SRMG'nin Cannes Lions’taki dijital yolculuğu

Martin Sorrell: Riyad bölgesel bir merkez haline geldi

SRMG CEO’su Cumana er-Raşid, Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’ndeki SRMG standında Sorell ile yapılan oturumun moderatörlüğünü yaptı. (Şarku'l Avsat)
SRMG CEO’su Cumana er-Raşid, Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’ndeki SRMG standında Sorell ile yapılan oturumun moderatörlüğünü yaptı. (Şarku'l Avsat)
TT

SRMG'nin Cannes Lions’taki dijital yolculuğu

SRMG CEO’su Cumana er-Raşid, Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’ndeki SRMG standında Sorell ile yapılan oturumun moderatörlüğünü yaptı. (Şarku'l Avsat)
SRMG CEO’su Cumana er-Raşid, Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’ndeki SRMG standında Sorell ile yapılan oturumun moderatörlüğünü yaptı. (Şarku'l Avsat)

Reklam sektörü pandeminin etkilerinden kurtuldu mu? Teknolojideki hızlı gelişmelere nasıl ayak uyduruyorsunuz? Gelecekte rekabet gücünü korumak için dijitalleşme yoluyla sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmayı başarabilecek mi?
Bu sorular, Suudi Araştırma ve Medya Grubu'nun (SRMG) CEO'su Cumana er-Raşid’in moderatörlüğünde düzenlenen, grubun Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali oturumunda reklam duayeni Sir Martin Sorrell tarafından cevaplandı.

Bölgesel merkez
SRMG standından S4S Ventures'ın kurucu ortağı Sorrell, Riyad'ın bölgesel merkez haline geldiğini belirterek Suudi Arabistan'ın liderliği sayesinde son birkaç yılda geçirdiği değişikliklere övgüde bulundu.
Sorrell, CEO'ların bölgesel ve ulusal pazarlarda güçlü yönler aradıklarına dikkat çektiği açıklamasında reklam endüstrisinin odağını ‘küreselden bölgesele’ kaydırdığını vurguladı.
Sorell ayrıca Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da bölgesel bir merkez olarak Riyad'ın önemine işaretle "Dünya çapında şirketleri büyüme potansiyeli olan bölgeleri arayacaklar" dedi.
Dünyanın en büyük reklam grubunun (WPP) kurucusu Sorrell, sempozyumda Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada reklam endüstrisinin, özellikle çevresel, sosyal ve hükümet hedeflerine odaklanarak geçtiğimiz yıllarda sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği çabalarına yoğun bir şekilde dahil olduğunu belirtti.
Sorrell, Ukrayna savaşı ve Çin'in salgın hastalık önlemlerinin tetiklediği küresel enflasyon krizinin ortaya çıkardığı zorlukların üstesinden gelmek için sektör oyuncularına işletmelerin ve müşterilerinin direncini artırma çağrısında bulundu. Bu kapsamda, tüketici verilerinin toplanmasının yanı sıra sürdürülebilirlik konularına odaklanmak için dahili pazarlama kampanyalarını içerik düzeyinde geliştirme tavsiyesinde bulundu.
Sorrell, Ortadoğu bölgesinin küresel reklam endüstrisi haritasındaki konumuyla ilgili olarak, ilginin arttığını ve bu eğilimin devam etmesini beklediğini söylediği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bizler Batı’da enerji ve emtia fiyatlarındaki artışla birlikte zenginlik açısından değişimin ölçeğinin henüz farkında olduğumuzu düşünmüyorum. Ortadoğu, bu değişimde kilit bir bölge. Son bir veya iki aydır faaliyetlerde gözlemlediğimiz büyük değişikliğin devam edeceğini düşünüyorum.”


SRMG standındaki gösterilen sanal gerçeklik teknolojisi. (Şarku’l Avsat)

Medyanın dijitalleştirilmesi
SRMG CEO'su Cumana er-Raşid de Suudi Araştırma ve Medya Grubu'nun dijital dönüşüm stratejisini incelediklerini, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki en büyük ve en etkili medya gruplarından birini entegre küresel medya grubuna taşımayı hedeflediklerini belirtti.
Cumana er-Raşid, stratejinin, platformları geliştirmek ve dijitalleşme için yeni bölgesel ve uluslararası fırsatlar sağlamak adına beş temel başlığı kapsadığını belirterek bunları şöyle sıraladı: Platform geliştirme ve dijitalleştirme, kaliteli, ayırt edici ve özel içerik üretimi ve dağıtımı için ‘SRMG Media’, yatırımları teşvik etmek ve uluslararası ortaklıkları ve bölgesel ve küresel işbirliği fırsatlarını genişletmek için SRMG International, gerçeklere dayalı araştırma ve derinlemesine çalışmalar geliştirmek için SRMG THINK, etkinlik, konferans organizasyonları geliştirmek ve genişletmek, dijital dünyadan gelen içerikten ve zenginleştirici deneyimlerden yararlanmak için SRMG X, medya sektörünü geliştirmek, dünyadaki hızlı teknolojik gelişime ayak uydurmak, içerik ve teknoloji sektöründe yaratıcı fikirleri benimsemek için SRMG Labs.


Etkinlikteki SRMG standı. (Şarku’l Avsat)

Sanal Etkinlik
Suudi Araştırma ve Medya Grubu bir yanında Warner Bros diğer yanında Meta şirketinin olduğu medya ve yaratıcı endüstri alanındaki lider kuruluşlara ve prestijli Cannes Lions Festivali'ndeki binlerce katılımcıya benzersiz bir deneyim sunmak için büyük küresel medya ve teknoloji şirketlerinin yanında yerini aldı.
SRGM özellikle sektördeki dijital dönüşümler ışığında bölgedeki ve dünyadaki medya sahnesine liderlik etme rolünü pekiştiriyor.
Stand, ziyaretçilerine sanal gerçeklik teknolojisi ile altı farklı destinasyona seyahat edebilecekleri entegre bir interaktif deneyim sunuyor. Ayrıca grubun çeşitli siyasi, spor, kültürel ve sanatsal haber platformlarındaki faaliyetlerini etkileşimli ekranlar aracılığıyla inceleme fırsatı sunarak ‘Asharq Bloomberg’ kanalının stüdyolarında sanal bir tura çıkarıyor.
Cumana er-Raşid, SRMG standının açılmasına saatler kala Twitter üzerinden şu mesajı paylaştı:
"Modern teknolojileri, yaratıcı yetenekleri ve yaratıcı çalışma modelleri ile bugün medya ve reklam sektörlerinin daha önce bilmediğimiz gelişimine tanık oluyoruz.”

Paneller
SRMG, Sir Martin Sorrell'in katıldığı panele ek olarak bu hafta medya endüstrisindeki en belirgin etkileri ele almak için etkileşimli panellere ev sahipliği yapacak.
Bu etkinlikler dijital denge, modada sürdürülebilirlik hedefleri, podcast'lerin geleceği, inovasyon eğilimleri ve fırsatları ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki medya ortamındaki başlıca gelişmeleri kapsıyor.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.