Martin Griffihs, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ateşkes Yemen’de savaşı sona erdirmek için fırsat

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Mayıs 2022'de Kongo'ya yaptığı ziyarette (AP)
BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Mayıs 2022'de Kongo'ya yaptığı ziyarette (AP)
TT

Martin Griffihs, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ateşkes Yemen’de savaşı sona erdirmek için fırsat

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Mayıs 2022'de Kongo'ya yaptığı ziyarette (AP)
BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Mayıs 2022'de Kongo'ya yaptığı ziyarette (AP)

Birleşmiş Miletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, yoksulların karşı karşıya kaldığı en büyük tehdidin iklim, çatışma ve yaşam maliyeti olduğunu söyledi. Griffiths internet üzerinde Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, bu üç faktörün birbiriyle !bağlantılı tehditler’ olduğunu vurguladı.
BM Yemen Özel Temsilcisi olarak görev yapan ve geçtiğimiz yılın ortasında BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olarak atanan Griffiths, mültecilere yönelik ‘çifte standart’a ilişkin açıklamasında konunun, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki iltica sorunlarının aksine, Şubat 2022 sonunda başlayan Ukrayna krizi ve Rus saldırılarının başlamasıyla gelen mültecilere yanıt verme hızında daha yoğun olarak gündeme getirildiğini söyledi. Griffiths “Yardım satın almak ve aktarmak daha pahalı hale geldi. Bu, yardımımızın daha az kişiye ulaştığı veya insanların daha az yardım aldığı veya her ikisinin birden yaşandığı anlamına geliyor” dedi.
Griffiths, Şarku’l Avsat’ yaptığı açıklamalarda başta Yemen’deki durum olmak üzere bunun uluslararası alandaki yansımalarına ve insani drama ilişkin birçok soruya yanıt verdi:

-BM, gıda kıtlığı konusunda tekrar tekrar uyarılarda bulundu. En çok hangi ülkeler açlık seviyelerinin artmasıyla karşı karşıya?
Bu yıl gıda güvenliğine ilişkin beklentiler endişe verici derecede zayıf ve dünyanın birçok yerinde kötüleşiyor. Afganistan, Etiyopya, Somali, Güney Sudan ve Yemen açlık seviyesine en yakın ülkelerden. Bir milyon insanın dörtte üçü yaşanan son felaketle kıtlıktan sadece bir adım uzakta. Risk altında olanlar sadece onlar değil. Dünya Gıda Programı'na (WFP) göre, bu yıl 82 ülkede ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıya olan insan sayısı 345 milyona yükseldi. Açlığın en büyük nedeni çatışma ve yerinden edilme sorunları. Yetersiz beslenen insanların yüzde 60’ı çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşıyor. İklim krizine bağlı aşırı hava koşulları da açlığın önemli bir nedeni. Afrika Boynuzu'nun bazı kısımları birbirini izleyen dört yağışlı mevsim yaşadı ve şimdi benzer bir beşinci mevsimle karşı karşıya. Bu durum 40 yılın en kötü kuraklığına neden oldu. Afganistan'da insanlar son 30 yılın en kötü kuraklığını yaşıyor. Ukrayna'daki çatışma, yaşam pahalılığında küresel bir krize de yol açtı. Gıda, yakıt ve gübre fiyatları yükseldikçe arz kesintiye uğradı. Bütün bunlar, pandeminin dünyadaki yoksulları daha savunmasız hale getirdiği bir zamanda meydana geliyor.

-Ukrayna savaşı gıda kıtlığına neden oluyor mu? Ve eğer öyleyse; en savunmasız olanları korumak için ne yapılabilir?
Savaş buğday, mısır, yakıt ve gübre fiyatlarını artırarak ve tedarik sistemlerini bozarak, zaten aşırı gerilmiş olan küresel gıda sistemi üzerinde muazzam bir baskı yarattı. En çok etkilenen ülkeler, 19 milyon insanın gıda güvencesi altında olmadığı Yemen gibi büyük ölçüde ithal tahıla bağımlı olanlar. Lübnan ve İşgal Altındaki Filistin Toprakları da kötüleşen insani krizlerle karşı karşıya. Afrika, Kamerun, Somali ve Sudan'da  ağır darbe alıyor. Bu ülkelerin bazılarında aileler günlük gelirlerinin yüzde 80'ini gıdaya harcıyor. İnsani yardım programlarımızın olduğu tüm ülkelerde, yardım satın almak ve taşımak giderek daha pahalı hale geliyor. Bu, yardımımızın daha az kişiye ulaştığı veya insanların daha az yardım aldığı veya her ikisinin birden olduğu anlamına geliyor. Artan bu zorluklara rağmen, bu yıl insani yardım kuruluşları Afrika Boynuzu genelinde yaklaşık 6,5 milyon, Afganistan'da 19 milyon ve Yemen'de de her ay 11 milyon kişiye gıda yardımı sağladı. Hükümetleri açık pazarlarda serbest gıda ve enerji akışını desteklemeye davet ediyoruz. Bu, fazla arzın serbest bırakılmasını ve Ukrayna ve Rusya'dan gıda ve gübre ihracatının önündeki engellerin kaldırılmasını da kapsıyor. Ancak açlık krizinde insanların gıda yardımından daha fazlasına ihtiyacı var. Sağlık, temiz su, eğitim, koruma ve geçim desteği de dahil olmak üzere kapsamlı bir yardım paketine ihtiyaçları bulunuyor.

-Ukraynalı mülteci krizine verilen yanıt son derece cömert ve etkili oldu. Ancak mültecilere yönelik muamelede çifte standart olduğuna yönelik sorular gündeme geldi. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
BM, Ukraynalı mültecilerin içinde bulunduğu kötü duruma Avrupa'nın hızlı ve cömert tepkisini memnuniyetle karşıladı. Bu, ayrım gözetmeksizin sığınma hakkı verilmesi gereken tüm mülteciler için böyle olmalı. BM’nin defalarca vurguladığı gibi, mültecilerin haklarına saygı gösterilmesi yasal ve ahlaki bir zorunluluk. Irka bağlı olmamalı. Komşu ülkeler genellikle mültecilere ev sahipliği yapmak için cömertçe hareket ediyor. Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak'ın Suriyeli mültecilere, Kenya, Somalili mültecilere, Sudan ve Bangladeş'in Myanmar'dan gelen Rohingyalı mültecilere ev sahipliği yapıyor.
Fotoğraf Altı: Martin Griffiths, New York'ta Ukrayna konusunda  basın toplantısı düzenledi. (Reuters)

-Dünyanın en yoksul kesiminin karşı karşıya olduğu en büyük üç tehdit nedir?
İklim, çatışma ve yaşam maliyeti. Hepsi birbiriyle ilişkili tehditlerdir. İklim krizi aynı zamanda tüm insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Ancak savunmasız ülkeleri orantısız bir şekilde etkiliyor. İklim değişikliği ve çatışmanın birleşiminin neden olduğu hasarı giderek daha fazla görüyoruz. Örneğin geçtiğimiz yıl, iklim değişikliğine uyum sağlamaya daha savunmasız ve daha az hazır olduğu düşünülen 15 ülkeden 10'u bir tür çatışma yaşadı. Emisyonları iklim krizine en fazla katkıda bulunan zengin ülkeler, iklim eylemi için gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı (yıllık 100 milyar dolar) taahhütlerini yerine getirmeli. Küresel yaşam maliyeti krizi daha şimdiden daha fazla yoksulluğa, açlığa ve yetersiz beslenmeye neden olarak yaşamları tehdit ediyor. Risk altındaki ülkeler için borçların hafifletilmesi ve dirençli toplumlar için gerekli olan temel hizmetlere artan yatırımın yanı sıra birçok hükümetin pandemi sırasında uyguladığı sosyal koruma çözümleri acilen görmemiz gerekiyor.

-Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki en acil insani ihtiyaçları nelerdir? Dünyanın çatışmalarla çevrili bu bölgesinde Birleşmiş Milletler'in en önemli rolü nedir?
Ateşkes, siyasi tartışmaları yeniden başlatmak ve savaşı sona erdirmek için gerçek bir fırsat sunduğundan Yemen kritik durumda. İvmesini korumak ve hızını artırmak önemli. Ancak ateşkesin olmasıyka ekonomik ve insani krizini gözden kaçırmamak gerek. 19 milyonu aşkın insan açlık yaşıyor, yardım için yalnızca yüzde 25 fon kullanılıyor. Fonları, zamanla daha tehlikeli hale gelen Safer petrol tankerinden kaynaklanan  petrol sızıntısı tehdidini kontrol altına almak için de kullanmalıyız. Ayrıca Suriye’de 11 yıldır süren savaşın ülkeye neler yaptığını açıkça görüyoruz. Halkın hayatlarını ve geleceklerini yeniden inşa etmeye başlayabilmeleri için bu savaşın bitmesi gerek. Bununla birlikte, nüfusun yüzde 90'ı şu anda yoksulluk sınırının altında. Kurtarma ve yeniden inşa kararları uzun zamandır geçilmiş durumda. Lübnan'daki mali ve ekonomik krizin açlık ve ıstırap riskini arttırması, uluslararası toplumda büyük endişe uyandırıyor. Yüksek gıda ve yakıt fiyatları, işgal altındaki Filistin topraklarını da tehdit ediyor. Bu konuyu özellikle Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) ve WFP vurguluyor. Yıl sonuna kadar devam eden operasyonlara devam etmek için Dünya Gıda Programı’nın 36 milyon dolara daha ihtiyacı var. İşgal Altındaki Filistin Toprakları ve bölgede benzer kısıtlamalarla karşı karşıya kalan UNRWA'nın açığı 100 milyon dolar. İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere karşı ölümcül güç kullanması da dahil olmak üzere alarm veren şiddet seviyeleri de ciddi endişe kaynağı. Çok sayıda Filistinli öldü ve yaralandı.

-İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olarak sorumluluklarla dolu bir çantanız var... Öncelikleriniz neler?
İlk olarak hizmet etmek üzere yola çıktığımız insanlar için daha iyi hesap verebilirliğe ihtiyacımız var. Bu, insani yardım eyleminin merkezi açısı olmalı. Hesap verebilirlik, insanların ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılmasını ve değişen ihtiyaçlara göre rotayı değiştirmek için daha esnek olmayı ifade eder. İkinci olarak insani yardım kurumunu yönlendirmede  daha az kapsayıcı ve  ilişkilerde ise daha yerel hale getirmeliyiz. Yeni nesil yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşlara doğrudan destek vererek birlikte çalışmalıyız. Üçüncüsü, artan ihtiyaçları karşılamak için insani yardım faaliyetlerini tam olarak finanse etmemiz ve kalkınma yardımlarını korumamız gerekiyor. İnsani yardım çalışanları son yıllarda Güney Sudan, Yemen ve Somali'de kıtlığı önledi. Kaynaklarımız olsaydı bunu tekrar yapabilirdik. Ancak ana bağış toplama aracımız olan koordine ettiğimiz insani müdahale planları şu anda yüzde 80'lik bir genel finansman açığıyla karşı karşıya. Bu gecikmeler ve kesintiler gereksiz yük anlamına geliyor. Bağış yapan ülkeler de dahil olmak üzere tüm insani yardım sisteminin, krizleri ve kitlesel acıları şiddetlenmeden önce önlemek adına proaktif ve erken harekete geçmek için daha iyi hazırlanması ve kaynaklara ihtiyacı var. Bu tabii ki hayat kurtarıyor ama aynı zamanda maliyetleri de azaltıyor. Son olarak sivillerin ihtiyaç duydukları yardımı almalarına öncelik verilmeli. Çatışmalarda insanlara ulaşmak daha zor hale geldi. İnsani yardım kuruluşları, çatışmanın taraflarıyla güven, kabul ve müzakere yoluyla insani yardım erişimine ulaşmak için daha fazla zaman ve kaynak ayırmalı. Bu iş azim ve sabır gerektiriyor.



Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.