Taiz’deki kuşatmayı kim kaldırabilir?

Yemen’de Husilere karşı toplumsal öfke artıyor

Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)
Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)
TT

Taiz’deki kuşatmayı kim kaldırabilir?

Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)
Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)

Yemen’in Taiz şehrindeki ana yolların ve çıkışların açılması için çaba sarf eden taraflar, kuşatma nedeniyle Taiz halkının başvurduğu alternatif yollara çok benzeyen uzun ve karmaşık yollar takip ediyor. İlan edilen iki aylık insani ateşkes sona ermek üzereyken şehirdeki kuşatmayı kaldırılmadı. Kuşatmanın kaldırılması için birçok manevra ve hesap yapılıyor.
Aynı şekilde kuşatma altındaki Taiz halkının acıları devam ediyor. Halk, kuşatmadan kaçmak için şehrin ve çevre dağların etrafında dolanan uzun, dar ve çoğunlukla asfaltsız yolları kullanıyor. Her gün yüzlerce araba, kamyon ve otobüs kazası meydana gelirken, durum daha fazla sıkıntıya yol açıyor.
Şehrin en önemli çıkışında, yani şehrin doğusunda Husiler tarafından yedi yıldır kapalı tutulan el-Havban çıkışında yüzlerce vatandaş, uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in (BM) liman ve yolların açılmasına yönelik prosedür ve çabalarındaki yavaşlamayı protesto ediyor. Avukat, aktivist ve günlük nöbetlere katılanlardan biri olan Salah Ahmed Galib, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Sana Havalimanı’nın işletmesini kolaylaştırmak için her türlü çabayı gösterdiğini, ama Taiz için konuşmalar ve toplantılar dışında hiçbir şey yapmadığını söyledi.
Salah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, BM Temsilcisine ve uluslar3arası topluma Taiz’deki kuşatmayı kaldırma yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve ilan edilen insani ateşkesin tüm şart ve koşullarını yerine getirmeleri çağrısı yaparken, kendi sarf ettikleri çabaların boşa olacağını bildiklerini söyledi.
Yazar ve araştırmacı Vassam Muhammed de Salah ile aynı fikirde. Öyle ki Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Taiz kuşatmasının yakın zamanda sonlanmayacağını belirten Muhammed, Husilerin Taiz’deki yollardan birini açması halinde halka karşı çeşitli ihlallerin uygulanacağı karmaşık prosedürler ortaya koyacaklarını ve belki de yan yollarda bugün yaşananların iki katının yaşanacağını dile getirdi.
Muhammed, ‘Husiler baskılara yanıt verirse, Taiz kuşatmasını sonlandırmak için ne yapacak?’ diye sorarken, cevabı da yine kendisi verdi; “Yollardan birini açacak. Bu kuşatmanın etkili bir sonu olmayacak. Bu nedenle ‘bu ateşkes, mevcut koşullar ve çeşitli taraflarla ilgili birçok noktada yenilenmiş olsa bile’ Taiz kuşatmasının, son ateşkes anlaşmalarına dayalı olarak sona erebileceğine inanıyorum” dedi.
Husiler açısından Taiz kuşatmasının sona ermesi, en büyük nüfus kitlesine sahip olan şehrin geri döneceği ve yeniden birleşeceği anlamına geliyor. Bu durum, şehrin eski etkisini yeniden kazanmasını ve Husilere karşı direnmek için yeni mücadele yöntemleri geliştirmesini sağlayacak. Bu yöntemler, kuşatma nedeniyle şehrin parçalanma ve bölünmesi ortasında şu an olası değil.

Kuşatma haritasında değişiklikler
Taiz kuşatması, Yemen krizindeki en karmaşık meselelerden biri. Birçok yönden dayatılmış olan kuşatma, şehri kırsal çevresinden izole ederken, şehrin ülkenin geri kalanıyla doğrudan bağlantısını da kesiyor.
Şarku’l Avsat’ın şehir sakinlerinden edindiği bilgilere göre Husiler, savaşın başladığı dönemde doğuda Cumhuriyet Sarayı yakınında, Kalaba, Zeyd el-Muşka ve Sale kasabasının birçok sokağında Sana’ya giden ulaşım araçlarının istasyonlarına, kuzeyde başta Asafra er-Ramdah geçidi olmak üzere birçok geçide ve batıda ise eski havaalanı ve Şar’ab kavşağına konuşlandı. Husiler, bu bölgelere keskin nişancılar ve mayınlar yerleştirirken, şehrin bu bölgelerinin kurtarılması sonrasında Husilerin doğudan, kuzeyden ve batıdan silahlı ve keskin nişancılarıyla kuşattığı Sale kasabasının büyük bölümlerinin yanı sıra Kahire ve Muzaffar kasabalarındaki kuşatma da tamamen değişti. Ancak güneyde, kurtarılmış kırsal mahalleler olan Sabr el-Mavadim, Sabr el-Masrah, Sabr Maşraa ve Hadnan, Husilerin kontrolü altındaki bölgelere uzanan zorunlu çıkışlar haline geldi.
Doğu tarafında ise şehrin en önemli ve en büyük banliyösü olan el-Havban’a giden yol trafiğe kapatıldı. El-Havban, geniş bir sanayi bölgesi ve çoklu ticari faaliyetleri içerdiği için genel açıdan Yemen’de ekonomik hareketliliğin en yoğun olduğu bölgelerden sayılıyor. Söz konusu kasaba, kuşatmadan önce şehrin ekonomik akciğeriydi. Yoğun bir kentsel aktiviteye sahne oluyordu. Kasabada Taiz şehrinin yakınından geçen yol, İb ve Zamar şehirlerinden geçerek kuzeyden başkent Sana’ya ve güneyde de Lahic’den geçerek ülkenin en büyük limanlarını içeren güney liman kenti Aden’e doğru uzanıyor.
Batı tarafından ise kuşatma, hâlâ milislerin kontrolünde olan Hudeyde limanına ek olarak beş yıl önce kurtarılan ve Taiz’in tek doğrudan deniz çıkışı olan Muha limanına giden yolu kesti. Kuzeye gelince şehrin bazı ilçelerine giden tüm yollar trafiğe kapatılmaya devam ediyor.
Güney tarafından yüksekliği ve engebeli yapısı ile ayrıca dar ve virajlı yollarıyla Sabr Dağı öne çıkıyor. Bu yollar, Husilerin Taiz’in batı ve güneybatısını kontrol ettiği dönemde kullanılıyordu.
Aynı şekilde şehirdeki bir vatandaş, el-Havban’a ulaşmak isterse, yarım saatten daha kısa bir sürede ulaşmak için şehrin sokaklarından doğuya yönelmek yerine, kuzeye yönelip Sabr kasabasındaki dar dağ yollarından geçmek, Dimne Hadir bölgesine ve oradan da el-Havban’a ulaşmak zorunda. Şehre dönüş de aynı yoldan oluyor ve bir yolculuk, 8 saati aşıyor. Bu yolculuk sırasında kişi, tutuklanma, kontrol noktalarında gasp, adam kaçırma ve hatta yollara yerleştirilmiş mayınların patlamasına maruz kalabilir.
El-Havban, Taiz şehrini güneybatıdan dünyaya bağlıyor. Kuşatma altındaki şehre hizmet etmede oynadığı hayati rol nedeniyle geniş bir ün kazandı.

Kısmi kurtuluş ve ters sonuçlar
Yazar ve araştırmacı Mustafa Naci el-Cabzi, Taiz kuşatmasının devam etmesinin çeşitli gerekçelerden kaynaklandığını söyledi. Öyle ki şehrin kurtuluş sürecinin tamamlanmaması, tam tersi bir sonuca yol açtı. Ve Husi milisler, toplu intikam ve cezalar olarak kuşatmayı sürdürmeye devam etti. Kuşatma, çocuklar açısından bir keskin nişancıya dönüştü ve yerleşim bölgeleri, her gün top mermileriyle hedef alındı. Bununla birlikte milislerin Taiz’e dayatılan kuşatmalarını sürdürmelerinin ekonomik gerekçeleri de bulunuyor. Bu duruma, Husilerin Taiz’deki en önemli endüstriyel üretim alanları üzerindeki sürekli kontrolü de dahil. Zira Husiler, bu alanlarda uyguladığı vergilerden ve telif ücretlerinden devasa meblağalar ele ediyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Cabzi, Taiz’deki kuşatmanın kaldırılmasının büyük ticari faaliyetlerin başlamasına, geniş çaplı mal takasına olanak tanıyacağını söyledi. Cabzi’ye göre milislerin ekonomisi, kontrolü altındaki bölgelerde yerel para biriminin fiyat farkının korunmasına dayanırken, kurtarılan bölgelerde bu para birimi bozulma yaşayacak.
Araştırmacı Mustafa Naci el-Cabzi, Bab-ul Mendeb ve batı kıyısı hariç Taiz’deki iç bölgelerin kurtarılmasının, halkın yerel iradesiyle ve basit imkanlarla gerçekleştiğini söyledi.
Gazeteci ve yazar Vassam Muhammed ise ülkedeki meşru liderliği, barışçıl bir çözüme abartılı şekilde bağlanmaya karşı uyardı. Husilerin ve projelerinin doğasının anlaşılmamasının şaşırtıcı olduğunu belirten Muhammed, bu durumun askerî açıdan kuşatmayı kırmaya istekli olmamaktan kaynaklandığını belirtti.
Muhammed, Taiz’deki egemen askeri güçlerin doğası göz önüne alındığında bu durumun güçlendiğini ve artık ‘savaşı sürdürmekle ilgilenmediğini’ söyleyen bir tarafın talimatlarına tabi kalındığını dile getirdi. Muhammed’e göre bazı askeri güçler, bölgede İran’a sadık ve Husiler ile ittifak yapan ülkelere de bağlılık borçlu ve bu nedenle yerel siyasi güçler, arenadan erkenden geri çekilirken, açık ve örtülü olarak da Husilerle barışı benimsedi.
Vassam Muhammed, ufukta tek bir fırsatın olduğunu dile getirdi. Muhammed’e göre malların Hudeyde Limanı’na taşınmasının kolaylaştırılması ve Sanaa havaalanına uçuşların düzenlenmesi sonrasında halk öfkesi artarken toplum, uluslararası toplumun Yemen kriziyle ilgilenirken izlediği çifte standardı hissetti. Bu bağlamda Muhammed, artan bu öfkenin, barışçıl gösteriler düzenlemeyi, kapalı yollardan geçmeyi ve her türlü bedeli ödemeyi göze alan protesto hareketleriyle sonuçlanabileceğini vurguladı. Muhammed’e göre insanlar ayrıca yeni koşullarla mücadele etmek için uzun vadede popüler bir hareket inşa etmeyi düşünmeye başlayacak.
Doğudaki el-Havban yolunda bulunan barikatların karşısında nöbet tutan bir vatandaş, “Telefon anlaşmaları ile liman ve havalimanları açtılar. Ama Taiz’in yollarını açmak için istişarelere ve komiteler oluşturmaya yöneliyorlar. Yani yolları açmayacaklar” diye bağırdı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.