İran Yemen’i Husiler aracılığıyla uyuşturucu pazarına dönüştürdü

Ele geçirilen uyuşturucu miktarları, İran ve Husiler arasında büyük bir yatırım yapıldığını gösteriyor

Yemen Donanması, Sokotra Adası açıklarında uyuşturucu sevkiyatı yapan bir İran gemisini ele geçirdi (SABA)
Yemen Donanması, Sokotra Adası açıklarında uyuşturucu sevkiyatı yapan bir İran gemisini ele geçirdi (SABA)
TT

İran Yemen’i Husiler aracılığıyla uyuşturucu pazarına dönüştürdü

Yemen Donanması, Sokotra Adası açıklarında uyuşturucu sevkiyatı yapan bir İran gemisini ele geçirdi (SABA)
Yemen Donanması, Sokotra Adası açıklarında uyuşturucu sevkiyatı yapan bir İran gemisini ele geçirdi (SABA)

ABD Donanması’nın Umman açıklarında uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir İran gemisini ele geçirdiklerini açıklamasından altı hafta sonra Yemen Donanması, Sokotra Adası açıklarında Husilere gitmekte olan uyuşturucu yüklü bir İran gemisini daha ele geçirdiklerini açıkladı. Bu durum, İran - Husi uyuşturucu yatırımının hızlandığının bir göstergesi olarak kabul edildi.
İki gün önce Sokotra takımadalarındaki Yemen donanma kuvvetleri, Sokotra Adası kıyılarında çok miktarda uyuşturucu taşıyan bir İran gemisini ele geçirmeyi başardı. Öte yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Eylül ayı başlarında Umman Körfezi’nde bir devriye sırasında 20 milyon dolar değerinde uyuşturucu taşıyan başka bir İran gemisine el koymuştu.
Yemen haber ajansı SABA’ya göre Yemen güvenlik kaynakları, Yemen’in doğusundaki el-Mahra ilinde bulunan güvenlik birimlerinin, Ekim ayı sonlarında teknelerinin denizde yanması sonrasında ABD Donanması tarafından kurtarılan üç Yemenli denizci ile soruşturma yürüttüğünü belirtti. Soruşturmalar ise uyuşturucu yüklü İran gemisinin Sokotra’nın merkezinde ele geçirilmesine katkıda bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten (AP) aktardığı habere göre ABD Donanması, 27 Ekim’de Aden Körfezi’nde batmadan hemen önce yanan bir tekneden 3 Yemenli balıkçıyı kurtardı.

Husi suç ortaklığı
Husi işgalindeki Sana’da bir yargı kaynağı, gerçeklerin bu ticaretin geçmişte popülaritesinin arttığını gösteriyor olmasına rağmen, uyuşturucu kaçakçılığı ve satışı davalarının, milislerin kontrolündeki bölgelerdeki mahkemelerde büyük ölçüde azaldığını söyledi. Kaynağa göre bu, muhtemelen milislerin kaçakçılık ve satış eyleminde suç ortaklığından kaynaklanıyor.
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yargı kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada uyuşturucu ticareti veya kötüye kullanımından tutuklananların çoğunun, savcılığa sevk edilmeden serbest bırakıldığını belirtti.
Kaynak, milislerin zaman zaman çok miktarda uyuşturucunun halkın gözü önünde alenen yakıldığı iddialarıyla dalga geçerken, “Tonlarca hizmet dışı lastik yakılıyor ve bu lastiklerin yanında hangi malzemelerin yakıldığı bilinmiyor” dedi. Kaynak ayrıca, el koyma ve imha kayıtlarının çoğunun sahte olduğunu belirtirken, bu kayıtların milisler ve yönetimleri altındaki güvenlik birimleri yetkilileri tarafından tutulduğunu vurguladı.
Darbeci Husilerin kontrolündeki bölgelere birçok yeni uyuşturucu türü yayılmış durumda. Bu uyuşturucular, piyasada açık olarak satılıyor. Yemenliler, milisleri bir yandan mali gelirlerinden yararlanmak için uyuşturucu satmak ve tanıtmakla, diğer yandan da toplum nesillerini yozlaştırmakla, onları kolay kontrol etmek ve yönlendirmek için milisler arasında uyuşturucu içmeyi teşvik etmekle suçluyor.

ABD Donanması tarafından ele geçirildi
Haziran ayı başlarında el-Mahra ilindeki güvenlik güçleri, Havf kasabası kıyılarında narkotik maddeleri indirmek amacıyla karaya yanaşan bir İran gemisine el koydu. El-Mahra polisine göre ‘metamfetamin’ tipi uyuşturucular taşıyan bir deniz botunu ele geçirebilmek için soruşturma ve takip süreci yaklaşık bir ay sürdü.
Bu operasyondan yalnızca iki hafta önce ABD Donanması, Umman Körfezi’ndeki uluslararası sularda İranlı bir mürettebat tarafından işletilen bir balıkçı teknesinden 39 milyon dolar değerinde uyuşturucu ele geçirildiğini duyurdu.
ABD Donanması, o sıralarda bir ABD Sahil Güvenlik ekibinin, suç örgütleri tarafından insan, silah, uyuşturucu ve kömür kaçakçılığı yapmak için kullanılan bir rotayı tespit ettikten sonra teknede 640 kilogram metamfetamin ele geçirdiğini belirtti.
ABD Donanması’nın o zamanki açıklamasına göre mürettebat üyeleri, USS Momsen destroyeri tekneye yaklaşırken, ele geçirilen 60’tan fazla uyuşturucu paketini imha etmeye çalıştı.
Bu operasyondan iki gün önce ABD Sahil Güvenlik’e ait hızlı müdahale ekibi, aynı bölgede 17 milyon dolar değerinde uyuşturucuya el koydu.
ABD Donanması, ‘USCGC Glen Harris’ gemisinin 182 kilogram eroin, 182 kilogram metamfetamin, 27 kilogram amfetamin tableti ve 568 kilogram esrar ele geçirdiğini, üç gün önce ise ‘USCGC Emlen’ gemisinin, Umman Körfezi’nde 10 bin dolar değerinde metamfetamin ve esrar taşıyan bir balıkçı teknesini ele geçirdiğini belirtti.
Aynı ayın 5’nde ise İngiliz Donanması, Umman Körfezi’ndeki bir balıkçı teknesinden 4 milyon dolar değerinde 95 kilogram eroine, bir başka operasyonda ise bin 41 kilogram eroine el koydu.
ABD Donanması, bu yıl ve önceki yıllarda en fazla uyuşturucu sevkiyatına el koyan güvenlik ve askeri teşkilat olarak biliniyor. Ocak ayı sonlarında Umman Körfezi’nde bir balıkçı gemisinde 150 kilogram eroin, 250 kilogram metamfetamin ve 665 kilogram esrardan oluşan ve toplam değeri 18 milyon dolar olan uyuşturucu sevkiyatı ele geçirildi.
Bir hafta öncesinde ise Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, Umman Körfezi’ndeki bir gemide 15 milyon euro değerinde bir tondan fazla uyuşturucuya el konulduğunu açıklarken, ABD Donanması da aynı dönemde başka bir operasyon gerçekleştirildiğini açıkladı.
Öte yandan geçen Aralık ayının ortalarında ABD Donanması, Umman Körfezi’nde botlarının patlaması sonucu yaralanan 5 İranlı denizciyi kurtardı. Ayrıca bir uyuşturucu sevkiyatına da el konuldu. Sevkiyat, bin 745 kilogram esrar, 500 kilogram metamfetamin ve 30 kilogram eroin de dahil olmak üzere 14,7 milyon dolar değerinde 2 ton uyuşturucu içeriyordu.
Aynı ayın başlarında ABD Donanması, Basra Körfezi yakınlarındaki birçok bölgede değeri 189 milyon doları aşan 67 tondan fazla uyuşturucuya el koydu. ABD Donanması, bu sevkiyatı görev gücü için bir rekor olarak nitelendirdi.

Kolombiyalı kaçakçılar
Beş yıl önce Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü, İran ve Kolombiyalı uyuşturucu kaçakçıları arasında silahların, eğitmenlerin ve uyuşturucuların Husi milislere ulaşmasını kolaylaştırmak için işbirliğinin var olduğunu ortaya çıkardı. Enstitü ayıca, işbirliği kapsamında Meksika’ya uyuşturucu kaçakçılığı yapmak için kullanılan küçük denizaltılar ve dalgıç teknelerin inşa edildiğini de belirtti.
Güvenlik uzmanları ve Yemen meselelerinin gözlemcileri, İran gemileriyle taşınan uyuşturucu sevkiyatlarının Yemen’in Kızıldeniz’e uzanan batı kıyısının büyük bir bölümünü kontrol eden Husi milisler başta olmak üzere İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki kollarına yönlendirildiğine inanıyor.
İran Devrim Muhafızları’nın yardımı ve rehberliği ile Husi milisler, her türlü kaçak mal ticaretine yatırım yapıyor. Yerel güvenlik kaynaklarına göre milisler, güvenlik birimlerini kontrol etmelerinden yararlanarak yerel kaçakçıları kendileri için çalışmaya zorladı.
Güvenlik kaynaklarının geçmiş yıllarda ‘milislerin uyuşturucu kaçakçılığı ve satışı yapan onlarca mahkûmu serbest bıraktığına’ dair açıklamaları sık sık gündeme geldi. Aktarılana göre serbest bırakılmaları karşılığında kendileri için çalışmaları şart koşuldu.
Yemen yerel basını, Eylül 2016’da milislerin 80’den fazla uyuşturucu satıcısını yargı emri olmadan serbest bıraktığını bildirdi. Suudi Arabistan Krallığı ile sınır Saada ve el-Cevf vilayetlerinde Yemen’de uyuşturucu satmak ve komşu ülkelere kaçakçılık yapmak amacıyla Husilerin yararına çalıştırılan yüzlerce esrar satıcısı tutuklandı.



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.