Blinken, Abbas ile Merkezi Komite’nin gerilime neden olan kararlarını görüştü

Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)
Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)
TT

Blinken, Abbas ile Merkezi Komite’nin gerilime neden olan kararlarını görüştü

Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)
Filisitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile geçen mayıs ayında Ramallah’ta bir araya geldi. (Getty)

ABD, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın gelecek pazar günü yapılması beklenen ‘Merkezi Komite’ oturumunda ‘gerilimi artıracak’ kararlar almasından endişeli. Konuyu yakından takip eden Filistinli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ABD’nin söz konusu endişe nedeniyle Abbas’tan ‘beklemesini ve bölgede barış çabalarını ilerletmek için fırsat tanımasını’ istediğini söyledi.
Söz konusu talep, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Ebu Mazen’e (Mahmud Abbas) arasında pazartesi günü geç saatlerde gerçekleşen telefon görüşmesinde iletildi. Blinken daha sonra, Merkezi Komite oturumu tarafından bölgede hız verilen siyasi eymenler kaspmaında, İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid ile temasa geçti. Ayrıca Fetih Hareketi Merkezi Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Racub ile Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri arasında bir toplantı ve Fetih Merkezi Komite üyesi Hüseyin eş-Şeyh ile Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ile de  bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi.
Filistinli kaynak, ABD yönetiminin yaklaşmakta olan Merkezi Komite kararlarından endişe duyduğunu ve Devlet Başkanı Abbas’ın ‘siyasi bir ufuk eksikliği ortasında’ tgerilim artırıcı kararlar alacağından korktuğunu ifade etti. Kaynak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu yüzden kendilerine bir şans verilmesini istediler. Sadece ABD’liler için değil, aksine tüm ilgili taraflar için. Liderlikten beklemeleri, karar almamaları veya Merkezi Komite’nin önceki kararlarını etkinleştirmeleri de talep edildi.”
Blinken’in Abbas ile yaptığı görüşmenin ‘ABD yönetiminin barış sürecine bağlı olduğu’ izlenimini vermeyi amaçladığını vurgulayan kaynak, Filistin’de gerginliği artırmaya  gerek olmadığını ancak pratik olarak herhangi bir atılım veya belirli vaatlerde bulunmadığını kaydetti.  
Abbas, Blinken’ın ‘İsrail’in eylemlerinin ABD’nin yavaş hareket etmesini beklemeye izin vermeyebileceği’ yönündeki talebine de yanıt verirken resmi bir başkanlık bildirisine göre ‘mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını’ söyledi. Abbas ayrıca  İsrail’in Filistin Devleti topraklarını işgaline son vermesinin, yerleşim faaliyetlerini ve yerleşimcilerin saldırı ve terörünü durdurmasının gerekli olduğuna dikkat çekerken, Kudüs’ün tarihi statüsüne de saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Filistinlilerin Kudüs mahallelerinden kovulmasına son vermenin, cesetlere el konulmasını durdurmanın, vergi stopajını sonlandırmanın ve Filistin ekonomisini boğmaya son vermenin gerektiğini bildirdi.
Abbas ayrıca İsrail’in iki devletli çözümü baltalayan tek taraflı uygulamalarına son verilmesi, iki taraf arasında imzalanan anlaşmaların uygulanmasına geçilmesi ve uluslararası meşruiyet kararlarına uygun olarak gerçek bir siyasi süreç başlatmak için Uluslararası Dörtlü Komite’nin bakanlar düzeyinde toplantılarının gerçekleştirilmesi gerektiğini de söyledi. “Merkezi Komite, durumu değerlendirecek ve Filistin halkının hak ve çıkarlarını korumak için gerekli kararları alacak” ifadesini kullandı.
Yayınlanan resmi bildiride, Blinken’ın ABD’nin iki devletli çözüme bağlılığına ve siyasi bir ufuk yaratmanın önemine dikkat çektiği belirtildi. Bildiriye göre Blinken, Abbas’a Biden idaresinin Filistin yönetiminin tanık olduğu siyasi ve ekonomik zorlukların farkında olduğunu iletti. Filistin yönetimine ait bölgelere yerleşimleri, yerleşimci saldırılarını ve işgalleri kabul etmediklerini vurgulayan Blinken, ABD yönetiminin Doğu Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nu yeniden açma taahhüdüne dikkat çekti.
Blinken, Filistinlilerin karşılaştığı zorlukları Başkan Biden’a ve yönetimindeki yetkililere ileteceğini söylerken bölgede barışın ve istikrarın sağlanması amacıyla tüm ilgili taraflarla temasa geçeceğini ve herkesle ortaklaşa çalışacağını vurguladı. Filistin tarafından yapılan resmi açıklamada, Blinken’in reformlarla ilgili konuşması görmezden gelinirken ABD Dışişleri Bakanlığı ise Blinken’ın Abbas ile yaptığı görüşmede Filistin yönetimi içerisindeki reform ihtiyacını ele aldığını açıkladı.
Blinken, Abbas ile görüşmesinin ardından, aynı gece Lapid’i arayarak kendisiyle İsrail- Filistin ilişkilerini görüştü. ABD’nin Merkezi Komite’nin gerilimi düşürme girişimi, Merkezi Komite’nin önemli kararlar almada önceliğe sahip olduğu gerçeği çerçevesinde geldi.
En yüksek Filistin yasama organı sayılan Filistin Merkezi Komitesi, ‘başkenti Doğu Kudüs olan 4 Haziran 1967 sınırlarında bir Filistin Devleti tanınana kadar’ İsrail Devleti’nin tanınmasının askıya alınması da dahil olmak üzere, daha önce Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Filistin Ulusal Otoritesi’nin işgalci güçle yaptığı anlaşmalara yönelik tüm yükümlülüklerini sona erdirmeye karar vermişti. Ayrıca güvenlik koordinasyonunu tamamen durdurma kararı almıştı.
Merkezi Komite, toplantısını 6 Şubat’ta gerçekleştirecek. FKÖ’nün yürütme komitesi üyesi ve Fetih Hareketi’nin Merkezi Komite üyesi olarak Azzam el-Ahmed, gelecek pazar günü Merkezi Komite toplantısının hazırlıklarını tamamladı ve tüm taraflara davetiye gönderdi. Aynı şekilde Komite’nin toplantı gündemi de tamamlandı.
Merkezi Komite’nin gündeminde, bazı ismlerin istifa etmesi, bazılarının da yaşamını yitirmesi  sonrasında Ulusal Konsey’in diğer üyelerini, Yürütme Kurulu üyelerini, Ulusal Konsey başkanını ve yardımcısını seçmenin yanı sıra ABD ile İsrail ile olan ikili ilişki, bölünme ve FKÖ’nün kurumlarını geliştirme ve etkinleştirme konuları da yer alacak.
Ahmed, İsrail ve ABD ile ilişkilerde gözden geçirilmesi gereken kararlar olduğunu ve bunların Merkezi Komite oturumunun gündemine de ele alındığını bildirdi. Azzam el-Ahmed sözleirni şöyle sürdürdü:
“Meydaa gelen ihlaller, Filistin davasını tasfiye etme amaçlıdır. Uluslararası sözleşmelere uygun olarak mevcut tüm yöntemlerle mücadele etmeye devam edeceğiz. Merkezi Komite karşısında tüm seçenekler açık ve kararlara uygulama mekanizmaları eşlik edecek.”
ABD’liler, Abbas’ın siyasi sürecin uygulanmasından ümidini kesmemesini ve gerginliği düşürmesini sağlamak isterken diğer bazı ülkeler de Merkezi Komite ve barış süreciyle ilgili tartışma hattına dahil oldular. Fetih Merkezi Komite üyesi ve Sivil İşler Bakanı Hüseyin eş-Şeyh, Abbas ve Blinken arasındaki telefon görüşmesi ve Merkezi Komite konferansı doğrultusunda  Rusya Devlet Başkanlığı Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ile temasa geçti. Şeyh, görüşmede Dörtlü Komite’nin toplanmasını istedi. Aynı şekilde Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri de 1 Şubat’ta Kahire’deki Dışişleri Bakanlığı binasında Fetih Hareketi Merkezi Komitesi Genel Sekreteri Cibril er-Racub ile görüşmelerde bulundu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Ahmed Hafız, Racub’un Dışişleri Bakanı’na Filistin topraklarındaki son gelişmeler, Filistin arenasının ilerleyen günlerde tanık olacağı zorluklar ve kazanımlar hakkında bilgi verdiğini aktardı. Tarafların, siyasi sürecin gidişatını değiştirme fırsatları ve Filistin davasıyla ilgili taraflarla temaslar hakkındaki vizyonları da görüştüğünü bildirdi. Şukri yaptığı açıklmada Filistin ve İsrail tarafları arasındaki müzakere sürecini canlandırmak için uygun ortamın sağlanması gerektiğini vurguladı.



Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir
TT

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Kurban Bayramı, üst üste üçüncü kez Gazze sakinlerinin hac ibadetinden mahrum kaldığı bir dönemde karşılanıyor. 2023 yılındaki Hamas saldırısı ve ardından başlayan savaş nedeniyle, Gazze halkı 2023’ten bu yana hac farizasını yerine getiremiyor. Geçtiğimiz yıl ekim ayında ateşkes konusunda anlaşma sağlandığının duyurulmasına rağmen İsrail, çeşitli gerekçeler öne sürerek Gazzelilerin sınır kapılarından çıkışını engellemeyi sürdürdü.

İsrail’in Gazze halkına yönelik kısıtlamalarının yalnızca bölgeden çıkışları engellemekle sınırlı kalmadığı, sınırlı sayıdaki tıbbi tahliyeler dışında geçişlere izin verilmediği ifade ediliyor. Ayrıca kurban etlerinin girişinin de engellendiği, ticari ürünler ile insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının ise yavaşlatılıp zorlaştırıldığı kaydediliyor.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesi sakinlerinden 61 yaşındaki Ramazan Ebu Ziyade, savaş öncesinde hacca gitmeyi umut ettiğini ancak her yıl yapılan kura çekimlerinde adının bir türlü çıkmadığını söyledi. Ebu Ziyade, 2023 yılında Hac için Gazze’den çıkan son kafilenin ardından her yıl yeniden bu fırsatı beklediğini dile getirdi.

xsacvdvf
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda bir otobüse binen Filistinli hacılar, 12 Haziran 2023 (AFP)

Ebu Ziyade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ateşkes ilanı ve Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açılmasının ardından İsrail’in Gazze halkının Hac ibadetini yerine getirmesine izin vereceğini umut ettiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ebu Ziyade, “Bayram atmosferine dair her şeyden mahrum bırakıldık. Allah’ın evini ziyaret etmemize bile izin verilmedi. Sanki nefes almamızın ve en temel insani haklarımızın engellendiği bir hapishanede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi’ne her yıl 2 bin 508 kişilik hac kotası ayrılıyor. Bu durum, son üç yılda 7 bin 500’den fazla Filistinlinin hac ibadetini yerine getiremediği anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca, 2023 yılındaki kura çekiminde isimleri belirlenen 2 bin 473 hacı adayının o tarihten bu yana seyahat etmeyi beklediğini, ancak şimdiye kadar bölgeden çıkamadıklarını açıkladı. Açıklamada, söz konusu kişilerden 31’inin doğal nedenlerle ya da savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtildi.

Ebu Ziyade, Gazze halkının gelecek yıl Hac ibadetini yerine getirebilmesini umut ettiğini ifade etti. Kişisel beklentisinin ise son üç yılda kurada adı çıkan ancak hayatını kaybeden kişilerden birinin yerine Hac hakkı elde etmek olduğunu söyledi.

Az sayıda kurban

Gazze halkının Hac ibadetinden mahrum bırakılmasıyla başlayan sıkıntılar, üçüncü yıl üst üste kurban kesememe sorunuyla daha da derinleşiyor. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin doğusunda yoğunlaşan hayvancılık çiftliklerini hedef alması sonucu bölgedeki binlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Savaşın başlamasıyla birlikte düzenlenen saldırılarda çok sayıda besi çiftliğinin yok edildiği, bunun da Gazze’de kurbanlık hayvan sıkıntısını ağırlaştırdığı ifade ediliyor.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında bulunan küçük bir çiftlikte yaşayan genç Ahmed en-Neccar, geçmişte babasına özellikle Kurban Bayramı döneminde satışa sunulmak üzere koyun yetiştiriciliğinde yardım ettiğini anlattı. Ancak Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kendileri gibi yüzlerce çiftlik sahibinin savaş süresince düzenlenen İsrail bombardımanları nedeniyle tüm hayvanlarını kaybettiğini söyledi.

v cd v
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan nadir küçük çiftliklerden biri kurbanlık hayvan sağlıyor, ancak fiyatları yüksek (Şarku’l Avsat)

Neccar, ellerinde yalnızca savaş sürecinde çoğalan birkaç küçük koyunun kaldığını belirterek, kendisi ve babasının mevcut hayvanları korumaya çalıştığını söyledi. Bu sayede şu anda ellerinde iyi durumda çok sayıda koyun bulunduğunu ifade eden Neccar, çevresel koşulların zorluğuna ve yem sıkıntısına rağmen hayvanların sağlıklı kalabildiğini dile getirdi. Neccar, hayvanların bakımının ciddi maliyet oluşturduğunu, bunun da Gazze genelinde kurbanlık fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti.

İsrail’in, Kurban Bayramı öncesinde satış ya da yetiştiricilik amacıyla canlı hayvan girişine izin vermediğini belirten Neccar, yalnızca dondurulmuş et ürünlerinin sınırlı aralıklarla bölgeye girişine müsaade edildiğini ve bu ürünleri taşıyan tırların geçiş koordinasyonu için yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.

Gazze’de bir koyunun fiyatının kalite ve ağırlığına göre değişmekle birlikte ortalama 5 bin dolar civarında olduğu ifade ediliyor.

Neccar ayrıca, ailesinin geçmişte Han Yunus’un doğusunda büyük bir çiftliğe sahip olduğunu, ancak mevcut durumda yalnızca yaşadıkları çadırların yakınında küçük bir çiftliklerinin kaldığını anlattı. Söz konusu çiftliğin ‘bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini’ söyledi.

Piyasa kaynakları ise İsrail’in yem ile canlı hayvan girişine yönelik süregelen kısıtlamaları nedeniyle Gazze’de faaliyet gösteren hayvancılık çiftliklerinin sayısının ciddi biçimde azaldığını, bölgede kalan çiftlik sayısının 10’u geçmediğini belirtiyor.

Neccar, “İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle fiyatlar çok yüksek. Buna karşılık gerçek anlamda bir talep de yok. Sadece bazı kurumlar alım yapıyor ancak onlar da artık kurbanlık yerine halka dağıtmak üzere dondurulmuş et satın alma gibi alternatif çözümler aramaya başladı” dedi.

Müşterisi olmayan mallar

Gazze’de bayram döneminde düşük alım gücü yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Bölgenin farklı pazarlarında, geçen yıl ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze’ye giren çeşitli ticari ürünler bulunmasına rağmen, fiyatların hâlâ oldukça yüksek olduğu ve halkın acil ihtiyaç duyduğu ürünleri dahi satın almakta zorlandığı belirtiliyor.

Gazze kentinde bir mağazada çalışan Halil Bekir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı atmosferinin savaş nedeniyle tamamen kaybolduğunu söyledi. Bekir, savaş öncesinde halkın bayram dönemlerinde kıyafet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığını, ancak bugün hem ekonomik koşulların hem de piyasadaki ürün fiyatlarının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.

xsdcdsv
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir gösteride, su sıkıntısını ifade etmek için boş bidonları havaya kaldıran Filistinliler, 25 Mayıs 2026 (AFP)

Bekir, savaş öncesindeki bayram dönemlerini hatırlatarak, “Bu günlerde iş yoğunluğu çok yüksek olurdu. Satış ve alışveriş hareketlenir, çok sayıda müşteri ağırlardık. Bayram hazırlıkları bir hafta önceden başlardı” dedi. Ancak savaşla birlikte durumun tamamen değiştiğini belirten Bekir, geçmişte 100 şekel ile bir kişinin temel giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, bugün ise aynı miktarın neredeyse hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi. Bekir, savaş öncesinde yaklaşık 30 şekele satılan bir gömleğin bugün 70 şekel veya daha yüksek fiyatlara ulaştığını, bunun temel nedeninin ise ticari geçiş ve koordinasyon maliyetlerindeki artış olduğunu kaydetti.

İsrail, sınırlı miktarda ticari mal ithalatına izin verilen tüccarlara, ‘koordinasyon’ adı altında bazı mallar için astronomik rakamlara ulaşan meblağlar ödemelerini zorunlu kılıyor; bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Hayat artık farklı

Han Yunus sakinlerinden İbrahim Ebu Cami, Gazze Şeridi’ndeki durumu ‘zor ve felaket boyutunda’ olarak nitelendirdi. Bölge halkının, su sıkıntısı, çadırlarda yaşam ve evlerle tarım arazilerinin kaybı nedeniyle artık insanca bir yaşam hissini yitirdiğini söyledi.

Ebu Cami, her yıl imkânları ölçüsünde kurban kesebildiğini ancak son üç yıldır ağır ekonomik koşullar ve aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtti. Ebu Cami, “Üç yıl önce hayat farklıydı, bayramları heyecanla beklerdik. Bugün ise insanlar ailelerine bir kilo et dahi almakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinlerinden Teysir el-Ağa da Ebu Cami’nin görüşlerine katılarak, bölgede yaşamın tamamen değiştiğini ve bayram atmosferinin kaybolduğunu söyledi. El-Ağa, geçmişte zengin ya da yoksul ayrımı olmaksızın herkesin kurban etine ulaşabildiğini, ancak bugün herkesin aynı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

sdcsvc
Gazze’de küçük bir dükkân sahibi olan Abdurrauf Safi, bayramda bölge sakinlerine sattığı çikolataları sergiliyor. (Şarku’l Avsat)

Gazze sakini Vela Ebu’l Hayr ise savaş öncesinde halkın bayramı güzel bir atmosfer içinde karşıladığını, çocuklar için yeni kıyafetler alındığını ve sokaklarda dolaştırılan kurbanlık hayvanların bayram coşkusunun bir parçası olduğunu anlattı. Ebu’l Hayr, bugün ise insanların bayramın geldiğini yalnızca tekbir seslerinden anlayabildiğini belirterek, savaşla birlikte koşulların ağırlaştığını ve çok sayıda ailenin çocuklarını kaybettiğini söyledi. Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesini ve bölge halkının dünyanın geri kalanındaki insanlar gibi yaşayabilmesini umut ettiğini ifade etti.

Tüccar Abdurrauf Safi de savaş öncesinde kurbanlıklar ve ticari ürünlerin uygun fiyatlarla kolayca bulunabildiğini, ancak bugün fiyatların ciddi şekilde arttığını kaydetti. Buna rağmen insanların bayram şartlarına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Safi, savaş öncesinde 90 şekel olan çikolatanın kilogram fiyatının bugün 150 şekele yükseldiğini, bunun da birçok kişinin bu ürünlerden uzak durmasına yol açtığını söyledi.

Bayram ve gerginlik

Kurban Bayramı, üçüncü yıl üst üste Gazze’de aralıksız süren İsrail saldırılarının gölgesinde karşılanıyor. Ateşkes ilanından bu yana 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgede insani krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.

İsrail’in son günlerde yeniden yoğun yerleşim alanlarını hedef aldığı, bunun da sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığı kaydediliyor. Saldırılar nedeniyle, evleri tamamen yıkılmayan ya da kısmen hasar gören bazı ailelerin geri dönerek yaşamaya çalıştıkları konutlarını yeniden terk etmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Gazze’de çok sayıda ailenin, çadırlarda süren zorunlu göç yaşamı yerine kısmen ayakta kalan evlerinde kalmayı tercih ettiği, ancak son saldırılarla birlikte bu seçeneğin de ortadan kalktığı ifade ediliyor.

ascsdcs
 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’nde bir baba, kızının cenazesinin başında ağlıyor, 25 Mayıs 2026 (EPA)

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı sakini Edhem el-Hams, iki gün önce evini kaybettiğini belirterek, İsrail ordusunun yaşadıkları bölge için tahliye çağrısı yapmasının ardından yakınlardaki bir evin hedef alındığını söyledi. El-Hams, düzenlenen saldırıda en az sekiz evin yıkıldığını, çok sayıda konutun da ağır hasar alarak yaşanamaz hale geldiğini ifade etti. Saldırıların yüzlerce ailenin yeniden yerinden edilmesine neden olduğunu belirten el-Hams, insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Daha önce evlerinin güvenli olması nedeniyle göç yaşamından uzak kalabildiklerini söyleyen el-Hams, son saldırılarla birlikte bu imkânı da kaybettiklerini dile getirdi.

El-Hams, “Hangi bayramdan, hangi ateşkesten söz ediyorlar? Biz burada hâlâ savaşın içindeyiz. İsrail işgali ve sivillere yönelik saldırıları nedeniyle artık ne bayramlarımızı ne de acılarımızı hissedebiliyoruz. Bu savaşta hiçbir payımız olmamasına rağmen bütün yükünü biz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.


Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
TT

Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)

II. Abdullah, Ürdün’ün tüm zorluklara rağmen sınırlarını ve güvenliğini koruduğunu, demokratik sürecini sürdürdüğünü ve ekonomisini krizlerin etkilerinden uzak tutmayı başardığını söyledi.

Ürdün Krallığı’nın 80. Bağımsızlık Günü kutlamalarında halka hitap eden Kral Abdullah, “Özgüven, zorlukları inkâr etmek ya da görmezden gelmek değil; onları bilinç ve sorumlulukla karşılamaktır” dedi.

Kral Abdullah, “Yol ne kadar uzun ve zor olursa olsun bizi çalışmaktan alıkoyamayacaktır. Her aşamada her türlü engeli aşabilecek güce sahibiz” ifadelerini kullandı. Bu yılki kutlamaların yalnızca elde edilen başarılarla değil, ülkenin sahip olduğu irade ve kapasiteyle ilgili olduğunu belirten Abdullah, “Amacımız övünmek değil, bu vatana olan güvenimizi pekiştirmektir” diye konuştu.

Ürdün’ün kendi kimliğini, yönünü ve tercihlerini bildiğini söyleyen Kral Abdullah, “Karşılaşılan zorluklar ülkemizi daha dirençli ve kararlı hale getirdi. Bu topraklardan doğan insanlar yenilmez ve yılmaz” ifadelerini kullandı.

Ürdün halkına seslenen Abdullah, “Bağımsızlığımızın dokuzuncu on yılına Allah’a güvenerek birlikte ilerliyoruz. Kendimize daha çok inanıyor, Ürdün ve halkına yakışır bir gelecek inşa etme konusunda daha güçlü hissediyoruz” dedi.

Kral Abdullah, Ürdün’ün insanlık tarihinde hiçbir zaman sıradan bir ülke olmadığını belirterek, “Bu topraklar medeniyetlerin yurdu ve uyumun merkezi oldu. Hazreti İsa Ürdün Nehri’nde vaftiz edildi; sahabeler ve onları takip edenler bu topraklarda yaşadı. Burada kurulan medeniyetler dünyaya direnç ve dayanıklılık dersleri verdi” diye konuştu.

Duygusal ifadeler de kullanan Ürdün Kralı, “Bu vatan yüce değere sahip, cömert, Arap kimliğine bağlı bir ülkedir. Halkı, talep gelmeden ‘baş üstüne’ demeyi bilir ve evlatlarının omuzlarının hiçbir zaman küçülmeyeceğine inanır” dedi.

Abdullah ayrıca, “Seksen yıldır umut, köklü değerlere bağlı güçlü bir halka dayanıyor. Bu yürüyüşün her adımında vatan bizim için bir sığınak ve yön olmuştur” ifadelerini kullandı.

Bu yılki bağımsızlık kutlamalarının, Ürdün ve Körfez ülkelerinde son dönemde yaşanan gelişmeler ile İran’ın hayati tesisler ve askeri üsleri hedef alan saldırıları nedeniyle ayrı bir sembolik önem taşıdığı belirtildi.

Savaş günlerinde İran’dan doğrudan gelen tehditlerle karşı karşıya kalan Ürdün’ün hava savunma sistemleri, ülke hava sahasına giren çok sayıda füze ve insansız hava aracını (İHA) düşürmüştü.

Ürdün yönetimi ayrıca bölgedeki gerilimin artmasının, İsrail’in Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve Filistinlilerin haklarını daha fazla kısıtlamasına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Açıklamada, Gazze Şeridi’nde insani yardımın yavaş ulaşması nedeniyle insani krizin sürdüğüne de dikkat çekildi.


El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
TT

El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce

Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.

Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.

Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.