecek.”



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.