Suudi Arabistan nasıl cazibe noktası oldu?

Suudi Arabistan, birçok liderin katıldığı çeşitli toplantılara ev sahipliği yapmaya devam ediyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Joe Biden, Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi’nde. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Joe Biden, Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi’nde. (SPA)
TT

Suudi Arabistan nasıl cazibe noktası oldu?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Joe Biden, Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi’nde. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve ABD Başkanı Joe Biden, Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi’nde. (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Mısır, Ürdün ve Irak'ın yanı sıra ABD’nin katılımıyla Suudi Arabistan'da düzenlenen Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi'nin ardından yaptığı basın toplantısında, ‘Bölgesel veya küresel bir ajandaya sahip olmak isteyenlerin, Suudi Arabistan ile ilişki kurmaları gerektiğini’ vurguladı. Bin Ferhan’ın açıklaması, Suudi Arabistan'ın son yıllarda ev sahipliği yaptığı çok sayıda önemli istisnai zirveyi hatırlattı. Koronavirüs salgını nedeniyle küresel çapta uygulanan kapanmaların sona ermesinin ardından kısa sürede yoğun bir hazırlık yapılarak Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi düzenlendi. Bu zirvenin Ukrayna krizinin doğrudan stratejik etkisi altında olduğu da aşikardır. Ukrayna’daki kriz, özellikle gıda tedarik zincirlerinde aksamalara ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı. Birçok gözlemci, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cidde ziyaretinin öncelikli nedenlerinin başında ‘küresel enerji’ meselesi olduğunu değerlendiriyor. Biden’ın Beyaz Saray’a girmesinden bu yana Suudi Arabistan ve ABD arasında bir gerilim dikkati çekmekteydi.  

Küresel zirveler 
Suudi Arabistan'ın önemli ‘küresel zirvelerle’ olan hikayesi elbette Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi ile başlamış değildir. Suudi Arabistan son yıllarda büyük toplantılara, özellikle istisnai ve aciliyet içeren önemli toplantılara ev sahipliği yapmıştır. Bu bağlamda Suudi Krallığı, başta siyasi olmak üzere birden fazla düzeyde sayısız olağanüstü toplantıya da ev sahipliği yaptı. Gözlemcilere göre, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nun açıklanmasından bu yana, ülke adeta bir ‘açık atölyeye’ dönüşmüştür. Bu ‘açık atölyede’ birçok zirve, toplantı, forum ve konferans düzenlenmiş, siyaset, ekonomi, kalkınma ve teknoloji ile ilgili gündemler belirlenmiştir.    

Suudi Arabistan siyasi olmayan toplantılara da ev sahipliği yapıyor 
Suudi Arabistan’ın siyasi olmayan toplantılara ev sahipliği yapması, yabancı yatırımcılara ve turistlere kapıların açılması, daha önce ihmal edilen sektörlerin canlandırılması, yargı reformlarının ve yatırım yasalarının geliştirilmesi de dahil olmak üzere, son on yılda ülkede meydana gelen birçok değişim faktörü ile bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. Suudi Arabistan, spor, sanat, müzik, dini yarışmalar, siber güvenlik ve yeni teknoloji alanlarında düzenlediği toplantılar ve aktivitelerle, ülkeyle ilgili uluslararası kanaatlerin de değişmesini sağladı. Artık Suudi Krallığı’nın, hemen her sektörde en önemli toplantılara ev sahipliği yapması olağan karşılanır oldu.

Temmuz 2018'de Cidde'dede düzenlenen Hackathon yarışmasının açılışından bir kare (SPA) 
Lübnanlı siyasi analist Nidal el-Seba, “bölgedeki birçok ülkenin, birçok istikrarlı ve gelişmekte olan ülkeyi vuran aşırıcılık da dahil olmak üzere, olumsuz toplumsal vakalara maruz kalmaya karşı savunmasız olduğunu” belirtiyor, ancak Suudi Arabistan'ın istisnalardan biri olduğuna inanıyor. Seba’ya göre, ‘Vizyon 2030’ sadece bölgede değil küresel düzeyde bir ‘rekabeti alevlendirmeyi başardı’. Olumsuz gündemleri adeta ortadan kaldıran 2030 Vizyonu, özellikle bölgede, ekonomi ve kalkınma alanlarında bölge halkının yararına olacak bir ‘rekabet gündemi’ oluşturdu. Suudi Arabistan’ın, siyasi, ekonomik ya da kalkınmayla ilgili bir toplantıya ev sahipliği yapması artık olağan hale geldi, bilakis böylesi toplantıların Suudi Arabistan’da gerçekleşmemesi artık tuhaf karşılanıyor.  

Çöl Davos’u  
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ın Nisan 2016'da ‘Vizyon 2030’un’ lansmanını ilan etmesinin ardından, Riyad'da Dünya Ekonomik Forumu'na benzer şekilde, ‘Çöl Davos’u’ olarak bilinen ‘Future Investment Initiative- Geleceğe Yatırım Girişimi’ zirvesi düzenlendi. Çöl Davosu, Suudi Arabistan Varlık Fonu tarafından organize edilen ve uluslararası kuruluşlara Suudi Arabistan'da teknoloji, küresel yönetişim ve çevre dahil olmak üzere ekonomik kalkınma ile ilgili konuların tartışıldığı ve geniş çaplı iş anlaşmaları yapma imkânı sunan uluslararası bir zirveydi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman önderliğinde gerçekleştirilen zirvede onlarca milyar dolarlık iş ve yatırım anlaşmaları yapıldı. Periyodik olarak bölgeye açılmakla ilgilenen büyük şirketler ve sermayedarlar zirveye ilgilerini sürdürmeye devam ediyor. 

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad’da düzenlenen Çöl Davosu’na iştirak ederken. (SPA)  

Bölgenin faydalanması  
G20 Liderler Zirvesi, 2020’de Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in dönem başkanlığında ülkenin başkenti Riyad'da düzenlendi. Riyad, Kasım 2020'de G20 zirvesine ev sahipliği yaparak, dünyanın en büyük 20 ekonomisini içeren grubu ağırladı. Körfez ülkeleri küresel enerji ihtiyacının üçte birini karşılıyor olsa da daha önce G20 üyesi olamamış ya da konuk olarak davet edilmemişlerdi. Suudi Arabistan’ın G20 Zirvesine ev sahipliği yapması, Körfez bölgesine önemli bir boyut kazandırdı. Söz konusu toplantıya yaklaşık 16 bin kişi iştirak etti, katılımın olağan toplantılardan yüzde 40 daha fazla olması dikkat çekti. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz açılış konuşmasında, ülkesinin Kovid-19 salgını şartlar altında zirveye ev sahipliği yapmasının önemine vurgu yaptı. Kral Selman, Suudi Arabistan’ın üç kıtayı birleştiren, gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeleri birbirine bağlayan jeostratejik konumuna da atıfta bulundu.  
Suudi Arabistan ayrıca, çevre ve iklim kriziyle ilgili uluslararası düzeyde kritik bir zamandan geçilirken, temiz enerji kullanımını etkinleştiren ve emisyonları azaltan bölgesel girişimin de öncülüğünü yaptı. Bu bağlamda Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından açıklanan ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimleri Riyad’da düzenlenen bir zirvede duyuruldu.  

2020 G20 Liderler Zirvesi’nin posteri. (SPA)  
Siyasi olarak, Suudi Arabistan, eski ABD Başkanı Donald Trump ve Körfez, Arap ve İslam ülkelerinin liderlerini, Haremeyn Hizmetçisi Kral Selman bin Abdülaziz’in davetiyle 2017’de bir araya getirmişti. Geçtiğimiz cumartesi günü ise ABD Başkanı Joe Biden ve Körfez ülkelerinin liderlerinin yanı sıra Mısır, Ürdün ve Irak cumhurbaşkanları bir kez daha Krallığın ev sahipliğinde bir araya geldi. Ürdün’ün eski İletişim Bakanı Semih el-Muatiye, “İstisnai nitelikteki forumlara ev sahipliği yapmak, Krallığın oynadığı rol hakkında göstergeler barındırıyor. ABD gibi büyük ülkeler, ancak ev sahibinin bölgesel bir ağırlığı olması durumunda bu tür forumlara iştirak etmeyi kabul edebiliyor. Çünkü o zaman toplantının gerçek ve uygulanabilir sonuçlar çıkarabileceğini biliyorlar’’ değerlendirmesinde bulundu. Şarku’l Avsat’a telefonda yorumda bulunan Muatiye, ‘’Suudi Arabistan’ın enerji alanındaki önemi yadsınamaz, ancak ev sahipliğinde düzenlenen toplantıların başarılı olması için bu yeterli değildir. Suudi Arabistan iç kalkınmasına ciddiyetle eğilmekte, başkalarının çıkarlarına saygılı davranırken kendi çıkarlarını da korumaktadır. Buna örnek olarak Filistin ve Ukrayna dosyalarını gösterebiliriz. Buna ek olarak, Krallık, enerji, iklim, yatırım ve diğer alanlarda her zaman dünyaya yeni bir şey sunabiliyor, bu da kendisiyle anlaşamayan ülkelerin nazarında dahi onu güvenilir kılıyor’’ diye konuştu.  

Arap ve Körfez zirveleri 
Arap bölgesi ve Körfez meseleleri ile ilgili olarak, Riyad'ın bölge politikalarında aktif ve temelde etkili bir taraf olarak rolünü pekiştirme yönündeki ilgisi biliniyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) art arda beş zirvesine ev sahipliği yaptı. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in çağrısı üzerine 2019’da Mekke’de olağanüstü Arap Zirvesi düzenlendi. Hemen öncesinde KİK’in olağanüstü zirvesi düzenlenmiş, ardından da yine Mekke’de 14'üncü İslam İşbirliği Teşkilatı olağan zirvesi düzenlenmişti. Bu yoğun toplantılar, ‘Üç Mekke Zirvesi’ olarak adlandırılmıştı.  

2017’de düzenlene Arap-ABD Zirvesi katılımcılarının toplu hatıra fotoğrafı. (SPA) ​​​​​​​

Expo 2030 
Suudi Arabistan'ın, pek çok farklı düzeyde uluslararası etkinliklerin odak noktası olduğunu gösteren bu veriler ışığında, Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapacak olması şaşırtıcı olmayacaktır. Suudi Arabistan, (Dünya Fuarı) 2030 Expo’ya ‘Değişim Çağı: Gezegenimizi Geleceğe Taşımak’ sloganıyla ev sahipliği yapacak. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) Genel Sekreteri Dimitri Kerkentzes'e, Expo 2030'a Riyad'ın adaylığı ile ilgili gönderdiği mektupta, ülkesinin 2030 vizyon ve hedeflerine işaret ederek Expo adaylığı için belirledikleri tarihin manidar olduğunu belirtti. Bin Selman, "Bu adaylık Suudi Arabistan için önemli ve sembolik bir meydan okumadır, nitekim o tarihte 2030 Vizyonu’nu taçlandıracağız" ifadesini kullanmıştı.  
Moritanyalı gazeteci Halil Veled Ecdud, Suudi Arabistan’da düzenlenen birçok önemli zirve ve etkinliğe katıldığını, ancak her defasında yeni sunum teknikleriyle karşılaşarak şaşırdığını söylüyor. Ecdud’a göre, Suudi Arabistan’ın farklı etkinlikler için seçilmesi, sadece siyasi ağırlığı ya da konumu nedeniyle değil, aynı zamanda ileri teknolojileri kullanma yoğunluğu ve görsel bir şov sunabilme kabiliyeti ile de ilgili.  

Dubai’deki Expo 2020’de Suudi Arabistan’ın standı. (SPA)  
Dubai’de düzenlenen Expo 2020’de Suudi Arabistan standı rekor kırarak yaklaşık 5 milyon ziyaretçi ağırladı. Suudi standında ülkenin 2030 Vizyonu ve bölgelerinin görsel tanıtımları oldukça ilgi çekti.  
Bu soru önemini koruyor; Suudi Arabistan nasıl önemli randevuların cazibe noktası haline geldi?  



Suudi Arabistan'dan Husi saldırılarına karşı "kolektif yanıt" çağrısı

Suudi Arabistan'dan Husi saldırılarına karşı "kolektif yanıt" çağrısı
Suudi Arabistan'dan Husi saldırılarına karşı "kolektif yanıt" çağrısı
TT

Suudi Arabistan'dan Husi saldırılarına karşı "kolektif yanıt" çağrısı

Suudi Arabistan'dan Husi saldırılarına karşı "kolektif yanıt" çağrısı
Suudi Arabistan'dan Husi saldırılarına karşı "kolektif yanıt" çağrısı

Suudi Arabistan, Husilerin artan saldırıları karşısında füze önleme mühimmatı sıkıntısı yaşarken beklenen yardımın ABD'den gelmemesi üzerine Fransa, Britanya, Pakistan ve Mısır'dan hava savunma desteği istedi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla AP'ye konuşan yetkililer, Suudi Arabistan'ın füze önleme mühimmatının azaldığını, İran destekli Husilerle çatışmanın uzaması nedeniyle bölgesel ve Batılı müttefiklerinden yardım istediğini belirtiyor. 

Kaynaklar, ABD'nin İran'la savaşta kendi önleyici füze stoklarının azaldığını belirterek, Suudi Arabistan'ın bu yüzden diğer müttefikleriyle iletişme geçtiğini ifade ediyor.

Yetkililerden biri, Suudi Arabistan'ın sadece askeri üslerini ve devlete ait kritik tesisleri değil, aynı zamanda petrol rafinerilerini de korumak zorunda kaldığı için “çok zor durumda” olduğunu söylüyor.

Riyad yönetiminin, Yemen'deki Husilerin saldırılarına karşı “kolektif bir yanıt” verilmesi için çağrıda bulunduğu aktarılıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu New America'dan Adam Baron, şunları söylüyor:

Bu sadece Husiler'le Suudi Arabistan arasındaki bir mesele değil. Bu, uluslararası deniz taşımacılığının daha geniş kapsamlı yapılarını ve rotalarını güvence altına alacak bir yol bulma meselesidir.

Diğer yandan analizde, bunun Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk sınavı olduğuna da dikkat çekiliyor. Ancak AP'nin aktardığına göre Türk ve Pakistanlı yetkililer, Suudi Arabistan'dan herhangi bir destek talebi almadığını belirtti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şam'daki ziyaretin yaptığı açıklamada, ortak savunma anlaşmasının "kurumsallaşma sürecinin devam ettiği" belirtti. Yemen'de gerginliğin azaltılması gerektiğini söyleyen Fidan, "Biz Mekke İttifakı’nın ruhuna uygun olarak davranıyoruz. Suudilerin yanında olduğumuzu zaten açıkladık. İlgili diğer taraflara da gerekli mesajları verdik. Bir dayanışma içerisindeyiz" dedi.

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'yle telefonda görüşerek bölgedeki gelişmeleri ele aldı. 

Suudi Arabistan, Husi milislerin bu hafta Mekke'yi drone'la hedef aldığını öne sürmüş, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden saldırıyla ilgili kınama gelmişti. Ancak Yemen'deki Husiler iddiaları yalanlamıştı.

Reuters da ABD'li yetkililerin pazar günü (13 Eylül) Muskat'taki ABD Büyükelçiliği'nde Husi temsilcilerle bir araya geldiğini yazıyor.

Görüşmede Husilerin, bölgedeki Amerikan gemilerine saldırmama ve Beyaz Saray'la 2025'te imzalanan ateşkese bağlı kalma taahhüdü verdiği aktarılıyor. Örgütün ayrıca İsrail gemilerini de hedef almayı planlamadığı, yalnızca Suudi Arabistan'a ait gemilere saldırı düzenleneceğini söylediği belirtiliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Tim Hawkins, dünkü açıklamasında Washington'ın Yemen'deki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Suudi Arabistan'la askeri iş birliğini sürdürdüğünü söyledi.

Ancak Britanya ve Amerikan basınında geçen hafta çıkan haberlerde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın ABD Başkanı Donald Trump'la telefon görüşmesi yaparak askeri desteği artırmasını istediği fakat Beyaz Saray'ın Yemen'deki çatışmalara doğrudan dahil olmayı reddettiği savunulmuştu.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian, AP


Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Mısır ziyaretinin sonuçlarını nasıl yorumlamalıyız?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Mısır ziyaretinin sonuçlarını nasıl yorumlamalıyız?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)

Ahmed Abdulhakim

Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı gözlemci ve analistler, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik ortaklığın derinliğini ve bölgesel gelişmelere ilişkin tutumların uyumunu ortaya koyan bu ziyaretin, artan bölgesel gerilim ile tehditler ortamında ve her iki ülkenin Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazları ile Kızıldeniz’deki seyir güvenliğine verdiği önem ışığında ‘olağanüstü bir öneme’ sahip olduğu konusunda görüş birliğine vardı.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki lider, Suudi Arabistan-Mısır ilişkilerini ve bunları geliştirme yollarının yanı sıra bölgedeki son gelişmeleri, Ortadoğu’nun güvenlik ve istikrarına ilişkin konuları ve bunların başında gelen deniz seyir güvenliği ile özgürlüğünü ve bu husustaki koordinasyon çalışmalarını ele aldı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise görüşmelerde Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerinin Arap dünyasında en üst düzeyde olması gerektiği hususunda mutabakata varıldığı ifade edildi. Açıklamada, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken; Suudi Arabistan’ın egemenliğini, istikrarını, toprak bütünlüğünü veya uluslararası deniz hatlarındaki seyir özgürlüğünü hedef alan her türlü saldırı ve tehdidin Mısır tarafından tamamen reddedildiği ve kınandığı belirtildi.

İlişki stratejisinin teyidi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın Arap İşlerinden Sorumlu Eski Bakan Yardımcısı Yaser Osman, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ziyaretini ve Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmeyi, zamanlaması ve taşıdığı anlamlar bakımından ‘bölgenin son dönemde tanıklık ettiği en önemli etkinliklerden biri’ olarak değerlendirdi. Independent Arabia’ya konuşan Osman, ziyaretin iki kardeş ülkenin liderleri arasındaki sıradan ve rutin temaslar kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bu ziyaret, son derece kritik bir zaman diliminde; bölgenin, bölgesel güvenliği, istikrarı ve deniz seyir özgürlüğünü tehdit eden tehlikeli ve hızlı gelişmelerle karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Bu durum, söz konusu sınamalara karşı acil istişareyi ve ortak iş birliğini zorunlu kılmaktadır” dedi.

Ziyaret koşullarının iki ülkenin ulusal güvenliğinin ne denli birbiriyle bağlantılı olduğunu, stratejik çıkarlarının kenetlendiğini, ikili ilişkilerin gücünü, ortak kader birliğini ve bölge sorunlarına yönelik görüş yakınlığını gösterdiğini belirten Osman, bu çerçevede Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan her türlü tehdit karşısında Riyad ile tam bir dayanışma içinde olduğu yönündeki temel yaklaşımını vurgulamaya özen gösterdiğini ifade etti.

Osman, ziyaretin iki ülkenin bölgesel krizlere yönelik tutumlarında tam bir görüş birliğinin varlığını ortaya koyduğunu kaydetti. Bu uyumun boğazlardaki seyir özgürlüğü, Filistin davası ve Sudan krizi gibi bölgeyi ilgilendiren tüm dosyalarda geçerli olduğunu belirten Osman, ziyaretin ana mesajının ‘iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin sarsılmazlığını ve bölgenin karşı karşıya olduğu sınamalarla mücadeledeki ortak iradeyi teyit etmek’ olduğunu vurguladı.

rgrtgt
Mısır Cumhurbaşkanı ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi arasındaki görüşmede, mevcut koşullarda iki ülke arasındaki dayanışma ve koordinasyonun önemi vurgulandı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre iki lider arasındaki görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve mevcut sınamalar ele alındı. Sisi, Mısır’ın mevcut bölgesel koşullar karşısında Suudi Arabistan ile tüm Arap ülkelerine yönelik sarsılmaz desteğini yineledi. Bu çerçevede iki ülke arasındaki koordinasyon ve temasların artırılması gerektiği vurgulandı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ise Mısır’ın bölgesel istikrar ve barış çabalarına verdiği desteği takdirle karşıladığını belirterek, son jeopolitik sınamalar karşısında Mısır’ın Suudi Arabistan’a gösterdiği dayanışma ve desteği övgüyle karşıladı. Görüşmede ayrıca, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Hürmüz ile Babu’l Mendeb boğazları ve Kızıldeniz’de deniz seyir güvenliğini ve özgürlüğünü sağlama konusundaki kararlılığı teyit edildi. Sisi, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını korumak için aldığı tedbirleri desteklediklerini, aynı zamanda Yemen krizine kapsamlı ve sürdürülebilir bir siyasi çözüm bulunmasını desteklediklerini vurguladı.

İş birliği ve koordinasyon ‘acil bir gereklilik’

Arap Araştırma ve Etütler Merkezi Direktörü Hani Süleyman, Kahire ve Riyad arasındaki ‘koordinasyon ve iş birliğini güçlendirmenin’ artık bir lüks değil, bölgenin karşı karşıya kaldığı güvenlik sınamaları ve gelişmelerle mücadelede ‘acil bir zorunluluk’ olduğunu ifade etti. Süleyman, Suudi Arabistan ve Mısır’ın üstlendiği rol ile sahip oldukları farklı kapasitelerin, yalnızca kendi çıkarlarını korumak açısından değil, bölge ülkelerinin karşılaştığı siyasi ve güvenlik sınamalarıyla mücadele etmek açısından da hayati ve stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

İki ülkenin çabalarını birleştirmesi ve aralarındaki koordinasyonu en üst düzeye çıkarması sayesinde ‘uzun süredir devam eden krizlere yönelik ortak yaklaşımlar ve çözümler geliştirebilecek kapasitede’ olduğunu belirten Süleyman, bu durumun birçok uluslararası aktöre de net ve doğrudan mesajlar taşıdığını kaydetti. Süleyman, bu mesajın iki ülkenin her türlü sınamayla Arap dünyasının yaklaşımları doğrultusunda ve bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü ile güvenliğini koruyacak şekilde mücadele etme kararlılığı olduğunu ifade etti.

Süleyman, her iki ülkenin de bölge meselelerinde akılcı ve dengeli bir dış politika izlediğini, koordinasyonun artırılmasıyla önümüzdeki dönemde olumlu sonuçlar elde edileceğini dile getirdi. Ziyaretin çıktılarına da değinen Süleyman, bu sonuçların yakın gelecekte ortak ilgi alanına giren tüm dosyalarda somut gelişmeler olarak sahaya yansıyacağını belirtti.

trht5rhb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Mısır ziyareti bir gün sürdü; Sisi ile yaptığı görüşmelerde ikili ilişkiler ve bu ilişkilerin geliştirilme yolları ile bölgedeki gelişmeler ele alındı. (Reuters)

Benzer şekilde, Mısır Dışişleri Bakanlığı Eski Bakan Yardımcısı Seyyid Kasım el-Mısri, ‘Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki iş birliği ve koordinasyonun derinleştirilmesinin, muhtelif güvenlik ve siyasi sınamalarla mücadelede her zaman büyük önem taşıdığını’ ifade etti. Tarihi, coğrafi, ekonomik ve güvenlik bağlarıyla örülü iki ülke ilişkilerinin konjonktürel bir krize veya geçici bir sınamaya bağlı olmadığını belirten el-Mısri, bu bağları güçlendirmenin Arap coğrafyasının güvenliğini ve istikrarını korumak için elzem olduğunu vurguladı.

İki ülke arasındaki ilişkilerin köklü ve her düzeyde derin olduğunu dile getiren el-Mısri, her iki tarafın da Arap çıkarlarını korumaya katkı sağlayacak kapasiteye sahip olduğunu kaydetti. Son yıllarda Arap ortak hareket mekanizmalarında yaşanan aksaklıklara rağmen ‘Mısır-Suudi Arabistan ekseninin bölgedeki istikrar ve güvenliğin ana sütunu olmayı sürdürdüğünü’ belirten el-Mısri, bu eksenin güçlendirilmesinin her iki ülke için de zorunlu hale geldiğini ifade etti. Son bölgesel gelişmelerin ve tehditlerin iki ülkenin çıkarlarının ortak olduğunu gösterdiğini vurgulayan el-Mısri, birine yönelik tehdidin diğerinin de güvenlik ve istikrarını doğrudan etkilediğini belirtti.

Aynı doğrultuda değerlendirmelerde bulunan Arap Birliği Eski Genel Sekreteri Amr Musa da Mısır-Suudi Arabistan yakınlaşması ve koordinasyonunun artık bir tercih değil, bölgedeki durumun hassasiyetinin dayattığı bir zorunluluk olduğunu ifade etti. X platformu üzerinden yaptığı açıklamada Musa; Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik tekrarlanan saldırıların yanı sıra Lübnan, Suriye, Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’teki saldırılar ile Kızıldeniz ve bölgesel sulardaki seyir güvenliğine dönük tırmanan tehditlerin net ve etkili bir Arap tutumunu zorunlu kıldığını vurguladı.

Musa, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Arap sisteminin iki temel sütunu olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki yakınlaşma ve sıkı koordinasyonun, Arap güvenliğini ve çıkarlarını koruyacak, ayrıca Arapların kendi bölgelerinin geleceğini belirleme yetisini yeniden kazandıracak kapsamlı bir siyasi hareketi başlatmak için şart olduğunu kaydetti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan ziyaretin ardından yapılan açıklamada, iki liderin görüşmede ‘mevcut koşulların iki ülke arasında daha fazla dayanışma ve koordinasyonu gerektirdiğini, her iki ülkenin çıkar ve hedeflerinin örtüştüğünü ve aralarında tam bir anlayış birliği bulunduğunu’ vurguladıkları belirtildi. Açıklamada, Veliaht Prens’in ziyaretinin Mısır ile Suudi Arabistan ve tüm Körfez ülkeleri arasındaki tam dayanışma ve kardeşliği teyit ettiği ifade edilerek; Sisi ve Selman’ın, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu yineledikleri kaydedildi. Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın egemenliğini, istikrarını, toprak bütünlüğünü veya uluslararası deniz hatlarındaki seyir özgürlüğünü hedef alan her türlü saldırı ve tehdidi tam bir kararlılıkla reddettiği ve kınadığı vurgulandı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’na göre görüşmede, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Filistin davasına ilişkin tutumlarının tam olarak örtüştüğü teyit edilerek, iki devletli çözüm ile uluslararası meşruiyet kararlarına dayanan adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiği belirtildi. İki lider, ABD Başkanı’nın barış planının ikinci aşamasının gerekliliklerinin ve 2803 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanması, Gazze Şeridi’ne yeterli miktarda insani yardımın ulaştırılması ile Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail ihlallerinin durdurulması gerektiğinin altını çizdi.

Sudan krizine ilişkin olarak ise iki lider, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Sudan’ın güvenliğine, istikrarına ve ulusal kurumlarının bütünlüğüne verdiği desteğin sürdüğünü teyit etti. Sudan ordusunun herhangi bir milis gücü veya yasa dışı paralel yapıyla bir tutulmasının reddedildiği görüşmede, Sudan’ın birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü tehdidin Mısır, Suudi Arabistan ve tüm bölge ülkelerinin kolektif güvenliği için bir risk oluşturduğu vurgulandı.