Ürdün İstihbarat Direktörü: Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması için yeni bir vizyon geliştirildi

Direktör, Şarku’l Avsat da dahil olmak üzere medya kuruluşlarının temsilcilerini içeren açık bir oturumda konuştu.

Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
TT

Ürdün İstihbarat Direktörü: Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması için yeni bir vizyon geliştirildi

Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)

Ürdün’de düzenlenen bir oturumda konuşan Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Ahmed Hüsni Hatukay, ​​bir grup Ürdünlü gazeteci ve yazara ülkedeki güvenlik ve siyaset sahnesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Oturumdaki görüşler, iç ve dış meselelerle ilgili birçok kritik soruyu yanıtlarken yalın değildi. Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması, siyasi reform sürecine destek ve bölgesel ve yerel olarak radikalizm ve terörle mücadelede kurumun rolü, oturumun ana başlığını oluşturdu.
Oturumda 4 saatten fazla bir süre siyaset ve güvenlik yaklaşımları üzerinde duruldu. Ülkenin güvenlik kurumuna başkanlık eden Hatukay’ın Mayıs 2019 başlarında göreve gelmesi, istihbarat biriminin Ürdün meselesiyle ilgili politikaları açısından ilerleyen dönemin özelliklerini belirledi.
Tümgeneral Hatukay, bölgesel ve uluslararası ittifakların karmaşık haritası karşısında göz ardı edilemeyecek bir ‘oldu bittiye’ uzanan siyasi bir yaklaşım ortasında, Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması için yeni bir vizyon ortaya koydu. Bu yaklaşım, sınırların açılması ve ticaret ile ilgili olarak yakın zamanda açıklanan bir dizi Ürdünlü yetkilinin kararında da açıkça görülüyor.
Ülkenin en yüksek güvenlik yetkilisi olarak Tümgeneral Hatukay’ın Suriye meselesinde ifade ettiği tutum, Krallığın, ‘Rusya- Suriye- Ürdün’ uzlaşıları aracılığıyla kriz yılları boyunca güneydeki ‘bazı müdahaleler’ dışında Suriye işlerine müdahaleden kendisini uzak tuttuğunu ortaya koydu.
Hatukay, bu noktada Ürdün’ün Suriye’ye karşı herhangi bir eylemin kuvözlerinden biri olmadığını dile getirdi. Tümgeneral, güney sınır bölgesinin Ürdün ile istikrarının, bu husustaki en önemli stratejik hedef olduğunu ve öyle kalacağını vurguladı.
Tümgeneral Hatukay, Suriye rejim güçlerinin bugün topraklarının yüzde 65’ini kontrol ettiğini iddia ederken, toprakları üzerindeki kontrolünü geri kazanma görevinde kendisini destekleyen bölgesel tarafların niteliği hakkında ise yorum yapmadı. Suriye krizinin ülkenin kuzeydoğu bölgelerindeki endişeler ortasında hala etkin olduğunu söyleyen yetkili, bölgenin güvenliğini hala hedef almaya çalışan terör örgütleri için kuluçka merkezlerinin var olduğunu dile getirdi. Tümgeneral Ahmed Hüsni Hatukay, Suriye- Irak sınırına yakın Haseke bölgesinde bulunan el-Hol kampındaki krize ve Suriye krizinin koşulları nedeniyle kampın çevresindeki insani ve güvenlik durumuna da değindi.
Tümgeneral, son yıllarda iki istihbarat servisi arasında ve amacı Suriye’nin güneyinde sükuneti korumak olan bir ulusal güvenlik planı dahilinde, Ürdün ve Suriye arasındaki stratejik ilişkinin sürekliliğine dikkati çekti.
Tümgeneral Hatukay, sınırların sürekli olarak kapatılmasıyla ilgili olarak ise Ürdün değerlendirmesinin, Ürdün Krallığı’nın ‘kuzey sınırlarını kapatma politikasına tahammül zorluğu’ ortasında Ürdün- Suriye ilişkisini ‘çerçeve içine almaya’ çalıştığını söyledi. Yetkili, iki ülkenin güvenlik ve ekonomi konuları başta olmak üzere ortak konularda iş birliği hatlarını yeniden açma ihtiyacı ışığında, Şam ile iş yapmanın kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Kaçakçılık korkuları
Ürdün İstihbarat Direktörü, uyuşturucu ve silah kaçakçılığındaki artışla birlikte Krallığın güvenliğini hedef almaya çalışan sınır ötesi terörist unsurların kaçakçılık oranındaki artış konusunda endişelerini dile getirdi. Üst düzey güvenlik yetkilisi, Suriye’de yoksulluk ve açlığın yayılmasının, ‘dışlanmış nesiller arasında radikalizmi körüklemeye’ katkı sağladığını ve onları terör örgütleri için savunmasız hale getirdiğini belirtti. Tümgeneral, geçmiş yıllarda bu radikalizm yanlısı grupların egemenliği altında büyüyen çocukların, bu örgütlerin saflarında edindikleri inançların değişmesine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Hatukay, ​​Ürdün Genel İstihbarat Teşkilatı’nın 2019’dan toplantı tarihine kadar gerçekleşen 120 operasyona ilişkin hayal kırıklığına da değinirken, Ürdün istihbaratı çabalarının, Krallığı hedef alan 52 terör planını engellediğini ve bu saldırılara karışan 103 kişiyi tutukladığını belirtti.
Tümgeneral Hatukay, terörle mücadeleye yönelik uluslararası çabaların bir parçası olarak Krallığın, Avrupa’nın farklı bölgelerinde ve dünya ülkelerinde 68 terör planını engellemeye katkıda bulunduğunu vurguladı. Tümgeneral ayrıca, “Krallık genelinde terör unsurlarının 95 kaçakçılık faaliyetinin yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı operasyonları engellendi ve bu operasyonlara karışan 249 kişi tutuklandı” dedi.
Hatukay, geniş bir güvenlik ve istihbarat ölçeğinde çabaları koordine etmeyi gerektiren zorluklara da değindi. İstihbarat Direktörü, Krallığın güvenliğinin Irak ve Suriye’deki terör örgütleri aracılığıyla hedef alınmasına yönelik girişimlerin devam ettiğini yineledi. Ürdün istihbarat servisinin siber güvenlik alanlarındaki büyük çabaları da dahil olmak üzere, tüm başarılara rağmen tehlikenin hala ‘mevcut’ olduğunu vurgulayan yetkili, Ürdünlü gençlerin radikalizm yanlısı terör örgütleri bünyesine dahil edilmesi yoluyla sosyal medya platformlarının tehlikesinin hala devam ettiğine dikkati çekti. Tümgeneral Hatukay, radikalizmin ve örgütlerin gençleri işe alarak yanlarına çekme çabalarının sadece bölgeyi değil Batı toplumlarını da etkileyeceği konusunda uyardı. Sosyal medya uygulamalarına dikkati çeken yetkili, gençleri ve toplumları radikalizme ve kaosa çekmeye yönelik planlar içinde kullanılan araçlar olduğunu ifade etti.

Suriye muhalefeti ve Ürdün
Suriyeli muhalif liderlerin Ürdün’deki varlığı ve muhalefetin elindeki platformların Ürdün-Suriye yakınlaşması planına ‘saldırı’ girişimleri hakkında da konuşan Hatukay, Ürdün’deki tüm Suriyelilerin, kriz yıllarında yaşanan insani durumun dayattığı koşullarla muamele gördüğünü dile getirdi. Krallığın Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapmak için yeteneklerini kullandığını söyleyen Tümgeneral, Ürdünlüler ve Krallıkta ikamet eden diğer kişiler için geçerli yasalara tabi oldukları sürece Ürdün topraklarında ikamet eden herhangi bir Suriyeli için suiistimalin kabul edilmeyeceğini vurguladı.
Katılımcı gazetecilerin açıklamalarını da dikkatle dinleyen Tümgeneral Ahmed Hüsni Hatukay, yaklaşık 1,3 milyon Suriyeli mültecinin ülkeye sığınmasıyla birlikte Ürdün’ün karşı karşıya olduğu bir dizi ekonomik, güvenlik ve siyasi zorluğa da değindi. Yetkili, “Bu durum su, elektrik ve yol şebekeleri de dahil olmak üzere ulusal altyapı üzerinde baskı oluşturdu. Ayrıca bu baskı, Suriyeli mülteci kamplarındaki mültecilere koronavirüs aşısı dağıtımı da dahil sağlık ve eğitim hizmetlerini kapsıyor” dedi.
Yetkili, yüksek kamu bütçe açığı nedeniyle artan ekonomik baskıya ve Suriyelilerin yerel pazara katılımı karşısında piyasa güçlerinin dengesizliğine dikkati çekerken, bunun Ürdünlü gençler arasında işsizlik rakamlarının artmasına neden olduğunu söyledi. Tümgeneral, “2018 yılından bu yana Krallık’ta ikamet eden toplam Suriyeli mültecinin sadece 34 bininin ülkelerine döndüğü göz önüne alındığında, ekonomik ve sosyal baskıların öngörülebilir gelecekte devam etmesi muhtemeldir” şeklinde konuştu.
Öte yandan Tümgeneral Hatukay, Ürdün’ün ‘ikili ilişkilerin eski dönemdeki koşullarına döndürülmesi ve su meselesi üzerinde uzlaşı sağlanması’ için yeni anlaşmalar yapılması yönünde bir önceliği bulunduğunu söyledi.
Ürdün İstihbarat Direktörü, Suriye ile yakınlaşmanın ve tüm Suriye topraklarında sakinlik fırsatının sağlanmasının, Krallığın kardeş ülkelere destek sağlama konusundaki değişmezleri ile uyumlu olduğunu açıkladı. Yetkili, batı elektrik enterkonneksiyon projesinin (Mısır- Ürdün- Suriye- Lübnan) yeniden canlandırılmasının ve Mısır gazının Ürdün ve Suriye üzerinden Lübnan’a ihraç edilmesinin, enerji stoklarındaki büyük kıtlığın bir sonucu olarak Lübnan ekonomisinin karşı karşıya olduğu felaket senaryolarına son vereceğini belirtti.
Tümgeneral Hatukay, ​​ülkesinin Suriye krizine siyasi çözüm bulma konusundaki tutumuna bağlı olduğunu dile getirirken, Suriye topraklarında tanık olunan herhangi bir istikrarın, iki kardeş komşu arasındaki bölge içi ticaretin dönüşü yoluyla kaçınılmaz olarak Ürdün ekonomisine yansıyacağını belirtti.
Tümgeneral, komşu ülkelerle güvenlik sorunlarına değinirken, olayların karmaşık uluslararası koşullar ışığında hızlanmasının, karar vericinin yüksek ulusal çıkarları koruyan seçenekleri ve alternatifleri incelemesini gerektirdiğini belirtti. Tümgeneral Hatukay, Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın uluslararası arenada, komşuların çalkantılı koşullarına uyum sağlama çabalarına ve ilgili ülkelerdeki etkileriyle mücadeleye de dikkati çekti.
Güvenlik yetkilisi, yaptığı açıklamada Arap güvenlik ve istihbarat organlarının çabalarını koordine etme bağlamında 2019 yılında kurulan ve bu yıl Ürdün’ün başkanlığını yaptığı Batı İstihbarat Forumu’nun oluşturulmasının önemine vurgu yaptı. Tümgeneral Hatukay, forumun ‘bölgedeki güvenlik ve istikrar sisteminin güçlendirilmesine hizmet etmek amacıyla ve bilgi alışverişi kolaylığı yoluyla’ zorluklarla yüzleşmek ve önleyici tedbirler üzerinde anlaşmak hususunda ortak bir dil üretmeyi başardığını açıkladı.

Yerel kararlar
Yerel olarak, 1964 yılında kurulan Genel İstihbarat Teşkilatı’nın 14. direktörü olan Hatukay, yaptığı açıklamada Pazar günü Ürdün Kralı’na teslim edilen Siyasi Sistemi Modernize Etme Kraliyet Komitesi’nin tavsiyelerini destekleme konusunda önde gelen güvenlik kurumunun tavrına ilişkin olarak tüm spekülasyonları çözüme kavuşturdu. Yetkili, kurumun tek tavrının, inceledikten sonra tavsiyeleri desteklemek olduğunu dile getirdi.
Kurumunun, Kraliyet Komitesi üyeleri tarafından uzaşı sağlanan koşullara olan inancına dikkati çeken Hatukay ayrıca, devletin canlılığını yansıtacak şekilde sürekli değerlendirme, ölçme ve geliştirmeye tabi olmak kaydıyla, gelecekte ortaya çıkacak reformist gerçekliğe desteğini ifade etti.
Öte yandan Siyasi Sistemi Modernize Etme Kraliyet Komitesi, anayasa değişikliği taslağını ve iki seçim ve parti kanununu onayladı. Seçim kanununda yapılan değişiklikler, ‘Temsilciler Meclisi’ndeki sandalyelerin yüzde 30’u oranında partilere ayrılan parti sandalyeleri kanununu, adaylar arasında sonuçların hesaplanmasında kararlılık ilkesinin onaylanmasını, kadınlara ayrılan koltuk kontenjanının yanı sıra Krallık’taki seçim bölgelerinin sayısının azaltılmasını ve gençlerin adaylık yaşının 25’e indirilmesini’ kapsadı. Aynı şekilde komitenin partiler kanun taslağında yer alan tavsiyeleri de onaylanırken değişikliklerde, herhangi bir kovuşturma yapılmaksızın üniversite öğrencilerinin parti çalışması ilkesinin yasallaştırılması da yer aldı.
Hatukay, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler taşıyan partizan programlar uyarınca hukuk çerçevesinde ve aidiyet korkusunu ortadan kaldıracak şekilde ulusal parti çalışması koşuluyla, Taraflar Kanunu’nda yapılan değişiklikten sonra partizan çalışma olanaklarına destek verildiğini ifade etti.
Muhafazakâr siyasi elitler arasındaki demokratik sürecin gelişimine dair korkular hususunda, çoğu Ürdün yerel basın kuruluşlarını temsil eden gazetecilerin sorularına doğrudan yanıt veren Tümgeneral Hatukay, ülkesinin yürürlükteki yasalarla yönetilen demokrasiden korkmadığını vurguladı. Yetkili, “Küreselleşmenin değerlerinden etkilenmeleri ve gelişmiş ülkelerin deneyimlerine tanık olmaları sonrasında genç nesil, yeni bir dille tanıştı. Bu durum, modernleşme ve kalkınmada devlet kurumlarının nesillerin gereksinimlerine ayak uydurmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca bu, ‘herkesin sorumluluk ortağı olmasını sağlayan ulusal karar alma süreçlerine katılma’ hedefine hizmet eder” açıklamasında bulundu.

Esed, Ürdün Kralı’nı 10 yılın ardından ilk kez aradı
Ürdün Kralı ve Esed arasındaki telefon görüşmesi iki ülke arasındaki yakınlaşmayı destekliyor



Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile müzakerelere ilişkin tutumu ve Hizbullah’ı dış çıkarlar uğruna Lübnan’ı savaşa sürüklemekle suçlayan açıklamalarının ardından içeriden geniş bir destek gördü.

Milletvekili Melhem Riachi, Lübnan Güçleri Partisi lideri Semir Caca’nın desteğini aktararak, cumhurbaşkanlığının yaklaşımıyla tam uyum içinde olduklarını belirtti ve “Sayın Cumhurbaşkanı’nın attığı adımlara ve yürüttüğü çalışmalara tam destek veriyoruz” dedi.

Kataib Partisi ise Avn’ın tutumunun, Lübnanlıların Hizbullah’ın hâkimiyetine karşı duruşunu yansıttığını ifade etti. Parti, ateşkesin sağlanması, İsrail’in çekilmesi ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için Arap ve uluslararası destekli müzakere sürecinin önemine dikkat çekti.

Bu gelişmeler, İsrail’in Hizbullah’ın yeni insansız hava araçlarından (İHA) duyduğu endişenin arttığı bir dönemde yaşandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, füze ve İHA tehditlerine karşı uyarıda bulunarak, bu tehditlerle askeri ve teknolojik yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri operasyonları sürerken, İsrail ordusu dün akşam Kantara bölgesinde “Hizbullah’a ait” olduğunu öne sürdüğü bir tünele yönelik büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Patlamanın, bölgede şiddetli sarsıntılara yol açtığı bildirildi.


Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)

Şarku’l Avsat, Gazze Barış Kurulu temsilcileri tarafından hazırlanan öneriye ilişkin ayrıntılara ulaştı. Söz konusu temsilciler arasında Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların yanı sıra ABD de yer alıyor. Öneri, özellikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanıyor.

‘Yol haritası’ başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamayı amaçlıyor. Belgede, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesine yönelik 15 madde yer alıyor.

Hamas’tan üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu önerinin İsrail’e de iletildiğini belirtti. Kaynak, tüm tarafların teklif hakkındaki yanıtlarının ele alınacağı toplantıların bugün Kahire’de başlayabileceğini ifade etti.

Kaynak, Hamas’ın konuya ilişkin iç istişareler yürüttüğünü söyledi, ancak sunacakları nihai tutuma dair ayrıntı vermekten kaçındı.

Diğer kaynaklar, Mladenov’un dün Mısır’a geçmeden önce İsrail’i ziyaret ederek sunulan belgeye ilişkin İsrail’in tutumu hakkında görüşmeler yapacağını bildirmişti.

Belgede, ‘Uygulamanın Doğrulanması’ adı verilen bir komitenin kurulması öngörülüyor. Söz konusu komitenin, Mladenov tarafından oluşturulacağı; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Kurulu temsilcilerinden oluşacağı belirtiliyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamakla görevli olacağı ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla destekleneceği ifade ediliyor.

sdfvfr
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov (Reuters)

Belgenin ilk maddesinde ise tüm tarafların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan kapsamlı planı eksiksiz uygulamasının önemi vurgulanıyor. Bu iki unsurun, uluslararası düzeyde mutabık kalınmış bir çerçeve oluşturduğu ve sürecin yürütülmesinde rehber alınacağı kaydediliyor. Ayrıca bunun; sivil yaşamın yeniden tesisi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden imar, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile kendi kaderini tayin hakkı ve Filistin devletine giden güvenilir bir sürecin oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belge, Hamas ve diğer Filistinli gruplar tarafından kısa süre önce dile getirilen taleplerin karşılanmasını öngörüyor. Buna göre İsrail’in, anlaşmanın ilk aşamasından kalan tüm yükümlülükleri eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirmesi şart koşuluyor. Bu sürecin, ikinci aşamaya geçilmeden önce Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından denetleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, ikinci aşamanın herhangi bir maddesine geçiş, bir önceki aşamaya ilişkin tüm yükümlülüklerin tamamlanmasına bağlı olacak. Bu süreç, komitenin gözetim ve denetimi altında yürütülecek.

Belge ayrıca, Barış Kurulu’na Gazze Şeridi’nin yönetimi, yeniden inşası ve kalkınmasının denetlenmesi için yetki verilmesini öngörüyor. Bu yetkinin, reformdan geçirilmiş bir Filistin yönetiminin sorumlulukları devralmasına kadar geçerli olacağı ve Filistin devletinin kendi kaderini tayin sürecine giden güvenilir bir yolun oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belgede, Barış Kurulu’nun ayrıca, uluslararası istikrar gücünün kurulması ve planın hedeflerinin hayata geçirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olacağı kaydediliyor.

Belge, Hamas veya diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi’nin yönetiminde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir rol üstlenmeyeceğini açıkça vurguluyor. Buna karşılık, sivil bakanlıklarda görev yapan mevcut çalışanların (Hamas kadroları) yasal ve adil biçimde ele alınacağı, tüm haklarına saygı gösterileceği belirtiliyor.

Belge, Gazze Şeridi’nin ‘tek otorite, tek yasa ve tek silah’ ilkesi doğrultusunda yönetilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda, silah bulundurmanın yalnızca Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlı olacağı, tüm silahlı grupların ise askeri faaliyetlerini durduracağı ifade ediliyor.

Ayrıca, yeni eğitilmiş polis unsurlarının mevcut polis teşkilatına entegre edileceği ve tamamının güvenlik taramasından geçirileceği belirtiliyor. Gerekli kriterleri karşılamayanlara silahsız alternatif görevler veya tazminat paketleri sunulacağı, polis envanterindeki tüm silahların ise komitenin Gazze’ye girişinin ardından onun kontrolüne devredileceği kaydediliyor.

fdv
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (DPA)

Belgede, silahların sınırlandırılması konusunun kademeli ve aşamalı bir süreçle ele alınacağı belirtiliyor. Bu sürecin, üzerinde mutabık kalınan uygulama takvimine uygun şekilde yürütüleceği; Barış Kurulu ile Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından izlenip destekleneceği ifade ediliyor.

Belgede, söz konusu sürecin Filistin liderliğinde yürütüleceği ve silahların Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredileceği kaydediliyor. Tüm silahlı grupların altyapının kayıt altına alınması ve silahların toplanması sürecine katılacağı, ancak silahların İsrail’e teslim edilmesinin şart koşulmadığı vurgulanıyor. Sürecin, ilgili komite tarafından denetleneceği ve izleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi; silahların kaydı, ruhsatlandırılması, iptali ve ruhsatsız silahların toplanması konusunda tek yetkili merci olacak. Bu düzenlemelerin ağırlıklı olarak bireysel silahları kapsadığı ifade ediliyor.

Ayrıca, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kademeli bir süreç içinde geri satın alma programları, yeniden entegrasyon ve sosyal destek mekanizmalarını devreye alacağı; Filistinli grupların da bu süreçte komiteyle iş birliği yapmasının beklendiği belirtiliyor.

Belgede, silahlı unsurların kişisel silahlarını teslim etmesinin, milis güçlere ait silahların teslimiyle eş zamanlı gerçekleşeceği kaydediliyor. Bunun, uygun güvenlik koşullarının sağlanması ve polisin bireysel güvenliği teminat altına alabilecek kapasiteye ulaşmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, iç çatışma ve şiddeti önlemek amacıyla bir ‘toplumsal barış anlaşması’ imzalanacak. Bu kapsamda güç gösterileri, askeri geçit törenleri ve silahlı gösteriler yasaklanacak, ayrıca her türlü misilleme eyleminin önüne geçilecek.

Uluslararası istikrar gücünün rolüne ilişkin olarak belge, bu gücün İsrail kontrolündeki bölgeler ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kontrolündeki alanlar arasında konuşlandırılacağını belirtiyor. Söz konusu gücün polislik faaliyetlerinde bulunmayacağı, ancak silahların sınırlandırılması sürecine, insani operasyonlara destek verebileceği ve bu faaliyetlerin korunmasını sağlayabileceği ifade ediliyor.

Belgede ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi sınırlarına doğru aşamalı olarak çekilmesinin öngörüldüğü, bunun ise üzerinde mutabakata varılacak ve uygulanabilir bir takvime bağlanacağı kaydediliyor. Bu çekilmenin, silahların sınırlandırılması sürecinde kaydedilen ve doğrulanan ilerlemeye bağlı olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, silahların sınırlandırıldığı bölgelerde meydana gelebilecek güvenlik ihlalleri Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından ele alınacak.

Ayrıca belge, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının, bu sürecin uygulandığı ve fiilen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yönetimi altında bulunan bölgelere inşaat malzemelerinin girişine izin verilmesiyle gerçekleştirileceğini öngörüyor.


Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
TT

Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, nüfuz için yoğun rekabet içindeki siyasi güçler arasında bakanlık dağılımı sürecini başlattı.

Iraklı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi İttifakı tarafından seçilen ve belirgin bir siyasi profili bulunmayan Zeydi’nin, hükümeti 30 gün içinde kurmak üzere ön görüşmelere başladığını aktardı. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a “Resmî görevlendirme yazısını aldığı andan itibaren destek görmesine rağmen bu görevi başarıyla tamamlayıp tamamlayamayacağını söylemek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynaklara göre Zeydi’nin adaylığı, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında varılan bir uzlaşının sonucu olarak ortaya çıktı.

Londra ve Paris, dün Zeydi’nin görevlendirilmesini memnuniyetle karşıladı. Ancak Amerikan kaynaklarına göre Washington, Bağdat’a yönelik tutumunu, başta grupların silahları olmak üzere temel dosyalarda ilerleme sağlanmasına bağlayarak, “kişilerin geçmişinden ziyade bu konuların çözümüne” odaklanıyor.