Filistin, ABD’nin mahkumların maaşlarını ‘sosyal yardıma’ dönüştürme önerisini reddetti

2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)
2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)
TT

Filistin, ABD’nin mahkumların maaşlarını ‘sosyal yardıma’ dönüştürme önerisini reddetti

2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)
2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)

Filistinli bir yetkili, Filistinli mahkumların maaşlarının Sosyal İşler Bakanlığı'nın ödemelerine dahil edilmesi konusunun şu ana kadar masaya yatırılmadığını ve Filistin ulusal zihniyetinde yeri olmadığını vurguladı.
Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı, mahkumların maaşları da dahil olmak üzere sorunları ile ilgilenen Mahkûm İşleri Bakanlığı yetkilisi Hassan Abd Rabbo, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada: "Tutsaklar savaşçıdır ve onları sosyal vakalara dönüştürme önerisi, halkımızın mücadelesini suç haline getirme girişimidir ve bunu reddediyoruz" ifadelerini kullandı.
Abdurrabbu bu ifadeleri, İsrail merkezli N12 kanalı tarafından yayınlanan ve ABD yönetiminin kapalı görüşmeler çerçevesinde Filistin Yönetimi'nden cezaevlerindeki mahkumların veya 3 yıl içinde serbest bırakılanların maaşlarının ödenmesini durdurmasını ve sosyal yardım ödemeleri kalemine aktarılmalarını talep ettiği haberini yorumlarken dile getirdi.
Önerinin bir parçası olarak ABD’liler, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından kapatılan ABD başkentindeki FKÖ ofisinin yeniden açılmasına bir alternatif olarak, Washington'da Filistin Yönetimi’ni temsil eden bir hukuk danışmanı atamasına izin vereceklerini taahhüt ettiler.
Haberde, şu ana kadar bu teklife ilişkin resmi makamlardan bir teyit gelmediğini ancak Filistin Yönetimi’ndeki kaynaklar fikrin, 60 yaş ve üstü güvenlik mahkumlarının Filistin Yönetimi biriminden emekli olarak ilan edilmeleri ve ödenek almaları, diğerlerinin ise Filistin Yönetimi çalışanı olarak devam etmeleri olduğunu söylediler. Bunun arka planında üst düzey bir Filistinli kaynak N12 kanalına verdiği röportajda, Ebu Mazen’in, üzerindeki baskının amacının kendisini mahkumların ailelerine ödeme yapma yönteminden vazgeçirmek olduğunun farkında olduğunu vurgulayarak “Ebu Mazen, İsrail ve Batı ülkelerinden eleştiri almadan para transferine devam etmenin bir yolunu arıyor” dedi.
Bu konu, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile Abbas arasında Gantz'ın evinde gerçekleşen son görüşmede tartışma konusu oldu. Söz konusu görüşme esnasında Gantz, başka konuların yanı sıra, mahkumların maaşları ve Lahey'de İsrail aleyhindeki kovuşturma olmak üzere iki ana konuyu gündeme getirdi. Ebu Mazen ise buna karşılık “Siyasi bir süreç olsaydı, bu trenin tekerleklerini durdururdum” cevabını verdi.
Aynı konunun İsrail ile Filistin arasındaki ilişkilerden sorumlu Filistin Sivil İşler İdaresi Başkanı Bakan Hüseyin eş-Şeyh ile İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid arasında birkaç gün önce gerçekleşen görüşmede de gündeme geldiği düşünülüyor.
Filistinli yetkili Hasan Abdurrabbu konuya ilişkin yaptığı yorumda şu ifadeleri kullandı:
“Bu gibi bir teklif ilk kez gelmiyor. Ancak hiçbiri kabul edilmedi. Önerileriyle Filistinlilerin mücadelesini aşağılamak istiyorlar. Mahkumlar sosyal vakalar değil, savaşçıdırlar. Şehit ve Gazi Aileleri Vakfı da var. Şehitleri toplumsal vakalara mı dönüştürmek istiyorlar? Bunun Filistinlilerin ulusal bilincinde yeri yoktur.”
Unutulmamalıdır ki Tutuklu İşleri Komisyonu, hapishanelerin içindeki ve dışındaki mahkumlardan sorumlu organdır. Resmi bir bakanlık olduktan sonra bir komisyona dönüştürüldü. Böylece mahkumların bakımı Filistin Yönetimi’nin değil, FKÖ’nün misyonunun bir parçası haline gelmiş oldu. Bu adım, İsrail'in mahkumların maaşlarının ödenmesini protesto etmeye başlamasının ardından Filistin Yönetimi tarafından atılan başka adımların başlangıcı oldu.
Geçen yıl Filistin Yönetimi, serbest bırakılan mahkumları fiilen kendisine bağlı bakanlık, kurum ve kuruluşların kadrolarına aktardı ve birçoğunu emekliye sevk etti. Burada Filistin Yönetimi’nin amacı, İsrail ve ABD yönetimi ile bu maaşlar konusunda yaşadıkları anlaşmazlıkları sona erdirmekti.
Bu adım, ABD yönetiminin ikna olduğu bir iddia olan, otoriteyi "terörizmi" desteklemekle suçlamak için bu maaşları bir baskı aracı olarak kullanan İsraillilerin ayaklarının altındaki halıyı çekmeyi amaçlıyordu.
Filistin Yönetimi serbest kalanlara 2 bin şekelden başlayıp tutuklu kaldıkları yıllara göre değişen ödenekler veriyor. Tutuklulara ise, 4 bin şekelden başlayıp 20 ila 30 yıl hapis yatan çok az sayıda kişi için 8 bin veya 12 bin şekele kadar ulaşabilen ödemeler yapıyor.
Filistin Yönetimi, serbest bırakılan mahkumların çalışan ve emekli statüsüne dönüştürülmesiyle maaşları daha resmi bir nitelik kazanırken, hapishanelerdeki mahkumların maaşlarının posta yoluyla transfer edilmesinin bankalara uygulanan yaptırımlardan bir korunma sağlamasını ve İsrail saldırısının etkisini azaltmasını umuyordu. Filistin Yönetimi, mahkumlara ve savaşçı ailelerine vefasını korurken aynı zamanda kendisine yöneltilen suçlamaların son bulmasını ve İsrail'in vergi gelirlerinden kesinti yapmasını engellemeyi istiyor.
İsrail, Filistin Yönetimi'nin "şehitlere ve tutsaklara" ödediği maaşlara atıfta bulunarak, İsraillilerin "cinayet ödemesi" dediği ödemeleri telafi etmek için Filistin Otoritesinin vergi gelirlerinden kesinti yapıyor. Bu konudaki kriz, Temmuz 2018’den bu yana sürüyor. Bu meselenin, önümüzdeki ayın başlarında yapılması beklenen Filistin Merkez Komitesi toplantısında yapılacak tartışmanın bir parçası olması bekleniyor. Merkez Komitesi’nin açıklamasında, FKÖ’nün çeşitli baskılara rağmen ‘şehit ve mahkumların’ maaşlarını ödemeye devam edeceğine dair bir maddeye yer verilmesi bekleniyor.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.