Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın Mısır dışındaki oluşumları arasındaki anlaşmazlık derinleşiyor mu?

Londra Cephesi, siyasetten uzaklaşma sinyali verirken Değişim Hareketi siyaset sahnesinde kalmakta kararlı. İstanbul Cephesi’nin siyasi çalışmalarla ilgili tutumu bekleniyor

Mısır'daki Müslüman Kardeşler liderlerinin daha önce görülen davaları sırasında mahkeme salonundan bir kare (AFP)
Mısır'daki Müslüman Kardeşler liderlerinin daha önce görülen davaları sırasında mahkeme salonundan bir kare (AFP)
TT

Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın Mısır dışındaki oluşumları arasındaki anlaşmazlık derinleşiyor mu?

Mısır'daki Müslüman Kardeşler liderlerinin daha önce görülen davaları sırasında mahkeme salonundan bir kare (AFP)
Mısır'daki Müslüman Kardeşler liderlerinin daha önce görülen davaları sırasında mahkeme salonundan bir kare (AFP)

Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvan-ı Müslimin) ‘siyasi faaliyetleri’ Londra Cephesi, İstanbul Cephesi ve Değişim Hareketi gibi Mısır dışındaki oluşumları arasında anlaşmazlığı derinleştirebilecek büyük bir sorun olacak gibi görünüyor. İhvan Rehberlik Konseyi Başkanlığı'na vekaleten atanan İbrahim Munir liderliğindeki Londra Cephesi, siyaseti bırakma sinyali verirken Değişim Hareketi siyasi çalışmaları sürdürmekte kararlı. Öte yandan İhvan’ın eski Genel Sekreteri Mahmud Hüseyin liderliğindeki İstanbul Cephesi'nin siyasi çalışmalarını özetleyen bir bildiri yayınlaması bekleniyor. Tüm bunlar, ‘siyasetin içinde yer alma’ konusunda üç taraf arasındaki anlaşmazlıkları körükleyip körüklemeyeceğiyle ilgili soru işaretlerinin ortaya çıkmasına yol açtı.
Londra Cephesi, Mısır'daki iktidar mücadelesinin aşıldığını ve artık iktidar için herhangi bir yarışa girmeyeceğini açıkladığı siyasi bir bildiri yayınlayarak siyasi eylemden uzaklaştı. Bazı siyasi önceliklerin olduğuna işaret edilen bildiride, bunlardan bazılarının mahkumlar dosyasının kapatılması ve toplumsal uzlaşının sağlanması olduğu belirtildi.
Öte yandan Değişim Hareketi, Londra Cephesine karşı güç kazanmak için siyaset yapmaya devam edeceğini doğruladığı başka bir bildiri yayınladı. Bildiride, kendi unsurlarına partizanlık yerine siyasi eylem için bir alan vereceğini ve Müslüman Kardeşler'i bir siyasi baskı grubu haline getireceğini vurguladı.  Tüm seçeneklerin güç ve şiddet kullanımına açık olması da dahil olmak üzere bir takım öncelikler sıralandı.
Radikal örgütler alanında uzman olan Mısırlı araştırmacı Ahmed Zağlul, yaptığı değerlendirmede, “Londra Cephesi'nin siyaset yapmayacağına dair açıklamasının Müslüman Kardeşler içinde bir krize yol açtı. Çünkü İbrahim Münir'in lideri olduğu cephenin muhalifleri Müslümanlar Kardeşler Teşkilatı’nı bir davet ve siyaset grubu olarak görüyorlar” yorumunda bulundu.
Şarku’l Avsat’a konuşan Zağlul, Londra Cephesi’nin siyasetten çekilme iddiasının, ‘İhvan içinde liderliği ele geçirme ve Mısırlı yetkililerle yakınlaşma girişimi olduğunu’ söyledi. Zağlul, siyaset yapılmasının ya da yapılmamasının, özellikle İhvan liderlerinin, gençleri terk ettikten sonra onlar için en önemli şeyin onlara iyi bir yaşam sağlamak olduğunu düşündüklerinden ve mahkumların serbest bırakılması dosyasına ağırlık vermek istemelerinden ötürü Müslüman Kardeşler’in Mısır dışındaki liderleri arasındaki bölünmeyi ve İhvan içindeki çatışmayı artıracağına işaret etti. Müslüman Kardeşlerin liderliği için kavga eden üç cephenin, ileride İhvan’ı yönetebileceklerini vurgulamak için ellerindeki kartları oynamaya çalıştıklarını söyleyen Zağlul, “Londra Cephesi, siyasi eylemden çekilmenin, İhvan’ın içinde bulunduğu mevcut krizden çıkışının çözümü olduğunu vurguluyor. Ancak Değişim Hareketi, İhvan’ın geleceğine dair bir vizyonu olduğuna ve İhvan'a Londra ve İstanbul cephelerinden daha çok liderlik etme hakkına sahip olduğuna inanıyor” ifadelerini kullandı. Zağlul’a göre aslında bu konuda kavga eden üç cephe de İhvan’a liderlik edebilecek kabiliyete sahip değil.
Radikal gruplar ve uluslararası terörizm konusunda uzman olan Mısırlı araştırmacı Munir Edib, Müslüman Kardeşler içinde siyasi çalışmalara devam edip etmeme konusunda yaşanan anlaşmazlığın grup içindeki çatışmayı derinleştireceğine inanıyor. Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada, siyasi çalışma meselesinin anlaşmazlıkları artıracak tek faktör olmadığını söyleyen Edib, Değişim Hareketi’nin, İstanbul'daki konferansında Londra Cephesi’nden farklı bir görüş ortaya koyduğunu ve bildirisinde de Mahmud Hüseyin grubu hakkında farklı bir algıyı dile getirdiğini ifade etti.
Edib’e göre İbrahim Munir, Mısırlı yetkililerle ateşkese ulaşıncaya kadar 10 yıl boyunca otoriteye karşı çıkmamanın ve durumdan memnun olmanın daha iyi olduğuna inanıyor. Çünkü Münir, Müslüman Kardeşler’in Mısır'da ve diğer ülkelerdeki yapılanmalarının çökmekte olduğunu görürken, Değişim Hareketi iktidar mücadelesi verilmesi gerektiğini düşünüyor. İstanbul Cephesi ise yeni bir bildiri hazırlamaya çalışıyor. Tüm tarafların kendilerine ait birer vizyonları olduğuna dikkati çeken Edib, buna karşın Müslüman Kardeşler’in artık yeni üyeler çekemediğinin de bir gerçek olduğunu vurguladı.
Değişim Hareketi, İhvan’ın eski Sözcüsü Muhammed Muntasır, Rıza Fehmi, Amr Derrac, Cemil Abdussettar, Amr Hamid ve Ahmed Mevlana tarafından yönetiliyor. Değişim Hareketi, 2016 yılının Ekim ayında öldürülen İhvan'ın silahlı kanadının ve özel komitelerinin kurucusu Muhammed Kemal tarafından kurulmuştu. Kemal’in ardından Muntasir ve grubu Değişim Hareketi’nin başına getirildi. Ancak gözlemcilere göre Değişim Hareketi örgütsel düzeyde, (üstü kapalı olarak) Müslüman Kardeşler’in önde gelen isimlerinden 'Yahya Musa' künyeli Yahya es-Sayed İbrahim tarafından yönetiliyor. İbrahim hakkında Mısır'da gıyabında alınan yargı kararları bulunuyor.
Edib, Londra Cephesi'nin Muhammed Kemal'in ‘şiddet’ uygulayarak örgütün çizgisinden saptığına inandığını ve bu yüzden (Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkan Vekili olan ve Mısır'da hapiste bulunan) Mahmud İzzet’in Muhammed Kemal'i (Müslüman Kardeşler’i Rehberlik Konseyi yerine yöneten) Yüksek İdari Komite’den dışladı.
Edib’e göre İhvan’ın kurucusu Hasan el-Benna, 1939 yılında Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın Beşinci Konferansı sırasında, İhvan’ın başkalarına yararlı olmayacağı yerlerde pratik güç kullanacağını söyledi ve aynı konferans sırasında İhvan’ın 1928'den 1938'e kadar davetçilik yaptıktan sonra siyasete girmesi gerektiğine karar verdiğini açıkladı. Ayrıca silahlı eğitim için özel bir sistem kurma kararı alan Benna, bu konuda kaçamak davranarak askeri kanat adını vermedi.
Edib, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ana kadar Müslüman Kardeşler şiddetle ilişkilendirildi. Muhammed Kemal 2013 yılından sonra şiddet kullanma kararı aldı. O dönem yaşananlar şiddet kullanmaya hakları olduğuna inanmalarını sağladığından İhvan üyesi gençleri buna ikna etmekte zorlanmadı. Müslüman Kardeşler, 2013 yılından önce de sözlü ve davranışsal şiddet kullanmıştı. 2013'ten sonra suça yönelik şiddet kullandı ve buna hazırlıklıydı.”
Mısır, Müslüman Kardeşler’i terör örgütü olarak sınıflandırırken, İhvan liderleri ve Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii hakkında, halk protestolarının ardından eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin 3 Temmuz 2013 tarihinde iktidardan uzaklaştırılmasının ardından patlak veren şiddet olaylarına karıştıkları suçlamasıyla idamın yanı sıra müebbet ve ağırlaştırılmış hapis cezası gibi çeşitli hükümler verildi.
Muhammed Kemal'in şiddet adımını incelemek ve Hasan el-Benna düşüncesi üzerine bir tartışma sunmak amacıyla şerii bir komite kurduğuna işaret eden Edib,  Kemal’in önce meşru direniş için içtihat aldığını, ardından kararlılık ve halk direnişinin ön saflarda olduğu niteliksel hareketler başlattığını söyledi. İbrahim Munir ve Mahmud Hüseyin'in şiddet kullanımının zamanlaması konusunda sorun yaşadıklarına işaret eden Edib, bu yüzden Munir ve Hüseyin’in İhvan için siyasi bir intihar olacağından şiddet kullanımının durdurulması çağrısında bulunduklarını belirtti. Uzmanlara göre 2014 yılında başlatılan ve Hasm Hareketi, Liva es-Sevra, Halk Direnişi ve Helvan Tugayları gibi hareketlerle sonuçlanan nitel hareketlerin tümü, İhvan'ın örgütsel durumuna göre hesaplandı. Londra Cephesi'nin Müslüman Kardeşler'in Rehberlik Bürosu'na alternatif daha yüksek bir organ olarak kurulması, Mısır dışındaki Müslüman Kardeşler oluşumları arasındaki anlaşmazlıkları daha da körükledi. Londra Cephesi lideri Münir’in, Türkiye’deki Teşkilat İşleri İdari Ofisi'nin feshedildiğini ve Mahmud Hüseyin ve diğerlerinin görevden alındığını açıklamasının ardından Hüseyin liderliğindeki İstanbul Cephesi’nin Münir'in görevden alındığına dair birkaç açıklama yapmasıyla artmıştı. Bunun ardından Londra ve İstanbul cepheleri arasındaki kriz, özellikle Londra Cephesi'nin Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi’ne alternatif olarak ‘daha yüksek bir organ’ oluşturmasından sonra daha da tırmandı. Londra’daki Şura Konseyi, İstanbul Cephesi ile yaşanan anlaşmazlıklar üzerine kuruldu. Çünkü İstanbul Şura Meclisi, Dr. Mustafa Tolba liderliğinde İhvan Rehberlik Konseyi Başkanlığı’nın çalışmalarını yürütmek üzere bir komite oluşturup, Münir'in görevden aldığını duyurmuştu. Ancak Dr. Tolba’yı kabul etmeyen Londra Cephesi, Münir'in meşruiyetinin altını çizmişti.



ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Trump ile Avn arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını duyurdu. Bu görüşme, Avn’ın göreve gelmesinden bu yana iki lider arasındaki ilk temas olma özelliğini taşıyor.

Görüşmenin ana gündem maddesinin, İsrail ile Hizbullah arasında olası bir ateşkes olduğu değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, Avn’ın daha önce, ateşkes sağlanmadan herhangi bir İsrailli yetkiliyle temas kurmayı reddettiğine yönelik haberlerin ardından geldi. Söz konusu haberlerde, Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında bir telefon görüşmesi ihtimalinin gündeme geldiği ifade edilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Cumhurbaşkanı Avn, bugün yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasında sağlanacak bir ateşkesin, iki ülke arasında yürütülmesi planlanan doğrudan müzakereler için “doğal bir giriş noktası” olması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride Avn’ın şu ifadelerine yer verildi: “Lübnan’ın İsrail ile talep ettiği ateşkes, iki ülke arasında doğrudan müzakerelerin doğal başlangıcı olacaktır.”

Bu açıklama, Lübnan ve İsrail’in ABD nezdindeki büyükelçilerinin iki gün önce onlarca yılın ardından ilk kez doğrudan görüşme gerçekleştirmesi ve ilerleyen dönemde tarihi daha sonra belirlenecek yeni doğrudan müzakereler konusunda mutabakata varmalarının ardından geldi.

Öte yandan, Aoun’un İngiltere’nin Ortadoğu’dan sorumlu devlet bakanı ile yaptığı görüşmenin ardından yayımlanan resmi açıklamada, herhangi bir Lübnanlı ve İsrailli yetkili arasında yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen bir temas ihtimaline değinilmedi. Bu durum, Trump’ın daha önce yaptığı ve iki taraf arasında bir görüşme olabileceğine işaret eden açıklamasıyla çelişiyor.

İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel ise bugün yaptığı açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini söyledi.


İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
TT

İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)

14 yaşındaki Filistinli çocuk Fadıl en-Naci, futbol oynamayı çok seviyordu. Ancak geçtiğimiz eylül ayında İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırıda iki bacağını kaybetmesinin ardından, artık zamanının büyük bölümünü Gazze Şeridi’ndeki evinde geçirmek zorunda kalıyor.

Yüzünde derin bir hüzünle koltukta oturan Naci’nin pantolonunun bir paçası boş şekilde sarkarken, diğer paçası beline doğru katlanmış durumda. Yanında ise aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi bulunuyor.

Anne Necva en-Naci, oğlunun geçmişte futbol oynadığı görüntüleri telefonundan gösterirken, “Kendi içine kapandı, kimseyi görmek istemiyor, arkadaşlarıyla konuşmuyor. Sürekli yalnız oturuyor, sanki yavaş yavaş ölüyor. Tek isteğim Fadıl’a protez, Emir’e ise estetik bir yapay göz takılması” ifadelerini kullandı.

Reuters’a konuşan sağlık ve yardım çalışanı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’ndeki yaklaşık 5 bin ampute için bu tür imkânlar oldukça sınırlı. Bu kişilerin dörtte birini Fadıl gibi çocuklar oluştururken, alçı gibi temel tıbbi malzemelere yönelik İsrail kısıtlamaları durumu daha da zorlaştırıyor.

rrtgb
İsrail saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrindeki evinde tekerlekli sandalyesinden yatağına geçiyor. (Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi’nde Hamas mensuplarına karşı yürüttüğü ve iki yılı bulan askeri operasyon kapsamında uyguladığı kısıtlamaları güvenlik kaygılarıyla gerekçelendiriyor.

Yardım kuruluşu Humanity & Inclusion ise Gazze’de savaş öncesi Filistinli sağlık yetkililerinin açıkladığı ampute sayıları da dikkate alındığında, mevcut amputasyon oranlarının kara mayınları nedeniyle uzun süre en kötü örnek olarak gösterilen Kamboçya’yı dahi aştığını belirtti.

Artan ihtiyaç nedeniyle iki tıp merkezinin, savaşta hayatını kaybedenlerden çıkarılan eski protezleri yeniden kullanmaya çalıştığı ifade edildi. Doktorlar ayrıca bazı hastalar için plastik borular ya da ahşap parçalar kullanılarak geçici protezler üretildiğini, ancak bu yöntemlerin enfeksiyon ve yeni yaralanma riskini artırdığını vurguladı.

Yerine getirilmemiş bir vaat

Gazze Şeridi’nde ampute edilen kişiler, ekim ayında ilan edilen ateşkes ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konan 20 maddelik plan kapsamında verilen ancak hayata geçirilemeyen taahhütlerin sembolü haline gelmiş durumda. Söz konusu plan, yardımların ‘engelsiz’ şekilde bölgeye girişini öngörüyordu.

dfvf
 İsrail hava saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrinde yaygın yıkımın ortasında tekerlekli sandalyeyle bir sokakta ilerliyor. (Reuters)

Plan ayrıca, Gazze Şeridi’nden Mısır’a açılan tek çıkış noktası olan Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını da içeriyordu. Ancak amputeler dahil olmak üzere tıbbi tahliyelerin düzensiz şekilde gerçekleştiği belirtiliyor.

İsrail ise sivil ve askeri amaçlarla kullanılabileceğini belirttiği bazı malzemelerin ithalatına, savaş öncesine dayanan politikalar çerçevesinde kısıtlama uygulamayı sürdürüyor. Her ne kadar alçı ve protez yapımında kullanılan bazı plastik bileşenler ‘çift kullanımlı’ malzemeler listesinde yer almasa da, İsrail’in ihracat kısıtlamalarına ilişkin belgelerinde ‘inşaat malzemeleri’ bu kapsamda değerlendiriliyor.

fd fd
Bacağını kaybeden Filistinli Hazım Fure, Gazze şehrindeki evinde oturuyor. (Reuters)

İsrail hükümetine bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Gazze’ye giren yardımları kontrol eden askeri birim olarak, tıbbi ekipmanların düzenli girişini kolaylaştırdıklarını, ancak Hamas tarafından ‘terör faaliyetlerinde kullanılabilecek’ malzemelerin geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı.

Protezlere ilişkin sorulara yanıt veren birim, Birleşmiş Milletler (BM) ve yardım kuruluşlarıyla uygun tıbbi yanıtın sağlanmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğünü bildirdi.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ise Gazze’deki ana protez merkezi olan Protez ve Felç Merkezi’ni desteklediğini belirterek, alçı ithalatına yönelik kısıtlamaların dört aydan uzun süredir neredeyse tamamen uygulandığını ve mevcut stokların yalnızca haziran ya da temmuz ayına kadar yeteceğini açıkladı.

Merkezin sözcüsü Husni Mihna, rakam vermeden yaptığı açıklamada, mevcut üretimin gerçek ihtiyaca kıyasla son derece sınırlı kaldığını ifade etti.

Şeyh Hamad Rehabilitasyon ve Protez Hastanesi ise savaş boyunca yeni malzeme temin edemediğini ve mevcut stoklarının tükendiğini duyurdu. Hastanenin Genel Müdürü Ahmed Naim, şu anda yalnızca mevcut protezlerin bakımını yapabildiklerini ve üretim için yerel alternatif bulunmadığını söyledi.

Humanity & Inclusion, 2025 başından bu yana Gazze’de 118 geçici protez sağladığını, ancak Aralık 2024’te gönderilen son sevkiyattan kalan malzemelerin tükenmek üzere olduğunu bildirdi.

sd
Filistinli işçiler, Gazze şehrinde temel malzeme sıkıntısı yaşanırken, bir atölyede plastik parçalar ve alçı gibi malzemeler kullanarak protez uzuvlar üretiyorlar. (Reuters)

Gazze Barış Kurulu ise Gazze’ye yardımları artırmayı hedeflediklerini ve amputeler başta olmak üzere hastaların durumunu ciddiyetle ele aldıklarını açıkladı.

Kurul, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bunlar acil sivil ihtiyaçlar” ifadesini kullanarak, ateşkes taahhütlerinin insani, ticari ve tıbbi yardımların kesintisiz akışını kapsadığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, kısıtlamalar ve gecikmelerin ilgili makamlarla görüşüldüğü, silahlı grupların silah bırakması ve Gazze’de teknokrat bir Filistin hükümetine geçiş sağlanması halinde bu kısıtlamaların hafifletilmesi ve kaldırılmasına yönelik güvenceler bulunduğu ifade edildi.

Uzun süreli şok

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, protezler her hasta için özel olarak üretildiğinden Gazze’ye hazır halde ithal edilemiyor. Bu süreçte, kalan uzvun kalıbını çıkarmak için alçı kullanılıyor ve kişiye özel yuva bu şekilde hazırlanıyor.

Reuters’ın görüştüğü Gazze’deki üç diğer ampute de protez eksikliği nedeniyle savaş öncesi yaşamlarına dönmekte ciddi zorluk yaşadıklarını belirtti. Bazı hastaların bekleme listesinde olduğu ve bir kısmının, kalan uzvun şeklinin düzeltilmesine yönelik cerrahi hazırlıklardan geçtiği ifade ediliyor.

2024 Aralık ayında İsrail’in evine düzenlediği saldırıda sol bacağını diz üstünden kaybeden 40 yaşındaki Hazım Fure, “Lüks bir hayat istemiyorum, insanlığımı geri kazanmak için bir protez istiyorum” dedi.

Protez eksikliğinin, iyileşme sürecini ciddi şekilde aksattığı ve amputelerin yaşadığı travmayı uzattığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yeterli sayıda uzman cerrahın bulunması halinde birçok vakada amputasyonun önlenmesi mümkün olabilirdi.

Filistinli sağlık yetkilileri, bu durumun devam eden İsrail saldırıları karşısında amputeleri daha da savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. Ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda 750 Filistinlinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

ICRC ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), tekerlekli sandalye gibi bazı ekipmanlara yönelik kısıtlamaların ateşkes sonrası kısmen hafiflediğini bildirirken, sağlık çalışanları yıkıntılarla dolu Gazze sokaklarında hareket etmenin hâlâ büyük zorluk oluşturduğunu vurguluyor.

Malzeme eksikliğinin yanı sıra uzman personel yetersizliği de dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yalnızca 8 protez uzmanı bulunuyor. Doktorlar, özellikle çocuk hastaların büyümeye bağlı olarak düzenli protez ayarlamalarına ihtiyaç duyması nedeniyle takibin son derece zor olduğunu belirtiyor.

Humanity & Inclusion bünyesinde protez ve ortopedik cihazlar teknik sorumlusu olan Hibe Beşir ise durumu şu sözlerle özetledi: “Amputasyon yalnızca bir uzvun kaybı değil; umut ve bağımsızlığın da kaybıdır. Çocuklar için ise bu, geleceğin kaybı anlamına geliyor.”


Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bugün (çarşamba) yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bilge ve dengeli çabaları, bölgede istikrarı destekleyen bir ortam oluşturmuştur ve bu çabalar Lübnan tarafından takdir ve gururla karşılanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Aoun, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Lübnan’ın bu çabanın asli bir parçası olmasını umuyoruz. Suudi Arabistan, Taif Anlaşması’nın hamisi olarak Lübnanlıların, bölge ülkelerinin ve dünyanın güvenini kazanmış bir ülkedir” dedi.