Fas ve Cezayir arasındaki silahlanma yarışı hangi noktada sona erecek?

İlk kurban olan barış ve kalkınmadır.

Fas ve Cezayir arasındaki silahlanma yarışı sürüyor. (AFP)
Fas ve Cezayir arasındaki silahlanma yarışı sürüyor. (AFP)
TT

Fas ve Cezayir arasındaki silahlanma yarışı hangi noktada sona erecek?

Fas ve Cezayir arasındaki silahlanma yarışı sürüyor. (AFP)
Fas ve Cezayir arasındaki silahlanma yarışı sürüyor. (AFP)

Hasan el-Eşref
2021 yılındaki küresel askeri harcamalar ilk kez 2 trilyon dolar eşiğini aşarak, ardı ardına yedinci yıl da dikkate değer şekilde artmayı sürdürdü. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) yakın tarihli bir raporuna göre ‘Büyük Beşli (ABD, Çin, Hindistan, Birleşik Krallık ve Rusya)’, küresel harcamaların yüzde 62’siyle silaha en fazla harcama yapan ülkeler listesinin ilk sıralarında yer aldılar.
Çatışmalar, silahlanma, silah kontrolü ve silahsızlanma alanlarında araştırmalar yürüten bağımsız bir kurum olan aynı enstitü, pandeminin yarattığı devasa ekonomik yansımalara rağmen koronavirüs pandemisinin ikinci yılında küresel askeri harcamaların rekor seviyeye ulaştığını kaydetti.
Yapılan açıklamalara göre Afrika da bu eğilimler mevcut. Kıta’da askeri harcamalar 2021 yılında yaklaşık 40 milyar dolarlık bir bütçeyle yüzde 1,2’lik bir artış gösterdi. Kuzey Afrika ülkeleri, Kıta’nın askeri harcamalarının yarısından fazlasına tanık oluyor.
Kuzey Afrika ülkeleri arasında, iki önemkli komşu olan Fas ve Cezayir, silaha en çok harcama yapan ülkeler olarak öne çıkıyor. Cezayir, 2021 yılında askeri teçhizat ve silah alımı için 9,1 milyar dolar bütçe ayırırken Fas da aynı yıl 4,3 milyar dolar harcama yaptı.

Çılgın rekabet
Gözlemciler ve analistler, iki ülke arasındaki silah satın alma yarışının geçen yıl başlamadığını, aksine Sahra anlaşmazlığının sonucu olarak yıllar öncesinin birikimi olduğunu belirttiler. Fas, uzun bir süredir devam eden bu bölgesel soruna çözüm olarak bölge halkı için bir özerklik planı öneriyor. Cezayir ise Sahra’nın Fas egemenliğinden ayrılmasını talep eden Polisario Cephesi’ni destekliyor.
Fas Kraliyet Silahlı Kuvvetleri geçen haftalarda İsrail’den savunma amaçlı askeri ve güvenlik sistemleri satın aldı. Ayrıca fırkateyn ve savaş gemisi satın almak için İspanya ile bir anlaşma yaptı. Türk ‘Bayraktar TB2’ insansız hava araçlarına ve diğer askeri anlaşmalara ek olarak ABD’den de gelişmiş ‘JSOW’ jet füzeleri satın aldı.
Cezayir de Çin’den Rus tankları ve insansız hava araçları satın almasının yanı sıra ana silah ve askeri teçhizat tedarikçisi olan Rusya ile ‘Suhoy Su-57, Suhoy Su-34 ve Suhoy Su-34’ uçaklarını alacağı büyük askeri anlaşmalar imzaladı.
Askeri anlaşmalara yapılan harcamalar, iki ülke arasındaki bozulan ikili ilişkilerle bağlantılı. Cezayir, Rabat’a yöneltilen bir dizi suçlamanın ardından Ağustos 2021’de Fas ile diplomatik ilişkilerini tek taraflı olarak kesme kararı aldı.

Askeri harcamaları hızlandırma işaretleri
Askeri ve stratejik ilişkilerde Faslı uzman Dr. Muhammed Issam Laaroussi, iki ülke arasında Mağrip bölgesinin liderliği konusunda bir denge olduğuna dikkat çekti. Bu durumun, her iki tarafın da askeri kapasitelerini güçlendirme arzusunu artırdığını belirten Laaroussi şu ifadeleri kullandı:
“Güç dengesi ne kadar yüksek olursa iki ülke, askeri ve lojistik yeteneklerini, savunma ve saldırı kuvvetlerini ve gelişmiş yeteneklere sahip silahlarını o kadar hızlı güçlendirecektir.”
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Laaroussi, iki ülke arasındaki ‘saldırganlık’ oranına katkıda bulunan noktanın ‘Cezayir’in Sahra sorununu kışkırtması, Polisario Cephesi’ne verdiği destek ve Sahra’daki tampon bölgede sürpriz eylemler yoluyla bölgede yaşanan huzursuzluk’ olduğunu dile getirdi.
Dr. Muhammed Issam Laaroussi sözleirni şöyle sürdürdü:
“Askeri açıdan dengesizlik oluşması korkusu, özellikle verilerden de anlaşılacağı gibi daha fazlası Cezayir olmak üzere, iki ülkenin askeri harcamalarında aceleci davranmasına neden oluyor” dedi.
Laaroussi, Fas’ın ‘Afrika Aslanı’ ortak tatbikatlarında olduğu gibi ABD ve ayrıca Fransa ve diğer ülkelerle birlikte askeri ve güvenlik ittifakları yoluyla askeri dengelerinde değişikliklere giriştiğine dikkatiği açıklamasında şu değerlendirmede bulundu:
“Bu gerçek, Cezayir’in bu huzursuzluğu silahlanmaya yatırım yaparak telafi etme çabasına katkıda bulundu. Fas ise özellikle Polisario Cephesi’nin taciziyle sınırlarını güçlendirmeye çalıştı.”
‘Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Silahlı Çatışmalar ve Jeopolitik Dönüşümlerin Dinamikleri’ kitabının yazarı olan Laaroussi  “Fas’ın elde ettiği ve diğer ülkeleri Sahra’da özerklik önerisini desteklemek için harekete geçirdiği hayati diplomatik konumun, askeri harcamalar da dahil olmak üzere çözüm arayışları için komşu Cezayir’in bir tür izolasyonuna yol açtı” dedi.
Fas ve Cezayir arasında bir savaşın veya doğrudan askeri bir çatışmanın patlak verme boyutuyla ilgili soruya, Fas’ın uluslararası güçlerle kurduğu dengeli ittifaklar da dahil olmak üzere birçok nedenden dolayı bunun olası olmadığı cevabını veren Faslı uzman, bu nedenler arasında ‘Birleşmiş Milletler Batı Sahra Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın konuyu yeniden gözden geçirmesine dayanan uluslararası hamleler, bölgedeki krizler, Rusya- Ukrayna savaşı nedeniyle gergin uluslararası ortam ve büyük güçlerin Fas-Cezayir krizinin sonuçlarını kontrol etmesi’ gibi meseleler olduğuna dikkat çekti.

Yapay kinler
Askeri harcama verilerine ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Mağrib Çalışma Örgütü Başkanı ve Kriz Yönetimi Hususunda Uluslararası Araştırma ve Çalışma Grubu Direktörü Dr. İdris Lakreni, Mağrip bölgesinin geleceğini ‘kasvetli’ olarak nitelendirdi. Lakreni “Büyük imkân ve kaynakların silahlanmaya harcanması, Mağrib Birliği’ni zayıflatmakta ve birliği, dünyanın farklı bölgelerine kıyasla ticaret ve ekonomik açıdan daha az bağlantılı hale getirmektedir” dedi.
Lakreni, Independet Arabia’ya yaptığı açıklamada, askeri harcamalara yönelik bu hızla bir bağlılığın, Mağrib ilişkilerindeki ve özellikle de iki komşu arasındaki ilişkilerde şüphe ve belirsizlik durumunu sürdürdüğünü dile getirdi. Dr. İdris Lakreni ayrıca bu bağlılığın bölünmeyi sürdürdüğünü, şimdiki ve gelecek nesillerde Mağrip ülkelerinin çeşitli ortak bileşenlerinin dışına çıkan yapay kinler ürettiğini vurguladı.
‘Ulusötesi Kriz Yönetimi’ kitabının yazarı Lakreni açıklamasında “Cezayir ve Fas’ın askeri harcamaları, dünyadaki ülkelerin anlaşmazlıklarına son verebildikleri, ekonomik çıkarlarını birbirine geçirebildikleri ve askeri harcamaları azaltabildikleri bir zamanda geliyor” dedi. Mağrib’in geleceği hakkında duyduğu endişeyi de dile getiren Dr. İdris Lakreni, ‘özellikle bu gerginlikleri tamamen ticari amaçlar için kullanan silah ihraç eden ülkelerin var olması dolayısıyla’ bölgenin tüm olumsuz ve sert senaryolara açık olduğunu kaydetti.
Lakreni’ye göre Mağrib bölgesi, bir dizi ekonomik ve sosyal sorunun ardında yaşam savaşı veriyor. Lakreni silahlanma fonlarının ‘yol inşası yoluyla iş olanakları yaratılması, yatırımların çekilmesi, nüfusun gıda ihtiyaçlarının güvence altına alınması ve toplumdaki savunmasız ve yoksul grupların desteklenmesi’ gibi daha uygun alanlara yönlendirilmesinin daha uygun olacağını belirtti.
Fas’ın Cezayir’den ikili anlaşmazlıklara son vermesini defalarca talep ettiğine dikkat çeken Lakreni, kapalı kara sınırlarının açılması ve Mağrip’in inşanın güçlendirilmesi gibi gerçek konulara odaklanmak için diyalog elini uzattığını vurguladı. Ancak Lakreni’ye göre Cezayir makamları, kaçmayı tercih etti ve ikili ilişkilerdeki şüphe halini daha da kötüleştiren tek taraflı diplomatik boykot yolunu seçti.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı’nın eski tarihli bir açıklamasına göre Cezayir, ‘uzlaşma girişimine’ yanıt vererek Rabat’ı, ‘uzatıldığı iddia edilen elle resmi yalanlar ortaya koymak için tehlikeli maceralar işlemekle’ suçladı. Girişim, Fas Kralı 6. Muhammed’in 2021 yılı için yaptığı taht konuşmasında ilan edilmişti.



Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor

Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor
TT

Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor

Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri, Batı Sahili'nde elde ettiği kazanımları pekiştirirken Babülmendeb Boğazı'na hakim bölgedeki mevzilerini güçlendirdi. Bu gelişmeler, Yemen'in batısındaki Taiz vilayetine bağlı el-Vaziye ilçesinde ilerleyişin sürdürülmesiyle eş zamanlı olarak yaşandı. Operasyonlar, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülürken Taiz'in güney kırsalında ve kent çevresindeki cephelerde Husilerle çatışmalar devam ediyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, son saatlerde 1.800'den fazla Husi unsurunun etkisiz hale getirildiğini açıklarken orduya ait verilere göre Husilerin son iki hafta içinde farklı cephelerde düzenlenen hava ve kara saldırıları sonucunda yaklaşık 10 bin ölü ve yaralı verdiği bildirildi.

Yemen askeri medyasına göre Ulusal Kalkan Güçleri, Amalika Tugayları ve Müşterek Kuvvetler, Kahbub cephesinde kontrolü tamamen sağladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendeb'e hakim yüksek kesimlerdeki konumunu güçlendirirken stratejik öneme sahip bu hattın güvenliğini sağlama kapasitesini de artırdı. Operasyonlar Batı Sahili'nde devam ediyor.

Yemen'in Taiz vilayetindeki Acil Durum Komitesi, Husilerin kontrolüne geçen ilçelerde güvenlik koşullarının olağanüstü boyutlara ulaşması nedeniyle okullar, enstitüler ile kamu, vakıf ve özel üniversitelerde eğitime ara verdi. Komite ayrıca söz konusu bölgelerdeki kamu kurumlarında çalışan personele geçici izin verdi.

Birleşmiş Milletler ise Husi saldırılarının, yerinden edilmelerin ve insani yardımların bölgeye ulaştırılmasına yönelik kısıtlamaların artmasıyla Taiz'deki insani durumun daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Ana yolların kapalı kalması, sınırlı hizmet ve kaynaklar üzerindeki baskının artmasıyla birlikte bölgedeki insani koşullar ağırlaşıyor.

Birleşmiş Milletler, yayımladığı son raporda Taiz kentine doğudan ulaşan yolun hâlâ kapalı olduğunu belirtti. Aden ile Taiz arasındaki yolların kesilmesi ise Aden depolarından gelen başlıca ikmal hatlarından birinin devre dışı kalmasına yol açtı. Bu durum, insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşma ve giderek artan ihtiyaçlara yanıt verme kapasitesini sınırlıyor.


Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu

Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu
TT

Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu

Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu

Yemen'de Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, Riyad'a düzenlenen saldırıda kullanılan bir balistik füze fırlatma rampasının imha edildiğini duyurdu.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, imha operasyonunun Suudi Arabistan'a yönelik eli kulağında bir saldırının hazırlıkları sürerken, Sana'da gerçekleştirildiğini bildirdi.

Koalisyon daha önce dün, Husi milisler tarafından fırlatılan bir balistik füzenin Riyad şehrinin kuzeyinde engellenerek imha edildiğini açıklamıştı.

Tümgeneral el-Maliki, "Fırlatma rampasını Koalisyonun istihbarat sistemiyle Sana semalarında takip ediyoruz ve imha edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Süveyda'da el-Hicri yandaşlarının 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail'e destek vermesi kınandı

Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
TT

Süveyda'da el-Hicri yandaşlarının 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail'e destek vermesi kınandı

Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)

Suriye'nin Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Süveyda vilayetindeki kaynaklar, Ruhani Lider (Şeyh el-Akl) Hikmet el-Hicri'nin takipçileri tarafından çarşamba günü 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde İsrail ile dayanışma amacıyla düzenlenen etkinlikleri kınadı. Suriye hükümeti ile Dürziler arasında arabuluculuk yürüten Dürzi bir isim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Hicri hareketine karşı "alternatif bir akımın" oluşumunun tamamlandığını açıkladı.

Süveyda kentinde bugün, İsrail bayraklarının yanı sıra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile vilayetin büyük bölümünde (Süveyda kenti dahil) kontrolü elinde tutan "Ulusal Muhafızlar" grubunun lideri Şeyh Hicri'nin fotoğraflarının taşındığı bir gösteri ve konvoy düzenlendi. Kendisine bağlı güçlerle daha önce "Başan Devleti" adını verdiği yapının kuruluşunu ilan eden Hicri kanadı, bu gösteriyi 2023'ten bu yana Gazze savaşını başlatan 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde İsrail ile dayanışma amacıyla gerçekleştirdi.

Süveyda kentindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a yaptıkları değerlendirmede, "Hicri'nin çeteleri" olarak nitelendirdikleri grubun katıldığı bu etkinliklerin İsrail'in kucağına atılmak için izlenen yöntemlerden biri olduğunu belirterek, bunun yerine İsrail tarafından katledilen binlerce Gazzeli çocukla dayanışma gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

vfgbhj
Süveyda'da Hikmet el-Hicri yanlısı grubun, 7 Ekim olaylarında İsrail işgaliyle dayanışma amacıyla düzenlediği yürüyüş (Hicri yanlısı web siteleri)

Diğer yandan, Süveyda vilayetinde Temmuz 2025'teki kanlı olaylardan bu yana süren krizi çözmek amacıyla "Suriye hükümeti ile Dürziler arasında arabuluculuk" yürüten Dürzi bir kaynak, 15 üyeden oluşan ve Süveyda'daki aileleri, şeyhleri, akademisyenleri ile entelektüel kesimleri temsil eden geniş bir danışma kuruluna sahip "Acil Durum Komitesi"nin kurulduğunu açıkladı. Kaynağımız, bu aşamada arabuluculuk sürecinin gizliliğini ve katılanların güvenliğini sağlamak adına isminin açıklanmamasını tercih etti.

Kaynak, komitenin Süveyda içinden ve dışından Dürzi şahsiyetlerin yanı sıra yurt dışındaki Suriyeli Dürzi toplumundan isimleri de barındırdığını kaydetti.

Suriye içi çözüm

Kaynak; hükümet ile Süveyda halkı arasında, Şeyh Hicri'nin artık çözümün değil sorunun bir parçası haline geldiği yönünde zımni bir uzlaşma ve yüksek bir bilincin bulunduğunu belirtti. İki taraf arasında "her türlü çözümün Suriyeliler arasında (Suriye içi) olması gerektiği ve bundan taviz verilmeyeceği" konusunda prensip anlaşması sağlandığı ifade edildi.

Süveyda halkının tamamının, hükümetin Temmuz 2025 olaylarından önce Süveyda halkı tarafından sunulan neredeyse tüm talepleri kabul ettiğinin ve vilayet halkının güvenliğini ve onurunu güvence altına alacak şekilde hâlen pek çok şey sunmaya hazır olduğunun bilincinde olduğunu belirten kaynak, iki tarafın çıkarının ortak olduğunu vurguladı: Tüm ülke topraklarında Suriye egemenliğinin sağlanması ve özellikle kendi bölgeleriyle ilgili konularda Dürzilerin ulusal karar alma süreçlerinde temsil edilmesi.

Ancak sözcü, Suriye hükümetinin Dürzilerle çalışırken "vatansever olan fakat Süveyda'daki çözümlerin niteliği konusunda hükümetle kısmen ayrışan güçlü Dürzi ulusal figürleri göz ardı etme ve ötekileştirme eğiliminde olduğu" eleştirisinde bulundu.

Sözcü, "Suriye hükümeti, vilayetteki Dürzilerin Şam karşısında kendilerini kararlı bir şekilde temsil edemeyeceğini ve haklarını talep edemeyeceğini düşündüğü kişileri destekledi. Dolayısıyla toplumun kaygılarını, çıkarlarını ve endişelerini temsil eden liderlerle temas kurmadı" dedi.

Bu durumun hükümet tarafından düzeltilmesi gereken bir sorun olduğunu vurgulayan sözcü; dış güçlerin piyonu olmayan, hükümet karşısında eğilmeyen, aynı zamanda hem vatanın hem de toplumun çıkarlarını kararlılıkla savunan Dürzi şahsiyetlerle iş birliği yapılması gerektiğini ifade etti.

cvfg
Süveyda'dan Suriye vatandaşları günlük işlerini kolaylaştırmak adına valilik binasında işlemleriyle ilgileniyor (Süveyda Valiliği)

Sözcü, "Süveyda krizini çözmek için büyük bir umut var, ancak asıl sorun İsrail'de. Bu iki konu birbiriyle yakından bağlantılı; bunların birbirinden ayrılması ve Süveyda sorununun Suriyeliler arasında çözülmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arabuluculuk sürecinin şu anda hükümetin ne sunacağı ve Süveyda halkının neyi kabul edeceği üzerine odaklandığını kaydedederek, hükümet tarafının bu taleplere olumlu cevap verdiğini belirtti.

Sonuç olarak her iki taraf arasında büyük bir uzlaşı ve Suriyeliler olarak çıkarlarının ortak olduğuna dair bir bilinç bulunuyor. Dürzi toplumuna zarar veren şey Suriye'ye de zarar verir; Suriye'ye zarar veren şey Dürzi toplumuna da zarar verir. Ancak süreç, vilayette her türlü çözümü engelleyen odaklarla —yani Hicri'nin oğlu Selman tarafından yönetilen 'Güvenlik Ofisi' liderliğiyle— nasıl bir çözüm izleneceğine bağlı.

Tamamen güvenlik odaklı bir engel

Sözcü, masada pek çok çözümün bulunduğunu ancak bunlar üzerinde uzlaşmanın, arabuluculuk aşamasından tek masa etrafındaki doğrudan müzakereler aşamasına geçildiğinde gerçekleşeceğini vurguladı.

Sözcü şöyle devam etti: "Müzakerelerde siyasi ve sosyal boyutun çözüldüğü, birçok konuda anlaşmaya varıldığı görüldü. Geride kalan tek engel tamamen güvenlik odaklı; o da vatansever bir unsur olduğu için 'çetelerle' mücadele edecek, para, mühimmat ve medya desteğiyle güçlendirilecek tarafın kim olacağı meselesidir."

Komitenin gün yüzüne çıkması için ABD Elçisi ve uluslararası toplum tarafından "çete" olarak nitelendirilen yapıların nüfuzuna son verilmesi gerektiğini belirten kaynak, "Şu anda üzerinde çalışılan ve incelenen sorun bu; burada İsrail faktörü devreye giriyor" dedi.

Sözcü, "2026 yılı başından bu yana İsrail'in Hicri'ye maddi destek göndermediğini" belirterek, ABD'nin genel olarak Suriye konusunda İsrail üzerinde muazzam bir baskı uyguladığına ve Süveyda'nın Suriye-ABD-İsrail ilişkilerinde küçük bir detay olduğuna dikkat çekti.

Sözcü konuşması sırasında, ellerine ihanet, doğrudan ajanlık ve vatana komplo bulaşmamış kişiler ile "çete ve çapulcu" olarak nitelendirilenler arasında ayrım yapılması gerektiğini, birinci gruptakilerin Süveyda'da ve gelecekte devlet kurumlarında yeri olacağını vurguladı.

"Ulusal Muhafızlar" içindeki anlaşmazlıklar artıyor

"Ulusal Muhafızlar" bünyesindeki gruplar arasında artan anlaşmazlıkların bir göstergesi olarak, Süveyda'daki en büyük yerel silahlı gruplardan biri olan (yaklaşık 8 bin savaşçıya sahip) "Rical el-Kerame" (Onurlu Adamlar Hareketi) liderlerinden Basım Ebu Fahr, isim vermeden Hicri ve destekçilerini, vilayet halkını bir "kan projesine" sürüklemekle suçladı.

Ebu Fahr, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "İnsanları bir kan projesinin içine soktular; bunun için başkalarını kışkırtan, aşağılıkları öne çıkaran ve şerefli insanları arkadan bıçaklayan yüzlerce hesap görevlendirdiler. Sonunda kandırılanların zihninde hakkı batıl, batılı da hak yaptılar."

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre Ebu Fahr ailesinden paylaşılan bu ifadeleri kınamaları ve reddetmeleri istendi; ancak ailenin çoğunluğu bu metni reddetmeyi kabul etmedi.