İran: Viyana müzakereleri devam ediyor

Batılı diplomatlar, İran’ın eski turları reddetmesi konusunda endişeli. Müzakereler, 2015 yılında anlaşmanın doğduğu yere geri döndü

Rusya’nın Viyana temsilcisi tarafından 28 Kasım’da yapılan istişare toplantısına ilişkin dağıtılan fotoğraf
Rusya’nın Viyana temsilcisi tarafından 28 Kasım’da yapılan istişare toplantısına ilişkin dağıtılan fotoğraf
TT

İran: Viyana müzakereleri devam ediyor

Rusya’nın Viyana temsilcisi tarafından 28 Kasım’da yapılan istişare toplantısına ilişkin dağıtılan fotoğraf
Rusya’nın Viyana temsilcisi tarafından 28 Kasım’da yapılan istişare toplantısına ilişkin dağıtılan fotoğraf

İran’ın nükleer faaliyetleri devam ederken, bugün uluslararası toplum ve İran, yeni İran hükümetinin müzakerelere başlayacağı noktaya dair ihtiyatlı bir şekilde Viyana’da nükleer müzakerelere devam ediyor.
Avrupalı ​​diplomatik bir kaynak, 28 Kasım’da anlaşmanın geri kalan ortakları olan İran, Çin, Rusya, Almanya, Fransa ve İngiltere arasındaki müzakerelerin yerel saatle 14.00’de (GMT) yeniden başlayacağını açıkladı.
Nisan ve Haziran ayları arasında altı tur görüşmeler yapıldı. Yedinci tur ise, sert muhafazakâr Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin seçilmesi ve nükleer müzakere ekibinin değişmesi nedeniyle yaşanan bir kesintinin ardından geliyor.
Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bakıri Kani başkanlığındaki İran’ın yeni müzakere heyeti, 28 Kasım’da ikili ve üçlü görüşmeler gerçekleştirdi. İranlı diplomat Muhammed Rıza Gaybi, İran’ın yarı resmi ajansı ISNA’ya yaptığı açıklamada, “İran heyeti, cumartesi günü Viyana’ya geldi. Bugün (28 Kasım Pazar) Rusya ve Çin müzakere ekiplerinin başkanlarının yanı sıra Avrupa Birliği koordinatörü Enrique Mora ile uzmanlar düzeyinde devam eden toplantılara başladı” dedi.
Rusya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov, toplantının ardından Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Görüş alışverişi, her şeyden önce Tahran’ın yeni müzakere pozisyonunun daha iyi anlaşılması için faydalı oldu” dedi.
Ulyanov, geçen cumartesi günü nükleer anlaşma öncesi görüşmelerin yapıldığı yer olan Avusturya’nın başkenti Viyana’daki Palais Coburg Otel’de düzenlenecek resmi görüşmelerden önce katılımcılar arasında ‘gayri resmi görüşmelerin’ beklendiğini belirtmişti. Önceki turlar Grand Hotel’de gerçekleşti. Görüşmelerin yeniden başlamasının, askıya alındıktan 5 ay sonra geldiğini ve bu sürenin ‘çok uzun bir ara’ olduğunu söyleyen yetkili, “Görüşmeler sonsuza kadar devam edemez. Süreci hızlandırmak için açık bir ihtiyaç var” dedi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakereler, nükleer anlaşmayı kurtarma olasılığı konusunda ilkbaharda olduğundan çok daha az iyimser görünüyor. Diplomatlar, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılında geri çekildiği anlaşmayı yeniden canlandırma çabaları için zamanın tükenmekte olduğu konusunda uyarıyor. Reuters’a göre bu geri çekilme, İran’ı kızdırırken, ilgili diğer dünya güçlerini, yani İngiltere, Çin, Fransa, Almanya ve Rusya’yı korkutmuştu.

Radikalizm hayaleti
Reisi hükümeti, ABD’li ve Avrupalı ​​diplomatların gerçekçi bulmadığı taleplerde bulundu. Tahran, nükleer programıyla ilgili olmayanlar da dahil olmak üzere 2017’den bu yana Washington ve Avrupa Birliği (AB) tarafından uygulanan tüm yaptırımların kaldırılmasında ısrar ediyor.
28 Kasım’da Ali Bakıri Kani, İngiltere merkezli ‘Financial Times’ gazetesinde yayınlanan bir makalesinde iki hedef aradığını yazdı. Bu bağlamda Kani, “İlk hedef, yaptırımların eksiksiz, garantili ve doğrulanabilir bir şekilde kaldırılmasını sağlamaktır” derken, onsuz, müzakere sürecinin süresiz olarak devam edeceği konusunda uyardı. Kani, “İkinci hedef ise, Uluslararası Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın hükümlerine uygun olarak, İran ulusunun barışçıl nükleer bilgiden, özellikle endüstriyel amaçlar için son derece önemli zenginleştirme teknolojisinden yararlanma yasal haklarını kolaylaştırmaktır” ifadelerini kullandı.
Bakıri Kani, makalesinin bir bölümünde “Gelecekteki herhangi bir anlaşmanın tavizsiz olmasını sağlamak için Batının, pazarlığın kendisine düşen kısmını yerine getirememesinin bedelini ödemesi gerekiyor” dedi. Yetkili, “Herhangi bir işte olduğu gibi, anlaşma bir anlaşmadır ve onu bozmanın sonuçları vardır” şeklinde konuştu.
Tahran ile nükleer programı takip eden Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) arasında anlaşmazlıklar artıyor. İran, uranyumu nükleer silahlara yakın seviyelere zenginleştirmeye devam ederken, BM’ye bağlı ajans, müfettişlerine kaba davranıldığından ve ajansın ‘dünya güçleriyle anlaşmayı yeniden canlandırmak için’ gerekli gördüğü bir noktaya güvenlik kameraları kurmasının engellendiğinden şikâyet ediyor.
Görüşmelere katılan Batılı bir diplomat, Reuters’a yaptığı açıklamada “Gelecekte daha eşitlikçi bir diyaloğa sahip olabilmek için Batı ile temel ilişkilerini değiştirebilecekleri teknik açıdan yeterli olan şeyler sarf ediliyor” dedi. İki Avrupalı ​​diplomata göre Tahran, yalnızca nükleer materyallerini ve uzmanlığını artırmak için zaman kazanmaya çalışıyor.
Batılı diplomatlar, bugünkü görüşmelere Haziran’da kaldıkları yerden devam ettiklerini varsayıyorlar. İran’ın aşırılıklarına devam etmesi ve UAEA ile iş birliği yapmaması halinde seçeneklerini hızlı bir şekilde gözden geçirmek zorunda kalacakları konusunda da uyardı. Öte yandan CNN, 28 Kasım’da yayınladığı bir raporda, görüşmelerin 5 aydan uzun süredir askıya alınmasının yol açtığı boşluğun, yeni engellerin kök salmasına da zaman verdiğini belirtti Avrupalı kaynaklardan aktarılana göre İranlıların, toplantıya ‘birinci tur’ muamelesi yapması bekleniyor. ABD’li yetkililer de benzer endişeleri dile getirdiler.
ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, Viyana’ya yönelmeden önce geçen cumartesi günü yayınlanan bir röportajında Tahran’ı, ‘radikal’ taleplerini artırmakla suçladı. Malley, görüşmelerin nükleer programını hızlandırmak için bir bahane olarak kullanılması halinde Washington ve ortaklarının, İran’a baskı uygulayabileceklerini söyledi.
Malley, BBC’ye yaptığı açıklamada ise “İran bu zamanı gücünü pekiştirmek için kullanabileceğini düşünür, sonra geri döner ve daha iyi bir şey istediğini söylerse bu, başarı sağlamaz” dedi. Tahran’ın davranışının ‘müzakereler için iyiye işaret olmadığına’ dikkati çeken Robert Malley, “İran’ın nükleer hırslarıyla başa çıkmak için diplomatik veya başka türlü adımları düşünmemiz gerekecek” şeklinde konuştu.
İran’ın baş müzakerecisi ve Dışişleri Bakanı, geçen cuma günü Viyana’da masadaki tek şeyin yaptırımların tamamen kaldırılması olduğunu yineledi.
Öte yandan Avrupalı bir ​​diplomat, Reuters’a yaptığı açıklamada “İran’ın pazartesi günü elinde tutacağı tavır buysa, o zaman müzakere edilmiş bir çözüm görmüyorum” dedi. Birkaç diplomat da İran’ın tek bir nükleer bomba için yeterli miktarda bölünebilir malzeme depolaması gereken zamandan sadece 4-7 hafta uzakta olduklarını söyledi.

Çöküş senaryoları
Müzakereler çökerse, gelecek ay UAEA’da bir yanda ABD ile müttefikleri, diğer yanda İran arasında, acil toplantı çağrısıyla bir çatışma çıkması muhtemel. Ancak başlangıçta alternatif diplomatik seçenekleri araştırmak ve petrol alımlarıyla Tahran’a ekonomik destek sağlayan Çin’in yanı sıra İran’da siyasi etkisi olan Rusya’nın desteğini sürdürmeye çalışmak da isteyecekler. UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, bu hafta Tahran’a ziyaretinin ardından geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, ‘İran’ın izin vereceğine söz verdikten iki ay sonra Kerec’deki TSA tesisindeki bir atölyeye erişim izni vermemesi’ başta olmak üzere bazı konularda ilerleme kaydedilmediğini söyledi. Grossi, ‘Orada yaşananlarla ilgili bilginin sürekliliğini garanti edemeyeceğim bir noktaya yaklaşıyoruz” dedi.
Nükleer müzakerelere aşina olan kaynakların CNN’e yaptığı açıklamaya göre Batılı taraflar, Grossi’nin ziyaretinin sonuçlarını İran’ın Viyana’daki müzakerelere yaklaşımının bir göstergesi olarak görüyorlar. Reuters’a konuşan diplomatlar, Washington tarafından sunulan senaryolarla ilgili olarak, kalıcı bir anlaşmaya varılmaması durumunda Tahran ile açık bir geçici anlaşmanın müzakere edilmesini önerdi. Ancak diplomatlar, seçimin zaman alacağı ve İran’ın bunu isteyeceğinin kesin olmadığını söyledi.
Geçici bir anlaşmanın imzalanması hususunda ise Silahların Kontrolü Derneği'nde Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Politikası Direktörü Kelsey Davenport, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Biden yönetimi, yaptırımların sınırlı şekilde hafifletilmesi karşılığında en hassas nükleer silahların yayılmasını önleme faaliyetlerinden bazılarını donduracak kısa vadeli, sınırlı bir anlaşmayı değerlendirebilir” dedi.
Amaç, biraz zaman kazanmak ve Tahran, nükleer bomba elde etmeye eskisinden çok daha yakın. Ancak böyle bir girişim, hem Cumhuriyetçiler hem de Biden’in Demokrat Partisi’nin bazı üyeleri olmak üzere ABD’deki birçok kişiyi çileden çıkaracak. Davenport, “İran uzun bir talep listesiyle müzakere masasına dönerse ABD, buna aynısıyla karşılık verebilir ve İran’ın bölgesel çatışmalardaki rolüne ve balistik füzelerine ilişkin kendi listesini sunabilir. Ancak bu, belirsiz sonuçları olan uzun ve karmaşık müzakereleri serbest bırakacaktır” şeklinde konuştu.
Öte yandan Eurasia analisti Henry Rohm, Reuters’a yaptığı açıklamada, “İran, sınırsız nükleer ilerlemesinin ve denetimsiz santrifüj üretiminin müzakerelerde hızla taviz vermesi yönünde Batı üzerindeki baskısını artıracağını düşünebilir” dedi. Rohm, “Bununla birlikte bu durum, muhtemelen yeni İran ekibinin nükleer sorunu çözmekle ilgilenmediğini ve gelecek yıl daha katı bir politikayı hızlandıracağını gösterecek, tam tersi bir etkiye sahip olacaktır” şeklinde konuştu.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı