Tahran’dan ABD’ye nükleer anlaşmayı canlandırmak için ‘pratik yaklaşıma bulunma’ çağrısı

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı İslami: Taahhütlere geri dönmek bizim açımızdan masada değil.

Tahran’daki nükleer araştırma reaktörü. (Arşiv- AP)
Tahran’daki nükleer araştırma reaktörü. (Arşiv- AP)
TT

Tahran’dan ABD’ye nükleer anlaşmayı canlandırmak için ‘pratik yaklaşıma bulunma’ çağrısı

Tahran’daki nükleer araştırma reaktörü. (Arşiv- AP)
Tahran’daki nükleer araştırma reaktörü. (Arşiv- AP)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, 2015 Viyana müzakerelerinde imzalanan nükleer anlaşmanın kısa vadede yeniden canlandırılması ihtimalini iki gün üst üste gündeme getirirken ABD’ye de ‘pragmatik bir yaklaşım’ gösterme ve gerçekçi davranma çağrısı yaptı.
Abdullahiyan, 24 Mart’ta Beyrut’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, “ABD pragmatik olursa, yakın vadede bir nükleer anlaşmaya varılabilir” diyerek ülkesine yönelik yaptırımların kaldırılması meselesinin henüz tam olarak çözülmediğine dikkat çekti. Bakan sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD, kelimelerle ve zamanla oynayarak vakit kaybetmek yerine doğru yolu izlemeli ve pragmatik davranmalıdır. İyi, güçlü ve istikrarlı bir anlaşmaya hazırız. Ancak kırmızı çizgilerimiz pahasına değil.”
Geçen çarşamba günü Şam’ı ziyaret eden Emir Abdullahiyan, ülkesinin ve dünya güçlerinin Viyana’da anlaşmaya her zamankinden daha yakın olduğunu söyledi.
Ancak ABD’li yetkililer, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında İran’ın nükleer programını sınırlayan anlaşmanın yeniden canlandırılmasına yönelik çabalara ilişkin değerlendirmelerinde daha temkinli olduklarını belirttiler. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan 24 Mart’ta ABD ve müttefiklerinin İran nükleer müzakerelerinde ilerleme kaydettiğini ancak halen sorunların mevcut olduğunu ve çözülüp çözülmeyeceklerinin belli olmadığını söyledi.
İran’ın Rusya’ya ‘Ukrayna’yı işgali nedeniyle ABD’nin Moskova’ya uyguladığı yaptırımların İran’la ticaretine zarar vermeyeceğine dair ABD’den bir garanti sağlaması’ talebinde bulunmasının ardından Rus ve İranlı yetkililer, 24 Mart’ta süresiz olarak durdurulan nükleer müzakereler konusunda Viyana’da istişarelerde bulundular.
Rusya’nın Viyana’daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki daimî temsilcisi Mihail Ulyanov, nükleer anlaşmanın canlandırılmasına ilişkin müzakerelerin gidişatını görüşmek üzere İran misyonu başkanı Muhammed Rıza Gaibi ile bir araya geldi.
Hükümete bağlı ‘IRNA’ ve ‘ISNA’ haber ajanslarının aktardığına göre Rusya- İran görüşmesi, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami’nin “İran, ekonomi alanındaki müzakerelere, nükleer alandaki kararlara ve uygulama planlarına güvenmedi” yönündeki ifadelerinin ardından gelişti.
İslami, Viyana’da muhtemel bir mutabakat için İran’ın adımlarına değinirken “Müzakereler kapsamında teknik görüşmeler yaptık. Her şey, ABD’nin taahhütlerine geri dönme konusundaki siyasi kararına bağlı” dedi. Taahhütlere dönüş konusunun İran açısından masada olmadığını belirten İslami sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geri dönülmesi gereken yükümlülükler var. İran yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdi ancak diğer taraf yükümlülüklerini yerine getirmedi. Bu iki eylem karşılıklıdır. Şu an yükümlülüklerini yerine getirmek istiyorlarsa biz de onların adımlarıyla orantılı adımlar atacak ve bir anlaşmaya varacağız.”
İslami, İran’ın bu ayın başlarında Fordo tesisinde bir sabotaj operasyonunu engellediği yönündeki açıklaması hakkında da  “Adım, İran güvenlik biriminin herhangi bir tehdide karşı uyanık olduğunu içeren, Siyonist varlığa gönderilmiş açık bir mesajdır” dedi.
İranlı yetkililer 14 Mart’ta güvenlik güçlerinin Tahran’ın 180 km güneyindeki Kum şehrinde güçlendirilmiş yeraltı Fordo Nükleer Tesisi’ni sabote etme girişimini engellediğini duyurdu.
İran televizyonu, Devrim Muhafızları istihbarat biriminin İsrail istihbaratıyla bağlantılı unsurlarla iletişim kuran bir ‘ağı’ çökerttiğini iddia etti. İran ile büyük güçler arasında Tahran’ın nükleer programıyla ilgili 2015 anlaşmasını canlandırma amaçlı müzakerelerde sorunlar devam ederken yapılan açıklamalarda Fordo tesisinin sabote edilmesinin planladığı belirtildi.
İslami geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, örgütün İran nükleer endüstrisinin geleceğini hedef almayı planladığını söyledi. Yetkili, ayrıntı vermeden 9 Nisan’daki Ulusal Nükleer Teknoloji Günü’nde ‘nükleer endüstrinin stratejik gelişimi için kapsamlı bir belge’ hakkındaki söylentileri de sonlandırmış oldu.
Geçen hafta yayınlanan haberlere göre Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın yüzde 60’lık uranyum stokunun üçte birini tıbbi radyoizotop üretiminde kullanılan malzemelere dönüştürmeye başladığını doğruladı. Ancak aktarılana göre süreç, seyreltme ve ülke dışına gönderilmenin yanı sıra uranyumu geri kazanmayı da zorlaştırıyor.
Reuters’ın haberine göre Fransa, İngiltere ve Almanya nükleer anlaşmanın sınırlarına geri dönme hamlesi, yani İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu yüzde 3,67 saflığın üzerinde elden çıkarmasının yansımaları konusunda İran’ı uyardı. Ancak ‘Bloomberg’ ajansı, bu hareketin İran ile büyük güçler arasındaki gerginliği azaltmasının beklendiğini, zira sürecin ‘malzemeleri silah üretmek için kullanılamaz hale getirdiğini’ belirtti.

Ek protokol
Viyana müzakerelerinin akıbetine ilişkin belirsizlik ürerken İran resmi kurumları, UAEA ile İran arasındaki ilişkiler konusu da dahil, nükleer anlaşmayla doğrudan ilgili meseleleri yeniden gündeme getirdi. UAEA, İran nükleer programının (İran’ın imzaladığı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması maddelerinin yanı sıra nükleer anlaşma çerçevesinde) BM’den özel bir misyon ile takip edilmesi gerektiğini savunuyor.
IRNA haber ajansı, 25 Mart’ta Tahran’ın 2003’te Avrupa Troykası ile müzakere masasına oturmasından önce İran faaliyetlerinin ortaya çıkmasından bu yana UAEA ve Tahran arasındaki gergin ilişkilere dair açıklamada bulundu. Bu çerçevede IRNA şu değerlendirmede bulundu:
“UAEA, nükleer yakıt tedariki faaliyetlerinin başlamasıyla, alenen açık sorunlar hakkında ajansı bilgilendirmeye gerek olmadığı halde İran’ın denetim raporlarının gizli tuttuğunu iddia ediyor.”
Analizde atıf yapılan konular arasında, özellikle İran’ın 2003 yılındaki Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın Ek Protokol’üne katılmayı kabul etmesi de yer alıyor. İran, UAEA ile iş birliğini azaltmaya karar vermesi sonrasında geçen yıl şubat ayında protokolden geri çekilmiş ve müfettişlerin bazı hassas faaliyetleri belgeleyen güvenlik kamerası kayıtlarına erişimini engellemişti.
IRNA, Ek Protokol’ü kabul etmesi için beş faktöre dikkat çekti:
1- İthal santrifüjlerin kirlenmesi.
2- Nükleer programla bağlantılı komisyoncular ve ülkeler tarafından yapılan bilgi sızıntısı.
3- İran’ın (o dönemde) uranyum zenginleştirmeyi durdurma beyanı.
4- (Söz konusu dönede reformist çoğunluğa sahip) Parlamentonun Ek Protokol’ü kabul taslağı.
5- Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin bildirisi.
Aynı şekilde Ruhani’yi ‘İran’a olası bir İsrail-ABD saldırısı’ konusunda uyaran eski UAEA Başkanı Muhammed el-Baradey’e de suçlamalar yöneltildi.
Mevcut hükümetin nükleer programında ilerleme konusundaki ısrarı göz önüne alındığında İran’ın Viyana’da bir anlaşmaya varması halinde Ek Protokol’ün sınırlamalarına geri dönüp dönmeyeceği ise belirsiz.

‘FATF’ düğümü
İran yaptırımların kaldırılmasına hazırlanırken Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu’na (FATF) katılma konusundaki tartışmaların yeniden başlaması bekleniyor. Bu adımın gerekliliğini hatırlatan ISNA, 24 Mart’ta paylaştığı açıklamada Ruhani başkanlığındaki eski hükümetin FATF’a katılma projesini yürürlüğe koyma girişimlerine dikkat çekti.
Eski hükümet, 2015 Viyana müzakerelerinde İran’ın finansal riskleri takip eden örgütün kriterlerine uyması karşılığında kara listeden çıkarılması ve gri listeye alınması konusunda bir yan anlaşmaya varmıştı.
Önceki hükümet ayrıca parlamentodaki iç yasaları değiştirmenin yanı sıra FATF’a katılmak üzere iki tüzük çıkarmayı başardı. Ancak Anayasayı Koruma Konseyi (parlamento kararlarını denetleyen organ), projeyi onaylamayı kabul etmedi ve bu durum projenin hükümet ile Anayasa Koruma Konseyi arasındaki anlaşmazlıkların karara bağlanması için Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’ne sevk edilmesine neden oldu. Konsey yaklaşık iki yıldır hükümetin kararıyla ilgili bir adım atmadı.
Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyelerinin tamamını ve Anayasa Koruma Konseyi üyelerinin yarısını doğrudan İran Dini Lideri Ali Hamaney seçiyor.
Eğer İran ve büyük güçler, Viyana müzakerelerinde nükleer anlaşmanın yeniden sağlanması konusunda siyasi bir anlaşmaya varırlarsa, İran’ın FATF’ın kriterlerine uymayı kabul etmemesi halinde, İran ticaret ve bankacılık sektörü ciddi bir zorlukla karşı karşıya kalacak. FATF, geçen yılın şubat ayından bu yana İran’ı kara listeye almış durumda.
Bu çerçevede ISNA, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin Ruhani hükümetinden kurtulduktan sonra projeyi onaylaması için herhangi bir baskıyla karşılaşmadığını ve projeyi arşive havale ettiğini aktardı. Ajans, “Konsey, yaptırımlar kaldırılırsa konuyu yeniden açabilmek için Viyana müzakerelerinin akıbetinin belirlenmesini bekliyor” dedi.
Tahran, Viyana müzakerelerinde ‘yaptırımları kaldırmanın ve ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin tekrarlanmamasını sağlamanın’ önceliği olduğunu vurguluyor. Tahran’ın kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadele kriterlerine uymaması, Viyana’da bir anlaşmaya varılması durumunda bankacılık ilişkilerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını ve dolar cinsinden işlem yapılmasını engelleyecek.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı