Suudi Arabistan dış politikası müttefiklerin çeşitliliğini sağladı

ABD Başkanı'nın Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaret, Krallığın büyük güçlerle ilişkilerine işaret ediyor (AFP)
ABD Başkanı'nın Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaret, Krallığın büyük güçlerle ilişkilerine işaret ediyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan dış politikası müttefiklerin çeşitliliğini sağladı

ABD Başkanı'nın Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaret, Krallığın büyük güçlerle ilişkilerine işaret ediyor (AFP)
ABD Başkanı'nın Suudi Arabistan'a yaptığı ziyaret, Krallığın büyük güçlerle ilişkilerine işaret ediyor (AFP)

İnci Mecdi
ABD Başkanı Joe Biden'ın Suudi Arabistan ziyareti, büyük güçlerle ilişkilerde Suudi dış politikasına dair pek çok işaret taşıyor. Riyad, son 20 yıl içerisinde ilişkilerdeki denge politikasını ve müttefiklerin çeşitlendirilmesini temel alarak uluslararası ilişkilerinde hem Doğu, hem de Batı’ya doğru genişledi.
11 Eylül 2001 saldırıları, Arap Baharı veya ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesi yönünde eski Başkan Barack Obama’nın başlattığı politika döneminde Riyad, iç ve bölgesel çıkarlarına hizmet eden bir dış politika gündemi izledi.

Daha esnek politika
Dünya çapından gözlemciler, son 10 yıl içerisinde Suudi Arabistan’ın dış politikasında dikkate değer değişikliklerin kaydedildiğini gözlemledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Arap Demokratik Ekonomik ve Politik Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin Nisan 2020’de yayınladığı araştırma, Suudi Arabistan'ın uluslararası düzeyde daha fazla esnekliğe gittiğini ve bilhassa Rusya ve Çin gibi bazı bölgesel konularda önemli rol oynayan büyük ülkelere yönelik müttefiklerin çeşitliliği politikasını benimsediğini söylüyor. Aynı zamanda ortak çıkarlara ulaşma yönünde diğer ülkelerle herhangi bir konuda uyumluluğa dayanan işlevsel ittifaklara itimat ettiği belirtiliyor.

Katar’la uzlaşma
El-Ulâ Girişimi, en az üç yıllık bir kopukluğun ardından Katar ile uzlaşma anlaşmasının imzalanmasını sağladı. Irak ile ilişkilerini pekiştirmeye çalışan Riyad, Suriye’yi yeniden Arap dünyasına entegre etme yönünde adımlar da attı. Türkiye ile yeniden yakınlaşmaya başlayan Riyad, hatta asıl rakibi İran ile doğrudan görüşmelere de başladı.
Washington'daki Orta Doğu Enstitüsü, bu girişimler aracılığıyla Suudi Arabistan'ın çıkarlarına zarar veren bölgesel gerilimleri azaltmayı, Suudi nüfuzunu mümkün olduğunca artırmayı hedeflediğini söylüyor. Bu, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan’ı bölgesel sistemdeki doğal konumuna geri getirmek ve yönetimi babasından devralmaya hazırlanmak için Ortadoğu'daki en büyük ekonomi potansiyelinden, Suudi Kralı’nın konumundan faydalanmaya çalıştığına işaret ediyor. Bu bağlamda rakipler ve ortaklar açısından Suudi dış politikasında önemli değişiklikler kaydediliyor.
Biden’ın Riyad ziyareti, Rusya ile petrol üretimi ittifakıyla bağlantılı Suudi petrolü üretiminin artırılması amacı ile sınırlı değildi.
Bunun yanı sıra Washington ile Riyad arasındaki yakın ortaklığı yeniden hayata geçirmek ve iki ülke arasındaki gerilimi onarmak, Suudi Arabistan'ı Rusya ile Çin ekseninden uzaklaştırmak da bu ziyaretin hedefleri arasındaydı. Biden, ziyaret öncesinde Washington Post’a yazdığı yazıda, “En başından beri benim amacım 80 yılık stratejik ortağımız olan bir ülke (Suudi Arabistan) ile ilişkilere yeniden yön vermekti, bu ilişkileri koparmak değildi” vurgusunda bulunmuştu. Uluslararası Kriz Grubu’ndan Dina Esfandiary, bu husustaki açıklamasında “Suudi Arabistan tamamıyla değişti. Güncellendi, birçok yönden biraz biraz açılım gösterdi” ifadelerini kullanıyor.
Suudi Arabistan'ın Rusya ile iş birliği; Rus devlet şirketi Rosatom'un Krallık’ta bir nükleer santral inşa etmesi yönündeki anlaşmanın yanı sıra geçen yıl ‘askeri ve savunma işbirliğinin geliştirilmesi için orduyu geliştirmenin yollarının araştırılması’ üzerine imzalanan anlaşmayı içeriyor. Diğer yandan Çin ise Suudi petrolünün önde gelen ithalatçısı sayılıyor. Riyad ise insansız hava araçları ve savaş uçakları dahil olmak üzere Çin’den teçhizat satın aldı. Geçtiğimiz Kasım ayında CIA, Suudi Arabistan'ın Çin'in yardımıyla kendi balistik füzelerini yaptığını öne sürdü.

Menfaatlerin çeşitlendirilmesi ve öz savunma
Obama yıllar önce bölgeden çekilme politikasını başlattığında, Washington'daki gözlemciler ABD'nin artık Suudi petrolüne bağımlı olmadığını, Amerikalıların bölge jandarması rolüne geri dönmek istemediklerini söyledi. Ancak Suudi Arabistan'ın petrol karşılığında güvenlik anlaşması kapsamında stratejik güvenliği için ABD'ye aşırı bağımlı olduğuna dikkat çekmeye devam ettiler. Ancak Riyad ise Rusya ve Çin ile daha geniş ilişkilere başvurarak birkaç yıl içerisinde bu durumu kırmaya çalıştı.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden Cinzia Bianco, Suudi liderliğinin ABD'den onay almadan istediği yönde hareket etmeyi öğrendiğini söylüyor. Aynı zamanda “Özellikle Veliaht Prens Selman, ABD yönetiminin onayı olmadan bölgede ve bir derecede uluslararası arenada çalışmayı, hatta gelişmeyi öğrendi” ifadelerini kullanıyor.
Arap Demokratik Ekonomik ve Politik Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin araştırması, Suudi dış politikasının sessiz niteliğini değiştirerek etkin bir niteliğe ulaştığına, önceden ABD’nin koruyucu şemsiyesine itimat ettiğini, ancak şimdi ise ulusal güvenliği ve stratejik çıkarlarını savunmada kendisine güvendiğine dikkat çekiyor. Zirâ ABD’nin bu sırada bölgesel sorunlara doğrudan müdahale etmekten geri çekilme yönünde adım attığına, 2015 tarihinde İran ile nükleer anlaşmaya vardığına, 2021’de ise Afganistan’dan utanç verici bir şekilde çekildiğine değiniliyor.

Tedbirli ve dengeli siyaset
Tüm bunlar Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ortaklığın bozulduğu, dostluklarının kenara konduğu anlamına gelmiyor. Orta Doğu Enstitüsü Başkan Yardımcısı Gerald Feierstein, Washington ile Riyad arasındaki ilişkideki gerginliğe rağmen, Suudilerin ABD ile yaklaşık 80 yıllık stratejik ortaklığı sürdürmeyi dış politikalarının temel taşı olarak gördüklerine, zirâ bu ilişkinin iki ülkeye de hizmet ettiğine dikkat çekiyor. Ancak Washington'un Moskova ve Pekin ile güç rekabetine dahil olmak istemediklerini de ekliyor. Çinlilerin Suudi Arabistan Krallığı'nın önde gelen ticari ortağı olduğuna, Rusların ise OPEC Plus’ın önde gelen ortağı olduğuna işaret eden Feierstein, Suudi Arabistan'ın üç büyük uluslararası ortağıyla iyi ilişkilerini sürdürmeye kararlı olduğunu vurguluyor.
Suudilerin Pekin'in izlediği siyasete benzer bir şekilde, risk yönetiminin sağlandığı tedbirli ve dengeli bir dış politika izlemeyi şimdiye kadar başardığına değinen Feierstein, Çin ile ‘daha fazla ekonomik’ ilişkiler geliştirmeye, ABD ile stratejik ilişkileri ise sürdürmeye çalıştıklarını belirtiyor. Suudilerin ABD'ye mutlak bağımlılık durumundan kaçınmak için destek kaynaklarını çeşitlendirmek, rekabetçi güçlerle ilişkilerini geliştirerek ABD ile stratejik ilişkilerini tamamlamak istediğini de ekliyor.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.