Suudi Arabistan’da hafta içi yoğun yağış uyarısı

Suudi Arabistan’da birçok bölgede, geçtiğimiz Temmuz ayından beri ilk kez şiddetli yağmurlar yağdı (SPA)
Suudi Arabistan’da birçok bölgede, geçtiğimiz Temmuz ayından beri ilk kez şiddetli yağmurlar yağdı (SPA)
TT

Suudi Arabistan’da hafta içi yoğun yağış uyarısı

Suudi Arabistan’da birçok bölgede, geçtiğimiz Temmuz ayından beri ilk kez şiddetli yağmurlar yağdı (SPA)
Suudi Arabistan’da birçok bölgede, geçtiğimiz Temmuz ayından beri ilk kez şiddetli yağmurlar yağdı (SPA)

Suudi Arabistan Meteoroloji Merkezi, önümüzdeki Perşembe ve Cuma günü ülkedeki 8 bölgede şiddetli yağmur uyarısında bulundu.
Merkez, Cizan, Necran, Asir, Baha ve Mekke’de şiddetli yağmur yağacağını açıklayan Meteoroloji Merkezi, bu bölgelerde Cuma gününe kadar şiddetli yağmurlar yağacağı, aşağı yönlü hava akımı yaşanacağını ve yağan yağmur sonucunda kalkacak toz nedeniyle görüş mesafesinin kısalabileceği ifade edildi.
Medine, Hail ve Tebük’te ise gök gürültülü sağanak yağışların Perşembe gününe kadar devam edeceği uyarısı yapıldı. Riyad, Kasım, Cevf ve Kuzey Bölgesi’nde aşağı hava akımı yaşanacak ve gök gürültülü yağmur yağacak.
Sivil savunma ekipleri, halkın güvenliklerini sağlamak için yağmura karşı önlem almasını tavsiye etti. Sel olan yerlerden uzak durulması, internet ve televizyondan duyurulan talimatlara uyulması gerektiği belirtildi.
Suudi Arabistan’ın bazı bölgelerinde, bu yaz mevsiminde olağandışı olarak nitelendirilen yağmurlar yağıyor. Dünyayı ve bölgeyi etkileyen iklim değişiklikleri sebebiyle şiddetli hava olaylarının önümüzdeki dönemlerde de tekrarlanabileceği belirtildi.
Meteorolog Dr. Halid Zak, yaklaşık 1 ay sonra sıcaklıkların kademeli olarak düşeceğini ve bugünlerin ‘Kelibiyyin sezonu’ olduğu belirtti. Zak, yaklaşık 1 ay sonra geleneksel iklim takvimine göre ‘Suheyl günleri’nin geleceğini ve yaz mevsiminin sona ereceği ifade etti.



 Suudi Arabistan enerji krizinde devrede: Küresel petrol piyasasına kritik müdahale

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
TT

 Suudi Arabistan enerji krizinde devrede: Küresel petrol piyasasına kritik müdahale

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan, küresel enerji arzının istikrarını sağlama ve İran savaşı ile Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin durmasından kaynaklanan tedarik krizinin etkilerini sınırlandırma yönündeki uluslararası çabaların başını çekiyor. Riyad yönetimi, stratejik lojistik altyapısı sayesinde enerji akışını güvence altına alırken, petrol fiyatlarının kontrolsüz biçimde yükselmesini de engelledi. Buna karşılık akademik ve sektörel çevreler, savaş sona erse ve Hürmüz Boğazı yeniden açılsa bile çatışmanın petrol tesisleri ve rafineriler üzerindeki yapısal etkilerinin yıllarca sürebileceği uyarısında bulunuyor.

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Danışmanı Dr. İbrahim el-Muhenna, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, krallığın rolünün son derece önemli olduğunu ve küresel petrol piyasasını ciddi bir krizden kurtardığını söyledi. El-Muhenna, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nın yaklaşık 7 milyon varil petrolü Hürmüz Boğazı’na ihtiyaç duymadan Kızıldeniz’e taşıdığını, böylece uluslararası piyasalara ham petrol ve petrol ürünleri sevkiyatının sürdüğünü belirtti. Bu durumun fiyatların “çılgınca yükselmesini” önlediğini ifade etti.

El-Muhenna’nın açıklamaları, King Saud University (Kral Suud Üniversitesi)  Medya Bölümü tarafından düzenlenen “Medyatik Anlatılar... Amerikan-İsrail-İran Savaşı” başlıklı sempozyumun ardından geldi.

İran savaşının başlamasıyla birlikte gelişmelerin ve petrol fiyatlarının çok hızlı dalgalandığını belirten el-Muhenna, “Bilgi kirliliği ve gerçeklerin netleşmemesi nedeniyle petrol piyasalarındaki medya takibi zayıfladı, sağlıklı analizler azaldı. Bu da fiyat dalgalanmalarının hızını ve derinliğini artırdı” dedi.

frvfbv
Dr. İbrahim el-Muhenna katıldığı sempozyumundan bir kare (Şarku’l Avsat)

Vadeli işlemler piyasası ile spot piyasa arasında daha önce görülmemiş bir kopuş yaşandığını kaydeden el-Muhenna, zaman zaman varil başına 50 dolara ulaşan fiyat farklarının oluştuğunu söyledi.

El-Muhenna’ya göre Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, İran ve Irak’tan oluşan Körfez bölgesi yalnızca dünya petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılamasıyla değil; aynı zamanda rafineri kapasitesi ve sıvılaştırılmış doğal gaz üretimindeki ağırlığıyla da dünyanın en kritik enerji merkezi konumunda bulunuyor.

Savaş nedeniyle dünya piyasalarının günlük yaklaşık 13 milyon varil petrol kaybettiğini söyleyen el-Muhenna, bunun “küresel petrol piyasasının karşılaştığı en büyük krizlerden biri” olduğunu vurguladı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ve fiyatlarda yeni sıçramalara yol açtığını ifade etti.

Savaşın piyasalara etkisinin ne kadar süreceğine ilişkin değerlendirmesinde ise el-Muhenna, krizin devamının doğrudan çatışmaların sürmesine, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasına ve zarar gören petrol sahaları ile üretim tesislerinin durumuna bağlı olduğunu söyledi. Savaşın ne zaman sona ereceğinin ve petrol akışının ne zaman normale döneceğinin bilinmediğini belirten el-Muhenna, tesislerde oluşan yapısal hasarın onarımının uzun zaman alabileceğine dikkat çekti.

sdvdv
Kral Suud Üniversitesi Medya Bölümü tarafından düzenlenen medya anlatıları konulu seminer. (Şarku’l Avsat)

Enerji sektöründeki etkilerin yalnızca birkaç ayla sınırlı kalmayacağını vurgulayan el-Muhenna, askeri ve siyasi çatışmalar sona erse bile üretim, rafinaj ve ihracat zincirinde oluşan bozulmaların giderilmesinin yıllar sürebileceğini söyledi. Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalmasının üretimin eski seviyesine dönmesini daha da zorlaştıracağını belirten el-Muhenna, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve OPEC’in tüketiciyi korumak amacıyla arz-talep dengesini ve fiyat istikrarını sağlamaya çalıştığını kaydetti.

El-Muhenna ayrıca petrol fiyatları ile medya arasındaki ilişkinin özellikle kriz dönemlerinde daha da güçlendiğini ifade ederek, medyanın yalnızca haber aktaran bir araç olmaktan çıkıp piyasa yönelimlerini ve yatırımcı davranışlarını etkileyen temel unsurlardan biri haline geldiğini söyledi.

Eski Suudi Arabistan Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı Dr. Abdülaziz bin Selme ise ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşını “birçok açıdan eşi benzeri görülmemiş” olarak nitelendirdi. Bin Selme, bunun İsrail ve ABD’nin NATO müttefikleriyle önceden istişare etmeden birlikte yürüttüğü ilk savaş olduğunu belirtti.

Avrupa medyasındaki haber dilinin iki temel eksende şekillendiğini söyleyen Bin Selme, bunlardan ilkinin askeri güvenlik, ikincisinin ise ekonomi olduğunu ifade etti. Avrupa’da, Donald Trump döneminde ABD’ye yönelik güven kaybı yaşandığını ve İran balistik füzelerinin Avrupa içlerine ulaşabileceğine dair kaygıların arttığını söyledi.

Üniversitenin eski Medya Bölüm Başkanı Dr. İbrahim el-Buayyez ise Amerikan medyasının savaşın başlangıcında resmi hükümet söylemine dayandığını ve savaşı “İran’ın nükleer hedeflerini engellemeye yönelik önleyici bir operasyon” olarak sunduğunu belirtti. Ancak zamanla resmi anlatıdan uzaklaşan seslerin yükselmeye başladığını ve savaşa yönelik muhalefetin arttığını söyledi.

Üniversitede medya profesörü olan Dr. Mutlak el-Muteyri de İsrail’in yürüttüğü faaliyetlerin yalnızca askeri boyutta değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bunun aynı zamanda algı yönetimi ve anlam üretimiyle bağlantılı geniş kapsamlı bir strateji olduğunu ifade etti.

El-Muteyri’ye göre İsrail anlatısı üç temel eksen üzerine kuruluyor: tehdidin yeniden tanımlanması, askeri müdahalenin “önleyici savunma” çerçevesinde meşrulaştırılması ve İsrail’in Batı için temel güvenlik ortağı konumunun güçlendirilmesi.

Öğretim üyesi Mişal el-Uveyl ise Tahran yönetiminin medya yaklaşımında iki farklı söylem kullandığını söyledi. Buna göre ilk söylem, iç kamuoyunu mobilize etmeye yönelik İran içi propaganda diline dayanırken; ikinci söylem uluslararası ve Arap kamuoyunu hedef alan siyasi ve medya mesajlarından oluşuyor.


Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu: Krallık, güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaktan çekinmeyecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Salı günü Cidde’de Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA / WAM)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Salı günü Cidde’de Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA / WAM)
TT

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu: Krallık, güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaktan çekinmeyecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Salı günü Cidde’de Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA / WAM)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Salı günü Cidde’de Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA / WAM)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Krallığın güvenliğini, istikrarını ve vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini korumak için gerekli her türlü tedbiri almaktan asla geri durmayacağını bir kez daha vurguladı. Kurul, bu çerçevede silahlı kuvvetlerin vatanı savunma ve kazanımlarını koruma konusundaki yüksek kapasitesini de takdir etti.

Salı günü Cidde’de Kral Selman bin Abdülaziz’in başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin İçişleri Bakanlarının Riyad’da gerçekleştirilen olağanüstü toplantısının sonuçlarına destek verdi. Toplantıda, Körfez güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğu vurgulanmış ve bölgedeki mevcut zorluklar ve gelişmelerle mücadele için ortak koordinasyonun artırılmasının önemi dile getirilmişti.

dfvgbr
Konsey, Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri’nin vatanı savunma ve ülkenin kazanımlarını ve kaynaklarını koruma konusundaki yüksek kapasitesini takdir etti (SPA)

Toplantının başında Bakanlar Kurulu, bu yılki 1447 Hac sezonuna yönelik hazırlık planlarının uygulanmasını ve “Hizmet Yolcuları Programı” kapsamında devlet kurumları arasında sağlanan entegrasyon ve koordinasyonu değerlendirdi. Hacıların hizmetine sunulan insanî, teknik ve organizasyonel imkânların geliştirilmesiyle Mekke, kutsal bölgeler ve Medine’de operasyonel hazırlık seviyesinin yükseltildiği ve ziyaretçilere en yüksek konforun sağlanmasının hedeflendiği belirtildi.

Kurul, İçişleri Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarının çabalarını ve Hac Yüksek Komitesi’nin denetimini takdir ederek, “Mekke Yolu” girişiminin sekizinci yılında da devam ettiğini ve bugüne kadar 10 ülkede 17 uluslararası noktadan 1,2 milyondan fazla hacının bu hizmetten yararlandığını açıkladı.

Bakanlar Kurulu ayrıca Suudi Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinin içeriğini de değerlendirdi. Görüşmelerde ikili iş birliği ve bölgesel gelişmeler ile bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik uluslararası çabalar ele alındı.

thyj
Konsey, Hac Yüksek Komitesi’nin gözetimiyle birlikte İçişleri Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarının, hacıların gelişini kolaylaştırmaya yönelik çabalarını takdir etti (SPA)

Kurul, Suudi Arabistan–İspanya Stratejik Ortaklık Konseyi’nin kurulmasının, iki dost ülke arasındaki ilişkileri güçlendirecek ve ekonomik ile yatırım alanlarında somut sonuçlar doğuracak yeni bir aşama olduğunu ifade etti.

Yurt içi gündemde ise Riyad Metrosu’nun ana istasyonlarının tam olarak işletmeye alınması, kentsel ulaşım altyapısının gelişiminde önemli bir ilerleme olarak değerlendirildi. Bu gelişmenin yaşam kalitesini artırma, ulaşım seçeneklerini çeşitlendirme ve toplu taşımayı teşvik etme hedefleriyle uyumlu olduğu vurgulandı.

Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, Suudi Arabistanlı öğrenci ve öğrencilerin Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’nda (ISEF 2026) 24 ödül kazanmasını da Bakanlar Kurulu’nun takdir ettiğini açıkladı.

Kurul ayrıca gündemindeki diğer konuları, Şura Konseyi ile ortak incelenen dosyaları ve Siyasi ve Güvenlik İşleri, Ekonomik İşler ve Kalkınma İşleri komiteleri ile Bakanlar Kurulu Genel Komitesi ve Uzmanlar Heyeti’nin önerilerini değerlendirdi.

Toplantıda ayrıca şu kararlar alındı:

  • İçişleri Bakanı veya yetkilendireceği kişinin, Malezya ile sivil savunma ve sivil koruma alanında iş birliği mutabakatı için müzakereler yürütmesi ve imzalaması onaylandı.
  • Suudi Arabistan ile Kuveyt arasında ihracatın geliştirilmesine yönelik mutabakat zaptı onaylandı.
  • Kültür Bakanı’nın Fas Ulusal Müzeler Vakfı ile müzeler alanında iş birliği için mutabakat görüşmeleri yürütmesi yetkilendirildi.
  • Maliye Bakanı’nın Cibuti ve Hindistan ile gümrük konularında karşılıklı iş birliği anlaşmalarını imzalaması onaylandı.
  • Kral Selman Küresel Arap Dili Akademisi’nin Tunus tarafı ile Arap dili alanında iş birliği mutabakatı için yetkilendirilmesi kabul edildi.
  • Körfez İşbirliği Konseyi’nin Bahreyn’deki 46. zirvesinde kabul edilen Körfez demiryolu projesi kararının uygulanması onaylandı.
  • Suudi Arabistan ile Tayland Adalet Bakanlıkları arasında hukuki ve adli iş birliği mutabakatı onaylandı.
  • Suudi Sivil Havacılık Genel Otoritesi ile Cibuti Sivil Havacılık Otoritesi arasında havacılık alanında iş birliği mutabakatı kabul edildi.
  • Suudi Arabistan Fikri Mülkiyet Kurumu ile Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü arasında iş hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik iş birliği anlaşması onaylandı.
  • İhbarcılar, tanıklar, uzmanlar ve mağdurların korunmasına ilişkin yönetmelik yürürlüğe alındı.
  • Su arıtma tesislerine ilişkin düzenleyici yapıda değişiklik yapıldı.

Körfez ve Arap ülkeleri, Irak’tan gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın hedef alınmasını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)
TT

Körfez ve Arap ülkeleri, Irak’tan gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın hedef alınmasını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (SPA)

Körfez ülkeleri, Irak hava sahasından gelen insansız hava araçlarıyla (İHA) Suudi Arabistan’a yönelik saldırı girişimini kınadı. Körfez ülkeleri, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden ‘saldırılar’ karşısında Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

İlk Körfez tepkisi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’den geldi. El-Budeyvi, saldırıyı ‘en sert ifadelerle’ kınayarak, bunun ‘bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik açık bir ihlal’ olduğunu söyledi. Saldırının, hayati tesisler ile altyapının güvenliğini tehdit eden ‘tırmandırıcı yaklaşımın devam ettiğini’ gösterdiğini belirten el-Budeyvi, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın güvenliğini hedef alan her türlü girişime karşı ortak tutum sergileyeceğini ifade etti.

atyh
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi (KİK)

El-Budeyvi, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin ‘KİK ülkelerinin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası’ olduğunu vurgulayarak, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini korumaya yönelik tüm adımlarında Riyad yönetiminin yanında tek safta durduğunu ifade etti.

Katar da Suudi Arabistan’ın İHA’larla hedef alınmaya çalışılmasını sert şekilde kınadı. Doha yönetimi, saldırıyı ‘kabul edilemez bir saldırı, Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik ihlal ve hem ülke hem de bölge güvenliğine tehdit’ olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, Doha’nın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve ülkenin güvenliğini, egemenliğini, vatandaşları ile topraklarında yaşayanların emniyetini korumaya yönelik tüm tedbirleri desteklediği belirtildi.

Kuveyt de saldırıyı sert şekilde kınayarak, Irak hava sahasından gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın hedef alınmasının ‘uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarının açık ihlaller zincirinin devamı’ anlamına geldiğini bildirdi.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, bu tür saldırıların bölgesel güvenlik ve istikrarı zayıflattığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca Kuveyt’in, Suudi Arabistan’ın güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik tüm adımlarına destek vermeyi sürdüreceği vurgulandı.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı da Irak hava sahasından gelen İHA’larla Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını hedef alan ‘hain terör saldırısını’ sert şekilde kınadığını duyurdu. Bakanlık açıklamasında, saldırının bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit eden ‘tehlikeli bir tırmanış’ olduğu, iyi komşuluk ilkeleri ile uluslararası hukuk kurallarının açık ihlali anlamına geldiği ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğu belirtildi.

Bahreyn yönetimi, iki ülke liderlikleri ve halkları arasındaki köklü kardeşlik bağlarına işaret ederek, Suudi Arabistan’ın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik tüm tedbirlerinde Riyad’ın yanında olduğunu yineledi. Açıklamada ayrıca, Suudi hava savunma sistemlerinin İHA’ları engelleme ve imha etmedeki başarısı övüldü.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın bu ‘suç ve terör eylemlerine’ karışan tüm tarafları derhal ve kararlı şekilde hesap vermeye zorlayacak adımlar atması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, Irak topraklarının ya da hava sahasının bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrarını hedef alan saldırılarda kullanılmasının engellenmesi çağrısı yapıldı. Bakanlık ayrıca, sivillerin ve kritik altyapının korunmasına katkı sağlayacak bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğin pekiştirilmesi çağrısında bulundu.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de Irak hava sahasından gelen ve Suudi Arabistan hava sahasına girdikten sonra imha edilen İHA’larla düzenlenen saldırıları ‘en sert ifadelerle’ kınadı.

BAE Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, söz konusu saldırıların ‘kardeş Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik ihlal ve ülkenin güvenlik ile istikrarına tehdit’ oluşturduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca Abu Dabi yönetiminin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve ülkenin güvenlik ile istikrarını korumaya yönelik tüm adımları desteklediği ifade edildi.

Mısır ve Ürdün de Suudi Arabistan topraklarının İHA’larla hedef alınmaya çalışılmasını sert şekilde kınadı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bugün yayımladığı açıklamada, Kahire yönetiminin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve her türlü tehdide karşı Riyad’a verdiği desteğin sürdüğü belirtildi. Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’ın egemenliğini korumak ve vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirlerin desteklendiği ifade edildi.

Mısır, Körfez ülkelerinin güvenliğini ‘Mısır ulusal güvenliğinin ve bölgesel istikrarın temel unsurlarından biri’ olarak gördüğünü vurgulayarak, uluslararası hukukun açık ihlali niteliğindeki bu saldırıların mevcut bölgesel krizi daha da karmaşık hâle getirebileceği ve gerilimi düşürme çabalarını sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.

Ürdün ise Suudi Arabistan’a yönelik saldırının ülkenin egemenliğine açık bir ihlal, güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne yönelik tehdit olduğunu belirterek, bunun aynı zamanda uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın ağır şekilde ihlali anlamına geldiğini kaydetti.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, Amman yönetiminin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğu ve ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik tüm adımlarında Riyad’ın yanında yer aldığı vurgulandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘ülkesinin Suudi Arabistan ve diğer kardeş Körfez ülkeleriyle, güvenlik ve istikrarlarını hedef alan her türlü girişime karşı tam dayanışma içinde olduğunu’ yineledi.

Dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde taraflar, bölgede hızla gelişen olaylar karşısında Kahire ile Riyad arasındaki yakın koordinasyonu ele aldı. İki bakan, ‘bölgesel gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları ve tırmanışın sürmesinin Ortadoğu’yu uluslararası güvenlik ve istikrarı da etkileyecek bir kaos ortamına sürükleme riskini’ değerlendirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bugün yaptığı açıklamaya göre Abdulati ile Faysal bin Ferhan arasındaki görüşmede, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecindeki gelişmeler de ele alındı. Taraflar, ‘bu sürecin yeniden başlatılması ve başarıya ulaşmasının önemine’ dikkat çekerken, ‘krizin çözümünde tek yolun diyalog ve diplomatik çözümler olduğu, bunun da bölgeyi hesaplanmamış çatışmalara sürüklenme riskinden koruyacağı’ görüşünde birleşti.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt da bugün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava sahasını ihlal eden İHA’larla gerçekleştirilen saldırıyı ‘en sert ifadelerle’ kınadı. Ebu Gayt, ‘bu korkak saldırının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini veya meşrulaştırılamayacağını’ belirtti.

Ebu Gayt ayrıca Arap Birliği’nin, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve vatandaşlarını korumak amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde alacağı tüm tedbirlerde Riyad yönetimiyle tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise dün yaptığı açıklamada, Irak’tan gelen İHA’ların Suudi hava sahasına girdikten sonra imha edildiğini duyurmuştu. Bakanlık Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Suudi Arabistan’ın uygun zaman ve yerde karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu belirterek, ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve vatandaşları ile topraklarında yaşayanların emniyetini hedef alan her türlü tehdide karşı gerekli tüm operasyonel tedbirlerin alınacağını vurguladı.