Trablus’ta gerilim çatışmaların durmasıyla sonlandı

Akile Salih: Petrol üretilmeli ancak gelirleri dondurulmalı.

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’le görüştü. (Temsilciler Meclisi) 
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’le görüştü. (Temsilciler Meclisi) 
TT

Trablus’ta gerilim çatışmaların durmasıyla sonlandı

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’le görüştü. (Temsilciler Meclisi) 
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’le görüştü. (Temsilciler Meclisi) 

Libya’daki kırılgan geçiş otoritesi troykası, Trablus’un batısındaki Cenzur kırsalında yaşanan çatışmalara dair sessizliğini korudu. Önceki gün Cenzur’da milis grupları arasında çıkan çatışmalar sonucu yaralanmalar meydana gelmiş, çok sayıda özel mülk ve araç tahrip edilmişti. Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams’ın girişimiyle, Libya Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi'nin temsilcilerinin ‘ertelenmiş seçimlere anayasal zemin bulma’ amacıyla Kahire'de gerçekleştirdiği ikinci tur toplantılarının devam ettiği bildirildi.  
Libya yerel medya kuruluşları dün, Cenzur kırsalında milis güçleri arasında çıkan çatışma sonucu yakılarak tahrip edilmiş çok sayıda aracın görüntülerini yayınladı. Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi ve Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti olaylarla ilgili herhangi bir açıklama yapmaktan kaçındı. Cenzur Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Muammer el-Davi liderliğindeki 55. Piyade Tugayı’nın önceki gün kentteki bir askeri noktaya saldırı düzenlediği, sivillere ait özel mülklerin ve araçların tahrip edildiği ve elektrik dağıtım merkezinin hedef alındığı belirtildi. Açıklamada Ulusal Birlik Hükümeti’nin ve kendisine bağlı genel kurmak başkanlığının müdahalede bulunarak bölgede faaliyet gösteren milis gruplarının dağıtılması için gerekli önlemleri alması talep edildi.  
Cenzur Emniyet Müdür Albay Sıddik Atavi, olaylar sonucu biri ağır olmak üzere 12 vatandaşın yaralandığı bilgisini verdi. Olayların durulduğunu ve sahil yolunun açıldığını belirten Atavi, çatışma yaşanmaması için gerekli önlemlerini aldıklarını söyledi. Ancak Cenzur Hastanesi acil bölüm şefi Muhammed Ayyad ulusal bir televizyona yaptığı açıklamada yaralı sayısının 20 olduğunu aktardı. 
Cenzur sakinleri, 55. Piyade Tugayı unsurlarının Fursan Tugayı’nın kontrol noktasına saldırı düzenlemesinin ardından korku dolu saatler geçirdi. Fursan Tugayı’ndan bir yetkili, çatışmaların sona erdiğini ve sahil yolunun trafiğe açıldığını söyledi. Cenzur Eğitim Müdürlüğü, öğrencilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla bir gün süreyle okulların tatil olmasını kararlaştırdı. Yerel medyanın yayınladığı video kayıtlarında, ilçe içinde çok sayıda tankın hareket ettiği ve adeta bir savaş ortamı oluştuğu görüldü. Alınan bilgiye göre 55. Piyade Tugayı lideri Muammer el-Davi, Fursan Tugayı’nı bir unsurunu öldürmekle suçladı ve intikam amacıyla rakip grubun kontrolündeki kontrol noktasına saldırılması talimatı verdi.  
Libya Ulusal Ordusu (LUO) komutanlarından Tuğgeneral Halid el-Mahcub, ülkedeki silahlı gruplar arasında ‘silahlar aracılığıyla iletişim kurulduğunu’ ve uluslararası toplumun bu sahneye müdahaleden aciz olduğunu söyledi. Milis gruplarının dağıtılması gerektiğini vurgulayan Mahcub, ülkedeki krizin çözülmesinin önündeki en önemli engellerden birinin bu milis gruplarının varlığı olduğunu ifade etti. Daha önceki Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Trablus’taki milis güçlerinin önünü açmasının uluslararası toplumun bilgisi dahilinde gerçekleştiğini savunan Mahcub, Birleşmiş Milletler ve uluslararası güçleri, milislere göz yumarak ülkedeki krizi derinleştirmekle suçladı.  
Mahcub ayrıca Ulusal Ordu Başkomutanı Mareşal Halife Hafter’in talimatıyla Cezayir ile olan sınır kapılarının kapatıldığı yönündeki söylentileri yalanladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu söylentiler ülkede istikrarın oluşmaması için çaba gösteren çevreler tarafından yayılan yalanların bir parçasıdır. Cezayirle olan sınırların kapatılması söz konusu değildir. Bu yalanları yayanlar Ulusal Ordu’nun imajını hedef alıyorlar.”  

Williams-Salih görüşmesi
Diğer  yandan Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams’ın girişimiyle, Libya Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi'nin Libya Ortak Komitesi'nin ‘ertelenmiş seçimlere anayasal zemin bulma’ amacıyla Kahire'de gerçekleştirdiği ikinci tur toplantılarının devam ettiği bildirildi. Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Stephanie Williams ile Kahire toplantılarında anayasa taslağındaki tartışmalı noktaların değiştirilmesine yönelik anayasal yol ve çabaların yanı sıra genel bütçeye dair görüş alışverişinde bulunduklarını açıkladı. Salih ayrıca Temsilciler Meclisi’nin, İstikrar Hükümeti’nin silahlı grupların etkisi dışında özgürce çalışabilmesine destek vermek amacıyla Sirte’de bir toplantı düzenleyeceğini doğruladı. Williams ise Kahire’de görüştüğü Akile Salih’le sağlam bir anayasal çerçeveye dayalı kapsamlı ve şeffaf seçimlerin mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi için iki meclis arasında fikir birliğine varmanın önemi konusunda hemfikir olduklarını söyledi.  
Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ülkedeki ‘petrol gelirleri kriziyle’ ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Mevcut durum Libya halkının çıkarlarının korunmasını gerektiriyor. Küresel piyasalarda yükselen petrol fiyatlarından Libya halkı mümkün olan en iyi şekilde istifade etmelidir. Dolayısıyla petrol üretimi ve arzı kesintiye uğramamalı, kamu kaynaklarının israfının önüne geçilmesi için bu alanlar siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır.”  
Libya’nın dışarıdaki petrol gelirlerinin dondurulduğunu vurgulayan Salih, söz konusu gelirlerin tüm Libyalıların eşit bir şekilde istifadesine sunulacağının güvencesi alınmadan serbest bırakılmayacağını ifade etti. ABD’nin Libya Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada ise Libya Ulusal Petrol Şirketi’nin Libya bankasının dış hesaplarındaki petrol parasının geçici olarak dondurulmasının desteklendiği ve taraflar arasında söz konusu paranın nasıl harcanacağına dair bir mekanizma üzerinde uzlaşılana kadar bu kararın sürdürülmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca Libyalı tarafların talepleri doğrultusunda söz konusu mekanizmanın oluşturulabilmesi için teknik destek vermeye hazır oldukları kaydedildi. Açıklamada Libya’da petrol üretimi ve arzının yeniden başlamasının hem Libya halkı hem de uluslararası piyasalar için önem arz ettiği, ayrıca petrol gelirlerinin adil dağılımı için bir mekanizma belirlenmesinin de aciliyet içerdiği belirtildi. Petrol gelirlerinin dağılımı ile ilgili geçen ay Libyalı taraflar arasında görüşmeler yapıldığı da hatırlatıldı. Bu arada Tobruk’ta protestocular Arap Körfezi Şirketi tarafından işletilen Harika Limanı’nı işgal ederek ticari faaliyete engel oldu. Protestocular Tobruk rafinerisinin önünde okudukları bildiride, söz konusu engelleme girişimini ülkedeki tüm siyasi oluşumları protesto etme amacıyla başlattıklarını vurguladılar.



Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesi ve bunun yol açtığı taşkınların gölgesinde Deyrizor’da

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesi ve bunun yol açtığı taşkınların gölgesinde Deyrizor’da

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed al-Sharaa, cuma günü bakanlardan oluşan bir heyet eşliğinde Deyrizor vilayetine geldi. Resmi Suriye Arap Haber Ajansı SANA’ya göre ziyaretin amacı, Fırat Nehri’ndeki su seviyesinin yükselmesi ve bunun yol açtığı taşkınlar nedeniyle vilayetteki durumu ve insani ihtiyaçları yerinde incelemek.

Suriye Devlet Başkanı’nın daha önce, babası Hüseyin eş-Şara’nın yaptığı açıklamaların sosyal medyada büyük tepki çekmesinin ardından Deyrizor halkından özür dilemişti.

Hüseyin eş-Şara, Asharq News tarafından hazırlanan “Syria Cast” adlı podcast programında konuşurken, 1963 darbesinden sonra “sınıfsal yapının” Suriye toplum dokusu üzerindeki etkisine değinmişti. Kentlilerin kırsal kesim insanlarına karşı “üstten bakan” yaklaşımından ve kırsal kesimin şehir halkına yönelik “öfkesinden” söz eden eş-Şara, siyasi ve kültürel bilinç düzeyleri arasında fark bulunduğunu da savunmuştu.

Söz konusu konuşmanın bazı bölümleri sosyal medyada geniş şekilde dolaşıma girdi. Özellikle Deyrizor halkına yönelik “aşağılayıcı” olarak değerlendirilen ifadeler tepki çekti ve vilayet sakinleri, Hüseyin eş-Şara’dan özür talep etmek amacıyla protesto gösterisi düzenledi.

Bunun ardından Hüseyin eş-Şara, Facebook hesabından bir açıklama yayımlayarak sözlerinin “bağlamından koparıldığını” belirtti. Açıklamasında, konuşmasının kırsal kesimin geçmişte maruz kaldığı “dışlayıcı politikalar” nedeniyle köyler ile şehirler arasındaki uçurumu ele aldığını, Deyrizor halkını hedef alma amacı taşımadığını söyledi.

efrgthy
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (AFP)

Ayrıca vilayet halkıyla güçlü ilişkileri bulunduğunu ifade eden eş-Şara, röportajdan “gerekçesiz hakaret” olarak değerlendirilen bölümün çıkarılmasını daha sonra talep ettiğini belirtti. Konuşmasının o dönemde kırsal ve şehir kökenli kişilerin yönetime gelmesiyle ilgili olduğunu kaydetti.

Daha sonra Ahmed eş-Şara, Deyrizor Valisi ve vilayetin önde gelen isimleriyle telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Deyrizor halkının tüm Suriyeliler nezdinde büyük bir yere sahip olduğunu söyleyen Şara, “Deyrizorlular bizim dostlarımız, dayanağımız ve başımızın tacıdır” ifadelerini kullandı.

Şara ayrıca, vilayet halkına yönelik hakaretlerin “önce kendisini yaraladığını, sonra Deyrizor halkını incittiğini” söyledi. Haklarının korunacağını vurgulayan Suriye lideri, “Deyrizor halkının tarihi ve ulusal duruşları sözlerden önce gelir ve onların lehine tanıklık eder” dedi.

Yaşananların “muhtemelen bir dil sürçmesi ya da bazı ifadelerin bağlamından koparılması sonucu” meydana geldiğini ifade eden Şara, babası adına vilayet halkından özür dilediğini ve “Deyrizor’un kırsal ve şehir kesimindeki halka duyulan sevginin derinliğini” vurguladı.

Telefon görüşmesi sırasında vilayetten bir kişi, Suriye Devlet Başkanı’nı Deyrizor’u ziyaret etmeye davet ederek halkın onu karşılamak için “sabırsızlandığını” söyledi. Şara ise valiyle en kısa sürede ziyaret düzenlenmesine ilişkin hazırlıkları görüştüğünü belirtti.

Suriye Devlet Başkanı ayrıca vilayeti desteklemek amacıyla hazırlanan kalkınma projeleri paketinden söz etti. Bu projeler arasında hastaneler, köprüler ve ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen yatırımlar bulunuyor. Şara, Deyrizor’un önümüzdeki dönemde “Suriye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri” hâline gelmesini umut ettiğini dile getirdi.

Suriye’de sosyal medya platformlarında ise konu geniş tartışmalara yol açtı. Bazıları Devlet Başkanı’nın babasının açıklamalarını “kabul edilemez bir hakaret” olarak değerlendirirken, bazıları da söz konusu ifadeleri geçmişteki toplumsal gerçekliğin ve birçok toplumda bulunan geleneklerin bir tasviri olarak yorumladı. Bununla birlikte eleştiriler, konuşma sırasında bazı ifadelerin uygun şekilde seçilmemiş olması ve açıklamaların “doğaçlama” bir üslupla yapılmış olması üzerinde yoğunlaştı.


Hamas’tan arabuluculara mesaj: İsrail ihlalleri müzakereleri sabote ediyor

Hamas’tan arabuluculara mesaj: İsrail ihlalleri müzakereleri sabote ediyor
TT

Hamas’tan arabuluculara mesaj: İsrail ihlalleri müzakereleri sabote ediyor

Hamas’tan arabuluculara mesaj: İsrail ihlalleri müzakereleri sabote ediyor

Şarku’l Avsat, Gazze Şeridi’nde yürürlükte bulunan ateşkes anlaşmasına ilişkin olarak Hamas Hareketi’nin kısa süre önce arabuluculara gönderdiği belgeye ulaştı. İsrail’in artan ihlalleri nedeniyle, 10 Ekim 2025’te anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana 930’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, perşembe akşamı Hamas liderleriyle kısa süre önce görüşen bölgesel bir diplomata dayandırdığı haberinde, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul etmeyeceğini, ABD’nin İsrail’in Gazze Şeridi’nde büyük çaplı askeri operasyonlar düzenlemesini engelleyeceğine inandığını aktardı. Haberde ayrıca hareketin güç kazandığı, özgüvenini artırdığı ve özellikle İsrail güçlerinin çekilmesinin ardından Gazze üzerindeki kontrolünü pekiştirdiği belirtildi.

Ancak Hamas’tan üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu haberlerin tamamen gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kaynak, İsrail’in ihlalleri ve siyasi tıkanıklık konusundaki hareketin tutumuna ilişkin olarak arabuluculara yakın zamanda bir belge gönderildiğini ifade etti. Hamas yetkilisi, özellikle Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin arabulucuların son önerilerine ve “Barış Konseyi”nin Gazze’deki yüksek temsilcisi Nikolay Mladenov aracılığıyla sunduğu yol haritasına karşı olumsuz tavır aldığını belirtti.

Kaynak ayrıca Hamas’ın son dönemde bölgede diplomatlarla herhangi bir görüşme yapmadığını, yalnızca müzakere turları çerçevesinde Mladenov ile ABD yönetimi ve “Barış Konseyi”ni temsil eden bazı isimlerin katıldığı toplantıların gerçekleştirildiğini söyledi.

fdvbfb
Birleşmiş Milletler Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'un New York'taki Güvenlik Konseyi önünde yaptığı konuşmanın arşiv fotoğrafı (Birleşmiş Milletler)

Aynı kaynak, Kurban Bayramı öncesinde yapılması planlanan müzakere turunun bayram tatili sonrasına ertelendiğini açıkladı. Yeni turun tarihi henüz netleşmezken, Hamas liderliğinden bir heyetin gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Mısır’ın davetiyle Kahire’ye gitmeye hazırlandığı belirtildi.

Kaynak, son dönemde öldürme operasyonlarının tırmandırılması ve sivillerin hedef alınmasının sürmesine karşı protesto mesajları iletildiğini, bunun dışında yeni bir gelişme yaşanmadığını ifade etti.

Hamas, söz konusu belgeyi Mısır’daki arabuluculara gönderirken bir nüshasını da Katar ve Türkiye’ye iletti. Bu ülkeler aracılığıyla belge, “Barış Konseyi” ve ABD yönetimi dâhil başka taraflara da aktarıldı.

Mesajın içeriği

Belgenin 20 Mayıs tarihli giriş bölümünde, son müzakere turlarında Kahire ve İstanbul’da arabulucuların tarafların görüşlerini yakınlaştırmak için gösterdiği çabalara değinildi ve bu girişimlerin taraflar arasındaki farkları azaltmayı başardığı ifade edildi.

Belgede, İsrail’in saldırıları genişletmesi, suikastlar düzenlemesi ve Filistinlileri, müzakere heyetini, ailelerini ve müzakere süreciyle bağlantılı kişileri hedef almasının olumsuz bir atmosfer yarattığı, bunun da müzakerelerin doğal seyrinde ilerletilmesine yönelik arabulucu çabalarını sekteye uğrattığı belirtildi.

sd
Netanyahu, 9 Ocak 2026'da Kudüs'te Mladenov ile el sıkışıyor (EPA)

Hamas belgesi ayrıca Nikolay Mladenov’un kısa süre önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı bilgilendirmeyi eleştirerek, açıklamaların yanıltıcı içerikler taşıdığını ve müzakere sürecinin tıkanmasından Hamas’ı sorumlu tuttuğunu kaydetti. Belgede, hareketin Şarm eş-Şeyh Anlaşması’ndaki tüm maddelere tam bağlılık gösterdiği, buna karşın anlaşmayı engelleyen ve arabulucuların çabalarını sabote eden tarafın İsrail olduğu savunuldu.

Belgede Hamas ve Filistinli grupların müzakere sürecine ve bunun önemine bağlı olduğu vurgulanırken, mevcut tıkanıklığı aşacak fikirler geliştirmek için ciddi çaba gösterildiği ifade edildi. Ayrıca arabulucularla iş birliğinin artırılmasının gerekli olduğu belirtildi.

Hamas, arabuluculardan İsrail’e günlük ihlallerini durdurması için baskı yapılmasını talep etti ve bu ihlallerin gerekli görevlerin yerine getirilmesini engellediğini kaydetti.

Belgede, arabuluculara sunulacak uygun bir formül üzerinde istişareler sürerken İsrail’in Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın komutanı İzzeddin el-Haddad’a yönelik bir suikast düzenlediği belirtildi. Bunun iletişim ve istişare sürecini aksattığı ifade edildi.

Hamas, istişarelerin tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde arabulucularla yeniden temas kurarak müzakere sürecinin devamı için uygun bir formül bulunmasını umduğunu dile getirdi.

“Şarku’l Avsat”, bir aydan uzun süre önce “yol haritası” olarak tanımlanan önerinin tüm ayrıntılarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamanın geri kalan maddelerinin tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerinde müzakerelerin yürütülmesini hedefliyordu.

Ancak Hamas ve İsrail’in öne sürdüğü şartlar yol haritasının uygulanmasını engelledi. Taraflar arabulucular üzerinden karşılıklı yanıtlar verirken, görüşlerin yakınlaştırılması için çeşitli girişimler yapıldı ve daha sonra belli ölçüde ilerleme sağlandı. Buna rağmen Netanyahu hükümetinin, herhangi bir adım atmadan önce Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin imzalı bir belge talep etmesi anlaşmada ilerlemeyi yeniden durdurdu. Ayrıca hükümetin, görevlerini üstlenmesi için Gazze Yönetim Komitesi’nin bölgeye girişine de izin vermediği belirtildi.


Hizbullah hükümeti düşürmek ile kontrolü kaybetmek arasında: Yeni bir siyasi denklemle karşı karşıya

Lübnan hükümeti, Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplandı. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan hükümeti, Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplandı. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah hükümeti düşürmek ile kontrolü kaybetmek arasında: Yeni bir siyasi denklemle karşı karşıya

Lübnan hükümeti, Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplandı. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan hükümeti, Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplandı. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

1992 yılında siyasi hayata girmesinden bu yana Hizbullah, yıllar içinde sınırlı etkisi olan bir parlamento aktöründen Lübnan’daki yönetim denkleminde temel taraflardan birine dönüştü. Önce yasama faaliyetlerine katılan örgüt, hükümetlere ise doğrudan ancak 2005 yılında, eski Başbakan Refik Hariri’nin suikasta uğraması ve Suriye ordusunun Lübnan’dan çekilmesinin ardından girdi.

O tarihten itibaren Hizbullah, ardı ardına kurulan hükümetler üzerinde kontrol ve nüfuz kurmaya çalıştı; bazılarını işlevsiz hale getirdi, bazılarını ise düşürdü. Bunu da “engelleyici üçte birlik blok” kavramını ve karar alma süreçlerinde uzlaşı zorunluluğunu gündeme getirerek yaptı. Ayrıca kendisi ve müttefiki Emel Hareketi, Şii bakanlık kotasının tamamını kontrol ederek bunu hükümetleri düşürmek ya da çalışmalarını engellemek için bir koz olarak kullandı.

Bu nedenle, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın “Halkın sokaklara çıkıp hükümeti ve Amerikan-İsrail projesini düşürme hakkı vardır” yönündeki açıklaması, örgütün hükümet kurma ve düşürme süreçlerindeki performansını yakından takip edenler açısından şaşırtıcı görülmüyor. Benzer şekilde Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi ve eski Bakan Mahmud Kamati’nin, “Cumhurbaşkanı veya hükümet çoğunluğu bu dönemde direnişi hedef almak istiyorsa bilsin ki onlar gelip geçici bir taraftır; biz ise bu ülkeye kök salmış durumdayız” sözleri de dikkat çekiyor.

Hükümetleri kuşatma süreci

Hizbullah’ın hükümeti düşürme amacıyla ilk kuşatma girişimi 2006 yılına dayanıyor. Örgüt ve Emel Hareketi, Refik Hariri suikastı zanlılarını yargılamak için uluslararası mahkeme kurulmasına yönelik oylamayı protesto ederek Fuad Sinyora hükümetindeki bakanlarını çekmişti.

“Şii ikilisi” ile Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetin “meşru temsil niteliğini taşımadığı” gerekçesiyle Beyrut merkezinde uzun süreli oturma eylemi düzenledi. Ancak hükümet çalışmalarını sürdürdü. Ta ki Mayıs 2008’de Hizbullah’ın, hükümetin kendi iletişim ağına ilişkin aldığı kararlara karşı Beyrut ve Lübnan Dağı’nın bazı bölgelerinde askeri harekete girişmesine kadar.

dfergrfg
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım

Bu gelişmeler, Lübnanlı tarafların Katar’da bir araya gelmesine yol açtı ve ortaya “Doha Anlaşması” olarak bilinen mutabakat çıktı. Hizbullah bu anlaşmayla “engelleyici üçte birlik blok” hakkını elde etti. Bu da kendisi ve müttefiklerinin bakanların üçte birine sahip olması ve böylece hükümeti düşürebilmesi anlamına geliyordu.

Nitekim 2011 yılında Hizbullah ve müttefikleri, Saad Hariri hükümetinden bakanlarını çekerek hükümetin düşmesine neden oldu.

Selam hükümetinin “özgürleşmesi”

Bunun ardından, Hizbullah ve müttefiklerinin engelleyici üçte birlik bloka sahip olduğu hükümetler kuruldu. Bu durum, ardı ardına gelen Bakanlar Kurullarının kararlarını ve kaderini kontrol etmelerine imkân sağladı. 2011’den bu yana toplam 6 hükümet kuruldu ve süreç, bugün Nevaf Selam başkanlığındaki mevcut hükümete kadar uzandı.

sdfved
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, son savaş başlamadan önce Güney Lübnan’da İsrail sınırındaki Kefr Kila beldesine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim ile birlikte görülüyor. (AFP)

Mevcut hükümet, 2008’den bu yana Hizbullah’ın “engelleyici üçte birlik blok” baskısından kurtulan ilk hükümet olarak görülüyor. Bu nedenle Hizbullah, silahın yalnızca devletin elinde olması yönündeki kararların alınmasını, askeri kanadının gayrimeşru sayılmasını ve karşı çıktığı diğer kararların çıkarılmasını engelleyemedi.

Ardı ardına gelen hükümetlere şantaj

Siyasi yazar ve Cenubiye internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali el-Emin’e göre Hizbullah, Doha Anlaşması’ndan bu yana kurulan hükümetlere “garantör üçte birlik blok”, uzlaşı ve “meşruiyet” gibi kavramlarla baskı yapmaya çalıştı.

El-Emin, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemde, özellikle mevcut hükümetle birlikte dengeler tamamen değişti. Hükümet, yeni siyasi dengeleri yansıtan farklı kurallar temelinde kuruldu” dedi.

El-Emin’e göre Hizbullah, mevcut hükümeti sokak hareketleriyle düşürmenin mümkün olduğunu düşünse bile, kendi şartlarıyla yeni bir hükümet kurmanın artık mümkün olmadığını biliyor. Bu nedenle bugün hükümeti düşürme yönündeki tehditleri “gözdağı verme ve bağırıp çağırmaktan öteye geçmiyor.”

El-Emin ayrıca, “Şeyh Naim Kasım’ın çelişkili söylemleri de partinin içinde bulunduğu çıkmazı yansıtıyor. Buna ek olarak Meclis Başkanı Nebih Berri’nin de Hizbullah’a bu adımda eşlik etmesi söz konusu değil. Dolayısıyla partinin hükümeti düşürme ya da şikâyet ettiği politikaları değiştirme şansı bulunmuyor” ifadelerini kullandı.