ABD, Libya halkını desteklemek için petrol gelirlerinin ‘yönetilmesi’ konusunu bir kez daha vurguluyor

Hafter, BM misyonundan bir ekibin güneye geçişini reddetti

 Libya’nın başkentindeki sokaklardan birinde Dibeybe hükümetine sadık güçler (AFP)
Libya’nın başkentindeki sokaklardan birinde Dibeybe hükümetine sadık güçler (AFP)
TT

ABD, Libya halkını desteklemek için petrol gelirlerinin ‘yönetilmesi’ konusunu bir kez daha vurguluyor

 Libya’nın başkentindeki sokaklardan birinde Dibeybe hükümetine sadık güçler (AFP)
Libya’nın başkentindeki sokaklardan birinde Dibeybe hükümetine sadık güçler (AFP)

ABD’li yetkililer tarafından Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki geçici Birlik Hükümeti’nin yetkilileri ve Libya Merkez Bankası Müdürü ile bir dizi toplantı yaparak ‘ülkenin petrol gelirlerini yönetme’ konusuna odaklandı.
ABD büyükelçiliğinden yapılan açıklamada, “ABD Dışişleri Bakanı’nın Yakın Doğu İşleri Yardımcısı Joshua Harris ve Maslahatgüzar Leslie Ordman’ın da içinde bulunduğu bir heyet, dün akşam Tunus’ta Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile şeffaflığı ve ekonomik istikrarı artırma çabalarını görüştü” ifadelerine yer verilirken, Libya kaynaklarının temel hizmetleri sağlamaya ve halkı desteklemeye yönelik harcanmasının önemi üzerinde anlaşıldığı da belirtildi.
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir “Toplantıda, ekonomik zorluklar, Libya Merkez Bankası tarafından benimsenen şeffaflık ve açıklık çabaları ile Libya’da mali sürdürülebilirliğin sağlanması ele alındı” açıklamasında bulundu.
ABD Büyükelçiliği tarafından yapılan ikinci bir açıklamada, dün akşam Maslahatgüzar Ordman’ın mali şeffaflığın artırılması ve yolsuzlukla mücadelenin önemini tartışmak amacıyla, Dibeybe hükümetinde Kabine İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil başkanlığında bir heyetle toplantı yaptığı belirtildi. Ordman, ABD’nin ‘bu önemli müzakereleri geliştirmeyi dört gözle beklediğini’ söyledi. Ayrıca Libya’nın gelirlerinin halkına ait olduğu ve bunların şeffaf ve hesap verebilirlik çerçevesinde dağıtılması gerektiğine yönelik anlaşmaya yeniden dikkat çekti.
Zaviye Temyiz Mahkemesi, 30 Eylül akşamı, Kamu Mülkiyet Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Samir el-Belazzi’nin, önceki gün Trablus’taki geleneksel Binicilik Festivali’ne katılan ‘Dibeybe’nin görevden alma ve yeni bir Devlet Mülkiyet Otoritesi Yönetim Kurulu oluşturulması kararına karşı’ yaptığı itirazı kabul etti.
Bu hüküm, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Menfi’nin ‘geçiş aşamaları tamamlanana kadar emlak kayıt sistemini kapatmaya devam etmesi’ talebinde bulunduğu bir mektubu Dibeybe’ye göndermesi ile aynı zamana denk geldi.
Yerel basına sızan mektupta Menfi ayrıca, “Taşınabilir Mülk Kayıt Kurumu’ndaki tüm devretme işlemlerinin durdurulmasını ve Kurumun geçiş dönemindeki rolünün sadece idari işlerle sınırlı olmasını” talep etti.
Diğer yandan, Doğu bölgesinden Akile Salih başkanlığındaki Temsilciler Meclisi'nin 32 üyesi, ortak bir açıklamada, ülkenin değiştirilmemiş 1951 anayasasını sunmak, tartışmak ve üç tarihi bölgeye göre federal sisteme geri dönmek için bir toplantı yapma çağrısında bulundu. Açıklamada, batı ve güney bölgelerinden Temsilciler Meclisi üyelerine bu talebi destekleme çağrısında bulunulurken, Anayasa taslağının hazırlanmasından sorumlu Kurucu Meclis tarafından tamamlanan anayasa taslağı üzerinde yapılan referandumun başarısız olduğuna dikkat çekildi.
Yerel kaynaklar, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) BM misyonundan bir ekibin güvenlik güçleri ve askeri makamlara önceden herhangi bir bildiri yapmadan gelmeleri sebebiyle güneye girişini reddettiğini ve geri dönmelerini emrettiğini belirtti.
LUO olayla ilgili resmi bir açıklama yapmadı ancak yerel kaynaklar ve askeri bir yetkili, Güney Operasyon Odası’nın BM’ye ait bir zırhlı araç konvoyunun güney Libya’ya geçmesine izin vermeyi reddettiğini teyit etti.
Ordunun 128. Tugay’ı, Tugay komutanın Tuğgeneral Hasan ez-Zadime’nin güney sınır bölgelerini denetlemek için bir çöl askeri devriyesi yürüteceğini açıkladı. Açıklamada bölge ileri gelenlerinin, ordunun bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamadaki rolüne övgüde bulunduklarına dikkat çekildi.
Bununla eş zamanlı olarak, Mısır’ın Birleşmiş Milletler (BM) daimi temsilcisi Büyükelçi Usame Mahmud Abdel Khalek, BM’nin Libya’daki yeni Özel Temsilcisi ve buradaki Misyon Başkanı olan Abdullah Basili’ye, Mısır’ın desteğini ve başkanlık döneminde başarı dileklerini ilettiğini söyledi. Usame Mahmud Abdel Khalek dün akşam Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, bu kritik noktada BM misyonunun kilit role sahip olduğunu belirtti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.