Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna savaşı, olayların merkezinde olduğumuzu gösteriyor

Muheyni: Sosyal medya hayatımızda ve özellikle medya alanında önemli bir rol oynuyor.

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
TT

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna savaşı, olayların merkezinde olduğumuzu gösteriyor

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.

El-Arabiya kanalının Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni’ye göre önümüzdeki mart ayında 20’inci yılını doldurmaya hazırlanan kanal, ‘yenilenen ekip ruhuyla sürdürülebilir bir model oluşturmayı’ başardı. Muheyni, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda bu ruhun, kanalın son 20 yılda siyasi habercilik sahnesine liderlik edebilmesine yardımcı olduğunu vurguladı. Muheyni bu özelliğin kanalın hem karar vericilerin hem de Arap izleyicinin beklentilerine ayak uyduracak şekilde değişim ve gelişim yeteneğine sahip olmasını sağladığına dikkat çekti.
El-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda başta sosyal medya platformlarının medya sahnesindeki etkisi ve kanalın Suriye ve Türkiye'deki depremlere ilişkin haberleri olmak üzere Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a taşınması da dahil olmak üzere birçok başlıkta açıklamalarda bulundu:

- El-Arabiya’yı şu an, özellikle 20’inci yılını doldurmaya yaklaşmışken nasıl görüyorsunuz?
El-Arabiya önümüzdeki ay 20’inci yılını dolduracak. Geriye dönüp baktığımızda, El-Arabiya’nın son 20 yıldan bugüne kadar siyasi haber medya sahnesine liderlik ettiğini görüyoruz. El-Arabiya, kuruluşundan bu yana sağlam temellere ve büyük ölçüde profesyonellik, bağlılık ve sadakat sahibi bir ekibe sahiptir. Onlarla birlikte her gün çalışmaktan mutluyum. Bu ekip, El-Arabiya ağı içinde yenilenmiş bir ruh yarattı. Bu, kanalı dönüşebilen, gelişebilen, ayak uydurabilen ve Arap izleyicisi nezdinde büyük bir yeri olan bir kanal haline getirdi. En önemli karar vericiler, mesajlarını iletmek için El-Arabiya ve El-Hades (ağın bir parçası) kanallarını seçiyorlar. Çünkü bunları en önemli istasyonlar olarak görüyorlar. Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştük. Geçtiğimiz günlerde ekranlarımıza Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy çıktı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de bizimle görüştü. Yakında Malezya lideri Mahathir Muhammed ile yapılan bir röportaj yayınlanacak. Liste böyle uzayıp gidiyor.

-Medya ortamı, sosyal medyanın sahneye önemli bir oyuncu olarak girmesiyle son yıllarda çok değişti. Bu durum El-Arabiya Ağı’nı da etkiledi mi?
Evet. Sosyal medyanın rolünü ve medya sahnesindeki büyük etkisini görmezden gelmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bugün sosyal medya hayatımızda ve özellikle medya alanında önemli bir rol oynuyor. Ancak sosyal medya, doğru ve yanlış haberlerin ve bilgilerin büyük bir karışımıdır. Kasıtlı ve kasıtsız dezenformasyon olgusu için geniş bir alanda yaygın haline gelmiştir. Bu nedenle El-Arabiya kanalında sürekli vurguladığımız nokta, haber içeriğine odaklanmak ve bunu izleyicilere en iyi şekilde sunmaktır. Örneğin, Ukrayna krizi patlak verdiğinde El-Arabiya'nın izleyicilere bilgi aktaran ve canlı olarak fotoğraf ve doğru bilgileri iletmek için cephelere giden birçok muhabiri vardı. Rus tankları sınırı geçtiğinde oradaydık. Muhabirlerimizden biri Ruslar ile Ukraynalılar arasındaki çatışmanın sona ermesinden dakikalar sonra bölgeye vardığında cesetleri ve kesilmiş uzuvları fotoğraflayarak korkunç sahneleri bizlere aktardı. Bunların gösterilmesini durdurmak zorunda kaldık. Ayrıca dünyanın kapalı olduğu yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde El-Arabiya ve El-Hades muhabirleri gelişmeleri takip etmek ve hastalarla dolu hastanelere girmek için insanların kaçtığı pandemi bölgelerine girdi. Bunun yanı sıra İran'daki gösteriler sırasında El-Arabiya gelişmelerin ve yapılan gözaltıların takipçisi oldu. Diğer haber merkezleri ise bunu yapmaktan geri durdu. Taliban'ın hikayesini başından beri takip ettik. Kabil'in düşüşü öncesinde de sonrasında da oradaydık. Taliban yetkilileriyle görüştük. Ardından kadınların okumasını ve çalışmasını engelleyen krizi ele aldık. Bu, kimsenin yakından takip etmediği büyük bir krizdir. Orada Taliban'a kendilerini savunma şansı verdik. Kendilerine doğrudan zor sorular yönelttik ve Afgan kadınının çektiği sıkıntıyı aktardık. Son olarak, Türkiye ve Suriye'deki deprem felaketini geniş bir şekilde aktardık. Oradaki insanların çektikleri ve çekmekte oldukları acıları aktarmak için gece gündüz çalıştık. Bu bahsettiklerim, her şeyden önce ve son derece profesyonel bir şekilde haber içeriği sağlamaya dikkat ettiğimizi kanıtlayan bazı örneklerdir. Sorunuza cevap olarak; sosyal medya platformlarının getirdiği değişimlerden olumsuz etkilenmediğimizi, aksine faydasını gördüğümüzü söylemek isterim. Influencerları ve içerik oluşturucuları medya ortamının önemli oyuncuları ve tamamlayıcıları olarak görüyorum. Ancak gazetecilik rolüne odaklanmaları ve güçlü konumları nedeniyle El-Arabiye gibi büyük medya kuruluşları en büyük ve en önemli rolü oynayanlardır.


El-Arabiya’nın Riyad’daki yeni stüdyoları. (Şarku’l Avsat)

- Biraz önce sosyal medyanın faydasını gördüğünüzü söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız?
Ekrana ne kadar önem versek de sosyal medyadaki nüfuzumuzu güçlendirdik. Üç yıl önce El-Arabiya Ağı’nın takipçi sayısı 98 milyon iken bugün bu sayı 180 milyona çıktı. Bugün istisnasız tüm platformlarda her kesime ulaşabilmek için siyasi içerikleri yeni biçimlerde sunuyoruz. Tecrübeler, halkın ciddi olmayan içeriklerle ilgilendiğine dair yaygın inanışın aksine, siyasi konulara ve ciddi mevzulara ilgi duyduğunu gösteriyor. Sosyal medya alanının önemli olduğuna ve rekabetin var olduğuna inandığımız için kapsamımız artmayı sürdürüyor. Ekranda işlerini gösterecek kadar yer bulamayan birçok ülkeye şimdiden ulaşabildik. Ayrıca kapsamımız gençlik gruplarına odaklanan sosyal medya platformlarını da içeriyor. Politikamızı veya içerik çizgimizi değiştirmeden özel olarak bu gruplarla iletişim kuruyoruz. Amaç, yeni nesli gelecekte kanalın çekirdek kitlesine katılmaya hazırlamak.

-Haber dünyasında, özellikle El-Arabiya kanalında teknolojiyi ne derece önemli bir unsur olarak görüyorsunuz?
Siyasi içerik ve mükemmel haberciliğe gösterdiğimiz ilginin yanı sıra, teknoloji ve artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanımına da ilgi duyuyoruz. İzleyiciler son ABD seçimleriyle ilgili haberleri, ne kadar hazırlık yapıldığını ve başka hiçbir haber istasyonunun erişemeyeceği şekilde ne kadar haber değeri olduğunu halen hatırlıyor. Ayrıca izleyicilere dikkat çekici yollarla iletmek istediğimiz hikayeleri göstermek için halen artırılmış gerçeklik kullanıyoruz. Teknolojiye olan ilgimiz bununla da sınırlı kalmıyor ve yapay zeka teknolojisinden faydalanıyoruz. El-Arabiya uygulaması artık Amazon Alexa' ve Apple CarPlay cihazlarında yer alıyor.

- Türkiye ve Suriye'deki deprem felaketi yayını öncekilerden hangi açılardan farklı?
Felaket her düzeyde büyük ve korkunç. Beklentiler ölü sayısının 50 bini aşacağı yönünde. Bu büyük bir sayı. Yaralılar ve evsiz kalanlar da var. Depremleri ve sarsıntıları meydana gelir gelmez yayınladık. Yolların ve altyapının büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle ulaşımın zorluğuna rağmen, muhabirlerimiz depremden etkilenen bölgelere ulaşarak yaşananları yakından izleyicilere aktarmayı başardı. Burada acı verici sahneler nedeniyle haber merkezinde muhabirlerle birlikte zor bir deneyim yaşadığımızı belirtmek isterim. Enkaz altında kalan çocuklar da dahil olmak üzere binlerce masum insanın yaşamını yitirdiği bir felaketi. İki dakikadan kısa bir sürede haber yapmak kolay değil.

- Arap haber kanalları arasındaki rekabeti ve performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Televizyon performansından bahsedecek olursak; El-Arabiya ve El-Hades kanallarının temsil ettiği El-Arabiya Ağı çoğu Arap ülkesinde halen ön safta yer alıyor. Örneğin El-Hades kanalı, Irak, Libya ve Yemen'deki bölgesel haber kanalları arasında ilk sırada bulunuyor. Ancak sosyal medya platformlarından bahsedersek; ağın çabaları ve hedefleri, küresel haber ağları düzeyinde liderlik pozisyonları için rekabet etmektir. Rekabet her zaman yaratıcılık için önemli bir katalizör olmuştur. El-Arabiya Ağı’na gelince; bizim birçok güçlü noktamız var. Bunlar arasında, çatışma ve savaş alanlarında sahadaki muhabirlerimizin yanı sıra haber merkezindeki erkek ve kadın meslektaşlarımızın tecrübesi, El-Arabiya’da görünen yüzler ve ağdaki herkesin sunduğu profesyonel çalışma yer alıyor.

- Kanalın genişlemesi ve merkezinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a taşınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Riyad, dünyanın en önemli başkentleri arasında yer alıyor. Hiç şüphesiz bunun El-Arabiye Ağı’nın büyümesinde etkisi olacaktır. Oradaki merkezimizden haber bültenleri ve programlar sunmaya başladık. Şu an yeni genel merkezde tamamlanacak olan tam bir geçiş sürecindeyiz.

- Sizce El-Arabiya kanalının editoryal çizgisinin en belirgin özellikleri neler?
El-Arabiya’nın medya alanında uzun bir tecrübesi bulunuyor. Ancak aynı zamanda haberlere ayak uydurma yeteneğimize olan inancımız da var. El-Arabiya’nın kuruluşundan sonra doğan ve kanalı takip etmeye başlayan bir neslin olması bunun kanıtıdır. El-Arabiya, dünyanın en önemli yüzlerini konuk etti ve en önemli çatışmaları, krizleri ve doğal afetleri haber yaptı. Medyadaki profesyonelliğimize ve gelişme gücümüze mutlak inancımız var. El-Arabiya ayrıca medya ortamındaki değişime rağmen haberlerin takibi noktasında halen güvenilir bir kaynak olmaya devam ediyor. Bunun yanı ıra Irak ofisinin yıkılması, Sudan ofisinin kimliği meçhul kişilerce sabote edilmesi, Türkiye'deki meslektaşımızın tutuklanması, Lübnan'daki meslektaşlarımızın Hizbullah üyeleri tarafından darp edilmesi ve Yemen'deki meslektaşımız Mahmud El-Atmi’nin aracına karısının ve çocuğunun ölümüne yol açan bombalı bir saldırı düzenlenmesi gibi karşılaştığımız zorluklara rağmen değerli bir medya içeriği sağladık ve sağlamaya da devam ediyoruz. Bu, gazetecilik işini mümkün olan en iyi şekilde yapmaya yönelik tam bağlılığımıza bir delilidir ve bununla gurur duyuyoruz.

- El-Arabiya’nın güncel haberler dışında, Arap izleyicisinden talep gören belgeseller konusunda planları neler?
Dengeli gazetecilik içeriği sağlamanın yanı sıra uzun süre radikal ve kriz içerikli söylemlerin kurbanı olarak yaşayan Arap dünyasında ılımlılık ideolojisini yaymaya kararlıyız. El-Arabiya’nın bu bağlamdaki planları arasında, Ferec Fuda, Necip Mahfuz ve son olarak Nasr Hamid Ebu Zeyd gibi en önemli Müslüman ve Arap düşünürler hakkında kendi yapımımız olan belgeseller sunmak bulunuyor. Bütün bunların amacı, ılımlı ve hümanist vizyonları desteklemektir. Çünkü nefret söylemi ve şiddeti teşvik edenlerin aksine bunun Arap gençliğine büyük bir fayda getireceğini düşünüyoruz.

- El-Arabiya’daki sorumluluklarınızın dışında Şarku’l Avsat gazetesinde de yazarsınız. Bu iki rolü nasıl bir araya getiriyorsunuz?
Benim için yazmak büyük bir zevk ve saatlerce okumayı gerektiren zihinsel bir egzersizdir. Şarku’l Avsat gibi köklü bir gazetede yazmak farklı ve güzel bir deneyim. Bana yazma fırsatı verdikleri için gazetenin sorumlularına teşekkür ediyorum. Televizyonculuk veya gazetecilik alanında çalışmak farklı şekil ve kalıplar olmakla birlikte neredeyse aynıdır. Ancak derinlerde, bireysellik arayışı, özel bilgiler edinme ve özel röportajlar tarafından yönlendirilir. Tüm bunlardan önce de mesleğe duyulan tutku gelir. Zor ve ilginç çalışmalarımızdaki en önemli şey budur.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.