Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Mubeşşir Şarku’l Avsat’a konuştu: Yabancı müdahalelerin çözümleri, Libyalılara zorla dayatılmadığı sürece başarısızlığa mahkumdur

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı, silahların varlığının seçimlerin başarısız olmasına neden olan bir engeli teşkil ettiğini söyledi.

Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
TT

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Mubeşşir Şarku’l Avsat’a konuştu: Yabancı müdahalelerin çözümleri, Libyalılara zorla dayatılmadığı sürece başarısızlığa mahkumdur

Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Muhammed el-Mubeşşir, siyasi çatışmanın taraflarına “yarın birçok şey kaybetmektense, bugün biraz taviz verme” çağrısında bulundu. Mubeşşir “Herkes aynı gemide ve bir grubun gelip diğerinin dışlanması için değil, güvenliğe ulaşmak üzere bir yol aranmalı” dedi.
Mubeşşir Şarku’l Avsat gazetesine verdiği röportajda, ülkesindeki krize son vermeye yönelik uluslararası kararın henüz alınmadığını söyledi. Yurtdışında düzenlenen ve Libya’dan başlatılmayan tüm konferansların, belirlenen çözüm zorla dayatılmadığı sürece başarısız olmaya mahkum olduğuna yönelik inancını dile getirdi. Bazı Libya şehirlerinde tanık olunan gençlik gösterilerinin, siyasi isimleri sahneden indirmede başarılı olmayacağını belirtti. Başkanlık Konseyi’nin ‘siyasi tıkanıklık’ konusunda başlattığı plana da değinerek, bunu ‘tüm tarafları dinlemekten yoksun olduğu için, sadece bir çözüm bulma girişimi’ olarak değerlendirdi.

-Başlangıç olarak, şu anda sahada olup bitenlerde sosyal arabulucuların rolü nerede? Bu rolün etkinliği azaldı mı?
Libya’daki çatışma bilgimiz gibi siyasi bir çatışmadır. Dolayısıyla kriz dosyası, Birleşmiş Milletler (BM) misyonuna teslim edildi. Burada yerel reformcular ya da sosyal arabulucular, toplumsal derinlikte temsil edilen, bağımlı oldukları güç unsurlarının birçoğunu ve silahlı tarafların nüfuz gücünü kaybettiler. Libyalılar arasında, kendilerine olan güvenlerini yitirdiklerine yönelik kanaatin yayılması ile birlikte, bu arabuluculara sadece mevcut konseyler ile siyasi meselelerin ele alınmasına dayalı çok sınırlı bir rol kaldı. Ancak sosyal düzeyin yanı sıra kabilesel, şehirsel ve diğer açılardan, medya buna ışık tutmasa bile arabulucuların hala aktif bir rolleri var. Arabulucular, pek çok zorluğun ve krizin üstesinden sadece kelimelerle değil, kanıtlarla da gelebilecek güce sahipler. Eleştirilere maruz kalan birçok reformcu olduğu biliniyor. Kendi çıkarları için sosyal faktöre yatırım yapan siyasi partilerin varlığı, Libyalıların yerel arabuluculara olan güveninin sarsılması açısından gerçek sorunlara neden oldu. Ancak toplumsal derinliğiyle Libya’nın Allah'ın yardımıyla yaşadığı sıkıntıyı aşacağına inanıyorum.

-Başkanlık Konseyi tarafından yakın zamanda başlatılan uzlaşma projesinin stratejik vizyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerçek şu ki, bir dizi akademisyen ve araştırma merkezi tarafından hazırlanması sebebiyle bu strateji genel olarak iyi ancak uygulanıp uygulanmayacağı, şu anda Başkanlık Konseyi'nin yetkilerine ve ülkeyi birleştirme konusundaki imkanlarına ve kabiliyetine bağlıdır. Özellikle de uzlaşma projesini başarılı kılmak için tüm yeteneklere sahip olması göz önüne alındığında bunu güçlü bir şekilde başarırsa, iyi olur ama yapamazsa o zaman durum farklı.

-Sizce Libya toplumsal kutuplaşma durumundan ne zaman kurtulacak?
Libya’da gerek silahlı ideoloji, gerekse bölgecilik, hatta aşiret fanatizmi gibi, çoklu kutuplaşma durumu var ve bu durum çoğu toplumda mevcut ancak savaşlar ve açık rekabetler sırasında bunların etkisini artırıyor ve bu kutuplaşma Libya’yı bölüyor. Ancak tüm Libyalıları kendilerininmiş gibi gören tarafsızlar konusunda her zaman bir ayrım çizgisi vardır. Dolayısıyla Libya’yı üç dört kampa bölmeye başvurmak siyasi aptallıktır. Bunu yapan kişiler başarısız olacaktır, zira medyanın etkisi ve siyasi yatırıma rağmen, çeşitli fikirler ve ideolojiler ne kadar farklı olursa olsun, tek bir halk olduklarına ikna olmuşlardır.

-Libya’nın yönetiminden sorumlu olanlar, ülkenin sosyal doğasını anlamadılar mı?
Sosyal ‘kimya’ konusunda bir anlayış eksikliği var. Libyalılar Afganistan ya da Yemen gibi kabile yapısına dayalı mutlak bir kabile toplumundan ibaret değildir. Libya’da kabile anlayışının farklı bir boyutu vardır. 2011’den sonra ülkeyi yönetmek isteyen hiç kimse, siyasi rolü etkileyen toplumsal dengelerle nasıl baş edileceğine dair gerçek ve derin bir anlayışa sahip değildi. Ya kabileyi siyasete sokmak istediler ya da kabile anlayışının değersiz olduğunu düşünerek onu inkar ederek yok saydılar. Libyalılar arasında, ülkeyi yöneten kişilerin ulaşması gerekenleri içeren gizli bir sosyal sözleşme vardır. Yönetime gelen kişilerin, toplumu istikrara kavuşturmak ve acısını hafifletmek için toplumdaki tüm iktidar unsurlarını bir araya getiren kişiler olması gerekir. İktidara gelen herkesin bu meseleyi ele alırken derin ve akıllıca davrandığını düşünmüyorum. Libya’daki sosyal ve politik kimya bir karışımdır. İstikrar sağlamak için devlet başkanlığı görevini doğru kullanan bir yönetim olmalıdır.

-Başkanlık Konseyi’nin siyasi çıkmazı çözmek için başlattığı plana ilişkin yorumunuz nedir?
Bu sadece Muhammed el-Menfi’nin (Libya Başkanlık Konseyi Başkanı) bir çözüm bulma girişimidir. Ancak bu adım adım yapılmalıydı, sadece siyasi partiler ve sokağa çıkan gençlerden gelen söylemlere güvenilmemeliydi. Gerçekçi ve kabul edilebilir bir vizyon geliştirebilmesi için tüm taraflara gidilmesi ve onların dinlenilmesi gerekiyordu. Ancak Cenevre Sözleşmesi uyarınca yetkiniz yokken, krizi çözmek için kendi başınıza bir plan ilan etmek, itirazla karşılaşacak ve bazı taraflar buna ikna olsa bile başarıya ulaşamayacaktır. Menfi’nin önerdiği şey, Libya’daki önceki deneyimlerin üzerine inşa edilmeliydi. Söz konusu girişimi sunan herkes çeşitli nedenlerle eleştiriliyor. Bu konuyu açmadan önce danışmış olsalardı, konuyu daha derinlemesine incelemelerini tavsiye ederdim.

-Libya birçok yabancı girişime tanık oldu, ancak bunlardan somut bir sonuç alamadı... Yorumunuz nedir?
Benim düşünceme göre yurt dışından bizimle ilgili toplantılar ve yol haritaları gerçek bir yerel Libya inancını ve iradesinin sonucu değildir. Dolayısıyla, çözüm BM Güvenlik Konseyi kararları veya büyük uluslararası baskı yoluyla zorla dayatılmadıkça, yurt dışında gerçekleşen ve Libya kaynaklı olmayan tüm konferanslar başarısızlığa tabidir. Uluslararası baskı sağlanırsa, başarılı olabilir. Ülkenin kuzeyinde yaşananlar, Somaliland bölgesinde çözüme ulaşamayan Somali örneğine benziyor. Dolayısıyla uluslararası konferanslar ve diyaloglar değil, kanaate dayalı gerçek ulusal karar çözüm olacaktır. Bu noktada, bazı yabancı ülkelerin üzerinde çalıştığı çıkarların kesişmesine ve Libya’daki çatışmalarının girişimlerin çoğunu engellediğine dikkat çekiyoruz.

- Peki neden uluslararası siyasi çabalar sarf ediliyor?
Siyasi çabalar çözüm için değil, krizi idare etmek için sarf ediliyor Libya’daki anlaşmazlığı kontrol eden birçok uluslararası ve yerel çıkar söz konusu. Benim düşünceme göre, bu anlaşmazlığı sona erdirmeye yönelik bir uluslararası karar henüz alınmadı. Çatışmanın idaresi konusunda anlaşma var aynı zamanda acıların süresini kısaltmaya çalışan bir milli irade de var, ancak herkesin planlarını yok eden ve ulusal egemenliği yeniden tesis eden çok güçlü bir devrim olmadıkça güçlü eylem araçları, vatanseverlerin elinde değil, uluslararası toplumun elinde kalmaya devam ediyor. Oralar da çatışmayı çıkarlarına göre yönetiyorlar.

-Libya’da olanlara dönecek olursak... Zaman zaman sokaklarda çıkan gösteriler, mevcut siyasi simaları sahneden indirmeyi başarabilir mi?
Öyle olacağını sanmıyorum. Ülkede tanık olunan gösteriler, durumu tersine çevirecek ve mevcut tabloyu değiştirecek gerçek büyük ivme kazanamadı. Evet bir etkisi var. Siyasi partiler üzerinde gerçek bir baskı uyguluyor, ancak onu sahneden indirmeyi başaramaz.

-Bazıları Libya’da bir halk devrimi olacağını belirtiyor, düşünceleriniz neler?
Bunun olmayacağını düşünüyorum, tüm vatandaşların sokağa çıkmayacağını düşünüyorum. Bu hala uzak bir ihtimal, gençlik hareketi bir şekilde baskı altına alınacaktır. Belli sınırlar içinde başarılı olabilir ancak Libya’daki manzara kafa karıştırıcı, ülkedeki manzarayı tamamen değiştirecek bir halk devrimi olmayacaktır. Bu benim düşüncem.

-Başağa hükümetinin çok sayıda silahlı grubu etkisiz hale getirdikten sonra Trablus’a zorla girmesini bekliyor musunuz?
Hükümetler arası uluslararası bir anlaşma dışında, Dibeybe ve Başağa hükümetleriyle ilgili yeni bir şey olmayacak ve Başağa savaş açarak Trablus’a girmeyecek, zira bu sadece yerel bir karar değil, bazı çatışmalar olsa bile, uluslararası ve bölgesel hesaplamalara tabi bir karardır. Libya meselesinin mutlak bir şekilde politikacıların elinde olmadığını düşünüyorum, çünkü bu karar uluslararası taraflarla ve Libya’daki büyük çıkarlarla ilgili. Ayrıca Başağa hükümetinin Trablus’a girmesi, uluslararası bir anlaşmaya uygun olması gerekir ve bu da Libyalıların değerinin küçümsenmesinden başka bir şey değildir. Gerçek bu.

-Peki bu iki ismin seçimleri gerçekleştirme hazırlıkları için verdikleri sözler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine gitmeden önce, herkesin bu seçimlerin sonuçlarına saygı duyduğuna yönelik bir sözleşme ve tüzüğe göre ulusal bir uzlaşma sağlanması gerekiyor. Silahların varlığı da herhangi bir seçimin yapılmasını engelleyen faktörlerden biridir hata seçimler yapılsa ve uluslararası tanınırlık kazansa bile bu sorun devam edecektir. Bu nedenle, tüm tarafların seçimlerin sonuçlara uyacağına yönelik garanti vermesi gerekir. Garanti verilirse seçimler başarılı olur ve bir sonraki başkan işini yapabilir, bunun dışında seçimler sadece zaman kaybı olur.

-Libya krizinin on yıldır çözüme ulaştırılamamasından kim sorumlu?
Libyalılar. Çünkü aramızdaki güveni kaybettik ve kaybeden kişi, başkalarını suçlayan ve yaptıklarından sorumluluk almayan kişilerdir. Gerçek sorumluluk bize ait, BM misyonuna veya ülke dışı taraflara değil. Müdahalede bulundukları doğru, ancak sorumluluk halkımıza, politikacılarımıza ve çatışmanın taraflarına ait. Bu nedenle yarın birçok şey kaybetmektense bugün biraz taviz vermek onlar için daha iyi. Zira vatan kalıcı içindekiler gidicidir.
Bu noktada, Libya’nın herkesten büyük olduğunu söylüyorum. Ülkeniz bundan daha iyisini hak ediyor. Hepimiz için güvenliği sağlamanın bir yolunu aramalıyız, bir tarafın diğeri olmadan güvenlik sağlamak ve diğerlerinin dışlanması için değil. Hepimiz aynı gemideyiz, dolayısıyla herkese saygı duyan ve Libya’yı krizden çıkarabilecek ve ileriye taşıyabilecek totaliter bir lider seçmek gerekiyor.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.