Tunus'ta düzenlenen Frankofon Zirvesi’nin ana gündem maddeleri: Dünyadaki ekonomik durum ve gıda güvenliği

Tunus Cumhurbaşkanı, dün Cerbe’de düzenlenen Frankofon Zirvesi’ne katılan heyetlerle hatıra fotoğrafı çektirdi (AP)
Tunus Cumhurbaşkanı, dün Cerbe’de düzenlenen Frankofon Zirvesi’ne katılan heyetlerle hatıra fotoğrafı çektirdi (AP)
TT

Tunus'ta düzenlenen Frankofon Zirvesi’nin ana gündem maddeleri: Dünyadaki ekonomik durum ve gıda güvenliği

Tunus Cumhurbaşkanı, dün Cerbe’de düzenlenen Frankofon Zirvesi’ne katılan heyetlerle hatıra fotoğrafı çektirdi (AP)
Tunus Cumhurbaşkanı, dün Cerbe’de düzenlenen Frankofon Zirvesi’ne katılan heyetlerle hatıra fotoğrafı çektirdi (AP)

Bu yıl 18’incisi düzenlenen Frankofon Zirvesi’nin çalışmaları, Tunus’un Cerbe Adası’nda, dün Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun yanı sıra Senegal Devlet Başkanı, Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı ve Moritanya Devlet Başkanı gibi Afrika'daki Frankofoni (Fransızca konuşulan) ülkelerden çok sayıda liderin başını çektiği konuklarını karşılamasıyla başladı.
Tunus’un ‘Çeşitlilik Temelinde İletişim: Frankofoni Ülkelerde Kalkınma ve Dayanışma Çerçevesinde Dijital Teknoloji’ başlığı altında ilk kez ev sahipliği yapacağı ve büyük ölçüde ekonomik durum ile gıda ve enerji güvenliğinin tartışılacağı zirveye 60'tan fazla devlet başkanı ve başbakanın yanı sıra 90 resmi heyet katılıyor. Aynı şekilde çok sayıda bakan,  parlamento temsilcisi ve 20'den fazla dışişleri bakanının yanı sıra Mısır, Moldova, BAE ve Sırbistan gibi Frankofoni olmayan (Fransızca konuşulmayan) ülkeler de katılımcılar arasında yer aldı.
Tunus Cumhurbaşkanı, diplomatik toplantılarda konuşmasını fasih Arapça (modern standart Arapça) kullanma alışkanlığını, konuklarına Fransızca hitap ederek ihlal etti. Fasih Arapça ile konuşmalar yapmayı ve açıklamalarda bulunmayı tercih etmesi ve Arap edebiyatından alıntılar yapmasıyla bilinen Cumhurbaşkanı Said, iki yıl önce Paris'e yaptığı ziyarette de Fransızca konuşmayı tercih etmişti. Bu kez Cumhurbaşkanı Said’in, Tunus'un liberal çizgideki eski Cumhurbaşkanı Habib Bourguiba aracılığıyla kurucu üyesi olduğu Uluslararası Frankofoni Örgütü’ne üye ülkelerin temsilcileri karşısında yapacağı konuşmada hangi dili kullanacağını merak eden gözler zirvenin yapıldığı salona çevriliydi ve Cumhurbaşkanı, katılımcılara Fransızca hitap etmeyi tercih etti.
Cumhurbaşkanı Said, konuşmasında şunları söyledi:
“Fransız yazar Albert Camus ‘Fransızca benim vatanımdır’ der. Ben de Uluslararası Frankofoni Örgütü’nün 60’ıncı kuruluş yıldönümünde, Arapça'nın benim vatanım olduğunu söylüyorum.”
Cumhurbaşkanı Said’in sözleri, Fransa merkezli televizyon kanalı TV5MONDE tarafından övüldü.
Tunus Cumhurbaşkanı, zirvenin açılış oturumunda, “Tunus, tüm engellere, zor ve hassas koşullara ve zirveyi iptal etme çabalarına rağmen taahhütlerini yerine getiriyor ve bu zirveyi düzenliyor. Eğer Bugün Cerbe’de, yarın tüm dünyada başarılı olursak, sorunlarımızı da biliriz. Bundan herkes galip çıkacak. Tüm dünyada paylaşmaya çağrıldığımız özgürlüklere ve ideallere dayalı bir sosyal gelişim adına daha iyi bir gelecek hayal edebiliriz” ifadelerini kullandı.
Cerbe’deki Frankofon Zirvesi’nin sonuçlarının ‘olumlu olacağını’ belirten Said, ülkesinin, Tunus halkının tercihleri çerçevesinde ekonomik ve sosyal durumu iyileştirmek ve bunu başarmak için çalıştığını vurguladı. Said, Cumhurbaşkanlığının ‘bu konuda bir vizyonunun ve yapabileceklerinin olduğunu’ da sözlerine ekledi. Zirvenin, ‘somut ve fiili sonuçlara ulaşması ve başarılı olması için sağlam bir irade ile kesintisiz ortak çalışmanın sonucu olduğuna’ işaret eden Said, başta Uluslararası Frankofoni Örgütü olmak üzere ülkesinde ve uluslararası düzeyde çabalayan herkese zirvenin başarılı olması için gösterdikleri tüm çabalardan ötürü samimi teşekkürlerini ifade etti.
Bölgenin yaşadığı değişikliklere değinen Tunus Cumhurbaşkanı, zirvede dijitalleşme konusunun “iyi bir seçim olduğunu ve Frankofon alanında bir kalkınma ve dayanışma unsuru olarak değerlendirilmesinden kaynaklandığına” işaret eden “Bugün hepimiz tüm dünyada meydana gelen ve yeni çözümler bulmayı gerektiren değişimlerin farkındayız” şeklinde konuştu.
Zirveyi eleştirenlerin ve muhalefetin, “Fransız kolonizasyonu ile bağlantılı” Frankofon Zirvesi’ni düzenleyenlere karşı yönelttikleri suçlamalara da yanıt veren Said, “Yabancı dil kompleksimiz yok. İbn Haldun, Cahiz ve birçok Arap alim ve filozof, ulusal ve hiçbir tarafça dikte edilmeyen dillere ve seçimlere açık olmanın öneminden bahsetmişlerdir” dedi. Diğer dillerle ilgilenmenin, “fikir ve algılar üzerinde, modası geçmiş ve eski fikirlerden farklı yeni değerler ve fikirlere dayalı yeni bir dünya üzerinde anlaşmanın önemini gösterdiğine” işaret eden Tunus Cumhurbaşkanı,  “dünyadaki herkesle tanışmanın öneminié vurgulayarak “Yeni dünya, devletin resmi dili Arapça’nın yanı sıra Fransızca ve diğer tüm dillerde ele alınıyor” dedi.
Öte yandan Frankofon Zirvesi'nin açılış oturumunda Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, önümüzdeki iki yıl boyunca Uluslararası Frankofoni Örgütü’ne başkanlık yapma görevini üstlendi.
Uluslararası Frankofon Örgütü Genel Sekreteri Louise Mushikiwabo, zirve sonunda duyurulması beklenen “Cerbe Bildirisi” taslak metninin örgütün birçok güncel sosyal, politik ve ekonomik konudaki tutumlarını içereceğini açıkladı.
Katılımcılar, Uluslararası Frankofon Örgütü’nün 2023 ve 2030 yılları arasındaki stratejik çerçevesini oluşturan “Cerbe Bildirisi” taslak metnini tartışacak ve örgüte üye olmak isteyen ülkelerin ve kuruluşların taleplerini değerlendirecekler. Ayrıca başta gelecek yılın bütçesi olmak üzere mali konuları ele alacak ve bir sonraki zirvenin tarihini belirleyecekler.
Zirvede, uluslararası krizlerin gölgesinde ekonomik durum, gıda ve enerji güvenliği, finansman ve borçlanma sorunları ile ülkelerin karşı karşıya olduğu en önemli güncel zorluk olan iklim değişikliğiyle mücadele başta olmak üzere birçok önemli mesele de tartışılacak. Zirvenin gündeminde, 600'den fazla iş insanı ve şirket temsilcisinin katılımıyla bugün ve yarın olmak üzere iki günlük bir ekonomi forumu düzenlenmesi yer alıyor.
Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerendi, ülkesinin zirvenin, bu zirveden çıkacak tavsiyelerin benimsenmesi ve öncü girişimlerde bulunulması gibi çeşitli faaliyetlerle sonuçlanmasının yanı sıra Frankofoni ülkeler arasında tüm alanlarda işbirliğine yeni bir ivme kazandırmasını ve kendi ifadesiyle mevcut zorluklar karşısında dayanışmayı güçlendirmesini umduğunu vurguladı.
Zirveye ev sahipliği yapmasının Tunus’a sunduğu fırsatlara değinen Bakan Cerendi, ülkesinin ekonomik, sosyal ve kültürel düzeylerde birçok unsura sahip olduğunu, bunun da Frankofoni ülkelerdeki kültürel, bilimsel ve teknolojik alanların yanı sıra yatırım ve ticaret borsaları başta olmak üzere çeşitli sektörlerdeki işbirliği olanaklarından yararlanmasını sağlayacağını söyledi.
Diğer taraftan zirvenin bazı katılımcıları, Uluslararası Frankofon Örgütü’nün Ruandalı Genel Sekreteri Louise Mushikiwabo’nun, bu görev için tek aday olmasından ötürü Uluslararası Frankofoni Örgütü Genel Sekreterliği görevini dört yıllık yeni bir dönem daha sürdürmesi için yeniden seçilmesini bekliyorlar.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.