Suudi Arabistan’da antik mezarları birbirine bağlayan yol ağı keşfedildi

Antik mezarlar, Suudi Arabistan'ın kuzeybatısındaki 4 bin 500 yıllık yol güzergahının sırlarını ortaya koyuyor

Hayber Vahası'ndan MÖ 3’üncü bin yıla uzanan dairesel halkalar
Hayber Vahası'ndan MÖ 3’üncü bin yıla uzanan dairesel halkalar
TT

Suudi Arabistan’da antik mezarları birbirine bağlayan yol ağı keşfedildi

Hayber Vahası'ndan MÖ 3’üncü bin yıla uzanan dairesel halkalar
Hayber Vahası'ndan MÖ 3’üncü bin yıla uzanan dairesel halkalar

El-Ula Kraliyet Komisyonu, antik Arap Yarımadası'nın kuzeybatısında yaşayan sakinlerin, vahalar ve meralar arasında birbiri ile bağlantılı binlerce anıtmezar ile çevrili ana yollara uzun cenaze koridorları inşa ettiğini ortaya çıkardı. Milattan önce üç bininci yılda bölge nüfusu arasında yüksek derecede sosyal ve ekonomik karşılıklı bağımlılığı yansıtan bu keşif, şehir yönetimiile Batı Avustralya Üniversitesi ortaklığıyla yapılmıştır.
Bulguların Holosen'de yayınlanması, el-Ula Kraliyet Komisyonu'nun gözetimi altında faaliyet gösteren Batı Avustralya Üniversitesi ekibinin, Arap Yarımadası’nın eski sakinlerinin hayatlarına ışık tutmak için kaydettiği bir yıllık muazzam ilerlemenin doruk noktası.
Cenaze koridorları, 4 bin 500 yıl önce Arap Yarımadası'nın geniş bölgelerine yayılan sofistike sosyal ağın varlığını gösteriyor. Keşif ayrıca, el-Ula Kraliyet Komisyonu ile ortaklaşa çalışan arkeologların Kuzey Arabistan'da yaşayan eski toplumların gizemlerini anlama konusunda istikrarlı şekilde ilerlemelerine katkıda bulunuyor.
Batı Avustralya Üniversitesi ekibinin çalışması,dünyanın dört bir yanından üyelerin katılımıyla, el-Ula ve Hayber’deki Suudi uzmanlarla işbirliği içinde Arkeoloji ve Koruma Projesi üzerinde çalışan 13 uzman ekibin daha geniş çabasının bir parçası niteliğinde.
El-Ula Kraliyet Komisyonu CEO'su Amr el-Medeni,“Kuzeybatı Arabistan'ın eski sakinleri hakkında öğrendiklerimiz, onların nasıl düşündüklerini ortaya çıkarma görevimizde bize ilham kaynağı oluyor.Doğayla uyum içinde yaşadılar, atalarını onurlandırdılar ve dünyayla daha geniş bir şekilde etkileşime girdiler. Arkeoloji ekiplerimizin 2021'de yaptığı çalışma, Suudi Arabistan'ın ileri düzeydeki bilimsel çalışmaları için bir kaynak niteliğinde olmasının önemini yansıtıyor. Tabii ki, ekibe bu yıl katılacak daha fazla araştırma ekibini sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
Arkeolojik Araştırma ve Kültürel Miras Direktörü Dr. Rebecca Foot, "Üç yılı aşkın bir süre önce el-Ula ve Hayber'de başlatılan ve Batı Avustralya Üniversitesi uzman ekiplerince yürütülen saha araştırmalarını içeren projeler, sonuçlarını vermeye başladı. Arap Yarımadası'nın kuzeybatısındaki Neolitik dönemden Tunç Çağı'na kadar, veri analizlerinin hayatın birçok yönünen neler yansıttığını görmek ilginç. Bu makale, tarih öncesi çağlardan modern çağa uzanan tarih bilgimizi zenginleştirecek ve elbette bölgenin geneli üzerinde önemli etkileri olacak pek çok araştırmanın sadece başlangıcı niteliğinde” dedi.
En son araştırmasında, Baş Araştırmacı olan Dr. Matthew Dalton başkanlığındaki Batı Avustralya Üniversitesi ekibi, Arap Yarımadası'nın kuzeybatısındaki 160 bin kilometrekareden az olmayan bir alanda cenaze koridorlarını belirlemek ve analiz etmek için uydu görüntüsü analizi, hava fotoğrafçılığı, zemin araştırması ve kazı tekniklerini kullandı. Ekip, el-Ula ve Hayber’deki birincil çalışma alanlarında, yaklaşık 11 bini cenaze koridorlarının bir parçasını oluşturan 17 bin 800'den fazla kolye şeklinde taş gömü buldu.
İster bazalt ovalarında ister dağ geçitlerinde olsun, bu geçitlerdeki mezar yapılarının en yoğun toplulukları,kalıcı su kaynaklarının yakınında yoğunlaşmıştı. Koridorların yönü, birçoğunun Hayber, el-Ula ve Teyma dahil olmak üzere ana vahalar arasında hareket etmek için güvenildiğini gösterirken, diğer koridorlar vahaları çevreleyen manzara boyunca kayboluyor. Bu, yağmur dönemlerinde evcil hayvan sürülerini yakındaki meralara taşımak için kullanıldıklarını gösteriyor.
Proje Direktörü Dr.Hugh Thomas şunları söyledi: “Batı Avustralya Üniversitesi ekibi ve el-Ula ve Hayber Kraliyet Komisyonu'ndan araştırmacı arkadaşlarımız tarafından yürütülen araştırma, bu bölgenin arkeolojisinin, Orta Doğu'da Neolitik ve Tunç Çağı dönemlerinde sakinlerinin nasıl yaşadığına dair anlayışımızı geliştirmek için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bulgularımız, bu tesislerin geniş bir alan içerisinde yerleşik pek çok vahayı birbirine bağladığını gösteriyor. Ayrıca, yaklaşık 4 bin 500 yıl önce kurulan cenaze koridorları, özellikle Hayber çevresinde yoğunlaşıyor. Dünyadaki emsallerine göre görsel olarak en yoğun mezarlık alanlarından birini oluşturuyor.
El-Ula Kraliyet Komisyonu, el-Ula şehrini ve Hayber'in bazı bölgelerini kültürel ve doğal miras için önde gelen küresel bir destinasyon olarak geliştirmeyi amaçlayan ‘Zamanda Yolculuk’ başlıklı 15 yıllık master (ana) plan oluşturdu.
El-Ula ve Hayber’de yerel ve uluslararası ekipler tarafından yürütülen arkeolojik araştırmalar, bölgede insanların zaman içindeki yolculuğunu derinleştirmek ve netleştirmek ve el-Ula'daki 200 bin yıllık insanlık tarihinin ayrıntılarını keşfetmeye odaklanan, arkeoloji ve koruma araştırmaları için birinci sınıf bir merkez olan Krallık Enstitüsüne veri sağlamak için çalışıyor.
Şu anda bir araştırma kuruluşu olarak faaliyet gösteren öncü kurum, 2030 yılına kadar el-Ula'da kalıcı bir turizm tesisinin kapılarını halka açacak. En önemli binaları, MÖ 1. yılda tütsü ticaretinin en parlak döneminde gelişen Dadan uygarlığından esinlenen tasarımlarla Dadan arkeolojik alanının karşısındaki Kızıl Kumtaşı Dağları'nda inşa edilecek.
El-Ula Kraliyet Komisyonu Arkeoloji, MirasAraştırma ve Koruma Bölümü İcra Direktörü Arkeolog Jose Ignacio Gallego Revilla, "Bölgedeki onlarca yıldır gizemini koruyan mirasın derinliğini ve zenginliğini ortaya çıkaracağımız 2022'de ve önümüzdeki yıllarda, Krallık Enstitüsü'ndeki bilimsel stratejik hedeflerimize ulaşmak için daha fazlasını bekliyoruz" dedi.



Böcek kovucular sivrisinekleri kendine çekmeye başladı

Yeni bir araştırmaya göre böcekler, kovucuların kokusunu ödülle ilişkilendirmeye başladı (Unsplash)
Yeni bir araştırmaya göre böcekler, kovucuların kokusunu ödülle ilişkilendirmeye başladı (Unsplash)
TT

Böcek kovucular sivrisinekleri kendine çekmeye başladı

Yeni bir araştırmaya göre böcekler, kovucuların kokusunu ödülle ilişkilendirmeye başladı (Unsplash)
Yeni bir araştırmaya göre böcekler, kovucuların kokusunu ödülle ilişkilendirmeye başladı (Unsplash)

Rebecca Whittaker 

Her yaz milyonlarca kişi sivrisinekleri uzak tutmak için kendilerine böcek kovucu sıkıyor ancak bir araştırma, kan emici böceklerin bu kovucuları yiyecekle ilişkilendirmeyi öğrenebildiğine işaret ediyor.

Böcek kovucularda geniş çapta kullanılan DEET (kimyasal adı N,N-dietil-meta-toluamid) Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı tarafından da tavsiye ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre sivrisinek kaynaklı hastalıklar her yıl yaklaşık 700 bin kişinin ölümüne neden olduğundan, sivrisinek ısırıklarının sıtma, Zika virüsü, dang humması ve Japon ensefaliti yayabileceği ülkelerde kovucular hayati önem taşıyor.

Ancak yeni araştırma, böceklerin zamanla kovucunun kokusunu ödülle ilişkilendirmeye başladığını ve bazı durumlardaysa bu kokuya çekildiğini öne sürüyor.

Virginia Tech'ten Doçent Clément Vinauger, "Birisi DEET uyguladıktan sonra yoğunluk zamanla azalıyor ancak sivrisinek yine de beslenmeyi başarıyorsa, böcek bu kokuyu ödülle ilişkilendirmeye başlayabilir" diyor. 

Kovucuların gerçek dünyada nasıl kullanıldığını düşünürsek bu ihtimali ciddiye almalıyız.

Bulguları Journal of Experimental Biology'de yayımlanan çalışmada araştırmacılar dang humması, Zika, sarıhumma ve chikungunya gibi her yıl on milyonlarca kişiyi etkileyen hastalıkları yayan türlerden sarıhumma sivrisineğine (Aedes aegypti) odaklandı.

Araştırmacılar, Ivan Pavlov'un köpeklere zil sesini yemekle ilişkilendirmeyi öğrettiği ünlü deneylerindeki öğrenme prensibi olan Pavlov koşullanması yönteminden faydalanarak sivrisinekleri eğitti.

Sivrisinekler, ulaşamayacakları bir mesafeye yerleştirilmiş bir torba ılık kanla birlikte kumaş bir ağın arkasında tutuldu. Sivrisinekler kanla beslenmeye başladıktan sonra araştırmacılar DEET kokusunu ortama yaydı.

Deneyi 4 kez tekrarladıktan sonra böceklerin yüzde 60'ından fazlası DEET kokusunu alınca beslenmeye çalıştı.

Ardından sivrisineklere biri temiz, diğeri de normal yoğunlukta DEET'le kaplanmış iki insan eli arasında seçim yapma şansı verildi. Eğitimsiz sivrisinekler DEET sıkılmış elden kaçınırken, eğitilenler bu ele çekildi.
 

Virginia Tech Tarım ve Yaşam Bilimleri Fakültesi'nden Doçent Clément Vinauger (Virginia Tech)Virginia Tech Tarım ve Yaşam Bilimleri Fakültesi'nden Doçent Clément Vinauger (Virginia Tech)

Vinauger, "Yaygın kanı her zaman kovucuların kimyasal yapıları sayesinde işe yaradığı yönündeydi; yani DEET'in kokusu sivrisineklere kötü geldiği için kaçtıkları ya da kimyasal yapısının sivrisineklerin bizi koklamasını engellediği düşünülüyordu" diyor.

Ancak sivrisinek beyninin, deneyimlerine dayanarak bu tepkiyi yeniden belirleyebildiğini gösteriyoruz. Böceğin öğrenme mekanizması, kimyasallar kadar rol oynuyor. Bence burada bir paradigma değişimi var.

Vinauger, bu bulguların insanların DEET kullanmayı bırakması gerektiği anlamına gelmediğini söylüyor. DEET hâlâ piyasadaki en etkili kovuculardan biri.

Araştırmacı "Gerçek bir hastalık riskinin olduğu tropikal bölgelerdeyseniz kullanmalısınız" diyor.

Ancak çalışma, zamanlama ve yoğunluğun daha önce sanılandan daha önemli olabileceğini gösteriyor.

Vinauger "Bir kerede çok miktarda uygulamak yerine, her zaman aktif kalması ve sürekli koruma sağlaması için düzenli olarak yeniden uygulayabilirsiniz" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


NASA, Artemis görevi için şair arayışında

(Reuters)
(Reuters)
TT

NASA, Artemis görevi için şair arayışında

(Reuters)
(Reuters)

Andrew Griffin 

NASA, Ay'a yönelik Artemis görevi ve diğer çalışmalarına destek olacak şairler ve başka yaratıcı hikaye anlatıcıları arıyor.

Uzay ajansı, yürüttükleri görevleri paylaşacak "sinemacılar, belgeselciler, şarkı yazarları, hikaye anlatıcıları, şairler ve diğerleriyle" çalışmak istiyor.

Bunlar arasında insanları Ay'a geri götürecek Artemis programının yanı sıra başka görevler de var. 2028'de Mars'a nükleer reaktör gönderme planları, Ay yüzeyinde üs inşa etme çalışmaları ve test uçuşları da bunlar arasında.

Ajans kamuoyuna yaptığı çağrıda bu çalışmaların, "NASA'nın görevlerine dair hikayeleri mümkün olduğunca geniş bir kitleyle paylaşmasını ve yeni nesil kaşiflere ilham vermesini" hedeflediğini belirtti.

Açıklamada başarılı içerik üreticilerinin, NASA'nın program tesislerine davet edileceği, "program ve görevler hakkında bilgi edineceği, personelle röportaj yapacağı ve programın içeriği ve onun bir parçası olmanın nasıl bir şey olduğunu birkaç gün boyunca deneyimleyeceği" söylendi.

Çalışma öncelikle ABD'deki içerik üreticilerine odaklansa da Amerikan ekiplerindeki uluslararası işbirlikçilerin de değerlendirmeye alınacağı ifade edildi. İlk turda en fazla 10 kişi veya ekibin yer alması bekleniyor ancak uzay ajansı daha fazla fırsatın ortaya çıkmasının muhtemel olduğunu belirtti.

İçerik üreticilerine çalışmaları karşılığında ödeme yapılmayacak. Bunun yerine NASA, çalışmanın "karşılıklı fayda" sağlayacağını umduğunu ve uzay ajansıyla üreticilerin kendi masraflarını kendilerinin karşılayacağını ifade etti.

NASA, ilgilenen herkesten haziran sonuna kadar tekliflerini sunmalarını istedi. Ajans, ilgilenenlerin tam olarak ne göndermesi gerektiğine dair bilgiler gibi ayrıntıları içeren bir teklif çağrısını internet sitesinde yayımladı.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space


Çin bütün insansı robotlara kimlik numarası getiriyor

 Hangzhou'da halk, polis memuru olan insansı robotun yanından geçiyor (AFP)
Hangzhou'da halk, polis memuru olan insansı robotun yanından geçiyor (AFP)
TT

Çin bütün insansı robotlara kimlik numarası getiriyor

 Hangzhou'da halk, polis memuru olan insansı robotun yanından geçiyor (AFP)
Hangzhou'da halk, polis memuru olan insansı robotun yanından geçiyor (AFP)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri 

Çin devlet televizyonu CCTV'ye göre Asya ülkesi, insansı robotlarını yaşam döngüleri boyunca daha iyi takip edebilmek amacıyla bu araçların hepsine eşsiz dijital kimlik numaraları getirmeyi planlıyor.

Çin sektörde hızlı bir büyüme hedeflerken bu program, yetkililerin insansı robot ürünlerini üretim aşamasından nihai geri dönüşümlerine kadar güvenlik riskleri açısından izlemesini sağlamak üzere tasarlandı.

Çinli yetkililer ayrıca insansı robotların nasıl yönetilmesi gerektiği ve bu eşsiz kimlik numaralarının nasıl takip edilebileceğine dair yeni yönergeler yayımladı.

Bu benzersiz insansı robot kimlikleri 4 bölümden oluşuyor. Bunlar arasında sınır ötesi sevkıyatları takip etmeye yarayan iki basamaklı bir kod ve robotu üreten Çinli firmayı tanımlayan 4 basamaklı bir kod da yer alıyor.

Yeni yönergeye göre 6 basamaklı bir ürün kodu insansı robotun türünü belirlerken, 17 basamaklı seri numarası ise her bir robotu birbirinden ayıracak.

Bu girişim halihazırda 100'den fazla Çinli üreticiyi kapsarken, 200 farklı modelden 28 binden fazla insansı robota dijital kimlik atandı.

Bütün bu programı, Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı bünyesindeki Çin İnsansı Robotik ve Bedenlenmiş Zeka Standardizasyonu (HEIS) yürütüyor.

Uzmanlara göre Çin'de insansı robotlar halihazırda çoğunlukla üniversiteler, araştırma laboratuvarları ve imalat sektöründe kullanılsa da ülke, yaşlı bakımı ve ev temizliği gibi ticari uygulamalar için geniş çaplı kullanıma sunmaya da hazırlanıyor.

Ülke ayrıca donanım tedarik zincirini hızla yerelleştirerek ABD menşeli Nvidia çiplerine bağımlılığını azaltıyor.

Yerel haberlere göre ülkede halihazırda kullanılan insansı robotlar tamamen otonom olmaktan uzak ve genellikle çeşitli görevleri yerine getirmek için gereken hassasiyet ve el becerisinden yoksun.

Bu robotlar çoğunlukla farklı sektörlerde sahaya özgü denemeler yapmak için kullanılıyor ancak uzmanlar, bu görevlerde bile robotların sınırlı el becerisi nedeniyle insanlara kıyasla sadece kısmen verimli olduklarını belirtiyor.

GigaAI, Unitree ve Agibot gibi şirketler, önemli donanım yenilikleriyle pazara öncülük ediyor.

Örneğin GigaAI, Çin'in ev işlerini yerine getirmek üzere geliştirilen ilk genel amaçlı insansı robotunu kısa süre önce tanıtmıştı.

GigaAI'ın SeeLight S1 robotu, Hubei İnsansı Robot İnovasyon Merkezi ve Hubei İnsansı Robotik Endüstri Birliği'yle işbirliği içinde üretildi. SCMP'nin haberine göre robotun 2027'nin ilk yarısında test edilmek üzere Vuhan'daki ailelere ücretsiz verilmesi planlanıyor.

Robotik şirketi, iki kollu ve tekerlekli insansı robotun sebze doğrama, yumurta kızartma ve çamaşır makinesini doldurma gibi çeşitli ev işlerini yaptığını gösteren bir videoyu WeChat'te yayımladı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech