Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı. Meşşat, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hac sezonu öncesinde pandeminin gidişatını izlemeye devam ediyoruz’

Ramazan Ayı’nda günde 400 bin kişi Umreci ibadetini gerçekleştirecek ve yurt dışından gelenler için belirli bir sayı sınırı olmayacak.

Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)
Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı. Meşşat, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hac sezonu öncesinde pandeminin gidişatını izlemeye devam ediyoruz’

Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)
Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal, Hac ve Umre Bakanlığı’nın imza törenine katıldı. (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı Dr. Abdulfettah Meşşat, Ramazan Ayı boyunca Umre ibadetini gerçekleştirecek olanların sayısının günde yaklaşık 400 bine ulaşacağını ve bu sayının Mescid-i Haram’ın kapasitesi ile uyumlu olduğunu açıkladı.
Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı Meşşat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda Umre’nin güvenli bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için yürürülüğe koyulan prosedürlere göre, günlük binlerce umreci kapasitesine ulaşıncaya kadar düzenleme ve kapasite konusunda kademeli olarak çalışıldığını belirtti. Bakan Yardımcısı, Şaban Ayı’nın geri kalanında ve Ramazan Ayı’nda da planlamanın devam edeceğini ve hazırlıkların tüm sektörlerdekileri kapsayacağını bildirdi. Umreci sayısının artacağını, tüm hacılar ve umreciler için güvenli bir ortam sağlanacağını vurguladı. Meşşat “Suudi toprakları dışından Umre’ye gelenler için belirli bir sayı olmayacak. Günlük umreci sayısı Mescid-i Haram’ın kapasitesi ile uyumlu olacak” ifadelerini kullandı.
Meşşat kısıtlamaların yapılan hesaplamalar ve detaylı incelemeler sonucu kaldırıldığını ve bu kararda temel etkenin salgının gidişatı olduğunu söyledi. Suudi Arabistan’daki mevcut durumu güven verici olarak niteleyen Meşşat, uygulanan yüksek sağlık hizmetleri sayesinde aşılama oranının yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Gelecekte salgına yönelik herhangi bir belirti olması halinde günlük sağlık göstergeleri doğrultusunda durumun yeniden ele alınacağını söyledi. Söz konusu standartları düzenli olarak inceleyen saha komiteleri, denetleme komiteleri ve diğer ilgili birimler olduğunu belirten Meşşat, bakanlığın dünyanın dört bir yanındaki Umre ziyaretleri konusund çalışan şirketler aracılığıyla, Eatmarna uygulamasını kullanıma sunduğu bilgisini paylaştı. Uygulama sayesinde, elektronik platformlar aracılığıyla tüm ülkelerden hacı adaylarına izin çıkarılabildiğini kaydetti. Meşşat ayrıca Suudi Arabistan dışından gelenler için bir sayı belirlenmediğini, Umre vizesi alabilen herkesin Suudi Arabistan’a kabul edileceğini vurguladı.
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Yardımcısı Dr. Abdulfettah Meşşat, Şarku’l Avsat’a bu yılki Hac ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Meşşat şu anda hacı sayısı hakkında konuşmanın zor olduğunu, bakanlığın ve ilgili yetkililerin hala pandeminin gidişatını ve etkisini izlediğini, Suudi Arabistan'daki durumun oldukça güven verici olduğunu belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bunu tüm İslam aleminde inceliyoruz. Zamanı gelince hedeflenen hacı sayısı gündeme alınacak. Gelecek Hac için hazırlanan tüm sektörlerimiz, gerek tam gerekse kısmi ziyaretler düzenlenmesine yönelik olasılıklar üzerinde çalışıyor. Yurt dışından hacı kabul işlemleri de dahil olmak üzere yemek, barınma ve ulaşım hizmetleri için hazırlandık.”
Meşşat, kutsal mekanların geliştirilme çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada da Kidana şirketinin bir süre önce Mina’daki bölgeler için bir strateji geliştirmeye başladığını ve projenin yüzde 20’sinin şimdi, geri kalanının önümüzdeki yıllarda gündeme alınacağını bildirdi.

“Yeniliğe Doğru Dönüşüm”
Meşşat’ın açıklamaları, Mekke Valisi Prens Halid el-Faysal’ın dün Hac ve Umre Bakanlığı’nın Rahman Misafirlerine Hizmet Programı ile iş birliği içinde düzenlenen “Yeniliğe Doğru Dönüşüm” başlıklı Hac ve Umre Hizmetleri Konferans ve Fuar etkinliklerini başlatmasının ardından geldi.
Hac ve Umre Bakanlığı, söz konusu konferansı Vizyon 2030 kapsamında düzenledi. Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik er Rabia, 20’den fazla ülkeden bakanların katılımıyla düzenlenen konferansın, Vizyon 2030’a ulaşma çabaları kapsamında, bakanlığın dijital dönüşümüne ışık tutmayı amaçladığını belirtti. Bakan, tüm çalışmaların hedefinin, her zaman olduğu gibi hacıların ve umrecilerin ibadetlerini kolaylıkla, sükunet ve rahatlık içinde tamamlamaları olduğunu vurguladı.
Bakan son projelerin, krallığın kurucusu Kral Abdülaziz döneminden bu yana rahmanın misafirlerine hizmet etme yolculuğunda kurduğu güçlü ve sağlam yapıya bir katkı niteliğinde olduğunu da sözlerine ekledi. Ayıca Kral Selman bin Abdulaziz’in yönetiminde başlatılan Vizyon 2030 sürecinde hacılar ve umreciler için çeşitli alanlarda görülmemiş gelişimler kaydedildiğini altını çizdi.
Bakan Rabia, Rahman Misafirlerine Hizmet Programı’nın Vizyon 2030’un temel direklerinden biri olduğunu ve Mekke ve Medine’den gelen ziyaretçilerin deneyimini zenginleştirmeyi hedeflediğini söyledi. Bakanlığın kamu ve özel sektör ile iş birliği yaparak yenilikçi projeler üretmek için çalıştığını ifade eden Rabia bu bağlamda girişimcileri çekmek ve yaratıcı fikirleri toplamak ve uygulamaya koymak amacıyla Hac ve Umre Yarışması’nın başlatıldığını, 48 saate bin 500’den fazla kişinin başvuruda bulunduğunu belirtti.
Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Meşşat da konferansın gerek devlete bağlı gerekse özel kurumlardan umrecilere ve hacılara hizmet veren 30’un üzerinde sektörlere yönelik düzenlendiğini belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Konferans aracılığıyla Hac ve Umre Bakanlığı ile devlete bağlı sektörler arasında bir ortaklık platformu sağlamayı amaçlıyoruz. Konferans platformu ile Suudi gençler arasında girişimciliği ve yaratıcı fikirleri yaygınlaştırmaya çalışıyoruz, Bakanlık kendilerine destek olacak ve çalışmalarına imkan sağlayacak.” 
Konferansın ilk oturumunda bir dizi fikir ve tez sunuldu. Suudi Arabistan Pasaportlar Genel Müdürü Süleyman el-Yahya umrecilere ve hacılara hizmette imkansız diye bir şey olmadığını söyledi. Yahya, hacıların hizmet ve konforunu amaçlayan koordinasyonu sağlanmış bir çalışma ortaya çıkarmaya yönelik iş birliği sağlamak üzere tüm kurumlar arasında büyük bir dayanışma olduğunu, bu kapsamda cep telefonu aracılığıyla elektronik parmak izi uygulaması da dahil olmak üzere bir dizi adım atıldığını kaydetti.
Yahya pasaportlara ilişkin olarak Muharrem Ayı’nın başından Şevval Ayı’nın sonuna kadar hacılara hizmet etmek için önceden hazırlanmış koordinasyona dayalı bir plan bulunduğunu, ardından da bir Hac planı hazırlandığını söyledi. Yönetiminin Umre adaylarının işlemlerini tamamlama konusunda herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını vurgulayarak her sezon sonunda uygulamalrın gözden geçirildiğine dikkati çekti ve günlük yaklaşık 100 bin kişişyi karşılama kapasitesinin bulunduğunu vurguladı.
Rahman Misafirlerine Hizmet Programı Başkanı Abdurrahman Addas da  Vizyon 2030’un Rahman Misafirlerine Hizmet Programı ve yaşam kalitesi programına odaklandığını söyledi. Önümüzdeki 5 yıl için programa 6 milyar riyal tahsis edildiğini ve bu destek için bir tavan meblağ olmadığını belirten Addas “Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından onaylanmış bulunan ve Program Komitesi Başkanı Prens Abdullah bin Bender bin Abdulaziz’in gözetiminde uygulanan planlarımız var” dedi. Rahman Misafirlerine Hizmet Programı’nın bu sektörde çalışan 70’den fazla kuruluşun ulusal şemsiyesi olduğunu vurguladı.
Addas, Rahman Misafirlerine Hizmet Programı’nın Vizyon 2030 kapsamında Mekke ve Medine’de en az 40 tarihi mekanı faaliyete geçirmeyi hedeflediğini belirttiği açıklamasında ayrıca bu kapsamda Mekke ve Medine için yarı yarıya paylaştırılan bir bütçe olduğunu kaydetti.  

Suudi Arabistan Havayolları’ndan yeni atılımlar
Suudi Arabistan Havayolları Genel Müdürü İbrahim el-Ömer de kurumun 144 uçaktan oluşan filosunun kapasitesinin 38 yeni uçakla artırıldığını, koltuk kapasitesinin 38 milyona çıkacağını, üç yıl içerisinde yüzde 36’lık bir artışla 51 milyon koltuk kapasitesine ulaşmak için çalıştıklarını belirtti. Ayrıca Flyadeal’a 22 uçak daha sağlamak için çalışmaların sürdüğünü, bunun koltuk kapasitesini 23 milyonun üzerine çıkararak yüzde 100’ü aşan bir oranda artıracağını vurguladı.  
İbrahim el-Ömer, Flyadeal Havayolu şirketinin 110 destinasyona yönelik uçuşlara ek olarak Suudi Arabistan Havayolları’nın uçaklarının uçuş yaptığı destinasyonlara 10 tanesinin daha ekleneceğini bildirdi. Ardından 20 ek destinasyon ile toplam 131 doğrudan uçuş destinasyonuna ulaşılacağını ve bu uçuşların umrecilerin ulaşımını kolaylaştıracağını söyledi. Ömer, Suudi Arabistan Havayolları’nın mevcutta 105 olan kalkış noktasının 20’den fazla noktanın eklenmesi ile toplam 131’e çıkarılacağı bilgisini paylaştı.



Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.


Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurgulayarak, aynı zamanda bölgedeki barışın sağlanabilmesi için Gazze Şeridi’nde ateşkese varılmasının, göçün engellenmesinin ve 1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurulmasının gerekliliğini belirtti.

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Abdulaziz el-Vasıl’ın, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın 11. gözden geçirme konferansı sırasında yaptığı konuşmada yer aldı ve aynı zamanda bölgesel gelişmelerle ilgili BM tartışmalarına da yansıdı.

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın, yayılmanın engellenmesi için temel bir yapı taşı olduğunu ve bu anlaşmanın üç temel ilkesi arasında denge sağlanması gerektiğini belirtti. Bu ilkeler; silahların imhası, yayılmanın engellenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımıdır. Ayrıca, nükleer silah sahiplerini, bu silahların kullanımının engellenmesinin tek yolunun tam bir imha ile sağlanacağına dair yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.

Aynı zamanda Suudi Arabistan, taraf devletlerin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurgulayarak, bu kullanımların ek kısıtlamalar olmadan yapılması gerektiğini, ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile şeffaflık ve iş birliğinin artırılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel düzeyde ise Suudi Arabistan, İran’ın sivil ve medeni hedeflere yönelik saldırılarını kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına atıfta bulundu. İran’a, nükleer programının barışçıl olduğunu temin etmek için UAEA ile tam iş birliği yapma çağrısında bulundu. Ayrıca, bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi, iyi komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesi ve iç işlere müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.

Suudi Arabistan, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması gerektiğini bir kez daha yineleyerek, İsrail'in bu anlaşmaya katılmaması durumunun, kitlesel imha silahları içermeyen bir bölge oluşturulmasının önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı.

Filistin topraklarındaki durumu ele alırken, Suudi Arabistan, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarının tehlikesini belirtti ve Kudüs ile kutsal yerlerdeki tarihsel ve hukuki durumu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi reddetti. Ayrıca, yasa dışı yerleşimlerin barışı zedelediğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade etti.

Suudi Arabistan, adil ve kapsamlı bir barışın sağlanabilmesi için ateşkese varılması, göçün engellenmesi, Gazze Şeridi’nden çekilme ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının şart olduğunu, tüm bu taleplerin uluslararası meşruiyet kararlarına dayandığını belirtti.


Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
TT

Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında Cidde’de dün düzenlenen Körfez İstişare Zirvesi’nde, bölgedeki güncel gelişmeler ve özellikle artan gerilim ele alındı.

Toplantıda, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı ve İran’ın bölgedeki artan eylemlerini sert şekilde kınadı. Ayrıca Ürdün’ün de hedef alındığı saldırılara karşı güçlü bir tepki ifade edildi.

KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, zirvenin Suudi Arabistan’ın davetiyle gerçekleştiğini belirterek, krizden çıkış için diplomatik bir yol bulunması gerektiğini ve bunun uzun vadeli güvenlik ve istikrarı güçlendirecek anlaşmalara zemin hazırlaması gerektiğini söyledi.

Budeyvi, liderlerin Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik “açık İran saldırılarını” şiddetle kınadığını ve bu durumun Körfez ülkelerinin İran’a olan güveninde ciddi bir zedelenmeye yol açtığını ifade etti.

Ayrıca liderlerin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve deniz trafiğini engellemeye yönelik “hukuka aykırı adımlarını” reddettiği ve 28 Şubat’tan önceki durumun yeniden tesis edilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdiği aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre zirvede, Körfez ülkeleri arasında ortak altyapı projelerinin hızlandırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda demiryolu ağı, lojistik ve ulaştırma projeleri ile Körfez demiryolu projesinin hızlandırılması talimatı verildi.

Ayrıca petrol ve gaz taşımacılığı için boru hattı projesi, su şebekelerinin entegrasyonu ve stratejik rezerv alanlarının oluşturulması gibi projelerin önceliklendirilmesi kararlaştırıldı. Savunma alanında ise erken uyarı sistemleri, balistik füzelere karşı ortak radar ağı ve askeri entegrasyonun güçlendirilmesi yönünde adımların hızlandırılması istendi.