Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Mubeşşir Şarku’l Avsat’a konuştu: Yabancı müdahalelerin çözümleri, Libyalılara zorla dayatılmadığı sürece başarısızlığa mahkumdur

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı, silahların varlığının seçimlerin başarısız olmasına neden olan bir engeli teşkil ettiğini söyledi.

Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
TT

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Mubeşşir Şarku’l Avsat’a konuştu: Yabancı müdahalelerin çözümleri, Libyalılara zorla dayatılmadığı sürece başarısızlığa mahkumdur

Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)
Şeyh Muhammed El-Mübeşşir (Şarku’l Avsat)

Libya Uzlaşısından Sorumlu Ayan Meclisi Başkanı Muhammed el-Mubeşşir, siyasi çatışmanın taraflarına “yarın birçok şey kaybetmektense, bugün biraz taviz verme” çağrısında bulundu. Mubeşşir “Herkes aynı gemide ve bir grubun gelip diğerinin dışlanması için değil, güvenliğe ulaşmak üzere bir yol aranmalı” dedi.
Mubeşşir Şarku’l Avsat gazetesine verdiği röportajda, ülkesindeki krize son vermeye yönelik uluslararası kararın henüz alınmadığını söyledi. Yurtdışında düzenlenen ve Libya’dan başlatılmayan tüm konferansların, belirlenen çözüm zorla dayatılmadığı sürece başarısız olmaya mahkum olduğuna yönelik inancını dile getirdi. Bazı Libya şehirlerinde tanık olunan gençlik gösterilerinin, siyasi isimleri sahneden indirmede başarılı olmayacağını belirtti. Başkanlık Konseyi’nin ‘siyasi tıkanıklık’ konusunda başlattığı plana da değinerek, bunu ‘tüm tarafları dinlemekten yoksun olduğu için, sadece bir çözüm bulma girişimi’ olarak değerlendirdi.

-Başlangıç olarak, şu anda sahada olup bitenlerde sosyal arabulucuların rolü nerede? Bu rolün etkinliği azaldı mı?
Libya’daki çatışma bilgimiz gibi siyasi bir çatışmadır. Dolayısıyla kriz dosyası, Birleşmiş Milletler (BM) misyonuna teslim edildi. Burada yerel reformcular ya da sosyal arabulucular, toplumsal derinlikte temsil edilen, bağımlı oldukları güç unsurlarının birçoğunu ve silahlı tarafların nüfuz gücünü kaybettiler. Libyalılar arasında, kendilerine olan güvenlerini yitirdiklerine yönelik kanaatin yayılması ile birlikte, bu arabuluculara sadece mevcut konseyler ile siyasi meselelerin ele alınmasına dayalı çok sınırlı bir rol kaldı. Ancak sosyal düzeyin yanı sıra kabilesel, şehirsel ve diğer açılardan, medya buna ışık tutmasa bile arabulucuların hala aktif bir rolleri var. Arabulucular, pek çok zorluğun ve krizin üstesinden sadece kelimelerle değil, kanıtlarla da gelebilecek güce sahipler. Eleştirilere maruz kalan birçok reformcu olduğu biliniyor. Kendi çıkarları için sosyal faktöre yatırım yapan siyasi partilerin varlığı, Libyalıların yerel arabuluculara olan güveninin sarsılması açısından gerçek sorunlara neden oldu. Ancak toplumsal derinliğiyle Libya’nın Allah'ın yardımıyla yaşadığı sıkıntıyı aşacağına inanıyorum.

-Başkanlık Konseyi tarafından yakın zamanda başlatılan uzlaşma projesinin stratejik vizyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerçek şu ki, bir dizi akademisyen ve araştırma merkezi tarafından hazırlanması sebebiyle bu strateji genel olarak iyi ancak uygulanıp uygulanmayacağı, şu anda Başkanlık Konseyi'nin yetkilerine ve ülkeyi birleştirme konusundaki imkanlarına ve kabiliyetine bağlıdır. Özellikle de uzlaşma projesini başarılı kılmak için tüm yeteneklere sahip olması göz önüne alındığında bunu güçlü bir şekilde başarırsa, iyi olur ama yapamazsa o zaman durum farklı.

-Sizce Libya toplumsal kutuplaşma durumundan ne zaman kurtulacak?
Libya’da gerek silahlı ideoloji, gerekse bölgecilik, hatta aşiret fanatizmi gibi, çoklu kutuplaşma durumu var ve bu durum çoğu toplumda mevcut ancak savaşlar ve açık rekabetler sırasında bunların etkisini artırıyor ve bu kutuplaşma Libya’yı bölüyor. Ancak tüm Libyalıları kendilerininmiş gibi gören tarafsızlar konusunda her zaman bir ayrım çizgisi vardır. Dolayısıyla Libya’yı üç dört kampa bölmeye başvurmak siyasi aptallıktır. Bunu yapan kişiler başarısız olacaktır, zira medyanın etkisi ve siyasi yatırıma rağmen, çeşitli fikirler ve ideolojiler ne kadar farklı olursa olsun, tek bir halk olduklarına ikna olmuşlardır.

-Libya’nın yönetiminden sorumlu olanlar, ülkenin sosyal doğasını anlamadılar mı?
Sosyal ‘kimya’ konusunda bir anlayış eksikliği var. Libyalılar Afganistan ya da Yemen gibi kabile yapısına dayalı mutlak bir kabile toplumundan ibaret değildir. Libya’da kabile anlayışının farklı bir boyutu vardır. 2011’den sonra ülkeyi yönetmek isteyen hiç kimse, siyasi rolü etkileyen toplumsal dengelerle nasıl baş edileceğine dair gerçek ve derin bir anlayışa sahip değildi. Ya kabileyi siyasete sokmak istediler ya da kabile anlayışının değersiz olduğunu düşünerek onu inkar ederek yok saydılar. Libyalılar arasında, ülkeyi yöneten kişilerin ulaşması gerekenleri içeren gizli bir sosyal sözleşme vardır. Yönetime gelen kişilerin, toplumu istikrara kavuşturmak ve acısını hafifletmek için toplumdaki tüm iktidar unsurlarını bir araya getiren kişiler olması gerekir. İktidara gelen herkesin bu meseleyi ele alırken derin ve akıllıca davrandığını düşünmüyorum. Libya’daki sosyal ve politik kimya bir karışımdır. İstikrar sağlamak için devlet başkanlığı görevini doğru kullanan bir yönetim olmalıdır.

-Başkanlık Konseyi’nin siyasi çıkmazı çözmek için başlattığı plana ilişkin yorumunuz nedir?
Bu sadece Muhammed el-Menfi’nin (Libya Başkanlık Konseyi Başkanı) bir çözüm bulma girişimidir. Ancak bu adım adım yapılmalıydı, sadece siyasi partiler ve sokağa çıkan gençlerden gelen söylemlere güvenilmemeliydi. Gerçekçi ve kabul edilebilir bir vizyon geliştirebilmesi için tüm taraflara gidilmesi ve onların dinlenilmesi gerekiyordu. Ancak Cenevre Sözleşmesi uyarınca yetkiniz yokken, krizi çözmek için kendi başınıza bir plan ilan etmek, itirazla karşılaşacak ve bazı taraflar buna ikna olsa bile başarıya ulaşamayacaktır. Menfi’nin önerdiği şey, Libya’daki önceki deneyimlerin üzerine inşa edilmeliydi. Söz konusu girişimi sunan herkes çeşitli nedenlerle eleştiriliyor. Bu konuyu açmadan önce danışmış olsalardı, konuyu daha derinlemesine incelemelerini tavsiye ederdim.

-Libya birçok yabancı girişime tanık oldu, ancak bunlardan somut bir sonuç alamadı... Yorumunuz nedir?
Benim düşünceme göre yurt dışından bizimle ilgili toplantılar ve yol haritaları gerçek bir yerel Libya inancını ve iradesinin sonucu değildir. Dolayısıyla, çözüm BM Güvenlik Konseyi kararları veya büyük uluslararası baskı yoluyla zorla dayatılmadıkça, yurt dışında gerçekleşen ve Libya kaynaklı olmayan tüm konferanslar başarısızlığa tabidir. Uluslararası baskı sağlanırsa, başarılı olabilir. Ülkenin kuzeyinde yaşananlar, Somaliland bölgesinde çözüme ulaşamayan Somali örneğine benziyor. Dolayısıyla uluslararası konferanslar ve diyaloglar değil, kanaate dayalı gerçek ulusal karar çözüm olacaktır. Bu noktada, bazı yabancı ülkelerin üzerinde çalıştığı çıkarların kesişmesine ve Libya’daki çatışmalarının girişimlerin çoğunu engellediğine dikkat çekiyoruz.

- Peki neden uluslararası siyasi çabalar sarf ediliyor?
Siyasi çabalar çözüm için değil, krizi idare etmek için sarf ediliyor Libya’daki anlaşmazlığı kontrol eden birçok uluslararası ve yerel çıkar söz konusu. Benim düşünceme göre, bu anlaşmazlığı sona erdirmeye yönelik bir uluslararası karar henüz alınmadı. Çatışmanın idaresi konusunda anlaşma var aynı zamanda acıların süresini kısaltmaya çalışan bir milli irade de var, ancak herkesin planlarını yok eden ve ulusal egemenliği yeniden tesis eden çok güçlü bir devrim olmadıkça güçlü eylem araçları, vatanseverlerin elinde değil, uluslararası toplumun elinde kalmaya devam ediyor. Oralar da çatışmayı çıkarlarına göre yönetiyorlar.

-Libya’da olanlara dönecek olursak... Zaman zaman sokaklarda çıkan gösteriler, mevcut siyasi simaları sahneden indirmeyi başarabilir mi?
Öyle olacağını sanmıyorum. Ülkede tanık olunan gösteriler, durumu tersine çevirecek ve mevcut tabloyu değiştirecek gerçek büyük ivme kazanamadı. Evet bir etkisi var. Siyasi partiler üzerinde gerçek bir baskı uyguluyor, ancak onu sahneden indirmeyi başaramaz.

-Bazıları Libya’da bir halk devrimi olacağını belirtiyor, düşünceleriniz neler?
Bunun olmayacağını düşünüyorum, tüm vatandaşların sokağa çıkmayacağını düşünüyorum. Bu hala uzak bir ihtimal, gençlik hareketi bir şekilde baskı altına alınacaktır. Belli sınırlar içinde başarılı olabilir ancak Libya’daki manzara kafa karıştırıcı, ülkedeki manzarayı tamamen değiştirecek bir halk devrimi olmayacaktır. Bu benim düşüncem.

-Başağa hükümetinin çok sayıda silahlı grubu etkisiz hale getirdikten sonra Trablus’a zorla girmesini bekliyor musunuz?
Hükümetler arası uluslararası bir anlaşma dışında, Dibeybe ve Başağa hükümetleriyle ilgili yeni bir şey olmayacak ve Başağa savaş açarak Trablus’a girmeyecek, zira bu sadece yerel bir karar değil, bazı çatışmalar olsa bile, uluslararası ve bölgesel hesaplamalara tabi bir karardır. Libya meselesinin mutlak bir şekilde politikacıların elinde olmadığını düşünüyorum, çünkü bu karar uluslararası taraflarla ve Libya’daki büyük çıkarlarla ilgili. Ayrıca Başağa hükümetinin Trablus’a girmesi, uluslararası bir anlaşmaya uygun olması gerekir ve bu da Libyalıların değerinin küçümsenmesinden başka bir şey değildir. Gerçek bu.

-Peki bu iki ismin seçimleri gerçekleştirme hazırlıkları için verdikleri sözler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine gitmeden önce, herkesin bu seçimlerin sonuçlarına saygı duyduğuna yönelik bir sözleşme ve tüzüğe göre ulusal bir uzlaşma sağlanması gerekiyor. Silahların varlığı da herhangi bir seçimin yapılmasını engelleyen faktörlerden biridir hata seçimler yapılsa ve uluslararası tanınırlık kazansa bile bu sorun devam edecektir. Bu nedenle, tüm tarafların seçimlerin sonuçlara uyacağına yönelik garanti vermesi gerekir. Garanti verilirse seçimler başarılı olur ve bir sonraki başkan işini yapabilir, bunun dışında seçimler sadece zaman kaybı olur.

-Libya krizinin on yıldır çözüme ulaştırılamamasından kim sorumlu?
Libyalılar. Çünkü aramızdaki güveni kaybettik ve kaybeden kişi, başkalarını suçlayan ve yaptıklarından sorumluluk almayan kişilerdir. Gerçek sorumluluk bize ait, BM misyonuna veya ülke dışı taraflara değil. Müdahalede bulundukları doğru, ancak sorumluluk halkımıza, politikacılarımıza ve çatışmanın taraflarına ait. Bu nedenle yarın birçok şey kaybetmektense bugün biraz taviz vermek onlar için daha iyi. Zira vatan kalıcı içindekiler gidicidir.
Bu noktada, Libya’nın herkesten büyük olduğunu söylüyorum. Ülkeniz bundan daha iyisini hak ediyor. Hepimiz için güvenliği sağlamanın bir yolunu aramalıyız, bir tarafın diğeri olmadan güvenlik sağlamak ve diğerlerinin dışlanması için değil. Hepimiz aynı gemideyiz, dolayısıyla herkese saygı duyan ve Libya’yı krizden çıkarabilecek ve ileriye taşıyabilecek totaliter bir lider seçmek gerekiyor.



Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali Falih ez-Zeydi dün, Irak'ın krizleri yönetme ve İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenme kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Irak hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘Irak'ın diplomatik süreci destekleyen ve anlaşmazlıkların çözümü ile krizlerin yönetiminde diyalogu benimseyen tutumunu’ dile getirdi. Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Zeydi, Irak'ın İran ile ABD arasında arabuluculuk rolüne katkıda bulunma kapasitesine sahip olduğunu da vurguladı.

Açıklamaya göre görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri ve bu ilişkilerin desteklenmesi ile güçlendirilmesinin yolları ele alındı. İki taraf, önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretler gerçekleştirme konusunda mutabık kaldı.

Hatırlanacağı üzere Pakistan, arabulucu olarak geçtiğimiz ayın başlarında İran ile ABD arasında bir müzakere turuna ev sahipliği yapmış, ancak başta İran'ın nükleer programı olmak üzere çeşitli konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu tur başarısızlıkla sonuçlanmıştı.


Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik müzakereler ikinci haftasına girerken, gözler Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile arabulucuların yürüttüğü temasların sonuçlarına çevrildi. Taraflar arasında anlaşmanın ikinci aşamasına, yani Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in bölgeden çekilmesine geçilememesi dikkat çekerken, Hamas ilk aşamanın tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda özellikle yardımların artırılması ve İsrail ihlallerinin durdurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Tarafların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmaktan kaçındığı bu süreç, uzmanlara göre anlaşmaya varma yolunda zorluklara işaret ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, arabulucuların yoğun çabalarına ve Mladenov’un İsrail ziyareti gibi diplomatik temaslara rağmen ilerlemenin sınırlı kaldığını belirtiyor. Uzmanlar, İsrail’in somut adımlar atmadan süreci oyalamayı sürdürebileceğini, buna karşılık arabulucuların yeni bir müzakere turu için ısrarcı olacağını öngörüyor.

İsrail medyasında müzakerelerin ‘çöktüğü’ yönünde haberler yer alırken, Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak bu iddiaları yalanladı. Kaynak, arabulucular ile Hamas ve diğer Filistinli gruplar arasında görüşmelerin sürdüğünü ifade ederek, Mladenov’un Tel Aviv’den döndükten sonra İsrail’in sunulan önerilere vereceği yanıtın beklendiğini aktardı. Bu yanıtın, Kahire’de devam eden müzakerelerin geleceğini ve gerekli düzenlemelerin ardından ‘teknokrat komitenin’ devreye girip girmeyeceğini belirleyeceği kaydedildi.

Arabulucuların sürekli hamleleri

Kahire’de yürütülen müzakereler ikinci haftasına girerken, Mladenov dün Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşme, Mladenov’un ofisinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Görüşmenin ardından Mladenov, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu ile ‘gelecek süreç hakkında olumlu ve kapsamlı bir görüşme’ gerçekleştirdiklerini belirtti. Tüm taraflarla birlikte bu taahhütleri somut adımlara dönüştürmek için çalıştıklarını kaydeden Mladenov, ilerleme sağlanabilmesi için bazı kararların alınması gerektiğini ifade etti, ancak bu kararların içeriğine ilişkin detay vermedi.

İsrail Ordu Radyosu ise pazartesi günü, Mladenov’un pazar gecesi İsrail’e ulaştığını duyurdu. Yayında, Mladenov’un Kahire’de Hamas ile yürüttüğü görüşmelerin ‘çökmesinin’ ardından İsrail’e geldiği öne sürülerek, Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişine izin verilmesi ve İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarının azaltılması yönünde talepte bulunacağı iddia edildi.

Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti iki haftadır Kahire’de bulunmayı sürdürürken, İsrail Kamu Yayın Kurumu, hareket ile Mladenov arasında yürütülen görüşmelerin ‘çıkmaza girdiğini’ ileri sürdü.

dsvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevinden dağıtılacak yemeği bekleyen Filistinliler (AFP)

İsrail Kamu Yayın Kurumu ve İsrail Ordu Radyosu, pazar günü yayımladıkları haberlerde, Hamas’ın ikinci aşamaya geçilmeden önce ilk aşama maddelerinin eksiksiz uygulanmasında ısrar ettiğini aktardı. Haberlere göre Hamas, silahsızlanma konusunun yalnızca kapsamlı bir ulusal çerçevede ve Filistin devletinin kurulmasının güvence altına alınması durumunda ele alınmasını talep ediyor. Ayrıca hareketin, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına başlanmadan ve İsrail güçleri bölgeden çekilmeden silahsızlanma dosyasının gündeme getirilmesine karşı çıktığı ifade edildi.

Mısırlı siyasi analist Halid Ukkaşe, İsrail’in çekilme yükümlülüğünden kaçınmak için süreci oyaladığını ve bu tutumunu sürdürmesinin beklendiğini belirtti. Ukkaşe, Kahire’nin müzakerelerin başarıya ulaşmasına ve Gazze anlaşma planındaki yükümlülüklerin hayata geçirilmesine önem verdiğini vurgulayarak, ikinci aşamaya geçilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Mısır’ın görüşmelerin çökmesine izin vermeyeceğini ifade eden Ukkaşe, Washington ile paralel bir diplomatik hat açılarak sürecin ilerletilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise Mladenov’un, Gazze Şeridi’nde silahsızlanmanın aşamalı şekilde gerçekleştirilmesine yönelik öneriye İsrail’den yanıt almaya çalıştığını söyledi. Rakab, Tel Aviv’in müzakerelerin başarısız olduğu yönündeki söylemlerinin, Gazze Şeridi’nin geri kalanını kontrol altına alma isteğiyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

Rakab ayrıca, İsrail’in birkaç ay sonra yapılacak seçimler (ekim ayında) nedeniyle mevcut önerileri kabul etmesinin zor olduğunu ifade etti. İsrail kamuoyunda savaş hedeflerinin gerçekleştirilememiş olmasının bir sorun teşkil ettiğini belirten Rakab, bu şartlarda anlaşmaya varılmasının siyasi kayıp anlamına gelebileceğini savundu.

Öte yandan Rakab, İsrail ile Mladenov arasında bir anlaşma sağlanarak Gazze’ye yönelik bir komitenin devreye girmesi ihtimalini de düşük gördü. Bu değerlendirmesini, İsrail’in seçimler tamamlanana kadar sürece yönelik süregelen itirazlarına ve sahada ne uluslararası istikrar güçlerinin ne de bir Filistin polis gücünün bulunmamasına dayandırdı.

Olası bir savaş

Bu diplomatik hareketlilik, Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşın patlak verebileceği yönündeki endişelerle birlikte yaşanıyor. İsrail Kamu Yayın Kurumu cumartesi günü yaptığı haberde, güvenlik kabinesinin, Hamas’ın silahsızlanma anlaşmasına uymadığı sonucuna varılmasının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirmeye hazırlandığını aktardı.

Maariv gazetesine konuşan İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise, “bir sonraki çatışmanın Gazze Şeridi’nde olabileceğini, çünkü savaşın henüz sona ermediğini” söyledi. Zamir, Hamas’ın silahsızlanma sürecini engellemesi durumunda ordunun savaşı tüm gücüyle yeniden başlatmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

ddfvferv
Gazze şehrindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesinin yanında göz yaşı döken yakınları (AFP)

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim cumartesi günü yaptığı açıklamada, hareketin ‘direnişin silahı’ konusunun müzakere edilmesini reddettiğini söyledi. Naim, bunun meşru bir hak olduğunu vurgulayarak, kalıcı bir ateşkes sağlanmadan ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleri oluşturulmadan bu konunun tartışılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Ukkaşe, Kahire’nin müzakere sürecinin devamına büyük önem vereceğini ve İsrail’in oyalama taktiklerini boşa çıkarmak amacıyla yeni görüşme turlarının gündeme gelebileceğini belirtti.

Rakab ise Mısır ve Türkiye’nin Hamas ile yürüttüğü temasların yeni turlarla devam etmesini beklediğini dile getirdi. Rakab, hareketin gelecekteki düzenlemelerde söz sahibi olmayı hedeflediğine dikkat çekti. Ayrıca İsrail’in hem seçim hesapları doğrultusunda kazanım elde etmek hem de müzakereler sırasında Hamas üzerinde baskı kurmak için savaş seçeneğini gündemde tutmayı sürdürebileceğini ifade etti.


El-Zeydi ve Hegseth görüşmesinde Irak ordusunun yeteneklerini geliştirmeye yönelik çalışmaların önemi vurgulandı

Irak'ın müstakbel Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta bir toplantıda (Arşiv-AP)
Irak'ın müstakbel Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta bir toplantıda (Arşiv-AP)
TT

El-Zeydi ve Hegseth görüşmesinde Irak ordusunun yeteneklerini geliştirmeye yönelik çalışmaların önemi vurgulandı

Irak'ın müstakbel Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta bir toplantıda (Arşiv-AP)
Irak'ın müstakbel Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta bir toplantıda (Arşiv-AP)

Irak Haber Ajansı'nın (INA) bildirdiğine göre, Irak'ın yeni hükümetini kurmakla görevlendirilen Başbakan adayı Ali Falih el-Zeydi, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Irak silahlı kuvvetlerinin kapasitesini ve verimliliğini artırmak amacıyla eğitim faaliyetlerinin yeniden canlandırılmasının önemi vurgulandı.

Başbakanlık Medya Ofisi, Higgseth'in al-Zeydi'yi yeni hükümeti kurmak üzere atanmasından dolayı tebrik ettiğini ve iki ülke arasındaki ikili ilişkileri, özellikle Irak ve ABD arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda belirtildiği gibi güvenlik iş birliğini ele aldığını belirtti.

Yayınlanan bildiride, iki ülke arasındaki ilişkilerin özel niteliğine vurgu yapıldı. Irak ordusunun profesyonelleşmesi ve askeri kabiliyetlerinin geliştirilmesi için ABD tarafından sağlanan askeri eğitimlerin yeniden aktif hale getirilmesinin stratejik önemi teyit edildi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında konuşuyor (AFP)

Görüşme, Washington ve Bağdat hattında yeni hükümet döneminde güvenlik koordinasyonunun artacağına dair önemli bir gösterge olarak değerlendirildi.