Şarku'l Avsat, Suriye hükümet ile muhalefetinin heyetleri tarafından sunulan belgeleri ve Suriye Anayasa Komitesi toplantılarında yaptıkları değişiklikleri yayınlıyor: Rejime karşı tahrik vatana ihanettir

Cenevre'de Suriye hükümeti ve  muhalefetinin sunduğu belgeler
Cenevre'de Suriye hükümeti ve muhalefetinin sunduğu belgeler
TT

Şarku'l Avsat, Suriye hükümet ile muhalefetinin heyetleri tarafından sunulan belgeleri ve Suriye Anayasa Komitesi toplantılarında yaptıkları değişiklikleri yayınlıyor: Rejime karşı tahrik vatana ihanettir

Cenevre'de Suriye hükümeti ve  muhalefetinin sunduğu belgeler
Cenevre'de Suriye hükümeti ve muhalefetinin sunduğu belgeler

“Sen benim ne dostum ne de kardeşimsin, sadece bir meslektaşımsın…”
Bu sözler, Cenevre’de dün akşam sona eren Suriye Anayasa Komisyonu toplantısında Şam’dan gelen heyet üyelerinden biri tarafından ‘karşı taraf’ heyetine sarf edildi.
Şarku’l Avsat’ın ulaştığı ve okuyucularına aktardığı bu sözlü ve yazılı açıklamalar, toplantılarda katılımcılar arasındaki uçurumun derinliğinin ne denli büyük olduğunu ortaya koydu. Suriye Anayasa Komitesi’nin Suriye rejimini temsil eden Eş Başkanı Ahmed Kuzbari tarafından sunulan bir belgede, “Siyasi sistemin ihlal edilmesi, güç kullanılması, siyasi sistemin tehdit edilmesi, ona karşı kışkırtıcılık yapılması ya da devlet topraklarında saldırganlığın teşvik edilmesi, düşman taraflarla iletişim kurulması ve herhangi bir yabancı tarafla ülkenin ulusal çıkarlarına zarar verecek şekilde muhatap olunması vatana ihanettir ve cezalandırılır” ifadeleri yer aldı.
Başka bir belgede şu ifadeler yer aldı:
“Yasaya göre toplumun birliğini ve güvenliğini baltalayan ulussuz kimliklerin kurulmasını isteyenler suçludur. Anayasa, kültürel çeşitliliği ulusal birlik çerçevesinde korur.  Orduya zarar vermek, kanunla cezalandırılabilir bir suçtur.”

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen
Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının yedinci turu Cuma günü sona ererken Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in Şam heyetinin Mayıs ayı sonlarında gerçekleşmesini istediğini açıladığı sekizinci turun yapılacağı tarih ile ilgili bir duyuru yapılmadı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, ABD Dışişleri Bakanlığının Suriye, Ürdün ve Lübnan ile ilişkilerden sorumlu Yakın Doğu İşleri Müsteşar Yardımcılığına Ethan Goldrich, Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ve diğer Batılı yetkililer, BM Güvenlik Konseyi’nin, toplantıların ‘Suriye'nin liderliğinde’ yapılmasını şart koşan 2254 sayılı kararı çerçevesinde gerçekleştirilen Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına eşlik ettiler.
Her zaman olduğu gibi basın toplantı yapmaktan kaçınan Pedersen, yaptığı açıklamada, Anayasa Komitesi üyeleri, toplantıların ilk dört günü ‘devlet yönetiminin esasları’, ‘devletin kimliği’, ‘ülkenin sembolleri’ ve ‘devlet makamlarının yapısı ve işlevi’ ile ilgili anayasal ilkeleri tartıştığını aktardı.
Toplantıların beşinci günü, yedinci tur öncesi yapılan bir anlaşma çerçevesinde heyetlerin son dört gün içinde yaptıkları tartışmaların içeriğine ilişkin incelemelerini sunması bekleniyordu. Pedersen'in açıklamasında, “Tüm heyetler, sunulan metinlerin bazılarında en azından bir takım değişiklikler yaptılar. Bu somut değişikliklerin bir kısmı, tartışmaların içeriğini tersine çevirme ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkları azaltmaya yönelik bir gelişme sağlarken, bazıları herhangi bir değişim sağlamadı” dedi.

Anlaşma ile ilgili
Esed rejiminin temsil eden heyetin önceki turlarda, Hadi el-Bahra başkanlığındaki Suriye Anayasa Komitesi’nin muhalefet heyeti ile ortak formülasyonlar oluşturmayı reddettiğinden turun beşinci günü ile ilgili ortaya çıkan düğüm, Pedersen’in Moskova, Şam ve diğer başkentler arasında belgelerin beşinci günde taraflar arasında değiş tokuş edilmesine ilişkin bir anlaşmaya varılana kadar mekik diplomasi gerçekleştirmesini gerektirdi. Bazıları bunu ortak metinlere ulaşılması olarak değerlendirirken Şam, Pedersen'in yedinci tur için taraflara davet mektubunu kendi anlayışına göre gönderdiği gibi sadece yazılı yorum olduğu şeklinde değerlendirdi.
Ne var ki yedinci turun ilk dört günü boyunca sunulan 4 belgeye cevaben 15 belge sunuldu. Şarku'l Avsat'ın ulaştığı bu belgeler, taraflar arasındaki uçurumun ne denli derin olduğunu ve sorunlu bir bakış açısı olan ‘karşı taraf’ perspektifini ortaya koydu.
Beşinci günden sonra ara verilen toplantıların sabah oturumları Kuzbari başkanlığındaki ikinci oturumda devam etti. Son dört günde ortaya koyulanlar ve önerilen değişiklik belgelerinin ele alındığı oturumlar 30 dakika sürdü.

Suriye Hükümeti Heyeti üyeleri, heyetin sunduğu belgeye yöneltilen eleştirilerin gerçekte devletin önde gelen isimlerin yargı karşısına çıkarılması için yapılan kabul edilemez eleştiriler olduğuna inandıklarını açık yüreklilikle dile getirdiler. Suriye Muhalefeti Heyeti üyeleri ise sunulan belgedeki değişikliklerin şekil çerçevesinde kaldığını, kavram ve terminoloji noktasında bir değişiklik olmadığı değerlendirmesinde bulundu. Suriye Hükümeti Heyeti’nin başkanı Kuzbari, sundukları belgelerde herhangi bir değişiklik yapmayacaklarını belirtti, ancak ‘belgelerin geri kalanını geliştirebilecekleri’ önerisinde bulundu.

Ülkenin sembolleri 
Hükümet Heyeti Başkanı Kuzbari belgelerden birinde şu ifadeleri kullandı:
“Heyetimiz, toplantının üçüncü gününde ülkenin sembolleri ilkesi konusunda yapılan tüm tartışmaları ve diğer tarafların bu konudaki önerilerini takip etti ve herhangi bir tartışma veya değişiklik önerisine ikna olmadı. Heyetimiz, kendisi tarafından sunulan yukarıda geçen ilkeye bağlılığını aşağıdaki şekilde teyit eder. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin sembolleri, üstün ulusal ve köklü kültürel değerleri temsil eder ve tarihini, mirasını ve birliğini ifade eder. Tamamı değişmezdir. Bunlar şu şekilde sıralanır:
1 - Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağı üç renkten oluşur. Bunlar Kırmızı, beyaz ve siyah olup, üzerinde her biri beş köşeli yeşil iki yıldızı vardır. Bayrak dikdörtgen şeklindedir. Genişliği uzunluğunun üçte ikisi kadardır. Bayrağın uzunluğu boyunca eşit boyutlarda, üstü kırmızı, ortası beyaz ve altı siyah olan üç dikdörtgenden oluşur. İki yıldız, beyaz dikdörtgenin ortasında yer alır.
2 - Suriye Arap Cumhuriyeti'nin ulusal marşı Humat ed-Diyar’dır.
3- Suriye Arap Cumhuriyeti'nin resmi dili Arapçadır.
4 - Suriye Arap Cumhuriyeti'nin para birimi Suriye lirasıdır.
5 - Suriye Arap Cumhuriyeti'nin simgesi, pençelerinde Kufi yazısıyla (Suriye Arap Cumhuriyeti) yazılı kurdele tutan bir kartal tarafından kucaklanmış, üzerine Suriye Arap Cumhuriyeti'nin ulusal bayrağı bulunan bir Arap kalkanıdır. Alt kısımda iki başak bulunur. Kartal, kurdele ve iki başak altın renginde, kartalın kanatları, yazı ve çizgiler ise açık kahverengi renktedir.”
Suriye Anayasa Komitesi’nin muhalefet heyeti, ‘ülkenin sembolleri’ ile ilgili sunduğu belgede şu ifadelere yer verdi:
“Suriye bayrağı, tarihinde birkaç kez, ülkedeki olaylar veya değişimler nedeniyle bazı değişiklilerle ve tadilatlarla güncellendi. İlgililerin bakış açısında, bayrağın değiştirilmesini ya da tadil edilmesini yahut tarihi olayların bağlamıyla ilgili bir nedenle yerine başka bir bayrağın kullanılması gerekti. Anayasa, ruhu olan bir metin olduğundan doğduğu ve yaşadığı gerçeklikten türer. Çünkü anayasa ile gerçeklik arasında karşılıklı bir etki ilişkisi vardır. Bu, siyasi gerçekliğin yazılı metinler üzerindeki etkisinde temsil edilen diyalektik bir ilişkidir. Anayasa metinleri, siyasi gelişmelere ve gerçekliğin gereklerine uyarlanmalıdır.  Suriye'de artık milyonlarca Suriyeli tarafından benimsenen iki bayrağımız var.  Suriyelilerin bir bölümü, 22 Şubat 1932 tarihli bağımsızlık bayrağının kendisini temsil ettiğine, diğer bölümü ise eski Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır tarafından kabul edilen 1 Ocak 1958 tarihli birlik bayrağının kendilerini temsil edildiğine inanıyor. Mart 2011 tarihinde barışçıl gösterilerle başlayan devrimin nasıl geliştiğini hepimiz biliyoruz. Bu olaylar ve koşullar, Suriye halkının yarısından fazlasının bayrak değiştirme konusunu yeniden gündeme getirmesi için bir neden olmayı hak ediyor. Şöyle bir geriye dönüp Suriye’de kabul edilen anayasaların bağlamlarına baktığımızda, bayrağın, ulusal simgenin ve marşın özel bir yasayla açıklandığını ve bu yasaya dayandığını görüyoruz.

1950 Anayasası’nın 6. maddesinde, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin ulusal simgesi ve marşının kanunla sabit olduğuna işaret edilirken 1973 Anayasası’nın 6. maddesinde, devletin bayrağı, simgesi, marşı ve her biri için özel hükümlerin kanunla belirtildiği ifade edilir. Bu çerçevede, halkımızı ilgilendiren bir konu rapordan çıkarılmıştır. Bu da ülkenin sembolleri kararının nispeten ileriki bir döneme ertelenmesini gerektiren bir durumdur. Bu durum, bayrak, marş, simge ve diğer tüm semboller için geçerlidir. Değişim gerektiren tarihi bir dönemden geçiyoruz. Tarihi ve gerçekçi olan hiçbir anayasa aynı kalmaz, aksine ilk olarak kabul edildiği toplumsal sözleşmenin koşulları değiştiğinde de o da değişir.”

Devletin kimliği
Suriye Hükümeti Heyeti’nin belgesinde devletin kimliği ilkesi ile ilgili olarak şunlar yazılıydı:
“Heyetimiz, anayasal anlamda devletin kimliği adında bağımsız bir ilkenin olduğuna değil, anayasada devletin kimliğini yansıtan ilke veya ilkeler olduğuna inanıyor. Ancak yapılan öneriler ve tartışmalar çerçevesinde değişen vizyonumuzu aşağıda sunuyoruz:
1 - Araplık, bölgedeki tüm halkların temeli, tarihi kökeni ve kolektif kimliğidir. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşları için kültürel, sosyal, medeni ve insani açıdan birleştirici çerçevedir. Bir çıkar veya hedef tarafından yönetilen bir seçim değil, ırk, din, mezhep, dil veya çıkarla sınırlı olmaktan daha geniş bir mensubiyettir.
2 - Arapça, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin resmi dilidir. Devlet, başta eğitim, öğretim, kültür ve medya kurumları olmak üzere tüm kurumlarıyla, ulusal kimliğinin temellerinden biri olarak Arapçanın güçlendirilmesini ve pekiştirilmesini garanti eder.
3 - Suriye halkı, çeşitli sosyal dokularıyla Arap ulusunun ayrılmaz bir parçasıdır. Devletleri parçalamayı amaçlayan tüm sömürgeci, ayrılıkçı ve terörist projelere karşı Araplığıyla, ulusuyla ve tarih boyu süregelen medeniyetiyle gurur duyuyor.
4 - Yasa, toplumun birliğini ve güvenliğini etkileyen ulussuz kimliklerin kalıcı olması çağrısında bulunan herkesi suçlu sayar. Anayasa, kültürel çeşitliliği ulusal birlik çerçevesinde korur.

Yönetimin temelleri ilkesi
Suriye Anayasa Komitesi muhalefet heyeti, Pazartesi günü ‘Yönetim Sisteminin Temelleri’ başlıklı bir belge sundu. Belgede, Suriye’nin ‘hukukun üstünlüğüne, insan onuruna ve halkın iradesine saygı duyan, özgür, adil ve dayanışmacı bir toplum inşa etmeye tam bağlı bir cumhuriyet’ olması önerisinde bulunuldu. Belgede, “İktidar, Anayasa’da yer alan oylama yoluyla halk tarafından belirlenir. Böylece halkın, siyasi çoğulculuk ve iktidarın barışçıl bir şekilde geçişi çerçevesinde, ulusal ve yerel düzeylerde, kendi adına iktidara kimin geleceğini seçme iradesini özgürce ve demokratik bir şekilde ifade etmesine olanak sağlanır. Siyasi partiler, siyasi çoğulculuğu ifade eder. Halk iradesinin oluşumuna ve ifadesine katkıda bulunur. Siyasi katılımın önemli bir aracıdır. Siyasi partiler, Anayasa hükümlerine aykırı olmayacak şekilde çalışmalarını düzenleyen kanunlar çerçevesinde kurulur ve özgürce faaliyet gösterirler” denildi.
Kuzbari, karşı belgede şunları kaydetti:
“Karşı tarafın, Yönetim Sisteminin Temelleri adıyla sunduğu belge, anayasal bir ilke oluşturmuyor. Heyetimiz bunu toplantılarda açıkça belirtti.  Bu madde için aşağıdaki değiştirilmiş vizyonu anayasal değil, kavramsal bir bakış açısıyla sunuyoruz:
Anayasa, ülkedeki siyasi yönetim sistemini, herhangi bir şekilde ihlal edilmekten korur. Siyasi sistemin ihlal edilmesi, güç kullanılması, siyasi sistemin tehdit edilmesi, ona karşı kışkırtıcılık yapılması ya da devlet topraklarında saldırganlığın teşvik edilmesi, düşman taraflarla iletişim kurulması ve herhangi bir yabancı tarafla ülkenin ulusal çıkarlara zarar verecek şekilde muhatap olunması vatana ihanettir ve cezalandırılır. Devlete, kurumlarına ve ordusuna sadakat her vatandaşın görevidir.  Dışarıdan devlete yönelik yapılan her türlü zorbalık, prestijini ya da rolünü zedelemek veya zayıflatmak amacıyla devlet kurumlarının yapısını değiştirmeye çalışmak suçtur. Siyasi partiler siyasi çoğulculuğu ifade eder ve halk iradesinin oluşumuna katkıda bulunur ve lisanslı partiler dışında herhangi bir siyasi faaliyet kanunen yasaklanmıştır. Siyasi partilerin ve kuruluşların kuruluşu ve finansmanı, ulusal yasa ve yönetmeliklere tabidir. Dinci, mezhepçi, bölgesel, etnik veya dışa bağlı hiçbir parti, kuruluş veya grup oluşturulamaz.”
Hükümet heyeti, ‘devlet makamlarının yapısı ve işlevi’ üzerine başka bir belgeye yanıt olarak şu belgeyi yayınladı:
“‘Devlet makamlarının yapısı ve işlevi’ ifadesi bir ilke değil, genel bir başlıktır. Yasama, yürütme ve yargı mercilerinin görev ve işleyişleri ile bunlardan kaynaklanan kurum ve kuruluşların net bir tanımı yapılmadan bundan söz edilemez.”

Gerginlik ve sakinlik
Rusya, ABD, bölge ve Batı ülkelerinin temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantılar sırasında herhangi bir tartışma olmasa da atmosfere, sakinlik ile gerginlik arasında gidip gelen bir hava takimdi. Suriye hükümeti heyeti açıkça dostluk ve kardeşlik gibi bir yakınlaşmayı reddederken toplantılardaki ilerlemeyi nihai tekliflere dönüştürmek için henüz bir ivme olmasa da daha fazla konunun el alınması ve fikirlerin geliştirilmesi çağrıları yapıldı.
BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, tartışma, diyalog ve fikirlerin dinlenmesi konusunda daha büyük bir iştah olduğunu fark ederek, ‘oturumların sonunda başlangıçtan daha iyimser bir hava olduğunu’ düşündüğünü belirtti. Ancak iki tarafın halen bir birine uzak konumlarda olduğunu ve Anayasa Komitesi’nin çalışmalarını düzenleyen standartlar belgesi ve usul kuralları çerçevesinde uzlaşıya varmak için gereken diyalog ruhunun tartışmalardaki ilerlemeye rağmen hala yakalanamadığının altını çizdi. Pedersen, Suriye Anayasa Komitesi’nin eş başkanları Kuzbari ve Bahra ile görüştükten sonra Mayıs ayında bir sonraki turun tarihini belirlemeye çalışacağını ve 7 turdan sonra sürecin gidişatını iyileştirmek ve daha pratik öneriler geliştirmek için yeniden bir değerlendirme yapmak üzere hükümet ve muhalefet heyetleri ile iletişime geçeceğini söyledi.
Pedersen'e göre Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına başlatılmasının üzerinden iki buçuk yıl geçtikten sonra artık, çalışmalarında kararlılığı somutlaştırması ve komitenin halkın oylayacağı bir anayasa reformu hazırlama görevi konusunda önemli ölçüde ilerleme kaydetmeye başlaması gerekiyor.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.