Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak

Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak
TT

Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak

Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak

Filistin Devlet Başkanlığı sözcüsü Ebu Rudeyne, “Her türlü bölgesel veya uluslararası koalisyon Filistinlileri denklemden çıkarmada başarısız oldu. Güvenlik ve istikrar için tek yol tamamen net. Uluslararası meşruiyet kararları temelinde adres, Ramallah ve Filistin Kurtuluş Örgütü yönetimidir. Bu ilkelere dayalı siyasi bir ufuk olmadan tehlikeli ve patlamaya hazır olaylar sürecek. Bölge, sonu gelmeyen gerilimler ve çatışmalar yaşamaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Rudeyne dün (pazartesi) Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya verdiği mülakatta, “ABD ve İsrail politikasını tanımlayacak yeni kavram, Filistin yönetimi ve halkının apartheid (ırklar arası ayrım) politikasına karşı zafer elde etmesi ve bölge ve dünya halklarının gözünde güvenirliğini kaybeden batılı ülkelerin uyguladığı çifte standardı durdurması üzerinden geliştirilmeli” dedi.
Ebu Rudeyne’nin bu açıklaması, Ramazan ayında Filistin topraklarında gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi. İsrail bu gerilimin sorumlusu olarak Filistinlileri gösterirken, Filistin yönetimi verdiği yanıtta İsrail’i gerilimi sürekli tırmandırmak ve bölgeyi patlama noktasına sürüklemekle suçluyor.
Ebu Rudeyne, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Siyasi ufkun olmaması, İsrail’in halkımızın evlatlarına ve kutsallarına karşı gerginliği sürekli tırmandırması -ki bunun son örneği Yair Lapid’in Kudüs Eski Şehir’deki Bab el-Amud (Şam Kapısı) bölgesine sorumsuzca düzenlediği baskındı- işgal ordusu ve polisinin kışkırtıcı davranışları ve yerleşimcilerin baskınları sadece Filistin’de değil aksine bölgede olayların patlak vermesine yol açacak. İsrail’in mübarek Mescid-i Aksa’nın avlularında gerilimi tırmandırması, yerleşimcilerin günübirlik baskınları, Kudüs’ün mahallelerinde veya Batı Şeria kentlerinde halkımızın evlatlarına yapılan saldırılar; İsrail’in uzlaşmalara ve anlaşmalara veya ABD yönetiminin ilan ettiği taahhütlere ve pozisyonlara ve bölgedeki etkili aktörlerin gerginliği önlemek için gösterdiği çabalara bağlı kalmadığını kanıtlayan açık ve net bir ihlal teşkil ediyor. Bab el-Amud’da ve Kudüs’ün diğer mahallelerinde yaşananlar, işgal polisinin Filistinli vatandaşlara yönelik tavırları, şehit naaşlarının alıkonulmaya ve ailelerinin sıkıntı çekmeye devam etmesi ve hatta İsrail’in resmi yollardan Gazze’de yeni askeri operasyonlar düzenlemekle tehdit etmesi; tüm bunlar ateşin yakılmasına yol açar ve zaten kırılgan olan caydırıcılık dengesine zarar verir.”
Bölgedeki gerilimden tamamen İsrail’i sorumlu tuttuklarını belirten Rudeyne, İsrail’i İslam’ın ve Hristiyanlığın kutsallarına dokunmama hususunda uyardı. Rudeyne, “Kudüs satılık ya da pazarlık konusu değil” dedi.
Ramazan ayının başlamasından bu yana Kudüs’te her gece çatışmalar yaşanıyor. Bu olaylar, geçen yıl Ramazan ayında İsrail içinde benzeri görülmemiş çatışmalara, operasyonlara ve Gazze’ye karşı başlatılan ve 11 gün süren savaşa yol açan gergin atmosferi anımsatıyor.
Pazar gecesi Kudüs’ün Bab el-Amud bölgesi yakınında Filistinli göstericiler ile İsrail polisleri arasında çatışmalar patlak verdi. Olaylarda en az 10 Filistinli tutuklandı. İsrail polisi tutuklanan kişilerin “polis kontrol noktasına molotof kokteyli, havai fişek, (sapanlarla) taş ve demir bilye attıklarını ve iki polisin hafif yaralandığını” iddia etti.
Filistinliler Ramazan ayının ilk iki gecesinde İsrail polisiyle çatıştı. Polis daha büyük bir güçle karşılık verdi. Filistinli göstericiler çatışmalarda İsrail polisine molotof kokteyli, taş ve başka cisimler fırlattı.
İsrail polisi cumartesi gecesi gösterileri dağıtma yollarına başvurmadan durumu kontrol altına almayı başarabildi ve 4 kişiyi tutukladı. Ancak ikinci gün (pazar) polis ses bombası kullanarak, göstericileri copla darp etti. İsrail polisine bağlı atlı birlikler de göstericilerin dağıtılmasına destek verdi.
Filistinli göstericiler Eski Şehir’deki Bab el-Amud bölgesinde İsrail polisine saldırdı ve ayrıca bir çöp konteynerini ateşe verdi.
Pazar gecesi yaşanan gerginlik, İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in, Yeş Atid (Gelecek Var) Partisi’nden bazı milletvekilleri ve Polis Komiseri Kobi Shabtai eşliğinde Bab el-Amud’da gezintiye çıkmasından birkaç saat sonra geldi.
Bölgedeki gezintisi sırasında Shabtai ve Kudüs Emniyet Genel Müdürü Doron Turgeman’nın da aralarında bulunduğu üst düzey güvenlik yetkililerden bilgi alan Lapid, kendisine eşlik eden güvenlik yetkililerine hitaben, “Size tüm desteği sunacağız” ifadesini kullandı.
Ofisinden yapılan açıklamaya göre Lapid, “Bu süreç zor ve gergin. Ancak bu karmaşık süreci atlatabilmemiz için güvenebileceğimiz bir polis gücümüz var.
Filistin Yönetimi Lapid’in ziyaretini kınayarak, onu Filistinlileri kışkırtmakla suçladı.
Filistin Yönetimi, radikal Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskınlarla Kudüs’te kamu düzenini tehlikeye attıklarını belirtti.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, dün (pazartesi) haftalık kabine toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Filistin topraklarında son günlerde artan gerilime değindi. İsrail'in "öldürme, işkence, tutuklama, yerleşimcileri suç işlemek için salma" gibi eylemlerinin, bölgenin güvenlik ve istikrarına büyük tehdit oluşturduğunu söyleyen Iştiyye, “Bu durum, özellikle faziletli Ramazan ayı boyunca mübarek Mescid-i Aksa’ya baskın için yapılmakta olan hazırlıkların ışığında söz konusu saldırıları durdurmak ve radikallerin Mescid-i Aksa’nın saygınlığını ihlal etmesine son vermek için uluslararası toplumun müdahalesini gerektiriyor” dedi.
Iştiyye, konuşmasının devamında, “İsrail'in halkımızın evlatlarına karşı gerçekleştirdiği cinayetleri meşru göstermek için kullandığı, Filistinlilerin bir 'saatli bomba' olduğu söylemi tehlikeli bir gerilimin işaretini veriyor. Çünkü İsrail'e göre toprağı üzerinde bulunan ve mallarını koruyan her Filistinli bir saatli bomba ve öldürülmesi gerekiyor. Yerleşimcilerin silah taşımalarına ve Filistinlileri sadece şüpheli oldukları için öldürmelerine izin verilmesinin ışığında bu son derece tehlikeli bir durum” ifadelerini kullandı.
Iştiyye, bu gerginliğin doğuracağı tehlikeli sonuçlardan tamamen İsrail'in sorumlu olacağını vurguladı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı da Lapid'in ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, işgal devletinin (İsrail) Kudüs’e, kutsallarına ve Kudüs’teki Filistinlilerin yaşamına her yönden açtığı süresiz savaşı çok tehlikeli alanlara kaydırdığını belirtti.
Bakanlıktan dün yapılan açıklamada, İsrail’in Ramazan ayında Filistinlilerin Kudüs’te yoğunlukta olmalarından endişe ettiği, bu yoğunluğun işgalin masallarının ve Kudüs’ü ilhak etme kararının sahteliğini ortaya çıkardığı ve aynı zamanda Kudüs’ün işgal altındaki bir Filistinli Arap şehri olduğunu teyit ettiği ifade edildi.
Açıklamada, işgal devleti ve onun çeşitli mercilerinin, kutlamaların, toplanmaların veya Kudüs'ün sosyal hayatının tüm tezahürlerinin kabul edilemez ve onaylanamaz bir meydan okuma biçimi olarak gördüğünü ve bu nedenle Kudüs'teki Filistin varlığına ve mevcudiyetine karşı savaş yürüttüğü dile getirildi.
İsrail Ramazan ayı öncesinde yaşanan ve bir hafta içinde 11 İsrailli vatandaşın ölümüyle sonuçlanan olaylara yanıt olarak Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi çevresindeki güvenlik önlemlerini artırdı, Kudüs ve Tel Aviv gibi büyük şehirlerinin yanı sıra Batı Şeria’da ve Gazze sınırına takviye güçler konuşlandırdı.
İsrail, Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar açısından önemli gün ve tarihleri içeren ve ciddi bir gerginlik ve gerilim sinyallerinin verildiği bu süreci atlatmak istediğini söylüyor.  



İsrail'deki asker açığı Balata Mülteci Kampı'nı işgalden kurtarabilir mi?

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)
TT

İsrail'deki asker açığı Balata Mülteci Kampı'nı işgalden kurtarabilir mi?

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyon sırasında bir Filistinliye ellerini kaldırarak kendilerine yaklaşması talimatı veriyor. (AFP)

İsrail'de siyasi yönetim, Yahudi bayramları sezonu öncesinde Batı Şeria'da bir dizi "taarruz operasyonu" için orduya yeşil ışık yaktı. Ancak asker ve kaynak yetersizliği ile diğer cephelerde süren operasyonların yükü, ordunun Balata Mülteci Kampı'nı işgal etmesini şimdilik engelliyor.

İsrail'in Kanal 14 televizyonuna göre siyasi yönetim, güvenlik kurumlarının da paylaştığı değerlendirmeler doğrultusunda Batı Şeria'da güvenlik durumunun ciddi şekilde kötüleşmesi nedeniyle yeni saldırı operasyonlarına onay verdi.

Operasyonlar genişletilecek

Bu talimat doğrultusunda İsrail güvenlik kurumları, yakın gelecekte Batı Şeria'daki taarruz operasyonlarının kapsamını genişletmeye hazırlanıyor.

Kanala konuşan bir güvenlik yetkilisi, "Savunmada kalmayacağız. İnisiyatifi ele alacağız, saldıracağız ve girişimlerini engelleyeceğiz" dedi.

Haberde, savaşın başlamasından bu yana Batı Şeria'nın İsrail'in öncelik listesinde alt sıralarda yer aldığı, ancak bölgede tüm görevlerin yerine getirilebilmesi ve yerleşimcilerin güvenliğinin sağlanması için daha fazla kaynak ve askeri kapasite ayrılması yönündeki çağrıların arttığı belirtildi.

Batı Şeria'nın parçalanması

Siyasi yönetimin operasyonları genişletme talimatı, İsrail ordusunun yaklaşık iki hafta önce Başbakan Binyamin Netanyahu'nun emriyle Batı Şeria'da zaten kapsamlı bir operasyon başlatmış olmasına rağmen geldi.

Ordu bu süreçte çok sayıda baskın düzenledi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı, birçok evi yıktı, kontrol noktaları ve demir kapılar kurarak kent, kasaba ve köyleri birbirinden ayırdı ve Batı Şeria'daki hareketliliği ciddi şekilde kısıtladı.

xsyj6uk
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinin doğusundaki Balata Mülteci Kampı'na operasyon düzenliyor. (AFP)

Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesine baskın düzenleyen İsrailli yerleşimciler ile Filistinliler arasında çıkan çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askerinin hayatını kaybetmesinin ardından başlatıldı.

Yeni yerleşim birimleri

Netanyahu, geniş çaplı askeri operasyonlar, gözaltılar, silah toplama faaliyetleri, yeni kontrol noktaları kurulması, ulaşım güzergâhlarının ayrılması, mevcut kaçak yerleşim noktalarının resmileştirilmesi ve yeni yerleşim birimlerinin kurulması talimatı verdi.

Bundan birkaç gün sonra İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da operasyonların genişletilmesini istedi ve ordudan Cenin Mülteci Kampı'nda uygulanan model doğrultusunda Batı Şeria'da başka bir mülteci kampını da işgal etmesini talep etti.

İsrail ordusu Ocak 2025'ten bu yana Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı'nı işgal altında tutuyor. Daha sonra Tulkerim ve Nur Şems kamplarını da kontrol altına alan İsrail, yaklaşık 35 bin Filistinliyi bu bölgelerden göçe zorladı.

Yeni hedef Balata Kampı mı?

İsrail'in başka mülteci kamplarını, kasaba ve köyleri de işgal etmesi hâlinde yerinden edilen Filistinlilerin sayısının on binlerce artması bekleniyor.

Siyasi çözüm ufkunun bulunmaması, kötüleşen ekonomik koşullar ve Batı Şeria'nın merkezinde devam eden İsrail operasyonları nedeniyle bunun bölgedeki gerilimi daha da artırabileceği değerlendiriliyor.

İsrail ordusu birkaç mülteci kampını potansiyel hedef olarak belirlemiş olsa da gözler Nablus'taki Balata Mülteci Kampı'na çevrilmiş durumda.

rgthyu
İsrail askerleri, çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria'da Nablus'un doğusundaki Balata Mülteci Kampı'na düzenlenen baskın sırasında Filistinlileri gözaltına alıyor. (AFP)

Yedioth Ahronoth gazetesine göre güvenlik kurumu, yeni bir mülteci kampının işgaline yönelik planların hazır olduğunu doğruluyor. En güçlü adayın Balata Mülteci Kampı olduğu belirtilirken, asker sayısındaki yetersizlik, kaynak eksikliği ve ordunun farklı cephelerde yoğun şekilde görev yapması nedeniyle henüz karar alınmadığı ifade ediliyor.

Gazete, Netanyahu ile Savunma Bakanı Katz'ın operasyonların genişletilmesini istediğini, ancak güvenlik kurumlarının değerlendirmelerine göre yeni bir mülteci kampının işgalinin yakın vadede uygulanmasının beklenmediğini yazdı.

Habere göre bu fikir yeni değil. İsrail Merkez Komutanlığı, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'e yılın başından bu yana Kalandiya, Celazun ve Nablus'taki Balata kamplarının işgal edilmesini öngören planlar sundu. Bu üç kamp arasında kapsamlı bir operasyon düzenlenmesi hâlinde en güçlü aday Balata olarak görülüyor.

Batı Şeria'nın en büyük kamplarından biri

Batı Şeria'nın en büyük mülteci kamplarından biri olan Balata'nın öncelikli hedef olarak görülmesinin nedeni, İsrail ordusunun Nablus kentinde zaten önemli ölçüde operasyonel kontrol sağlamış olması ve bölgede hareket serbestisini korumak istemesi.

Son dönemdeki güvenlik olaylarının merkezinde de Balata Kampı bulunuyor.

Yedioth Ahronoth, kampın işgaline yönelik operasyon planlarının ve uygulanma yöntemlerinin hazır olduğunu ancak bunun büyük askeri güç, ciddi kaynak ve kapsamlı operasyonel hazırlık gerektirdiğini yazdı.

Haberde, görevin yalnızca kampın ele geçirilmesiyle sınırlı olmadığı, sonrasında bölgede kalıcı askeri varlığın sürdürülmesinin de zorunlu olduğu ve bunun ordu üzerindeki yükü önemli ölçüde artırdığı vurgulandı.

Gazeteye göre Gazze Şeridi'nde devam eden operasyonlar, Güney Lübnan'daki tampon bölgede görev yapan iki askeri tümen ve İran'la yaşanan gerilim nedeniyle bu plan şimdilik rafa kaldırılmış durumda.

Planın uygulanıp uygulanmayacağını ise önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler belirleyecek.

Batı Şeria İsrail için karmaşık bir cephe

Batı Şeria uzun süredir İsrail açısından diğer cephelere kıyasla çok daha karmaşık bir güvenlik alanı olarak görülüyor.

Son dönemde İsrailli yerleşimcilerin sahadaki rolünün belirgin biçimde artması bu karmaşıklığı daha da derinleştirdi.

Yedioth Ahronoth'un bir podcast yayınında, yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarındaki artış, evleri ve camileri ateşe vermeleri ile mülklere zarar vermeleri ele alındı.

Gazete, Batı Şeria'da yeni yerleşim noktalarının sayısındaki artışın güvenlik risklerini büyüttüğünü belirtti. Habere göre savaşın başlamasından bu yana bölgede 170 yeni hayvancılık amaçlı yerleşim noktası kuruldu ve bunların tamamı gerilimi tırmandıran unsurlar hâline geldi.

Yerleşimcilerin saldırılarının büyük bölümü de artık bu yerleşim noktalarından gerçekleştiriliyor.

"Tepe gençliği" saldırıları

"Tepe Gençliği" (Hilltop Youth) olarak bilinen radikal yerleşimci gruplar Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerine neredeyse her gün saldırılar düzenliyor.

Bu durum hem ordunun yükünü artırıyor hem de zaman zaman yerleşimcilere destek verdiği veya saldırıları görmezden geldiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, son operasyon öncesinde iç istihbarat servisi Şin Bet ve polisle birlikte "milliyetçi suçlarla" mücadele edeceklerini açıklamış, bu eylemlerin kabul edilemez olduğunu ve İsrail'in güvenliğine zarar verdiğini söylemişti.

İsrail Merkez Komutanlığı Komutanı Avi Blot da Batı Şeria'daki "Yahudi terörünü" ve şiddet olaylarını kınamıştı.

Yerleşimci şiddeti, ABD'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı.

Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu Başkanı Müeyyed Şaban, Temmuz ayında İsrail ordusu ve yerleşimcilerin Filistinlilere, topraklarına ve mallarına yönelik toplam 2 bin 256 saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Şaban'ın verdiği bilgilere göre bunların 1.458'i İsrail ordusu, 798'i ise yerleşimciler tarafından gerçekleştirildi.

Yılbaşından bu yana yerleşimciler tarafından 21 Filistinli öldürüldü. İsrail güvenlik kurumları da bu tablonun Batı Şeria'da geniş çaplı bir patlamaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.


İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)

Ramallah kenti yakınlarındaki Umm al-Kheir köyünün eteklerinde yaşayan Hacer ve Reşid Hathlin kardeşler, her zaman mahallelerinden okullarına gidiyordu. Ancak bu hafta, İran’la savaşın başlamasından bu yana ilk kez eğitimin yeniden başlamasıyla birlikte, iki Filistinli kardeşin köy merkezine giden yol dikenli tellerle kapatıldı.

Filistinli sakinlerin Associated Press’e (AP) yaptıkları açıklamalarda İsrailli yerleşimciler söz konusu telleri gece saatlerinde yerleştirdi. Filistinliler, bu geçici çitin, yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın bir bölümünde kontrol alanlarını genişletmeye yönelik son girişimi olduğunu belirtiyor. Bölgede devlet destekli yıkımlar, kundaklamalar ve sabotajların düzenli olarak yaşandığı, yerleşimci şiddetinin ise nadiren yargılandığı ve zaman zaman ölümcül boyutlara ulaştığı ifade ediliyor.

Köy sakinlerinin yaşadığı zorluklar, 2024 yılında Oscar ödülü kazanan “No Other Land” adlı belgeselde de ele alınmıştı. Ancak bu tanınırlığın, kan dökülmesini durdurmak ya da toprak gasplarını sınırlamak konusunda kayda değer bir etkisi olmadığı belirtiliyor. Filistinliler, İsrail’in İran’la süren savaşın yarattığı ortamı kullanarak bölgedeki kontrolünü daha da sıkılaştırdığını; yerleşimci saldırılarının arttığını ve ordunun savaş gerekçesiyle güvenlik iddiasıyla hareket kısıtlamalarını artırdığını dile getiriyor.


İsrail’in gece saatlerinde Beyrut’a düzenlediği hava saldırıları ve yeni tahliye uyarıları

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

İsrail’in gece saatlerinde Beyrut’a düzenlediği hava saldırıları ve yeni tahliye uyarıları

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

İsrail, pazartesi gecesi ile salı sabahı arasında, Beyrut’un güney banliyölerine yedi hava saldırısı düzenledi. Bugün sabaha karşı ise Beşamun kasabasına yapılan saldırıda iki kişi hayatını kaybetti, beş kişi de yaralandı.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın (NNA) aktardığına göre, düşman savaş uçakları gece boyunca Beyrut’un güneyinde şu bölgeleri hedef aldı: Bi’ru’l-Abd, Roueiss, Haret Hreik, Seyyid Hadi Nasrallah Otoyolu, Saint Therese, Burc el-Baracne ve Kifaat.

İsrail savaş uçakları bu sabah el-Gassaniye kasabasını hedef aldı. Farklı saldırılar sabaha karşı, Zefta’daki bir evi tamamen yıktı ve ayrıca Sarbin, Haris, Tayr Duba, Reşaf, Deyr Antar ve Tulin kasabalarına hava saldırıları düzenlendi. Saldırılarda ayrıca bazı petrol istasyonları hedef alındı; saldırılardan önce İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından tahliye uyarısı yapıldı.

Adraee, sabah saatlerinde Maşuk, Sur ve Burc eş-Şimali bölgelerindeki belirli binaların sakinlerine acil tahliye çağrısı yaptı.

X platformunda yaptığı açıklamada Adraee, “Hizbullah faaliyetleri İsrail ordusunu sert önlemler almaya zorluyor… Sivil halka zarar vermek istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş, 2 Mart’ta Hizbullah’ın İsrail’e yönelik roket saldırıları başlatmasının ardından yeniden tırmandı. Bu saldırılar, İsrail’in İran Dini Lideri’nin öldürülmesine yönelik yürüttüğü hava operasyonlarına yanıt olarak gerçekleşti. Lübnan yetkililerine göre, İsrail’in ülke genelinde düzenlediği hava saldırıları sonucu binin üzerinde kişi hayatını kaybetti ve bir milyondan fazla kişi yerinden edildi.