Suudi Arabistan’daki restoranlar ve kafeler haftada 3 milyar riyal kazanıyor

Rekabetin oldukça yoğun olduğu sektör, iş dünyasında dikkat çekiyor

120 milyon kredi kartı üzerinden yapılan satış, bir haftada 8 milyar riyalden daha fazla (Şarku’l Avsat)
120 milyon kredi kartı üzerinden yapılan satış, bir haftada 8 milyar riyalden daha fazla (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’daki restoranlar ve kafeler haftada 3 milyar riyal kazanıyor

120 milyon kredi kartı üzerinden yapılan satış, bir haftada 8 milyar riyalden daha fazla (Şarku’l Avsat)
120 milyon kredi kartı üzerinden yapılan satış, bir haftada 8 milyar riyalden daha fazla (Şarku’l Avsat)

İnşaat mühendisi olan Saud bin Nadir, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın kuzeyindeki tanınmış bir kafede oturuyor. Kafedeki insanlar, sakinlik gerektiren işlerine odaklanmış durumda. Saud, Suudi Arabistan’daki birçok kafenin ofis olarak kullanılması nedeniyle gerekli cihazları ile işlerini burada tamamlıyor. Saud’a birçok insan eşlik ediyor. Saud, nakit para taşımanın öneminin azalmasının kendisi için iyi bir haber olduğunu belirtti, “Akıllı telefon sadece verilerimi değil, paramı da taşıyor” dedi.
Suudi Arabistan’daki kafeler artık modern tasarımları ve yeni işlevleri ile yeni bir karaktere sahip. Kafeler ve restoranlar, tercih edilmek için zorlu bir rekabette yer alıyor. Genç kesim başta olmak üzere halk, geçirdikleri yoğun günün sonunda restoranlara gitmeyi alışkanlık haline getirdi. Devlet kurumları, faturalandırma ve ödeme işlemlerinde elektronik sisteme geçerek bu iki sektöre olan talebin artmasına katkıda bulunuyor.

7 günde 65 bin POS cihazı ile ödeme
Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), geçtiğimiz hafta ülke çapında ödeme işlemleri ile ilgili bir istatistik raporu hazırladı. Satış noktalarındaki aylık verilerin ve haftalık oranların da incelendiği raporda en fazla ödeme yapılan yerin 35 bin 803 ödeme ile restoran ve kafeler olduğu ortaya çıktı. En fazla ödeme yapılan ikinci alan ise yiyecek ve içecek sektörü oldu. İki sektör, 10 ile 16 Temmuz tarihleri arasındaki dönemde 17 farklı sektör arasında zirveye çıktı. Restoranlar ve kafelere toplamda 1,491 milyar riyal ödeme yapılırken yiyecek ve içeceklere toplamda 1,270 milyar riyal ödeme yapıldı.
SAMA’nın hazırladığı haftalık raporda restoran ve kafeler ile yiyecek içecek sektörünün ilk sıralarda yer alması oldukça dikkat çekici. Riyad Ticaret Odası Pazarlama Komitesi Başkanı ve Burgerizzr CEO’su Muhammed el Reviğ, “Satış noktalarımızda sadece bir haftada yaklaşık 39 milyon işlem gerçekleşmesi bu sektörlerinin önemini gösteriyor. Bu sayıda işlemin yapılması, bu sektörlerin ulusal ekonomi üzerindeki etkilerini gösteriyor ve sektörün büyümesine katkıda bulunan modern ödeme araçlarının ilerlemesini sağlıyor” dedi.
Reviğ, birincil istihdam sektörleri olmaları ve gayrimenkul ile tedarik zincirleri için sahip oldukları önemi ile bu iki sektörün desteklenmesinin gerekli olduğunu belirtti. Sektörlerin, istihdam sağlaması nedeniyle önemli olduğu kaydedildi.

Elektronik yollarla yapılan satışlar, geleneksel ödeme yönteminden daha avantajlı
Suudi Arabistan Bankaları eski Sözcüsü Talat Zeki Hafız, bir bütün olarak satış noktalarından ve online işlemlerden yapılan haftalık işlemlerin değerinin milyarlara ulaştığını belirtti. Hafız, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin ardından geleneksel ödeme yöntemlerinin tercih edilmediğini belirterek 2020 yılının ilk çeyreğinde internet üzerinden yapılan ödemenin, 2019 yılının aynı çeyreğine göre yüzde 406 arttığını, satış noktalarından yapılan kredi kartı ödemelerinin ise aynı döneme göre yüzde 76 arttığını belirtti. Hafız, POS cihazlarının sayısının üç ve dört yıl öncesine göre yüzde 300 ile 400 arasında arttığını belirterek ülke genelinde toplam POS cihaz sayısının bir milyonu aştığını açıkladı.
Hafız, banka kartları veya kredi kartları ile yapılan ödemelerin 2030 yılına kadar yüzde 70 oranında artabileceğini belirtti. Ödeme yönteminde yaşanan dijital dönüşüme karşı uyarıda bulunan Hafız, güçlü bir altyapıya ve yedekleme sistemlerine rağmen bu dönüşümün teknik riskleri olduğunu ifade ederek halkı tedbirli olmaya çağırdı.
Gazeteci yazar Fahd el Ahmeri, yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“Restoranlar, kafeler, yiyecek içecek sektörleri ister internet üzerinden olsun ister kredi ya da banka kartları üzerinden olsun, istatiksel olarak en üst sıralarda yer aldı. Bu durum, diğer sektörler ile karşılaştırıldığında insanların yeme- içme ihtiyacı göz önüne alındığında şaşırtıcı değil. Günlük olarak ödeme gerektirmeyen diğer sektörlerden daha iyi bir performansa sahipler. Yeni elektronik uygulamaların yaygınlaşması, yatırımcıların bu iki sektörü tercih etmesini sağlıyor ve kafe ve restoran hizmetlerinin online işlemlerini kolaylaştırıyor. Günlük olarak restoran ve kafelere giden kişiler, toplam nüfus içerisinde büyük bir orana sahip.”

Kitleleri çekmenin yeni yolları
Birçok kafe ve restoran, müşterilerin ilgisini çekmek ve diğer mekanlar ile rekabet etmek için modern ve farklı yöntemler geliştirebiliyor. Roots Kahve’nin sahibi Sultan el Bakami, 2020 yılında satış noktasında ödeme hizmeti vermek için kafe ve restoranların hızlı bir şekilde harekete geçtiğini belirtti. Bakami, “O zamanlar, yüksek kazançlar elde etmek isteyen kişiler, çeşitli uygulamalar ile işbirliği yapmak, en son teknoloji ile donatılmış toplantı salonları sağlamak gibi rekabetçi fikirleri ortaya sürdü. Kütüphaneler ve ofislerle donatılmış kafeler ile kafe ve restoran sahipleri, insanları cezbetmeye çalışıyor” dedi.
Kayıt Dışı Ticaret ile Mücadele Programı, 2020 yılının Ağustos ayının son günlerinde Ticaret Bakanlığı, Belediye ve Köy İşleri Bakanlığı ve SAMA ile işbirliği yaparak tüm satış noktalarında kredi kartı veya banka kartı ile ödeme hizmetinin sağlanmasını zorunlu kıldı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.