El-Lecun Müslüman Mezarlığı’na saldırı düzenlendi

Olay, Kudüs'teki Hıristiyan mezarlığına düzenlenen saldırıdan günler sonra gerçekleşti.

Hayfa’nın Ummu’l Fahm kentindeki El-Lecun Müslüman Mezarlığı’ndaki mezar taşları tahrip edildi.
Hayfa’nın Ummu’l Fahm kentindeki El-Lecun Müslüman Mezarlığı’ndaki mezar taşları tahrip edildi.
TT

El-Lecun Müslüman Mezarlığı’na saldırı düzenlendi

Hayfa’nın Ummu’l Fahm kentindeki El-Lecun Müslüman Mezarlığı’ndaki mezar taşları tahrip edildi.
Hayfa’nın Ummu’l Fahm kentindeki El-Lecun Müslüman Mezarlığı’ndaki mezar taşları tahrip edildi.

Kudüs'teki Ermeni Kilisesi'ne yapılan saldırıdan iki gün,Protestan Kilisesi'nin mezarlığına yapılan saldırıdan da 12 gün sonra, El-Lecun Müslüman Mezarlığı (Ummu'l-Fahm şehri yakınında) da saldırıya uğradı. Üzerinde şehit yazılı mezar taşları yıkıldı.
İsrail'deki Yüksek Arap İzleme Komitesi, saldırıyla ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bu, aşırı sağcı İsrail hükümetinin yaydığı gözdağı verme amaçlı siyasi havadan destek bulan suçlular tarafından gerçekleştirilmiş ırkçı bir terör saldırısıdır.”
El-Lecun, 1948'de Filistinliler için Nekbe (Büyük Felaket) gününde vatandaşlara yönelik gerçekleştirilen katliamın ardından, halkı yerinden edilen El-Müselles bölgesinin kuzeyindeki Filistin köylerinden biri. Nüfusunun büyük bir kısmı o dönemde Ürdün'e bağlı Ummu'l-Fahm şehrine taşındı. 1949'dan sonra Rodos Anlaşmaları uyarınca, Ummu'l-Fahm ve tüm sakinleri İsrail'in bir parçası oldu ve bölgede askeri yönetim uygulandı. Sakinlerinin dönmesi veya evlerini yenilemesi yasaklanan El-Lecun’da geriye sadece mezarlık ve birkaç harabe haldeki yapı kaldı.
El-Lecun halkı, Ummu’l-Fahm ve El-Lecun Şehitlerini Anma Komitesi'nin girişimiyle  Filistin Şehitleri Günü'nde, söz konusu mezarlıkta yatan şehitlerin mezarlarına isimlerin ve Filistin bayrağının yeniden çizilmesi de dahil olmak üzere büyük çaplı restorasyon çalışmaları yürüttü. Bunun ardından mezarlık iki kez saldırıya uğradı ve anıtlar ile mezar taşları çalındı. İlk saldırı geçtiğimiz ağustos ayında gerçekleşti. Çalınanların yerine yenileri yapıldığında ise saldırganlar ikinci tahribatta bulundu.
Ummu’l-Fahm Belediyesi cumartesi günü, Belediye Başkanı ve yetkililerinin yanı sıra Şehitleri Anma Komitesi, Ummu’l-Fahm Halk Komitesi, El-Lecun Miras Komitesi, Filistin Tarih Grubu ve Er-Ruha Topraklarını Savunma Komitesi temsilcilerinin katılımıyla bu mezarlığa yapılan saldırıların tekrarını görüşmek üzere acil bir toplantı düzenlendi.
Toplantıya katılanlar bu saldırılara karşı olduklarını ifade ederek bunları Filistinli Müslümanlar ve Hristiyanlar için kutsal olan yerlere, bir kısmı hükümet yetkililerinin eliyle, bir kısmı da Yahudi yerleşimcilerin aşırılık yanlısı ırkçıları tarafından yapılan saldırıların bir uzantısı olarak değerlendirdiler. Filistin Toprakları Otoritesi yetkilileriyle iletişim kurmak ve konuyu takip etmek için Ummu’l-Fahm’da belediye ve sivil oluşumları temsil eden bir komite kurmak, gerekli kararları almak ve adımları atmak için harekete geçildi. İlgili bölgesel komiteler ile iletişim kurmak, olayın boyutlarını ve yasal adımları takip etmek için bir komite oluşturmak, Eğitim ve Öğretim Birimi aracılığıyla Lecun ve Ummu’l-Fahm toprakları ile ilgili habeleri ve bilgileri okullara ve öğrencilere dağıtmak ve bu topraklarla kurulan bağı derinleştirmek gibi çeşitli adımlar atma konusunda uzlaşı sağlandı.
Doğu Kudüs'teki Ermeni Patrikhanesi geçen cuma günü, Fanatik Yahudilerin Patrikhane'nin duvarına ‘Ermeniler, Hristiyanlar, Araplar ve Yahudi olmayanlara ölüm ve intikam’ şeklinde İbranice nefret sloganları yazdıklarını duyurmuştu. Patrikhane, ‘bu saldırının ilk olmadığını’ belirtmişti. Nitekim bu ayın başında, yerleşimciler Doğu Kudüs'teki Protestan Mezarlığı’na saldırmıştı. Filistin'deki en önemli tarihi simgelerden biri olarak kabul edilen mezarlıkta, son 300 yılda ülkede yaşamını yitiren siyasi, sosyal ve dini açıdan önemli birçok ismin kabri bulunuyor.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.