Özgür Suriye Ordusu Kurucusu Albay Esad, Suriye iç savaşının 11. yılında konuştu: Ne dün pişmandım ne de yarın pişman olacağım

Albay Riyad el Esad, 10 yılı deviren iç savaşı ve Suriye silahlı muhalefetini değerlendi

Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)
Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)
TT

Özgür Suriye Ordusu Kurucusu Albay Esad, Suriye iç savaşının 11. yılında konuştu: Ne dün pişmandım ne de yarın pişman olacağım

Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)
Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)

2011 yılında amatör bir kamera kaydıyla çekilen bir video, bütün uluslararası haber ajansları tarafından 'acil' koduyla abonelerine duyuruldu. Kayıtta, daha önce 'uluslararası kamuoyu' tarafından ismi duyulmamış Suriyeli bir albay konuşuyor ve sivil gösterilere katılan halkı korumak için ordudan ayrılan subaylarla askeri bir güç kurduklarını söylüyordu. O albayın ismi Riyad el Esad, kurduğu askeri yapı ise Özgür Suriye Ordusu'ydu. Resmi ordudan ayrılan çok sayıda subay ÖSO'ya katıldı. Savaşın ilk dönemlerinde birçok bölgeyi kontrol altına almışlardı. Ancak ÖSO bir süre sonra sahadaki etkinliğini kaybetti. Kurucusu Esad birçok kez suikast girişimine uğradı. Bu saldırıların birinde sağ bacağı koptu. Oğlu ve yakın akrabaları bu savaşta hayatını kaybetti. Şimdi bir mülteci kampında yaşıyor. O, Suriye'de, hükümet güçlerine karşı etkili bir savaş veren ilk muhalif gücün komutanıydı. Savaş, 11. yılına girerken Independent Türkçe muhabiri Cihat Arpacık onu buldu ve konuştu..

Dünya, Özgür Suriye Ordusu'nun kuruluşunu sizden dinledi, nasıl karar verdiniz?
Suriye'de gösteriler başladıktan sonra, ilk 6 ay boyunca hiçbir silahlı eylem yapılmadı. Sadece sivil gösteriler vardı. Sonra rejim katliamın seviyesini yükseltti. Halkı, sivil gösterilerde katletti. Bizim de ordudaki subaylar olarak önümüzde iki seçenek vardı. Ya katil rejimin ya da masum halkın yanında duracaktık. Bizler halkımızı korumak için orduya girmiştik. Katil olan rejimin başı olsa bile onun yanında duramazdık. Açıklama yaptık ve zalim rejimin değil mazlum halkın yanında olduğumuzu söyledik. Bu açıklamanın ardından askeri istihbarat birimleri beni haziran ayında tutuklayarak cezaevine attı. 1 hafta cezaevinde kaldım. Cezaevinden 3 Temmuz 2011'de çıktım. 4 Temmuz 2011'de ise rejim ordusundan ayrılarak devrime katıldığımı açıkladım. O zamanlar rejimden ayrılan subayların sayısı çok azdı. Onlarla toplandık ve bu katliamları nasıl engelleyebileceğimizi konuştuk. Sivil halk için ne yapabileceğimizi konuştuğumuz o toplantılarda bir askeri oluşum fikrini tartıştık. O askeri kurum ise Özgür Suriye Ordusu'ydu. 29 Temmuz 2011'de ise bu orduyu ilan etti.  

Bu görüşmeleri kimlerle yaptınız?
Siyasetçiler, korunma talep eden halk ve kanaat önderleriyle görüşmeler yapmıştık. Hepsi de insanları korumak için böyle bir askeri yapı kurma fikrine destek verdi. Sonra da kurumsal yapıyı oturtmak için çalışmalara başladık. Herhangi bir oluşum, yerel halkın onayı olmadan başarılı olamaz. Siyasetçilerin de çabaları gerekir. Gösteri yapan halk, hemen bu fikri benimsedi ve 'Biz Özgür Suriye Ordusu'nun yanındayız, bu ordu bizi temsil ediyor' dediler. Artık başlangıç yapılmıştı. Özgür Suriye Ordusu, yerel halkın saygısını da Arap ülkeleri ya da diğer ülkeler tarafından da saygı gördü. Saygının nedeni şuydu: Görevi halkı koruyup rejimi düşürmekti. Başka ülkelerin ideolojileri ya da ajandaları için çalışmadık. Biz, tam olarak resmi bir ordu değildik. Rejimin ordusunu ve istihbaratını zayıflatmak için çalışan bir direniş gücüydük. 

"ABD, kendi askeri gruplarını kurdu"
Özgür Suriye Ordusu'nun kuruluşunda başka ülkelerin etkisi oldu mu?

ÖSO, tamamen Suriye içinde alınmış bir kararla doğdu. Hiçbir dış güçle irtibatımız yoktur. Hatta, kurulurken ve kurulduktan sonra dış güçlerle irtibat kanalları nasıl oluşacağını bile bilmiyorduk. ÖSO kurulduktan ve sahada başarı kazandıktan sonra ABD'nin talimatıyla engellendi. Kurmadan önce hiçbir dış güçle irtibatımız yoktu ama kurduktan sonra birçok ülkeyle irtibata geçtik. Bundaki amacımız da rejimin katliamlarını, gösteri yapan sivil halkı öldürdüğünün dünyaya anlatmaktı. ÖSO, dış irtibattan tamamen uzaktır. Ama içeride ABD tarafından kurulan bazı askeri gruplar vardı. MOG operasyon odası tarafından kurulan gruplar var. Biz onları Özgür Suriye Ordusu olarak kabul etmiyoruz. Onlar da zaten kendilerini Özgür Suriye Ordusu olarak görmüyor. Kendilerine 'muhalif' diyorlar. 2012'de Antalya'da yapılan Suriye gündemli uluslararası konferansta Suriyeli muhaliflerin Genelkurmayı kuruldu. O zaman da Özgür Suriye Ordusu ismi zikredilmedi. 'Muhalif Güçler Genelkurmayı' denildi. Onlar gerçekte ÖSO'yu temsil etmiyordu. Zaten çalışmalarını da bu isimle yapmadılar. Özgür Suriye Ordusu kurucusu ve komutanı olmama rağmen beni Antalya Konferansı'na davet etmediler.

"Muhalif komutanlar karşı devrimci" 
Şimdi kurumsal olarak ÖSO yok, sahadaki silahlı muhalifler hakkındaki izlenimleriniz neler?

Suriye halkı hala Özgür Suriye Ordusu'nu hatırlıyor. Suriye Milli Ordusu kurulmuş olmasına rağmen halk hala o günleri arıyor. Üzerine leke sürülmek istendi ama Özgür Suriye Ordusu şu andaki silahlı muhaliflerden çok farklıydı. Şu anda sahadaki güçler hiçbir şekilde ÖSO'yu temsil etmiyor. Eskiden halk kendi eliyle bizim sembollerimizi duvarlara çizerdi. Suriye halkının, çocukların, kadınların… Bütün Suriye'nin özgürlük sembolü olmuştu. Her devrimin bir karşı devrimi vardır. Şimdiki muhalif komutanların göreve getirilmesindeki amaç, ÖSO'nun devrimine bir karşı devrim faaliyetidir. Bir süre önce Katar'ın eski Dışişleri Bakanı da benzer bir açıklamayla Suriye devrimi içine sızmalar olduğu tespiti yaptı. 

Bahsettiğiniz bu 'sızmalar' nasıl oldu?
Suriye devrimini söndürmek için belirli kişiler grupların başına geldi. Birçok grup komutanı silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı gibi yasadışı faaliyetler yapıyor. Bunlar devrimi tamamen ortadan kaldırmak için yapılıyor. Bir 'komutan' kavramı vardır. Suriye'de bu kavram yerli yerinde kullanılmıyor. Bir çiftliği idare eden birine 'çiftlik komutanı' diyemeyiz. Komutanın sahada kendine özgü bir karizması vardır. Politikası olmalıdır. Kendisini, askerlerini ve halkı koruyacak bir stratejisi olmalıdır. Kaçakçılık ya da gasp yapan birine 'komutan' diyemeyiz. Ona 'komutan' dersek sahada olan gerçek komutanlara haksızlık yapmış oluruz.

"Halkı koruyan muhalifler şimdi kaçak noktalarını tutmaya çalıyor"
İlk dönem ÖSO ve diğer muhalifler savaşta başarı elde etti ancak sonra bu başarılarını koruyamadılar. Bunun başlıca nedeni ne? Sadece DEAŞ ve Rusya mı? Muhaliflerin bir hatası yok mu?

Suriye devriminin bu hale gelmesinde Rusya ve DEAŞ'ın rolü var ama en büyük rol muhalif güçlerin komutanlarını seçenlerin. Olmadık şahısları olmadık makamlara getiriler. Muhalifler zalimin karşısına geçmek yerine kendileri zalim olmaya başladılar. Halkı koruyacak askeri yapılar olmak yerine dışarıdan gelen emirleri uygulayan kuruluşlar haline geldiler. Devrimin gerilemesinin başlıca nedenlerinden biri budur. Muhalifler halkı korumak yerine dış emirleri uygulamaya başladılar ve kendi aralarında da savaşmaya başladılar. Sahadaki iç savaşlar sadece etnik, mezhebi ya da ideolojik savaşlar değil aynı zamanda çıkar savaşlarıdır. Ribat noktalarında birlikte savaşan savaşçıların amacı gümrük kapılarını ele geçirmeye, kaçak noktalarında nüfuz sahibi olmaya dönüştü. Hakikat budur. Devrimin sönme noktasına gelmesinin nedenlerinden biri de devrimin görünür yüzleri olan siyasetçiler ve onları bu konumlara getirenler. Bazı kişiler medya üzerinden parlatılmak isteniyor. Onları 'süper güç' yapmaya çalışıyorlar. İçeriye ve dışarıya böyle fotoğraflar veriyorlar. Şimdi onlar uluslararası görüşmeler katılıyorlar. Bu görüşmelerin ana amacı rejimi düşürmek değil, yeni bir anayasa yapmak. Esad rejimi artık tartışılmıyor bile. Sahadaki güçler kendi otoriterini ve menfaatlerini korumak için destek aldığı dış güçlerin tüm emirlerini uyguluyorlar. Devrimin zayıflamasının bir nedeni de budur. Ayrıca bu grupların içinde dürüstçe çalışan, rejimi devirmek için savaşa katılanlar da komutanlarının bu durumlarını gördükten sonra savaşmaya istekleri kalmadı. Onların sahadan çekilmesi de devrimi zayıflattı.

ÖSO kurucusu Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü- Independent Türkçe)

"Muhaliflerin başka ülkelerde savaşması devrime zarar verdi, onlar artık devrimci değil, paralı asker"
Çok sayıda Suriyeli muhalif, Suriye dışındaki bazı ülkelerdeki savaşlara katılıyor? İlk muhalif askeri grubu kuran biri olarak bu duruma bakışınız nedir?

Suriyelilerin başka ülkelere giderek oralarda savaşmaları Suriye devrimini negatif olarak etkiledi. Bu gruplar kime karşı savaşacaklar? Rusya'ya karşı mı? Suriye'de de Ruslar var, burada savaşabilirler. Rejime karşı mı savaş veriyorlar? Suriye rejimi duruyor. Askeri güçlerin başka ülkelere giderek savaşmaları sonrası halk onlara 'paralı asker' demeye başladı. Artık devrimci değiller. Onlar paralı asker. Kim paralarını verirse giderler. Ben hiçbir Suriyelinin başka bir ülkede savaşmasına karşı değilim. Gitmek istiyorsa sadece paralı asker olarak gitsin ama 'Muhalif Suriye Gücü' olarak gitmesin. Senin zaten bir düşmanın var. Onu yenmeden, ülkeni kurtarmadan dışarıya gitmemen gerekir. Şam'ı ele geçirseydik, rejimi düşürseydik, yabancı üsleri elimize alsaydık, özgürlüğü bütün dünyaya yayma hakkımız olabilirdi. Rejim, katliamlarına devam ederken dışarıya gitmem. Diğer ülkeler bize muhtaç değil.  ABD, NATO Ukrayna'ya asker gönderebilir. Bu güçlerine rağmen sadece ekonomik ambargo uyguluyor. Türkiye tarafsız durdu. Bizim askerimiz neden gitsin? 

Suriye savaşının üzerinden 11 yıl geçti, ordudan ayrılarak muhalif saflara geçen ilk askerler şimdi ne yapıyor? Hala savaşıyorlar mı?
İlk savaşçıların birçoğu ekonomik nedenlerle ve sahipsiz kalmalarından dolayı Avrupa'ya gitti. Bazıları Türkiye'de. Bir kısmı da hala Suriye'de. 

"En çok faydayı PKK görür"
Ukrayna'daki savaşın Suriyeli muhaliflere olumlu yansımaları olacağı iddiaları var. Bu iddialar hakkındaki düşünceleriniz neler?

Suriye savaşı, uluslararası bir nitelik kazandı. Türkiye'nin, Rusya'nın ABD'nin rolü var. Rusya rejimi destekliyor. Son günlerde daha önce vurulmayan bölgeler de Rusya tarafından vurulmaya başlandı. Siyasi muhalif güçlerin hiçbir gücü yok. Askeri gücümüz de sahada çok zayıf. Suriye'deki savaştan en çok çıkar elde eden güç PKK oldu. Ukrayna'daki krizden de en çok faydayı onlar kazanabilir. Çünkü Amerika'dan direkt destek alıyorlar. Rusya'nın 'solcu gücü' olarak da biliniyorlar. Tabii ki temennimiz Rusya'ya, rejime, İran'a, PKK'ya karşı büyük bir hareketlilik olması. Ama yakın bir zaman içinde böyle bir hareketliliğin yaşanacağını düşünmüyorum. 

"Oğlumu, yeğenlerimi, bacağımı kaybettim, ne dün pişman oldum ne de yarın pişman olacağım"
Aradan geçen bunca zamanda yüzbinlerce Suriyeli öldü, milyonlarcası yaralandı ya da mülteci oldu. Hiç, 'Keşke ÖSO'yu kurmasaydım' dediğiniz oldu mu? 

Biz Özgür Suriye Ordusu'nu kurmadan, hatta devrim başlamadan önce 'bir şeyler yapmalıyız' diyorduk zaten. Onlar ülkenin madenlerini, petrolünü, ekonomisini, devletin bütün kaynaklarını sadece destekçileri için kullanılıyordu. Halk galeyan içindeydi. Bu durum varken Suriye halkı Tunus'ta, Libya'da, Yemen'de olanları gıpta ile izliyordu. Psikolojik olarak devrime hazırdı. Suriye'de devrim hareketi başladıktan sonra halkı koruma görevini yerine getirmek için Özgür Suriye Ordusu'nu kurduk. Rejimi düşürmek, zulme son vermek için hiç pişman olmadım. Şimdi de pişman değilim. Gelecekte de pişman olmayacağım. Suriye'de birkaç defa suikasta uğradım. Bacağımı kaybettim, oğlumu kaybettim, amcaoğlumu kaybettim, yeğenlerimi kaybettim. Ama yine de pişman değilim. Çalışmaya devam edeceğim. 

Riyad el Esad, ÖSO'nun kuruluşunu bir video kaydıyla ilan etmişti

"Halk beni davet etti, yeniden başlamak istiyorlar"
Muhaliflerin hala kazanma şansı var mı?

Suriyeliler bu savaşı hala kazanabilir. İçerideki halk, hataları ortadan kaldırmak için beni birkaç defa davet etti. Hataları temizleyip yeniden rejime karşı savaşalım istiyorlar. Bunun için 2 aşamalı bir süreç gerekiyor. Önce muhalifler içinde bir temizlik yapılması sonra da rejime karşı yeni bir mücadele dönemi başlaması lazım. Halkın tek isteği eskisi gibi bir askeri oluşum kurulması. Devrimin ilk günlerindeki gibi bir askeri yapı istiyorlar. Bu hala mümkün ama imkanlar açılması gerekiyor. Devrim sürecinde beni en çok sevindiren olaylardan biri, ilk günlerde bir askeri bir akademiyi zayıf imkanlarımızla, basit silahlarımızla, hiçbir mermi atmadan ele geçirmemizdi. Esirler de almış sonra o esirleri salıvermiştik. Şimdiki imkanlar o zaman olsaydı çok büyük başarılar elde ederdik. 2013'ten sonra dış ülkeler kendi özel gruplarını kurarak onları desteklemeye başladı. O zaman devrim için bir yol haritası ortaya koymamız gerektiğini, devrimin yolundan saptığını söyledim. Askeri güçler dışa bağımlı olmaya başlamışlardı. Devrimin yolundan saptığını o zaman gördüm. Rejim bitecek, halklar kazanacak. Dünya haritası yeniden dizayn oluyor. Bazı yeni ülkelerin doğuşunu göreceğiz. Bu devrime yanlış yapan hesap verecek. Suriye devrimi dünyaya, özgürlük sembolü oldu. Halkımız çadırlardan evlerine dönecek. Kesinlikle döneceğiz. Biz yeniden kazanacağız. Suriye içindeki ve dışındaki özgür Suriye halkına, devrimin yanında duran şahıs, kurum ve halklara teşekkür ediyoruz. Suriye devrimi kazanacak. Ve bu devrim özgürlük ve onur sembolü olmaya devam edecek.

Bazı hatalardan bahsettiğiniz. Hiç, bir şeyler yapmayı düşündünüz mü?
Bu hataları engellemek ve bir yol haritası çıkarmak için birkaç görüşme yaptım. O görüşmelerde ‘devrim yolundan sapıyor, çözmezsek kötüye gidecek, devrim kapanacak' dedim. Onlar bu sözüme itibar etmediler. Onlardan birini yakın zamanda gördüm. ‘O zaman seni dinleseydik şu an devrim tam güç ilerliyordu' dedi.  Bu hatalar ani yapılmış hatalar değildir. Bütün bunlar birikerek geldi. Ben bir dönem devrimi geçici durdurarak bir konsey kurmayı önerdim Bu konseyin, hataları inceleyerek yeni bir strateji geliştirmesini ve devrime yeni bir güç katmasını istedim. Ama maalesef kimse dinlemedi. 

Başka ülkelerin Suriye ajandalarında ne var?
Suriye'de faaliyet gösteren başka ülkelerin Suriye ajandaları birbirinden farklı. Kimi bu devrimin kendisine sıçramaması için devrimi söndürmek istedi. Kimisi Suriye'nin zenginliklerini ele geçirmek istedi ve bunun için kötü niyetlileri karar mekanizmalarına getirdiler. Heyetlerde görevlendirdiler. Şimdi bunlar diplomatik görüşmelere katılıyorlar.  Her yerde onları uyardım. Bu şahısların doğru kişiler olmadığını söyledim. Başkaları için çalışan, para karşılığı savaşan askerler olduklarını söyledim. Şimdi uluslararası basında Suriyeli muhalifler illegal işlerle anılıyor. Kötülüğün sembolü haline getiriliyorlar. Böyle bir imaj oluşturmaya çalıştılar. Hataların bir örneği Kobani'de yaşandı. Orada bir terör örgütünü diğer bir terör örgütüne karşı desteklediler. Bu da PKK'nın uluslararası alanda tanınmasının önünü açtı. ABD baskısıyla Türkiye üzerinden onlara yardım edildi. Bizim insanlarımız destek olmak için oraya gitti, Türkiye topraklarını açtı. PKK'yı Suriye devriminin bir parçası olarak gösterdiler. Sonuçta maçı tek kazanan PKK oldu.



İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları

İsrail güçlerinin 28 Eylül 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Mansuri beldesinde düzenlediği bir dizi patlamanın ardından yükselen duman (AFP)
İsrail güçlerinin 28 Eylül 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Mansuri beldesinde düzenlediği bir dizi patlamanın ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları

İsrail güçlerinin 28 Eylül 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Mansuri beldesinde düzenlediği bir dizi patlamanın ardından yükselen duman (AFP)
İsrail güçlerinin 28 Eylül 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Mansuri beldesinde düzenlediği bir dizi patlamanın ardından yükselen duman (AFP)

İsrail topçusu bugün erken saatlerde Lübnan’ın güneyindeki Beyt Yahun ve Mansuri beldeleri ile Zibkin Vadisi ve Seluki Vadisi’ni bombaladı. Şarku’l Avsat’ın Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA’dan aktardığı habere göre  İsrail güçleri ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Hadata beldesi ile Beraşit beldesinin çevresine makineli silahlarla ateş açtı.

İsrail, Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine roketler fırlatmasının ardından 2 Mart’ta Lübnan’a yönelik savaşa başlamıştı. İsrail güçleri Lübnan’ın güneyindeki bazı beldeleri işgal etmişti.

İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerin yanı sıra ülkenin doğusundaki Bekaa Vadisi’ne yönelik hava saldırıları, Lübnan ile İsrail arasında 16 Nisan’da ilk kez ateşkes ilan edilmesinin ardından da devam etti. Ateşkes daha sonra 23 Nisan’da üç hafta, 15 Mayıs’ta ise 45 gün süreyle uzatıldı.

20 Haziran’da ateşkes ilan edildi. Bunun ardından İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarının yoğunluğu azaldı.


İsrail ordusu Dera kırsalında evlere baskın düzenledi, Kuneytra kırsalında bir genci kaçırdı

İsrail’e ait askeri araçlar, işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattı yakınında ilerliyor (Reuters)
İsrail’e ait askeri araçlar, işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattı yakınında ilerliyor (Reuters)
TT

İsrail ordusu Dera kırsalında evlere baskın düzenledi, Kuneytra kırsalında bir genci kaçırdı

İsrail’e ait askeri araçlar, işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattı yakınında ilerliyor (Reuters)
İsrail’e ait askeri araçlar, işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattı yakınında ilerliyor (Reuters)

İsrail ordusuna bağlı güçler, Kuneytra’nın kuzey kırsalındaki Hamidiye beldesinde bir genci evinin önünden kaçırdı. Suriye’deki El-İhbariye kanalının haberine göre olay, beldede çok sayıda eve yönelik baskın ve arama operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleşti.

El-İhbariye, İsrail güçlerinin bölgeye 15’ten fazla askeri araçla girmesinin ardından Dera’nın batı kırsalındaki Meariye köyünde çok sayıda eve baskın düzenlediğini ve arama yaptığını bildirdi.

Kanal ayrıca İsrail güçlerinin Kuneytra’nın orta kesimlerindeki Mentara Barajı çevresine iki topçu mermisiyle saldırı düzenlediğini aktardı.

İsrail güçleri dün de Kuneytra’nın kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine girmişti.

Şarku’l Avsat’ın El-İhbariye’den aktardığı habere göre İsrail güçleri operasyon sırasında beldedeki bir eve baskın düzenleyerek evin içindeki eşyalara zarar verdi.

xsdfvgthy
İsrail güçleri, Suriye sınırındaki çit boyunca devriye geziyor (AFP)

Daha önce de İsrail ordusuna bağlı bir güç, öğrencilerin okullarına gitmek üzere yola çıktığı sırada Kuneytra’nın güney kırsalındaki Sayda el-Culan köyüne girmişti.

El-İhbariye, 12 askeri araçtan oluşan İsrail gücünün daha sonra herhangi bir gözaltı veya ev araması gerçekleştirmeden Yermuk Havzası’ndaki köylere doğru çekildiğini bildirdi.

İsrail ordusu, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal ederek ve güney bölgelerine yönelik girişlerini sürdürerek saldırılarına devam ediyor. İsrail güçleri ayrıca sivillere yönelik saldırılar düzenliyor, gözaltılar gerçekleştiriyor ve arazileri tahrip ediyor.


Lübnan Başbakanı Selam: Yeniden imar ihtiyaçları Lübnan devletinin imkânlarını aşıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, Lübnan’ın güneyine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, Lübnan’ın güneyine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan Başbakanı Selam: Yeniden imar ihtiyaçları Lübnan devletinin imkânlarını aşıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, Lübnan’ın güneyine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, Lübnan’ın güneyine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, cuma günü Lübnan’ın güneyinden yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasında yaşanan son savaşın yol açtığı ihtiyaçların Lübnan devletinin imkânlarını aştığını ve büyük miktarda finansmana ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Selam, güneyin en büyük kentlerinden biri olan ve Hizbullah ile İsrail arasındaki savaş sırasında İsrail saldırıları nedeniyle büyük yıkıma uğrayan Nebatiye’ye cuma sabahı başlayan ziyareti sırasında güney halkına hitaben yaptığı konuşmada, “Krizin boyutunun farkındayım. Çektiğiniz sıkıntıları biliyorum. Evini, işini veya geçim kaynağını kaybedenlerin yaşadığı zorlukları anlıyorum. Evlerini onarmayı, kentlerine dönmeyi ve hayatlarını yeniden kurmayı bekleyenleri de biliyorum. Ancak ihtiyaçların boyutu, Lübnan devletinin imkânlarını ve bu yükleri tek başına taşıma kapasitesini aşıyor” dedi.

Selam, “Hâlâ büyük miktarda finansmana ihtiyacımız var. Ancak size şunu söylemek istiyorum: Güneyin yeniden ayağa kaldırılması için gerekli olan her şeyi temin etmek amacıyla çalışıyor ve çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Lübnan, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e füze saldırıları düzenlemesiyle savaşa dahil oldu. Hizbullah, saldırıların 28 Şubat’ta İran’a yönelik ilk ABD ve İsrail saldırılarında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olduğunu açıkladı. İsrail ise yoğun hava saldırıları ve kara operasyonuyla karşılık verdi. İsrail güçleri Lübnan’ın güneyindeki onlarca kasaba ve köyü işgal ederken geniş çaplı yıkım operasyonları gerçekleştirdi.

Nevaf Selam, geçen eylül ayının ortalarında Lübnan Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Ekim 2023’ten bu yana İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan son iki savaşın Lübnan’a maliyetinin Dünya Bankası tahminlerine göre 27 milyar doları aşabileceğini belirtmişti.

Haziran ayından bu yana ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen Nebatiye ve çevresi yoğun İsrail saldırılarına maruz kaldı.

Bu ziyaret, savaşın başlamasından bu yana üst düzey bir yetkilinin kente gerçekleştirdiği ikinci ziyaret oldu. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da geçen ay Nebatiye’yi ziyaret etmişti.

Selam’ın ziyareti kapsamında, son savaş sırasında zarar gören ve yeniden onarılan güvenlik kurumlarına ait merkezler ziyaret edilecek. Ayrıca Lübnan Sivil Savunması için yeni bir merkezin temel atma töreni düzenlenecek.

Devletin bölgede kalıcılığının güçlendirilmesi

Lübnan makamları, sınırlı imkânlarına rağmen yeniden imar çalışmalarını ilerletmek için yoğun çaba gösteriyor.

Selam, “Bugün burada devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçmesini vurgulamak için bulunuyorum. Bu kurumlar, bu değerli kente hayatın yeniden dönmesinin temel unsurlarından biridir. Kent sakinlerinin direncini desteklemek ve topraklarında kalmalarını sağlamak için hizmet verecekler” dedi.

Selam, Nebatiye ilçesinde yol üzerindeki engellerin kaldırılması ve yolların onarılması, barınma merkezlerinin yeniden düzenlenmesi, ambulans araçları ve tıbbi cihazların temini gibi projeleri de kapsayan 23 ihalenin başlatıldığını açıkladı.

Haziran ayında İran ile ABD arasında mutabakat zaptına varılmasının ardından çatışmaların şiddeti azaldı. Daha sonra Lübnan ile İsrail arasında, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını, İsrail güçlerinin Lübnan’ın güneyinde ilerlediği bölgelerden kademeli olarak çekilmesini ve Lübnan ordusunun başlangıçta “pilot” olarak belirlenen iki bölgeye konuşlandırılmasını öngören bir çerçeve anlaşması imzalandı.

Hizbullah silahlarını bırakmayı reddederken İsrail ile doğrudan müzakere yapılmasına da karşı çıkıyor.

İsrail, Lübnan’ın güneyinde geniş bölgeleri işgal etmeyi sürdürüyor. İsrail, sınırı boyunca derinliği 10 kilometreye ulaşan bir “güvenlik bölgesi” oluşturduğunu açıklarken saldırılarını ve geniş çaplı yıkım operasyonlarını da sürdürüyor.

Selam konuşmasında, “İsrail’in tamamen çekilmesini sağlamak ve devletin yeniden inşası için elimizdeki tüm imkânları ve desteği seferber etmenin” önemini vurguladı. Selam, “Yetenekli ve etkin bir devlet, tüm vatandaşlarına ait tek bir devlet, tek bir ordu ve tek bir karar mekanizması, özellikle de savaş ve barış kararının tek elde olması” gerektiğini söyledi.

Selam, “Yeni bir savaşla, Lübnan’a yönelik saldırılar için yeni bahanelerle veya işgalin yeniden genişlemesiyle karşı karşıya kalmamak için izlenmesi gereken yol budur” ifadelerini kullandı.