Salih - Mişri görüşmesi aksaklıklara sahne oldu

Toplantıların ana gündem maddesi seçimlerin akıbeti.

Anayasa Komitesi raportörleri dün Kahire’de Taslak Komitesi ile toplantı gerçekleştirdi. (Libya Temsilciler Meclisi)
Anayasa Komitesi raportörleri dün Kahire’de Taslak Komitesi ile toplantı gerçekleştirdi. (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Salih - Mişri görüşmesi aksaklıklara sahne oldu

Anayasa Komitesi raportörleri dün Kahire’de Taslak Komitesi ile toplantı gerçekleştirdi. (Libya Temsilciler Meclisi)
Anayasa Komitesi raportörleri dün Kahire’de Taslak Komitesi ile toplantı gerçekleştirdi. (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya’da Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi dün, iki başkan arasında, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams’ın daveti üzerine Kahire’de gerçekleştirilmesi planlanan toplantında aksaklık olduğuyla ilgili sızan bilgiler konusunda sessiz kaldılar. Williams’ın çağrısı, ertelenen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin gerçekleştirilmesi için anayasal zeminde, iki tarafın delegasyonları arasındaki farklılıkları çözmek amacıyla gerçekleştirilen anayasal yol görüşmelerinin sonunda gelmişti. 
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri tarafından resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak sürece yakın kaynaklardan sızdırılan bilgilerde, görüş farklılıkları nedeniyle Kahire’de düzenlenmesi planlanan toplantının başarısız olduğu ve Mişri’nin Temsilciler Meclisi tarafından desteklenen yeni Fethi Başağa hükümetinin güçlendirilmesine karşı çıktığı belirtildi.
Ancak Abdulhamid Dibeybe başbakanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) akıbeti konusundaki bu anlaşmazlık, Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi heyetlerinin Kahire’deki görüşmelerin devam etmesine engel olmadı. Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Buleyhak dün, Anayasa Komisyonu raportörlerinin, Mısır Kahire’deki görüşmelerde kurulan Taslak Anayasa Komitesi ile görüşerek, taslağın son halini ele aldığını söyledi. Ayrıca medya danışmanına 180 madde üzerinde anlaşmaya varıldığını bildirdi. Açıklamada halen üzerinde tartışılmakta olan birçok maddede ve tüm tarafları tatmin edebilecek çözümler bulunduğuna dikkat çekildi.
Williams, Uluslararası Nefret Söylemiyle Mücadele Günü vesilesiyle, nefret söylemi yayanlara ve Libya’da şiddeti kışkırtanlara hoşgörü gösterilmemesi çağrısında bulundu. Ülkede barışı ve istikrarı tehdit eden bu ölümcül belaya karşı birlik olma çağrısı yaptı.
BM misyonundan yapılan açıklamada, Libya’da Ekim 2020’de imzalanan kapsamlı ateşkes anlaşmasının, nefret söylemi ile mücadele ve nefret söylemi yayanların yargılanmasına yönelik bir madde içerdiği belirtildi. BM misyonu, anlaşmada yer alan tüm tedbirlerin tam olarak uygulanmasını desteklediğini vurguladı.
Diğer yandan Batı Kıyısı Askeri Bölgesi Komutanı ve eski Savunma Bakanı Salah en-Nimruş, Abdulhamid Dibeybe’yi desteklememeye yönelik tartışmalı açıklamalarından geri adım attı. Son hükümet ile ilgili “Meşru hükümettir ve bizler askerler olarak siyasi işlere karışmadan onun emri altına giriyoruz” dedi.
İtalyan haber ajansı Nova’nın aktardığına göre İtalya Silahlı Kuvvetleri Askeri Operasyonlar Komutanı General Francesco Paolo Filiolo, ülkesinin Trablus hükümetinin ihtiyaçları doğrultusunda, yıllar içinde çalışmalar yürüten misyon aracılığıyla Libya’daki askeri varlığını sürdürdüğünü söyledi. Halka verilen desteğin yanı sıra Libyalı personele yönelik eğitim faaliyetlerine her geçen gün daha fazla ağırlık vereceğine dikkat çekti.
Filiolo, Mısrata’daki İtalyan askerlerine hitaben yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Misyonumuz, artık neyse ki geçmiş aylarda ve yıllarda olduğu kadar köklü ve güçlü olmayan tehdide karşı gelişmiş durumda. Ancak söz konusu durum, her şeyden önce Trablus’taki merkezi hükümet tarafından önerilen ihtiyaçlar temelinde değişti. Hükümetimiz halen destek sağlayabilir. Sadece personelimiz için değil, aynı zamanda yerel nüfus için de sağlık, fizyoterapi ve uzman doktor ziyaretleri sağlayarak çocuklara ve yetişkinlere tedavi imkanı sunabiliriz. Gerekirse hastalar Celio askeri kompleksimiz de dahil olmak üzere İtalya’daki hastanelere taşınabilir.”
Mısrata’da, askeri sahra hastanesini korumak ve orada bulunan İtalyan askerlerine tedavi sağlamak için askerlerden ve sağlık çalışanlarından oluşan 200 kişilik Hipokrat Tümeni’nin de bulunduğu bir İtalyan gücü bulunuyor. Ayrıca İtalya Savunma Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde Libya makamlarıyla yaptığı anlaşmanın ardından bir grup çalışanı Mısrata’ya geri gönderdiği biliniyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.