BAE 50. yılını kutlarken gelecek 50 yıl için vizyonunu ortaya koyuyor

Abu Dabi'de dün BAE'nin kuruluşunun 50. yıldönümünü kutlayan bir pankart (Şarku’l Avsat)
Abu Dabi'de dün BAE'nin kuruluşunun 50. yıldönümünü kutlayan bir pankart (Şarku’l Avsat)
TT

BAE 50. yılını kutlarken gelecek 50 yıl için vizyonunu ortaya koyuyor

Abu Dabi'de dün BAE'nin kuruluşunun 50. yıldönümünü kutlayan bir pankart (Şarku’l Avsat)
Abu Dabi'de dün BAE'nin kuruluşunun 50. yıldönümünü kutlayan bir pankart (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bugün 50. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. BAE Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan, ülkesinin bugün, kapsamlı ve uzun vadeli bir stratejik vizyonla önümüzdeki elli yıla yönelik bir başarıya imza attığını belirterek, 100. Kuruluş yıldönümünde dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olan en iyi ülkelerden biri olacağını söyledi.
Şeyh Halife, ülke kurucularının BAE’yi anayasal, teşkilat,  yapısal kurallar,  idari, üretim ve hizmet işlevlerinin yanı sıra insani, sosyal, kültürel ve ekonomik bileşenlerle kapsamlı bir gelişmeyi benimsediklerini dile getirdi. BAE Devlet Başkanı açıklamasında, “Kadınları ve gençleri güçlendirmeyi başardık. Bilgiye dayalı çeşitlendirilmiş ulusal bir ekonomi inşa ettik. Uluslararası Uzay İstasyonu’na BAE’li ilk astronotu gönderdik. İlk Arap ülkesi olmak için Umut Sondası’nı Mars’a gönderdik. Ülkemizi yeni ve yenilenebilir enerji projeleri için bölgesel bir merkeze dönüştüren ilk nükleer enerji projesini hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.
Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan ayrıca, “Yetenekleri ve zihinleri çekmek için ulusal bir strateji benimsedik ve iç politikalarımızı dış yaklaşımımızla güçlü bir şekilde ilişkilendirdik. Böylece ülkenin Körfez, Arap, İslami ve küresel çevresindeki konumunu güçlendirdik. Akılları Birleştirmek ve Geleceği Yaratmak ana temasıyla ülkemiz, Ekim ayından bu yana bölgemizin tarihindeki en büyük küresel ticaret etkinliği olan Expo 2020 Dubai’ye ev sahipliği yapıyor” dedi.
50 yıllık bir yürüyüşün sürdürülebilir kalkınma, siyasi istikrar, güvenlik ve dünyanın en verimli hükümetleri arasında yer almakla sonuçlandığını vurgulayan BAE Devlet Başkanı, özellikle özel sektörün ekonomi çarkını hareket ettirmede, rekabet gücünü ve üretkenliğini artırmada önemli bir rol oynadığını kaydetti.
Nahyan, “Önümüzdeki elli yıl atalarımızın şeffaflık, hoşgörü, hakların korunması, adil devlet, hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi, kültürlere saygı, insani kardeşliğin pekiştirilmesi ve ulusal kimliğe saygı gibi on ilke üzerine kurduğu değerlerle aynı kalacak. Bölgesel ve küresel barış ve istikrarı sağlamlaştırma arayışının yanı sıra iyi komşuluk ilkeleri dış politikamızın ana motoru olmaya devam edecek. Körfez işbirliğini siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik alanında güçlendirmek BAE’nin en önemli önceliği olmaya devam edecek” dedi.
Yetkili ayrıca, “İstikrarını, birliğini, vatandaşlarının güvenliğini ve topraklarının bütünlüğünü tehdit eden her şeyde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin yanındayız” diyerek Körfez güvenliğinin tek ve bölünmez olduğunu, bunun güçlendirilmesinin KİK ülkeleri arasında stratejik koordinasyonun yoğunlaştırılmasını gerektiren ortak bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Şeyh Halife Al Nahyan, halkların güvenli ve müreffeh bir geleceği için geçmişte olduğu gibi barış çabalarına destek, müzakere ve diyalogun dış politikalarının değişmez ilkeleri arasında kalacağını aktardı.
BAE Devlet Başkanı, “Diplomasimiz aktif, teşvik edici ve Arap yeteneklerini geliştirecek olup büyük, yükselen ve gelişmekte olan ülkelerle güçlü bir anlayış ve ortaklıklar ağına dayalı. Hoşgörü kültürünü teşvik etmek, çatışmaları kontrol etmek, iklim değişikliğiyle yüzleşmek, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yatırım yapmak, açlık, hastalık ve yoksullukla mücadele etmek ülkemizin ahlaki yükümlülüklerinin ayrılmaz bir parçası olan insani ve kalkınma yardımları sağlıyor” şeklinde konuştu.
BAE Başkan Yardımcısı ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid el-Mektum, yaşanan zorlukların ülkenin ilerlemesini durdurmadığına dikkati çekerek, “ Etkili bir devlet kurma ve iddialı bir kalkınma modeli oluşturma yeteneğimizi kanıtlamamız gerekiyordu. Son elli yılda, milli ve insani değerimizin güven, inanç ve iyimserlikle karşı karşıya gelmemize olan inancımızdan yola çıkarak güvenlik, siyasi ve ekonomik olarak değişen zorluklarla karşılaştık ve bunları olması gerektiği gibi ele aldık. Böylece yetmişli yılların sonunda ülkenin kurulması ve temellerinin istikrara kavuşması için zorlukların yanı sıra küresel ekonominin durgunluğuyla yüzleşmeyi başardık” diyerek, Birinci Körfez Savaşı, Kuveyt’in işgali, Irak’ın işgali ve Arap dünyasında büyük bir yıkım ve tahribata yol açan Arap Baharı olaylarının yansımalarına atıfta bulundu.
Şeyh Muhammed bin Raşid Al Mektum açıklamasında, yarın, 2071 yolunda BAE Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan tarafından tüm devlet kurumları için referans olarak kabul edilen on ilkeyle  BAE’nin gelişme sürecindeki ikinci elli yılına başlayacaklarını kaydetti.
Yarın planlama, uygulama ve geleceği öngörme konusunda zengin deneyim ve ulusal insan kaynakları verimliliğiyle yeni bir başlangıç yapacaklarına değinen Al Mektum,  uluslararası ilişkiler, öncelik, çalışma yöntemi ve yaşam tarzında benzeri görülmemiş bir değişiklikle küresel ortamda ilerleme kaydettiklerinin farkında olduklarını söyledi.
Geleceği öngören, hayati önem taşıyan tüm sektörleri kapsayan, strateji, plan, program ve uygulama mekanizmaları geliştirerek önümüzdeki elli yıl için hazırlıklarını tamamladıklarını söyleyen Al Mektum, bunun yanı sıra  kalkınmayı güçlendirecek, iş ortamını geliştirecek, ekonomiyi genişletecek, yatırımı ve yeniliği teşvik edecek ileri bilim, araştırma ve geliştirme alanlarında seçkin beyinleri inşa edecek ve kendine çekeceklerini aktardı. Tüm bunların güvenlik ve istikrarı güçlendirmenin yanı sıra, halkın yaşam kalitesini iyileştirerek dünya meselelerine aktif katılım sağlamayı desteklediğini bildirdi.
Öte yandan, Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, ülkesinin gerçek sermaye, zenginlik ve küresel rekabet stratejisiyle ileriye doğru gittiğini bildirdi.
Abu Dabi Veliaht Prensi, BAE’nin 50 yıllık zengin ve onurlu tarihini tamamlaması sebebiyle bu yılki kuruluş kutlamasının özel bir anlam kazandığını söyledi.
BAE’nin seçkin dış ilişkilerle bölgesel ve uluslararası arenada çeşitli eylem seçeneklerine başladığını vurgulayan Prens, tüm bunların hizmet ve kalkınmaya hizmet ettiğini bildirdi. Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ayrıca, dünyanın BAE siyasetine olan güveninin sonuçlarından birinin 2022-2023 dönemi için ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) geçici üyesi olması olduğunu bildirdi.
BAE'nin önümüzdeki on yıllarda başarmak istediği şeyin sınırlı olmayacağını, ilhamını tüm Arap halklarına yayacağını, onları motive edeceğini ve kendilerine olan güvenlerini ve ilerleme kaydetme yeteneklerini artıracağını belirten Veliaht Prens, “Ülkemizi tüm Arap dünyasında gelişme ve ilerlemenin lokomotifi ve bölgede medeniyetin ilerlemesi için bir başlangıç ​​noktası haline getirmek için çalışıyoruz” dedi.
Abu Dabi Veliaht Prensi, önümüzdeki elli yıl içerisinde ülkenin gideceği yolun insan ve bilim başta olmak üzere 10 ana temelden oluşan bütün bir sütun stratejisine doğru ilerleyeceğini kaydetti. Ayrıca, ülkenin özlemleri ve emellerine ulaşmak için tüm yetenekleri seferber ederek, dünyayla olumlu ve etkili ortaklıklar benimseyerek bölge ve dünyada barışı sağlamak adına radikalizm ve ırkçılığı reddetmeye atıfta bulundu.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.