Hamas’tan arabuluculara: Gazze’de çatışma istemiyoruz

Fas Mescid-i Aksa’daki “sistematik provokasyonu” kınarken, BAE “Aksa’daki şiddet siyasi çözüme ulaşma çabalarımızı engelliyor” açıklaması yaptı.

Mescid-i Aksa’nın avlusunda önceki gün Filistinliler ile İsrailli güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar (AFP)
Mescid-i Aksa’nın avlusunda önceki gün Filistinliler ile İsrailli güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar (AFP)
TT

Hamas’tan arabuluculara: Gazze’de çatışma istemiyoruz

Mescid-i Aksa’nın avlusunda önceki gün Filistinliler ile İsrailli güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar (AFP)
Mescid-i Aksa’nın avlusunda önceki gün Filistinliler ile İsrailli güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar (AFP)

Hamas Hareketi ile İslami Cihat Hareketi arasındaki son toplantılar ve Hamas ile bölgedeki yetkililer ile arabulucular arasındaki temaslar hakkında bilgi sahibi olan Filistinli kaynaklar, Hamas’ın Gazze’de gerginliği tırmandırmaya çalışmadığını ve gerginliği tırmandırma fikrine sıcak bakan İslami Cihat’ı mevcut siyasi durumun şu anda Gazze’de yeni bir çatışmaya izin vermediği konusunda ikna etmek için çaba sarf ettiğini bildirdi.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Arabulucular perşembe ve cuma günleri temaslara başlamadan önce Hamas yetkilileri İslami Cihat yetkilileriyle birçok kez bir araya geldi. İlkeler üzerinde daha geniş görüşmeler tertip edildi. Bu ilkelerden biri, Gazze’deki insani ve ekonomik durum ve dünyanın Rusya-Ukrayna savaşı ile meşgul olması sebebiyle şu anki süreçte bir savaşa karışmanın mümkün olmadığıydı” dedi.
Kaynaklar, Hamas yetkililerinin geçmişte ilk önce Kudüs ve Batı Şeria’da gerginliği tırmandırmak istediğini zira bu iki bölgenin İsrail’in daha çok yorulmasını sağlayacak potansiyele sahip olduklarını belirtti. Kaynaklar, Hamas yetkililerinin geçmişte çatışmalar konusunda Gazze ve Batı Şeria’nın bazen rol değiştirmesi bazen de aynı anda rol alması gerektiği kanaatine sahip olduklarını kaydetti.
Kaynaklar, Hamas’ın içinde yapılan bu tür değerlendirmelere rağmen, Hamas’ın arabuluculara Mescid-i Aksa’da gerginliğin devam etmesi halinde bu tavrın hemen değişebileceğini, hareketin böyle bir duruma seyirci kalmayacağını vurguladı.
Hamas’ın bu mesajı, Mısırlı yetkililerin dün Hamas ve İsrail ile yaptığı görüşmelerin bir parçasıydı. Basında çıkan haberlere göre bu görüşmelerden Kudüs ve Batı Şeria ile ilgili herhangi bir anlaşma çıkmadı.


Hamas ve İslami Cihat’ın destekçileri Mescid-i Aksa ile dayanışmalarını ortaya koymak için Gazze’nin doğusunda önceki gün protesto yürüyüşü düzenledi (EPA)

Kaynaklar, arabulucuların Gazze'yi yeni bir çatışmaya sürüklememek için baskı yaptığını ve Filistinli gruplardan beklemelerini ve Kudüs'teki durumu sakinleştirmeleri için kendilerine fırsat vermelerini istediğini aktardı. Kaynakların aktardığına göre, Hamas arabuluculara şartlarını aktardı. Bu şartlardan biri Kudüs ve Batı Şeria’ya yönelik saldırının durdurulmasıydı. İsrail, Kudüs veya Batı Şeria ile ilgili olarak anlaşma yapıldığı izlenimi verecek her türlü formülü reddetti ve arabuluculara ‘gerginliği tırmandırmakla ilgilenmediğini, Kudüs’te gerginliği tırmandıranların Filistinliler olduğunu, uzlaşı istediğini ve (Aksa’daki çatışmalarda) tutuklanan Filistinlilerin İsrail yasaları uygun görürse evlerine geri döneceklerini’ iletmekle yetindi.
Hamas yetkilileri dün yaptıkları açıklamalarda İsrail ile uzlaşı anlaşması yapılmadığını vurguladılar. Hamas Siyasi Büro Üyesi İzzet er-Rişk, Hamas’ın arabuluculara ‘Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın kırmızı çizgileri olduğuna’ dair net bir mesaj verdiğini söyledi.
Rişk, “İşgalin ihlalleri ve Kudüs ile Mescid-i Aksa’da devam eden suçları sebebiyle Ramazan ayında olayların tırmanabileceği endişesiyle bazı bölge ülkeleri ve Birleşmiş Milletler Temsilcisi tarafından Hamas ile iletişim kuruldu. Tüm arabuluculara mesajımız netti; Kudüs ve Mescid-i Aksa kırmızı çizgidir, halkımızın kutsallarına yönelik her türlü provokasyon çatışmayla karşılık bulur ve Gazze’de yeni bir savaş için çabalamıyoruz. Gazze’deki direniş tüm gelişmeleri takip ediyor ve eli tetikte. Çünkü biz tek bir milletiz. Kutsallarımız ihlal edildiğinde, bütün bölgelerde halkımız kendisini savunma görevini yerine getirecektir” ifadelerini kullandı.
Hamas yöneticilerinden Mahmud Mardavi, ‘İsrail işgali’ ile uzlaşıya vardıklarına dair basında çıkan haberlerin asılsız olduğunu belirtti. Mardavi, dün yaptığı açıklamada, dolaşıma koyulan bu tür haberlerin “kutsallarını savunmak için çetin bir savaş veren ve bu savaşta sahip oldukları en kıymetli şeyi feda eden Filistin halkının manevi duygularına zarar vermeyi hedeflediğini” vurguladı. Bu tür haberlerin yayılmasına katkı verilmemesini talep eden Mardavi, Hamas Hareketi yönetiminin ‘işgalin Mescid-i Aksa’nın saygınlığını ihlal ederek dayattığı’ krizi yatıştırmak için Filistinli gruplarla ortaklaşa bir şekilde arabulucu taraflarla diyalog kurduklarını belirtti.
Hamas Siyasi Büro Üyesi Cebbarin, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail ile uzlaşı olmadığını söyledi.
Cebbarin, “Hamas Hareketi Siyonist İsrail'in halkımıza, kutsallarımıza ve özellikle mübarek Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırganlığını durdurmak için eldeki tüm araçlarla sahadaki çabalarını ve siyasi temaslarını sürdürüyor. İşgal ile uzlaşı yok. Batı Şeria ve işgalcinin (İsrail) içindeki Filistinlileri mübarek Mescid-i Aksa’da nöbet tutma ve itikafa girmeye çağırıyorum” dedi.
Hamas Siyasi Büro lideri İsmail Heniyye, dün ve önceki günler Mısır Genel İstihbarat Teşkilatı yetkililerinin yanı sıra Katar, Umman ve Birleşmiş Milletler yetkilileriyle bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi.
Hamas’tan yapılan açıklamada, Heniyye’nin Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud Elbusaidi ve Genel İstihbarat Teşkilatı yetkililerini telefonla aradığı, Birleşmiş Milletler (BM) Orta Doğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Tor Wennesland tarafından telefonla arandığı, Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’den mektup aldığı bildirildi. Bu görüşme trafiği, Heniyye’nin Arap Birliği Genel Sekreteri Dr. Ahmed Ebu Gayt, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Abdullahiyan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı temaslarının ardından geldiği belirtildi. Açıklamada tüm bu temaslarda İsrail’in saldırgan uygulamalarını durdurma meselesinin ele alındığı ifade edildi.
Öte yandan Fas Krallığı yaptığı açıklamada İsrail işgal güçlerinin Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskını, kapılarını kapatmasını, Aksa içinde ve avlusunda namaz kılan savunmasız kişilere yönelik saldırısını şiddetle kınadı. Fas Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan yazılı açıklamada, “Fas Krallığı, mübarek Ramazan ayında Mescid-i Aksa'nın kutsallığına ve İslam ümmetinin vicdanındaki yerine yönelik bu açık saldırının ve sistematik provokasyonun, kin, nefret ve radikalleşme duygularını güçlendirebileceğini ve bölgede barış sürecinin yeniden canlandırılması şansını yok edebileceğini düşünmektedir” ifadeleri kullanıldı. Fas Kralı 6. Muhammed halihazırda İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı Kudüs Komitesi’nin başkanlığını yürütüyor.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayid Al Nahyan'ın Diplomasi Danışmanı Dr. Enver Karkaş, BAE yönetimi ve halkının şiddetin her türlüsünü reddeden ve Aksa’nın kutsallığını ihlal eden her türlü uygulamaların durdurulmasını destekleyen duruşunun bir ifadesi olarak, ülkesinin İsrail güçlerinin mübarek Mescid-i Aksa’ya yaptığı baskını kınadığını söyledi. Karkaş, dün Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Şiddete başvurmak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti de dahil olmak üzere siyasi bir çözüme ulaşmaya dönük ortak çabalarımızı engelliyor” ifadesini kullandı.
BAE Dışişleri Bakanlığından önceki gün yapılan yazılı açıklamada İsrail'in, Mescid-i Aksa'da sivillerin yaralanmasına yol açan baskını şiddetle kınandı.
Sükunet çağrısının yapıldığı açıklamada, İsrail makamlarının Filistinlilerin dini ritüellerini yerine getirmesine saygı göstermesi ve Mescid-i Aksa'nın kutsallığını ihlal eden her türlü uygulamayı durdurması gerektiğine vurgu yapıldı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.