IMF Türkiye ekonomisinin 2021 büyüme tahminini yüzde 9’a yükseltti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

IMF Türkiye ekonomisinin 2021 büyüme tahminini yüzde 9’a yükseltti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

IMF, Türkiye ekonomisinin 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 5,8'den yüzde 9’a yükseltirken, 2022 için büyüme beklentisini yüzde 3,3'te sabit bıraktı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun Ekim 2021 sayısını "Salgın Sırasında Toparlanma: Sağlık Sorunları, Arz Kesintileri ve Fiyat Baskıları" başlığı ile yayımladı.
Küresel ekonomik toparlanmanın devam ettiğine işaret edilen raporda, toparlanmanın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle aksadığı ve ivme kaybettiğine dikkat çekildi.
Raporda, küresel ekonominin 2021'de yüzde 5,9, 2022'de yüzde 4,9 büyümesinin beklendiği kaydedildi.
IMF, temmuz ayında yayımladığı tahminlerde, küresel ekonominin bu yıl yüzde 6 ve 2022'de yüzde 4,9 büyüyeceğini öngörmüştü.

Enflasyon riskleri yukarı yönlü
Bu yıla ilişkin büyüme tahmininde yapılan aşağı yönlü revizyonun gelişmiş ekonomilerde kısmen arz kesintileri kaynaklı düşüşü yansıttığı belirtilen raporda, gelişmekte olan ekonomilerde ise büyük ölçüde kötüleşen salgın dinamiklerini yansıttığı ifade edildi.
Raporda, ekonomik beklentilerde ülkeler arasındaki "tehlikeli ayrışmanın" endişe kaynağı olmaya devam ettiği belirtildi.
ABD'de ve bazı gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonun hızla arttığına işaret edilen raporda, yükselen enflasyonun salgınla ilgili arz-talep uyumsuzluklarını ve bir yıl öncesine kıyasla yüksek emtia fiyatlarını yansıttığı aktarıldı.
Raporda, genel olarak büyümeye yönelik risklerin aşağı yönlü olduğu belirtilerek, enflasyon risklerinin ise yukarı yönlü olduğu kaydedildi.

Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmininde yukarı yönlü revizyon
IMF'nin raporuna göre, Türk ekonomisinin 2021 yılına ilişkin büyüme tahmini yüzde 5,8'den yüzde 9’a yükseltilirken, 2022 için büyüme beklentisi yüzde 3,3'te sabit tutuldu.
Türkiye'de ortalama enflasyonun ise 2021'de yüzde 17 ve 2022'de yüzde 15,4 seviyelerinde gerçekleşeceği öngörüldü.
Ülkede işsizlik oranının da 2021'de yüzde 12,2, 2022'de yüzde 11 olacağı tahminine yer verildi.
ABD ekonomisinin 2021 yılına ilişkin büyüme beklentisi ise yüzde 7'den yüzde 6'ya düşürüldü. Ülke ekonomisinin 2022 yılı büyüme tahmini 4,9'dan yüzde 5,2'ye çıkarıldı.

Gelişmiş ülkelerin 2021 büyüme beklentisi düşürüldü
Avro Bölgesi ekonomisinin ise bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 4,6'dan yüzde 5'e yükseltilirken, 2022 yılı tahmini yüzde 4,3 olarak korundu.
Avrupa'nın önde gelen ekonomilerinden Almanya'nın 2021 yılı büyüme tahmini yüzde 3,6'dan yüzde 3,1'e çekilirken, Fransa'nın yüzde 5,8'den yüzde 6,3'e, İtalya'nın yüzde 4,9'dan yüzde 5,8'e çıkarıldı. İspanya ekonomisinin 2021 yılı büyüme beklentisi ise yüzde 6,2'den 5,7'ye düşürüldü. Almanya ekonomisinin 2022'de yüzde 4,6, Fransa'nın yüzde 3,9, İtalya'nın yüzde 4,2 ve İspanya'nın yüzde 6,4 büyüyeceği öngörüldü.
İngiltere için 2021 yılı büyüme tahmini ise yüzde 7'den 6,8'e indirilirken, 2022 yılı tahmini yüzde 4,8'den yüzde 5'e yükseltildi.
Söz konusu revizyonlarla gelişmiş ülkeler grubuna yönelik büyüme beklentisi 2021 için yüzde 5,6'dan 5,2'ye düşürülürken, 2022 için yüzde 4,4'ten 4,5'e yükseltildi.

Gelişmekte olan ülkelerin bu yılki büyüme beklentisi yukarı yönlü revize edildi
Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin büyüme tahminlerine de yer verilen rapora göre, Kovid-19 salgınının ortaya çıktığı Çin'de bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisi yüzde 8,1'den 8 çekildi. Çin ekonomisinin 2022 yılı büyüme tahmini ise yüzde 5,7'den 5,6'ya revize edildi.
Hindistan ekonomisinin bu yıla dair büyüme beklentisi yüzde 9,5, gelecek yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 8,5'te sabit bırakıldı.
Rusya ekonomisine yönelik büyüme tahmini bu yıl için yüzde 4,4'ten 4,7'ye yükseltilirken, 2022 yılı büyüme beklentisi yüzde 3,1'den 2,9'a düşürüldü.
Gelişmekte olan ülke ekonomilerinin 2021 yılı büyüme tahmini ise yüzde 6,3'ten 6,4'e çıkarılırken, 2022 yılı tahmini yüzde 5,2'den yüzde 5,1'e çekildi.



Seul'deki ABD-Çin görüşmeleri, Trump-Şi zirvesinin yolunu açıyor

Bessent ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung arasında Seul'de gerçekleşen görüşme (Reuters)
Bessent ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung arasında Seul'de gerçekleşen görüşme (Reuters)
TT

Seul'deki ABD-Çin görüşmeleri, Trump-Şi zirvesinin yolunu açıyor

Bessent ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung arasında Seul'de gerçekleşen görüşme (Reuters)
Bessent ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung arasında Seul'de gerçekleşen görüşme (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, bugün Güney Kore’de bir araya geldi. Görüşme, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Pekin’de gerçekleşecek kritik zirve öncesi siyasi ve ekonomik zemini hazırlamayı hedefliyor.

Incheon Havalimanı’nda gerçekleşen buluşma öncesinde her iki yetkilinin de Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung ile ayrı ayrı görüşmesi, Seul’ün dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki dev randevu öncesi stratejik bir diplomatik durak haline geldiğini gösterdi.

Uzmanlar, Bessent ve He Lifeng arasındaki temasların nihai bir müzakere turundan ziyade "nabız yoklama" niteliği taşıdığını belirtiyor. Tarafların, yarın ve cuma günü Pekin’de yapılacak zirvede müzakere edilebeilecek konuların sınırlarını çizmeye ve birbirlerinin pozisyonlarını test etmeye odaklandığı tahmin ediliyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu durum, her iki tarafın da erkenden büyük tavizler vermeden gerilimi düşürme ve anlaşmazlıkları yönetme arzusunu yansıtıyor.

Gündemin ilk sırasında ticaret, yatırım ve yarı iletkenler var

Hazırlık gündeminde ticaret ve yatırım dosyalarının ağırlık kazanması beklenirken, iki ülke arasındaki akışı kolaylaştıracak yeni forum veya çerçevelerin oluşturulması konuşuluyor.

Pekin’in Boeing uçakları, tarım ürünleri ve Amerikan enerjisi alımı konusunda yeni duyurular yapabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Buna karşılık Çin tarafı, ABD’nin gelişmiş yarı iletken ihracatına yönelik kısıtlamalarını hafifletmesi için baskı yaparken, kritik çip üretim ekipmanlarına erişimini engelleyen adımlara da itirazlarını sürdürüyor.

Jeopolitik ağırlık: İran ve nadir toprak elementleri

Görüşmeler yalnızca ekonomiyle sınırlı kalmayacak. Çin'in Tahran ile olan ilişkileri ve İran petrolünün ana alıcısı olması nedeniyle, İran ile gerilim/savaş başlığının da masaya gelmesi muhtemel görünüyor. Ayrıca Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği kısıtlamalar, ikili ilişkilerde önemli bir koz kartı olarak öne çıkıyor.

Şu aşamada erken taviz ihtimali düşük görünüyor. Washington, yüksek teknoloji üzerindeki kısıtlamaları esnetmeye niyetli bir görüntü sergilemezken; Pekin de mevcut ekonomik ve ticari performansının kendisine büyük tavizlerden kaçınmak için geniş bir manevra alanı sunduğuna inanıyor.

Sonuç olarak Seul’deki bu temaslar, sorunları tek seferde çözecek bir süreçten ziyade, Pekin zirvesi öncesi pozisyonların tahkimi ve beklentilerin yönetimi hamlesi olarak değerlendiriliyor. Ancak bu görüşme, Trump-Şi zirvesinin ticaret ve teknoloji savaşlarında somut bir yumuşama mı getireceğini, yoksa rekabeti sadece kontrol altında mı tutacağını belirleyecek olması açısından büyük önem taşıyor.


Macaristan'daki BYD fabrikasında kötü muamele iddiası: Gözler Manisa projesinde

4 milyar euroluk yatırımla Avrupa pazarına yılda 300 bin otomobil sunulması bekleniyor (Reuters)
4 milyar euroluk yatırımla Avrupa pazarına yılda 300 bin otomobil sunulması bekleniyor (Reuters)
TT

Macaristan'daki BYD fabrikasında kötü muamele iddiası: Gözler Manisa projesinde

4 milyar euroluk yatırımla Avrupa pazarına yılda 300 bin otomobil sunulması bekleniyor (Reuters)
4 milyar euroluk yatırımla Avrupa pazarına yılda 300 bin otomobil sunulması bekleniyor (Reuters)

Çinli elektrikli araç üreticisi BYD, Avrupa'daki ilk fabrikasını 2027'de Macaristan'ın Szeged kentinde açmaya hazırlanırken işçilere kötü muamele iddialarıyla gündem oldu.

50'yi aşkın göçmen işçiyle görüşen New York merkezli China Labor Watch (CLW), inşaatta Avrupa Birliği'nin iş yasalarının ihlal edildiğini bildiriyor. 

Çin'den getirilen işçilerin izin kullanmadan haftanın 7 günü görev yaptığı, borçlandırarak çalıştırıldığı, ekstra mesailerde yasal limitlerin aşıldığı ve katı bir şekilde yönetilen çalışanların zor koşullarda yaşadığı öne sürülüyor. 

12 ila 14 saati bulan çalışma sürelerine rağmen fazla mesai ücreti ödenmediği aktarılıyor. Maaşlardaki gecikmenin üç ayı bulabildiği de iddialar arasında.

Çoğu işçi doğrudan BYD adına değil, taşeronlar tarafından çalıştırılırken bazılarının işe girmek için 2400 euroyu bulan paralar ödediği belirtiliyor. 

Hak savunucuları, bunun borç esaretine yol açabileceğini vurguluyor. 

Avrupa Komisyonu suçlamalardan haberdar olduğunu ve Macaristan makamlarının konuyla ilgili soruşturmasının sürdüğünü açıkladı.

BYD ise 14 Şubat'ta gerçekleşen bir kazada bir işçinin öldüğünü doğrularken olaya dair incelemenin devam ettiğini belirtti. 

Szeged sakinleri, bu inşaatın çevreye ve bölgede yaşayanların sağlığına vereceği zararlar ve kentin altyapısına bindireceği yüklere dair yeterince bilgilendirilmediklerini söylüyor. 

Sayıları 4 bini bulan işçiler arasında verem vakaları görüldüğüne dair söylentiler de kentte dolaşıyor.

Brezilya'da da benzer suçlamalarla karşılaşan BYD'nin Manisa'da üretim tesisi açması planlanıyor.  

Geçen ay yapılan genel seçimleri büyük farkla kaybeden Viktor Orban, Çin'le ilişkileri derinleştirmek istiyordu. 

Aralarında batarya şirketi CATL'nin de aralarında olduğu Çin şirketleri ülkeye önemli yatırımlar yaptı.

Ülkenin yeni lideri Péter Magyar, bu projelerin bazılarının gözden geçirileceğini söylüyor. 

Independent Türkçe, Guardian, CBC


ABD'de servet eşitsizliği 40 yılın zirvesine çıktı

Federal verilere göre ABD'deki servet eşitsizliği onlarca yılın en yüksek seviyesinde ve Trump yönetiminin imza niteliğindeki vergi yasası ultra zenginlere daha da fazla fayda sağladı (AFP)
Federal verilere göre ABD'deki servet eşitsizliği onlarca yılın en yüksek seviyesinde ve Trump yönetiminin imza niteliğindeki vergi yasası ultra zenginlere daha da fazla fayda sağladı (AFP)
TT

ABD'de servet eşitsizliği 40 yılın zirvesine çıktı

Federal verilere göre ABD'deki servet eşitsizliği onlarca yılın en yüksek seviyesinde ve Trump yönetiminin imza niteliğindeki vergi yasası ultra zenginlere daha da fazla fayda sağladı (AFP)
Federal verilere göre ABD'deki servet eşitsizliği onlarca yılın en yüksek seviyesinde ve Trump yönetiminin imza niteliğindeki vergi yasası ultra zenginlere daha da fazla fayda sağladı (AFP)

Federal verilere göre ABD'de servet eşitsizliği, Trump yönetimi altında ekonominin giderek zenginleri daha fazla kayırdığı bir dönemde, neredeyse son 40 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

2025'in sonu itibarıyla, hanelerin en zengin yüzde 1'i servetin yüzde 31,7'sine sahipti ve bu, ABD Merkez Bankası'nın 1989'da bu oranı takip etmeye başlamasından bu yana kaydedilen en yüksek pay.

Eski Çalışma Bakanı ve Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kampüsü'nde onursal profesör olan Robert Reich, NBC News'a, "Donald Trump işçi sınıfından çok bahsediyor, MAGA tabanı da büyük ölçüde işçi sınıfından oluşuyor ancak verilere bakıldığında işçi sınıfının ikinci Trump yönetiminde durumu çok kötü" dedi.

İkinci Trump yönetimindeki gerçek büyüme, şirket kârlarında ve en zenginlerin servetinde oldu.

BD, gelir dağılımının en üstündekilerin orta sınıfın büyük çoğunluğuna kıyasla daha fazla avantaj elde ettiği bir tür "K şeklinde" ekonomiye dönüşmüş durumda.

Gözlemciler bu uçurumu açıklamak için çeşitli faktörlere işaret ediyor; bunlar arasında, İran savaşı küresel enerji piyasalarını kaosa sürükleyip benzin fiyatlarını yükseltirken bile, yapay zeka patlamasıyla ilgili umutların etkisiyle yıl boyunca rekorlar kırmaya devam eden borsa da var.

New York Merkez Bankası'nın bulgularına göre yüksek benzin fiyatlarına tepki olarak düşük gelirli Amerikalılar martta benzin tüketimini yaklaşık yüzde 7 azalttı ancak yine de daha yüksek fiyatlar nedeniyle yüzde 12 daha fazla harcama yaptı. Yüksek gelirli hanelerin tüketim alışkanlıklarıysa büyük ölçüde değişmedi.

Diğer makroekonomik göstergeler de benzer bir zengin-fakir uçurumunu gösterdi.

Genel olarak, işsizlik nisanda sabit kaldı ve ABD, beklenenden daha fazla, 115 bin kişilik istihdam yarattı. Ancak Wharton İşletme Okulu'nda profesör ve Allianz'ın baş ekonomi danışmanı olan Mohamed El-Erian, PBS'e, sonuçlardaki ırksal eşitsizliklerin devam ettiğini söyledi.

İstihdam raporunun ayrıntılarına bakarsanız, örneğin, siyah ve Hispanik işsizliğinin kötüleştiğini, Asyalı ve beyaz işsizliğininse aynı kaldığını veya iyileştiğini göreceksiniz. Siyah işsizliği artık beyaz işsizliğinin iki katı. Yani, ortalama olarak iyi görünen bir ekonomide, endişelendirmesi gereken büyük farklılıklar görüyoruz.

Trump yönetimi, ortalama vergi iadesinin artmasını, enflasyonun düşmesini, yeni doğan bebekler için 1000 dolarlık "Trump hesapları" açılmasını ve yabancı şirketlerin ABD'ye yatırım yapmayı taahhüt ettiğini söylediği trilyonlarca doları gerekçe göstererek ekonomi rakamlarını tüm Amerikalıları kapsayan bir "Altın Çağ"ın parçası diye övüyor.

Ancak geçen yıl kabul edilen imza niteliğindeki vergi yasası, orantısız bir şekilde zenginlere fayda sağladı.

Harcama paketi ayrıca Medicaid'e ayrılan fonları da kesti ve Cumhuriyetçiler, Uygun Fiyatlı Bakım Yasası kapsamındaki sübvansiyonların 2025 sonunda sona ermesine izin verdi.

The Independent, konuyla ilgili yorum almak için Beyaz Saray'la iletişime geçti.

Independent Türkçe