İran genelinde ‘geçim’ protestoları yeniden başladı

Protestolarda Cumhurbaşkanı Reisi’nin ekonomi politikasını eleştiren sloganlar atılıyor.

Tahran’da bir döviz bürosu önünde döviz fiyatlarındaki değişiklikleri takip eden bir İranlı (AFP)
Tahran’da bir döviz bürosu önünde döviz fiyatlarındaki değişiklikleri takip eden bir İranlı (AFP)
TT

İran genelinde ‘geçim’ protestoları yeniden başladı

Tahran’da bir döviz bürosu önünde döviz fiyatlarındaki değişiklikleri takip eden bir İranlı (AFP)
Tahran’da bir döviz bürosu önünde döviz fiyatlarındaki değişiklikleri takip eden bir İranlı (AFP)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi başkanlığındaki hükümetin gıda fiyatlarını sübvanse etme programını durdurma kararında ısrar ettiği bir dönemde, kötü yaşam koşullarını ve ülkenin tanık olduğu en yüksek enflasyon oranlarını protesto için bazı sektörler grev kararı alırken ülke genelinde gösteriler yeniden başladı.
İran’ın çeşitli şehirlerinde emekliler hayat pahalılığını protesto etmek için dün (pazar) bir kez daha yürüyüş düzenledi. Kirmanşah kentindeki göstericiler boş bir sofra bezi ile sembolik cenaze töreni düzenledi. Ahvaz kentindeki emekliler de sorumluların görevden alınması yönünde sloganlar attı.
Birçok sosyal medya hesabı tarafından dün paylaşılan bir videoda göstericilerin hükümet ve İbrahim Reisi yönetimi karşıtı slogan attığı görülüyor. Bu gösteriler, İbrahim Reisi hükümetinin 1979 Devrimi’nden bu yana en düşük katılımlı seçimlerle iktidara gelmesinin birinci yıldönümünde geldi. Göstericiler Reisi’nin devlet yönetimi konusundaki liyakatini, yetkililerin sözlerine bağlı kalmamasını eleştiren ve hükümet ile Meclis’i halkın durumunu görmezden gelmekle suçlayan sloganlar attı.
Mart başında Viyana müzakerelerinin sekteye uğradığı bir ortamda Tahran’ın mayıs başında İran Devrim Muhafızları'nın terör örgütleri listesinden çıkarılmasını talep etmesi nedeniyle anlaşmaya varma umudu iyice zayıfladı. Nitekim ABD yönetimi bu talebi reddediyor. Umutların zayıflamasıyla birlikte İran’ı yeni bir protesto dalgası kasıp kavurmaya başladı.
Hükümetin ekonomi politikasına karşı başlayan yeni protesto dalgası, emekli maaşlarının enflasyon oranlarına göre düzenlenmesi talebiyle aylardır düzenlenen gösterilerin ardından geldi.
Gösterileri organize eden özel sendikaların aktardığına göre, güvenlik güçleri çok sayıda öğretmen ve işçiyi tutukladı. Tutuklulardan bazıları daha sonra kefalet karşılığında serbest kaldı.
Batı Azerbaycan eyaletinin Sakız kentinde dün 11 öğretmenin ailesi mahkeme binası önünde gösteri düzenledi. Tahran’da taşımacılık alanında faaliyet gösteren bir şirketin çalışanları dün, işçi aktivistlerin tutuklanmasını ve haklarında kovuşturma başlatılmasını protesto etti ve Reisi hükümetinin izlediği ekonomi politikasını eleştiren sloganlar attı.
İran’ın uzak pazarlara petrol ihraç etmeye dayanan ekonomisinin izole edilmesi ve dışarı ile ekonomik ilişkilerinin kesilmesi sebebiyle İranlılar yıllardır ciddi bir ekonomik kriz ve hayat pahalılığı ile karşı karşıya. Büyük enflasyon dalgalarından muzdarip olan İran’daki orta sınıf, 2017 Aralık ayı sonlarında Hasan Ruhani hükümetinin bütçe açığını kapatmak için yerel piyasalarda dolar kurunu yükseltme kararının ardından protestolar düzenlemeye başladı.
ABD’nin Mayıs 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, yerel para biriminin döviz karşısında büyük değer kaybetmesine ve geçim krizini daha da kötüleşmesine yol açtı.
İran’ın yaklaşık 82 milyon nüfusunun yarısı yoksulluk seviyesinin altında yaşıyor. Resmi olmayan veriler işsizlik oranının yüzde 11’in çok üzerlerinde olduğunu söylüyor.
Bu yılın başındaki resmi enflasyon oranı yaklaşık yüzde 40 iken, bazı uzmanlar bunun yüzde 50’nin üzerinde olduğunu tahmin ediyor.
Hasan Ruhani ekibine yakınlığıyla bilinen ve İranlı cumhurbaşkanlarından birkaçına ekonomi konusunda danışmanlık yapan Said Leylaz AFP’ye verdiği demeçte, son 4 yıla ait söz konusu oranın eşi benzeri görülmediğini ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en yüksek enflasyon oranı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi başkanlığındaki hükümet mayıs ayının ikinci yarısında sübvansiyon sisteminde yapılacak değişiklikler kapsamında un, et, yumurta ve yağ gibi temel malzemelerin fiyatlarını artırmasından bu yana enflasyon artışı daha da hızlanıyor.
Ekmeğin fiyatı on kat arttı. Reuters, İran’daki emtia fiyatlarının yüzde 300 yükseldiği değerlendirmesinde bulunurken, AFP kırmızı et fiyatlarının yüzde 50 civarında arttığını, tavuk eti ve süt fiyatlarının iki katına çıktığını, yağın ise dört katına çıktığını yazdı.
Ağustos 2021’de göreve başlayan Reisi, yeni tedbirlerin uygulanmaya başlamasıyla birlikte zamların ekmek, akaryakıt ve ilaç fiyatlarını etkilemeyeceği konusunda söz vermişti.
Hükümet sözcüsü Ali Bahadıri Cehromi’nin salı günü yaptığı açıklamaya göre, Çalışma Bakanı Huccetullah Abdulmaliki “hükümet içindeki koordinasyonun güçlendirilmesi ve halka yönelik hizmetlerin iyileştirilmesi” ümidiyle istifasını sundu.
İran’ın İtimad gazetesi, Abdulmaliki’nin hükümetin emekli maaşlarına sadece yüzde 10 oranında zam yapma kararını savunmasına işaret edilerek, söz konusu zam oranının enflasyon oranı karşısında yetersiz olduğunu söyleyen emeklilerin protestolar sırasındaki sert eleştirileri üzerine Abdulmaliki’nin istifa ettiğini yazdı.
İran’da şu anki fiyat artışlarının iki sebebi olduğunu söyleyen Leylaz, bu sebepleri “Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında enflasyondaki sert yükseliş ve İran’ın dev ekonomik reformlara başlaması” şeklinde açıkladı. Leylaz hükümetin buğday, yağ ve tıbbi malzeme gibi temel kalemlerde sübvansiyon uygulamaktan vazgeçtiğini söyledi.
ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesiyle eşzamanlı olarak 2018 ortalarında tercihli döviz uygulamasına geçilmeye başlandı. Bu fikir ilk kez, ABD’nin anlaşmadan çekilmesinden birkaç hafta önce 2018 Nisan başında dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri tarafından dile getirildi. Fikir aynı zamanda “Cihangiri doları” ismiyle biliniyor. O dönem İran dolar kurunu 42 bin riyale sabitlerken, serbest piyasada doların satış fiyatı 300 bin riyalin üzerine çıkmıştı.
İran’ın yerel para birimi riyal son günlerde en düşük seviyelere geriledi. 12 Mayıs'ta 1 dolar 33 bin 700 riyal seviyesini gördü.
Leylaz, mevcut fiyat artışlarına rağmen, özellikle İran ile büyük güçler arasında nükleer anlaşmayı canlandırmaya yönelik görüşmelerin henüz yaptırımların kaldırılmasını sağlayacak bir anlaşmayla sonuçlanmadığı için hükümetin bu kararının “zorunlu” olduğunu savunuyor. Leylaz, “İran önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da pervasız bir şekilde döviz harcamalarına devam etmek isteseydi, tercihli döviz için 22 milyar dolara ihtiyacımız olacağı tahmin ediliyor. Nükleer anlaşmanın canlandırılması kabul edilseydi bile hükümetin tercihli dövizi iptal etmekten başka seçeneği yoktu” dedi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.