Zayed Al Nahyan-Bennett görüşmesinde ilişkilerin güçlendirilmesi ele alındı

Şeyh Muhammed bin Zayed ve İsrail Başbakanı dün Abu Dabi'de bir araya geldiler. (AFP)
Şeyh Muhammed bin Zayed ve İsrail Başbakanı dün Abu Dabi'de bir araya geldiler. (AFP)
TT

Zayed Al Nahyan-Bennett görüşmesinde ilişkilerin güçlendirilmesi ele alındı

Şeyh Muhammed bin Zayed ve İsrail Başbakanı dün Abu Dabi'de bir araya geldiler. (AFP)
Şeyh Muhammed bin Zayed ve İsrail Başbakanı dün Abu Dabi'de bir araya geldiler. (AFP)

Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) resmi ziyarette bulunan İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüştü.  Görüşmede başta tarım, gıda güvenliği, yenilenebilir enerji, ileri teknoloji ve sağlık alanlarında olmak üzere ikili yatırım, ekonomi, ticaret ve kalkınma başlıklarına iş birliği geliştirme yolları ve fırsatları ele alındı.
BAE haber ajansı WAM’ın haberine göre görüşmelerde iki ülkenin geçen yıl imzaladığı İbrahim Barış Anlaşması çerçevesinde daha geniş iş birliği ve verimli ortak çalışma arzusunu gerçekleştirme yönünde karşılıklı öneme sahip bir dizi hayati sektöre ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.
Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed Al Nahyan, İsrail Başbakanı Naftali Bennet ile Abu Dabi'de düzenlenen toplantının başında yaptığı açıklamada, söz konusu ziyaretin iş birliği ilişkilerinin iki ülkede ve bölgedeki halkların yararına olacak şekilde daha olumlu adımlarla ilerletilmesine katkıda bulunacağı yönündeki umudunu dile getirdi.
Toplantıda aynı zamanda Expo 2020 Dubai'nin özellikle Ortadoğu'daki ülkeler için yarattığı fırsatlarına, ülkeler tarafından sunulan modern sürdürülebilirlik çözümlerine ve keşiflere değinildi.
Kuruluşundan bu yana BAE'nin dış ilişkilerine yaklaşımının karşılıklı saygı ve iş birliği ilkelerine, halkların arzularını gerçekleştirmenin en iyi yolu olarak bir arada yaşama ve barış değerlerine dayandığını vurgulayan Veliaht Prens Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Ortadoğu'da istikrarın hakim olacağı yönündeki umudunu dile getirdi. Aynı zamanda bu bölgenin barış diyarı, iyilik ve sevgi çağrısıyla tüm dünyayı aydınlatan tek tanrılı dinlerin beşiği olduğunun altını çizdi.
BAE’ye ilk ziyaretinde Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren İsrail Başbakanı da iki ülke arasındaki iş birliği düzeyine ve imzalanan İbrahim Anlaşması doğrultunda attıkları adımlara övgüde bulundu.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre taraflar görüşmenin sonunda karşılıklı çıkarlarını geliştirecek, bölgede istikrar, güvenlik ve kalkınmanın pekiştirilmesine katkıda bulunacak ikili iş birliğine ve ortak eyleme verdikleri desteği sürdüreceklerini vurguladı. Aynı zamanda hem iki ülke hem de bir bütün olarak bölgede sürdürülebilir kalkınmanın önceliklerine hizmet eden yatırım ve ekonomi alanlarında niteliksel ortaklıkların artırılmasının önemine işaret ettiler.
İbrahim Anlaşması’nın bölgede bölge toplumlarının refahını sağlayan iş birliğine dayalı diplomatik, ekonomik ve kültürel ilişkiler için yeni, derin ve sağlam bir yapı oluşturduğuna değinen İsrail Başbakanı, “İsrail ve BAE hükümetleri olarak bölge halklarına refah getirecek iş birliğini inşa etme yönünde çalışıyoruz” dedi.
BAE ziyareti sırasında WAM’a konuşan Bennett, “Bence barışın değeri ve bölgenin tanık olduğu yeni gerçeklik budur. Çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için birlikte çalışıyoruz” ifadesini kullandı.
İbrahim Anlaşması’nın getirilerine değinen Bennett sözlerini şöyle sürdürdü:
 “İki ülke arasındaki ilişkiler her alanda güçlenmiş durumda ve bundan çok memnunum. Ticaret, araştırma ve geliştirme, siber, sağlık, eğitim, havacılık gibi alanlarda birçok iş birliği anlaşması imzalandı. İlişkilerin sürekli gelişmesi ve pekiştirilmesini dört gözle bekliyorum. Bizi BAE’ye bağlayan ilişkiler, mümkün olan her alanı kapsıyor.”
Çok sayıda şirket ve iş insanının yanı sıra iki ülkedeki bakanlıkların birbirleriyle çalıştıklarına, her iki taraftan heyetlerin karşılıklı ziyaretler yaptığına dikkati çeken Bennett, “İlişkilerimizin özellikle ekonomik alanda olumlu yönde ilerleyeceği umudu taşıyorum. Bence sağlık ve gıda güvenliği alanındaki iş birliği, aramızdaki ortaklığın önemli bir bölümünü teşkil edecek” dedi.
Bennet iki ülke arasındaki ticaret hacmiyle ilgili de şunları söyledi:
“Aramızdaki ticaret hacmi birkaç ay içinde çok hızlı bir şekilde arttı. Bu yöndeki potansiyelin sınırsız olduğu düşüncesindeyiz. İsrail de BAE gibi bölgesel bir ticaret merkezi sayılıyor. Bir araya gelişimiz yalnızca bizim için değil, daha fazla ülke için de eşi görülmemiş ekonomik fırsatlar sağlıyor. Bu, bölge istikrarı ve refahını artırma yönünde başka bir bileşen sayılıyor.”
İsrail’in “Yarına Doğru” sloganı ile Expo 2020 Dubai’ye katılı gösterdiğine işaret eden Bennett şu ifadeleri kullandı:
“Dubai'deki Expo 2020'de yer alan İsrail pavyonu, yarına yönelik iyimser bakış açısını, onu daha iyi hale getirme yönündeki bitmek bilmeyen arayışı sadece bizim için değil, dünyanın dört bir yanından dostlarımız ve müttefiklerimiz için de her alanda somut hale getiriyor. Bu, Yahudi dininin temel değerlerindendir. BAE liderleri ve vatandaşlarına göndermek istediğim mesaj, aramızdaki ortaklık ve dostluğun doğal nitelikte olduğudur. Biz hem komşu hem de kuzeniz. Biz İbrahim'in torunlarıyız. İbrahim Anlaşması'nın imzalanmasının ardından geçen süre bunun en güzel kanıtıdır. Zira aramızdaki ilişkilerin sağlamlaşması hem bizim ve tüm bölge açısından oldukça değerli bir hazinedir.”
Araştırma ve geliştirme yönünde ortak bir fon oluşturarak ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için önemli iş birliği alanlarını destekleme konusundaki ortak arzularını dile getiren BAE ve İsrail bu fonun Ortak İş Konseyi’ne ek olarak iki ülkedeki ekonomik ve teknolojik beyinleri harekete geçireceği görüşündeler. Taraflar temiz enerji ve modern tarımın yanı sıra iklim değişikliği ve çölleşme gibi zorluklara da çözüm bulunacağını vurguluyorlar.
Söz konusu ziyaretin sonunda iki ülkenin yayınladığı ortak bildiride, Bennett'ın bu başarılı ziyaretinin iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerin ve ortaklığın geliştirilmesinde bir dönüm noktası olduğu belirtildi. Geçtiğimiz yıl önemli ilerlemelerin kaydedildiği çeşitli ekonomik, altyapı, lojistik ve akıllı şehir hususlarını ele alan iki ülke, araştırma ve geliştirme, teknoloji, gıda güvenliği, iklim, su ve enerji, çevre, sağlık ve turizme ek olarak kamu ve özel sektör arasında iş birliğinin önemine dikkat çekti.
BAE ve İsrail, sadece ikili ticareti ve yeniliği teşvik etmek değil, aynı zamanda Ortadoğu, Bağımsız Devletler Topluluğu, Doğu Asya ve Afrika'daki piyasalarda teknolojileri ve iş fırsatlarını bir araya getirmek için iş dünyalarındaki güçlü yönlerden ve stratejik ilişkilerinden yararlanmaya çalışıyorlar.
Söz konusu ortak açıklamada, görüşmelerde ekonomi ve altyapı alanında iş birliği yoluyla kapsamlı bir ekonomik ortaklık anlaşmasına varma, iklim iş birliğini ve karşılıklı bölgesel bağımlılığı geliştirme yönündeki çabalarının ele alındığına dikkat çekildi.
Aynı zamanda Kovid-19 salgınıyla mücadelede ortak çabalara, laboratuvar testleri ve tedavi alanlarında araştırma ve geliştirmedeki iş birliğinin önemine atıfta bulunulan açıklamada her iki ülkedeki yüksek aşı oranlarından övgüyle bahsedildi.
BAE ve İsrail’in dinler arası hoşgörü değerlerini teşvik etmeye ve halklar arasındaki ilişkileri geliştirmeye devam edeceği vurgulandı.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.