İran’ın Erbil’e düzenlediği balistik füze saldırısının arkasında IKBY’nin Avrupa’ya gaz ihraç etme planları var

Mesrur Barzani, IKBY’nin ‘yakın gelecekte’ Türkiye ve Avrupa'ya gaz ihraç etmeye başlayacağını açıkladı.

İran'ın 13 Mart'ta Erbil'e düzenlediği balistik saldırı sonucu hasar gören villa (Reuters)
İran'ın 13 Mart'ta Erbil'e düzenlediği balistik saldırı sonucu hasar gören villa (Reuters)
TT

İran’ın Erbil’e düzenlediği balistik füze saldırısının arkasında IKBY’nin Avrupa’ya gaz ihraç etme planları var

İran'ın 13 Mart'ta Erbil'e düzenlediği balistik saldırı sonucu hasar gören villa (Reuters)
İran'ın 13 Mart'ta Erbil'e düzenlediği balistik saldırı sonucu hasar gören villa (Reuters)

Reuters'a konuşan Türk ve Iraklı yetkililer, İran'ın iki hafta önce Erbil'e düzenlediği balistik füze saldırısının, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Türkiye ve Avrupa'ya İsrail'in de yardımıyla gaz tedarik etmeye yönelik planı nedeniyle gerçekleştirdiğini belirtirken, IKBY Başbakanı Mesrur Barzani ‘yakın gelecekte’ Türkiye ve Avrupa'ya gaz ihraç etmeye başlayacaklarını açıkladı.
Mesrur Barzani dün (pazartesi) yaptığı açıklamada, IKBY’nin Avrupa'daki petrol açığının en azından bir kısmını giderecek kapasitesi olduğunu söyledi.
Reuters’ın haberine göre, Barzani Dubai'de enerji konulu bir konferansta yaptığı konuşmada, IKBY’nin önemli bir enerji kaynağı olacağını, küresel talebin karşılanmasına katkıda bulunacağını ve çok yakında Türkiye’ye gaz tedarik edeceğini ifade etti.
Barzani, “Kürdistan'ın yakında, dünyada giderek artan talep karşısında önemli bir enerji kaynağı olacağına eminim. Yakın gelecekte Irak'ın geri kalanına, Türkiye'ye ve Avrupa'ya gaz tedariki açısından net ihracatçı konumuna geçeceğiz” diye konuştu.
Reuters'a konuşan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen Türk ve Iraklı yetkililer, İran'ın iki hafta önce Erbil'e düzenlediği balistik füze saldırısının “ABD’nin bölgedeki müttefiklerine verilen çok yönlü bir mesaj olduğunu ancak saldırının temel motivasyonunun Kürt gazının İsrail’in de yardımıyla Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması için yapılan plan olduğunu” ifade ettiler.
Iraklı bir güvenlik yetkilisi, “Son dönemde bu (balistik füze saldırısında hedef alınan) villada, İsrailli ve ABD'li enerji yetkilileri ve uzmanlarının Kürt gazının yeni bir boru hattı üzerinden Türkiye'ye ulaştırılması planını ele aldıkları iki toplantı yapıldı” dedi. Reuters’a konuşan İranlı bir güvenlik yetkilisi, saldırının birçok insan ve gruba yönelik birden fazla mesaj göndermeyi amaçladığını söyledi. İranlı yetkili, “Bu, nasıl yorumladığınıza bağlı. İsrail'in enerji sektöründen tarıma kadar, planladığı ne varsa gerçekleşmeyecek” ifadelerini kullandı.
Reuters'a bilgi veren iki Türk yetkili de ABD'li ve İsrailli yetkililerin de katılımıyla Irak'ın Türkiye ve Avrupa'ya gaz tedarikine yönelik görüşmeler gerçekleştiğini doğruladı. Ancak Türk yetkililer, bu görüşmelerin nerede yapıldığını belirtmedi. Hem aynı Iraklı güvenlik yetkilisi hem de bu planla ilgili bilgi sahibi olan ABD'li eski bir yetkili, villanın sahibi olan Baz Kerim Berzenci'nin, söz konusu boru hattını geliştirmeye çalıştığını belirtti.
IKBY Başkanı Neçirvan Barzani'nin ofisi, ABD'li ve İsrailli yetkililerin Berzenci'nin villasında bir boru hattı planına dair görüşme gerçekleştirildiği iddiası yalanlandı.
İran Devrim Muhafızları, 13 Mart’ta İsrail'in Erbil'deki ‘stratejik merkezlerini’ vuran saldırının, İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği ve Devrim Muhafızları mensubu iki unsurun öldüğü hava saldırısına misilleme olduğunu duyurmuştu. Ancak seçilen hedef, birçok yetkili ve analistte şaşkınlığa yola açtı. Zira 12 füzenin birçoğu, özerk bir yönetime sahip olan IKBY’nin enerji sektöründeki faaliyet yürüten bir Kürt iş insanının villasına isabet etti.
Bu açıklamalar, İran’ın Erbil saldırısının, geniş çevrelerde dillendirildiği gibi İran Devrim Muhafızları’nın İsrail’e yönelik bir askeri operasyonu değil, bölgesel aktörler arasındaki çıkar çerçevesinde gerçekleştiğini gösteriyor. Nükleer anlaşmayı canlandırma çabalarının bu ay sekteye uğraması, enerji sektörü de dahil olmak üzere İran üzerindeki yaptırımların kaldırılması ihtimaline ilişkin şüphelere yol açtı.
Kaynaklar, IKBY’nin gaz ihraç etme planının, İran’ın ve bölgenin siyasi açıdan hassas bir dönemden geçtiği ortamda gündeme geldiğine dikkat çekerek, bu kararın ekonomisi hâlâ uluslararası yaptırımların ağırlığı altında ezilen İran’ın, Irak ve Türkiye’ye gaz ihraç etme pozisyonunu tehdit edebileceğini söylüyor.
IKBY, Türkiye ve Avrupa’ya gaz ihraç etme planını, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal harekâtı nedeniyle Moskova’ya uygulanan yaptırımların Avrupa’da enerjiye olan yüksek talebin karşılanamaması tehdidini oluşturduğu, İsrail ve Türkiye’nin ilişkilerini güçlendirdiği ve enerji alanında daha fazla işbirliği yönündeki beklentilerini dile getirdikleri bir süreçte ilan etti. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen ay yaptığı açıklamada, İsrail gazının Avrupa’ya taşınmasında Türkiye ve İsrail’in birlikte çalışabileceğini söyledi. Erdoğan IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ile görüşmesinin ardından Ankara’nın Irak ile gaz ithal etme anlaşması imzalamak istediğini ifade etti.
Ne Irak ne Türkiye tarafından, gaz ithal etme planının detayları ve İsrail’in bu projedeki rolü hakkında herhangi bir detay paylaşılmadı. Reuters’a konuşan Türk yetkililerinden biri, “Erbil'deki saldırının zamanlaması çok ilginç. Görünüşe göre (saldırı) daha çok Kuzey Irak'ın enerji ihracatına ve İsrail'i de kapsayacak olası işbirliğine yönelikti. Kuzey Irak'tan doğalgaz ihracatı için bazı görüşmeler yapıldı. Irak, ABD ve İsrail'in bu süreçte yer aldığını biliyoruz. Türkiye de bunu destekliyor” dedi.
Irak güvenlik yetkilisi, ABD’li ve İsrailli enerji uzmanlarının bu konuyu görüşmek amacıyla en az iki toplantıyı Berzenci’nin villasında yaptıklarını belirterek, bu durumun İran'ın füze saldırısında yaptığı hedef seçimini açıklar nitelikte olduğunu belirtti.
Iraklı bir hükümet yetkilisi ve Irak'taki batılı bir diplomat, Berzenci’nin aralarında İsraillilerin de bulunduğu yabancı yetkilileri ve iş insanlarını evinde ağırladığının bilinen bir durum olduğunu söyledi.
Iraklı güvenlik yetkilisi ve eski ABD'li yetkili, Berzenci’ye ait Kar Group isimli petrol şirketinin gaz boru hattının inşasını hızlandırmak için çalıştığını belirtti. Eski ABD'li yetkili, yeni boru hattının son aşamada sınırın Türk tarafında tamamlanmış olan boru hattına bağlanacağını kaydetti.
IKBY Başkanlık Divanı Başkanı Fevzi Harir, KAR Group’un IKBY’de yerel boru hattı inşa ettiğine ve şu anda boru hattını yönettiğini ifade etti. Harir “Şirket ayrıca kira sözleşmesi kapsamında IKBY petrol ihracat boru hattının üçte birine sahip. Geri kalanı ise Rus Rosneft’e ait” dedi.



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.