Kuveyt Dışişleri Bakanı, Körfez ülkelerinin mesajını Lübnanlı yetkililere iletti

Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah
Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah
TT

Kuveyt Dışişleri Bakanı, Körfez ülkelerinin mesajını Lübnanlı yetkililere iletti

Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah
Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah

Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah, Lübnan ile güveni yeniden inşa etmek üzere Beyrut’taki yetkililere ‘Körfez, Arap ve uluslararası bir mesaj’ taşıdığını açıkladı. Mesajdaki fikir ve önerilerin, uluslararası meşruiyet ve Arap Birliği kararları çerçevesinde alındığını belirten Bakan, Lübnan’ın iç işlerine karışma yönünde herhangi bir eğilimin bulunmadığını vurguladı.
Kuveyt Dışişleri Bakanı, geçen cumartesi günü Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile bir araya gelmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, İçişleri Bakanı Bessam Mevlevi ve Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib ile de görüşmelerde bulundu.
Muhammed es-Sabah, Avn ile görüşmesi sonrasında Lübnan ziyaretinin ana sebebini Cumhurbaşkanına ilettiğini, Lübnan ile güveni tazelemek amacıyla ‘Kuveyt, Körfez, Arap ve uluslararası çerçevede bir mesaj taşıdığını söyledi. Bakan, “Tüm bu fikirler ve öneriler, uluslararası meşruiyet kararları ve Arap Birliği’nin önceki diğer kararları temelinde türetilmiştir” diyerek, Cumhurbaşkanı Avn’ın bunu inceleme sürecinde olduğunu ve bu önerilere yakın bir zamanda yanıt almayı beklediklerini söyledi.

“Lübnan’ın iç işlerine karışma yönünde herhangi bir eğilim asla yoktur”
Lübnan hakkında önlem alan Körfez ülkelerinin, 23 Ocak’ta Lübnan’ın ‘sözlü ya da fiili saldırganlık’ için bir platform olmayacağını ifade etmesinden sonra, söylenenleri takip edip etmeyeceklerine ilişkin bir soruya ise Bakan “Lübnan’ın 73 yılı aşkın süredir olduğu gibi dünyada ve Maşrik’te parlayan bir unsur, bir ikon ve seçkin bir sembol olmasını istiyoruz. Bu bizim bildiğimiz Lübnan’dır, bu kardeş ülkeye ve bu güzel insanlara karşı duyarlılık oluşturmak için bir platform veya başka bir mekân değildir” yanıtını verdi. Muhammed es-Sabah, “Lübnan’ın iç işlerine karışma yönünde herhangi bir eğilim asla yoktur. Bunlar, güven tazeleme önlemleri olarak fikir ve önerilerdir. Bunların herkesin yararına olacak şekilde ele alınacağını umuyoruz” dedi.
Kuveyt’in Taif Anlaşması’nın uygulanması başlığı altında Lübnan’da yeni bir diyaloğa öncülük etmeye hazır olup olmadığı sorusuna ise Muhammed es-Sabah, “Kısacası Lübnan’ın iç işlerine karışmıyoruz. Sorunun kıvrımlarında bir cevap var. Bu cevap ise Taif Anlaşması da dahil olmak üzere sadece önceden üzerinde anlaşmaya varılanların uygulanmasıyla ilgili. Henüz yerine getirilmeyen taahhütler varsa da inşallah, bunların somut uygulamasıyla herkesin hedefine ulaşacağız” yanıtını verdi.
Kuveytli Bakan, açık bir siyasi bölünme ortasında Lübnan’ın 1559 sayılı kararı ne ölçüde uygulayabileceği sorusuna yanıt olarak ise “Bu, Kuveyt’e değil, Lübnanlıların kendisine kalmış bir mesele. Ancak tüm uluslararası meşruiyet kararları dünyadaki tüm ülkeler açısından bağlayıcıdır. İnşallah Lübnan ve bu kararla ilgilenen herkes, uluslararası meşruiyet kararlarıyla uyumlu bir duruma ulaşacaktır” ifadelerini kullandı. Girişim hakkında ayrıntı vermeyen Kuveytli Bakan, “Bu noktalar, Lübnanlı yetkililere bırakılmıştır ve bunları medyada tartışmak isteyip istemeyeceklerine kendileri karar vermektedir. Ancak onlardan cevap bekliyoruz” dedi.

Kuveyt, Lübnan’la  diplomatik ilişkilerini kesmedi
Başbakan Mikati’ye Kuveyt’i ziyaret etmesi için yapılan resmi davetin hangi aşamada  olduğunu ve diplomatik ilişkilerin kesilmesi ortasında Lübnan Dışişleri Bakanı’nın Kuveyt ziyaretine yönelik soruya Kuveytli Bakan şu yanıtı verdi: “Öncelikle Kuveyt ile diplomatik ilişkiler kesilmedi. Büyükelçi istişarelere çağrıldı. İkinci olarak Lübnan Dışişleri Bakanı’nın Kuveyt’e daveti, şu anda Arap devletleri Dışişleri Bakanları Konseyi’ne başkanlık ettiği göz önüne alındığında, bu ayın sonunda Kuveyt’te yapılacak bir Arap istişare toplantısı aracılığıyla gelişti. Yaklaşık 50 bin Lübnanlıya ev sahipliği yapıyoruz. Onların gelişimsel rollerinden memnunuz. Ayrıca her düzeyden Lübnanlıyı Kuveyt’i ziyaret etmeye çağırıyoruz.”

Lübnan ile Körfez ülkeleri arasındaki ilişkiler
Cumhurbaşkanı Avn, Bakan Sabah’a Lübnan’ın ile Arap ülkeleri arasındaki iyi ilişkileri koruma konusundaki kararlılığına dayalı olarak, Lübnan ile Körfez ülkeleri arasındaki normal ilişkileri yeniden kuracak her türlü Arap hareketini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Lübnan ve Kuveyt arasındaki seçkin ilişkileri yansıtan girişim karşısında teşekkürlerini ileten Avn, bu girişimin, özellikle de Lübnan ve Körfez ülkeleri arasında güven tazeleme amacıyla Körfez, Arap ve uluslararası desteğe sahip olduğunu ifade etti.
Aynı şekilde Lübnan’ın Taif Anlaşması’nı ve ilgili uluslararası meşruiyet ve Arap kararlarını uygulama taahhüdünü de dile getiren Avn, Sabah’ın teslim ettiği mesajda yer alan fikirlerin, uygun pozisyonun ilan edilmesi için istişarelerin konusu olacağına dikkat çekti.
Berri ile görüşmesi sonrasında ise Sabah, “Lübnan, bölgesel ve uluslararası çevresi arasında güven tazelemek için önlemler ortaya koyulan Lübnan ziyaretim temelinde, Kuveyt ve Lübnan arasındaki ikili ilişkiler konusunu ve bölgesel ve uluslararası düzeyde yaşadığımız zorlukları ele aldık” dedi.

Ziyaret üç mesajın dışına çıkmıyor
Ziyaretinin seçim hazırlıklarıyla çakışmasına ve eski Başbakan Saad Hariri’nin seçimlere katılma konusundaki isteksizliğine ilişkin bir soruya yanıt olarak Kuveytli Bakan, “İlk olarak Lübnan’ın iç işlerine herhangi bir müdahale yok. Körfez ülkeleri, Lübnan’ın içişlerine müdahale etmiyor. İkinci olarak ise ziyaret, 23 Ocak’ta ilettiğim üç mesajın dışına çıkmıyor. İlk mesaj, kardeş Lübnan halkına yönelik sempati, dayanışma, sinerji ve sevgidir. İkinci nokta, Lübnan’ın herhangi bir sözlü veya fiili saldırı için bir platform olmaması ile ilgilidir. Üçüncü nokta, herkesin Lübnan’ın istikrarlı, güvenli ve güçlü olması arzusu taşıyor olmasıdır. Lübnan’ın gücü, uluslararası meşruiyet kararları ve bu alandaki Arap kararları uygulanarak bu meselenin gerçekleşmesi şartıyla, tüm Arapların gücüdür” diyerek, Meclis Başkanı Berri’ye de Hizbullah için bir mesaj taşıdığı söylentisini yalanladı.

Kuveytli Bakan, İçişleri Bakanı’la uyuşturucu  mücadeleyi görüştü
İçişleri Bakanı Bessam el-Mevlevi ile görüşmesi sonrasında ise Kuveytli Bakan, Lübnan’ın herhangi bir tarafça herhangi bir sözlü veya fiili saldırı için istismar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ahmed Nasır el-Muhammed es-Sabah, uyuşturucu belasını Lübnan’dan dışarı çıkarmayı ele aldıklarını ve devlet içerisindeki tüm geçişlerin yetkililerin elinde olması gerektiğini görüştüklerini vurguladı. Kuveyt’e yönelik bir sevkiyatın önüne geçtiği için İçişleri Bakanına teşekkürlerini ileten Bakan, ‘bu sevkiyatların Kuveyt’e ve bölgeye geçmemesini sağlayacak mekanizmalar kurma, bu fikirleri incelemeye sunma ve uyuşturucu belasını önlemek için daha etkili olacak bir mekanizmayı devreye sokma’ umudunu dile getirdi. Kuveytli Bakan ayrıca, “Bu yolla, devletin Lübnan’daki nüfuzunun daha da artacağını umuyoruz” diyerek, Bakan Mevlevi’nin son dört ayda güvenlik alanlarında ve çözüm bulma hususunda ortaya koydukları çalışmalara da övgüde bulundu. Berri’nin Hizbullah silahları hakkında soruşturma yapılıp yapılmayacağı sorusu tekrarlandığında ise Muhammed es-Sabah, “Tüm fikirler, esas olarak Lübnan taraflarınca ilan edilen durumlardan ve Birleşmiş Milletler’e (BM) üye devletler ve Arap kararları başta olmak üzere, herkes açısından bağlayıcı olan diğer noktalardan doğmuştur. Bu kararların uygulanmaması, kimse için istemediğimiz prosedürleri de beraberinde getiriyor” şeklinde konuştu.
Mevlevi ise misafiriyle birlikte, ‘sınır kontrolü, uyuşturucu şebekelerinin tespit edilip kontrol altına alınması ve kaçakçılığın önlenmesi’ başta olmak üzere ortaya koyulan önlemleri ele aldıklarını söyledi. Lübnanlı Bakan, “Lübnan yasalarının uygulandığını belirttim. Aynı şekilde yalnızca Arap ülkelerinin başına gelebilecek herhangi bir kötülük veya zararı önleyebilmek adına, bu yasaların uygulanmasının Lübnan çıkarına olduğunu söyledim. Bu, bizim görevimizdir. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki kardeşlerimizin arzu ettiği şey de budur. Ayrıca bize her zaman yardım ettikleri gibi, devleti inşa etmemize de yardım edeceklerdir” açıklamasında bulundu.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.