Müslüman Kardeşler Londra Cephesi bölünmenin eşiğinde mi?

Londra Cephesi’ne yeni bir Rehberlik Konseyi kurulması için çağrı yapıldı

Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii
Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii
TT

Müslüman Kardeşler Londra Cephesi bölünmenin eşiğinde mi?

Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii
Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii

Müslüman Kardeşlerin (İhvan-ı Müslimin) Mısır dışındaki liderleri ve özellikle Londra Cephesi ve İstanbul Cephesi arasında, Rehberlik Konseyi Başkanı’nın çalışmalarının yürütülmesi konusundaki tartışma aylardır devam ediyor. Londra Cephesi içinde yeni bir Rehberlik Konseyi kurulması çağrısında bulunulan bir mesajın yayılmasının ardından dün Londra Cephesi’ni sarsabilecek bölünmemelerle ilgili soru işaretleri ortaya çıktı. Bu soru işaretlerinin başında 2013 yılında Müslüman Kardeşlerin Mısır’da iktidardan ayrılmasının ardından ülkede patlak veren ‘şiddet ve cinayet’ olaylarına karıştığı suçlamasıyla hapishanede olan Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii geliyor.
Londra Cephesi, Rehberlik Konseyi Başkan Vekili İbrahim Münir'in 4 Kasım'da hayatını kaybetmesinin ardından bir ay içinde yeni bir vekil açıklayacağını duyurduysa da sorun halen çözülemedi. Londra Cephesi, o dönem Muhyiddin ez-Zait'in geçici olarak vekillik görevini üstlendiğini duyurdu, ancak İstanbul Cephesi, hiç vakit kaybetmeden Mahmud Hüseyin'i vekil olarak atandığını açıkladı.
İstanbul Cephesi’ne bağlı Genel Şura Meclisi, bu kararını, iç tüzükte yerel alan “RehberLik Konseyi Başkanı’nın görevini yapmasına engel olan bir durumun ortaya çıkması halinde yerine önce birinci yardımcısı, sonra en yaşlı vekiller, sonra Rehberlik Konseyi üyelerinin en yaşlısı ve ondan sonra gelen en yaşlısı atanır” ibaresine dayandırdı.
Londra Cephesi içinde dün yayılan mesajda, gençlik kolları, Cephe liderlerini İhvan’ın geri dönüşünü sağlamak ve İhvan liderleri arasında başta Rehberlik Konseyi Başkan Vekilliği meselesi olmak üzere tüm anlaşmazlıkları gidermek için İhvan üyelerinin uzlaşısıyla yeni bir Rehberlik Konseyi oluşturulması, bir grubu yüceltip diğerini hor görmeyen ve İhvan’ın iç sorunlarına çözüm getiren yeni bir tüzüğün hazırlanması ve tekelleşmenin önüne geçmek için fonların resmi olarak kayıt altına alınması gibi çeşitli talepleri yerine getirmeye çağırdılar. Söz konusu mesaj, İhvan içinde mesajın kimin tarafından yayınlandığı ve hangi amaca hizmet ettiğine dair tartışmalara yol açarken liderlik mücadelesi veren Londra Cephesi, İstanbul Cephesi ve Muhammed Kemal Cephesi ile liderlik için savaşacak yeni bir cephenin habercisi olup olmadığı merak konusu.
Mısırlı terörist ve radikal gruplar uzmanı Munir Edin, mesajın muhtemelen henüz ataması açıklanmayan yeni Rehberlik Konseyi Başkan Vekili Salah Abdulhak’a gönderildiğini ve Londra Cephesi içinde yeni bir bölünmenin habercisi olduğunu düşünüyor. Londra Cephesi içinde birtakım anlaşmazlıklar olduğunu söyleyen Mısırlı uzman, Londra Cephesi’nin bu yüzden Abdulhak'ın atamasını ertelemeyi tercih ettiğini belirtti.
Gözlemciler, Londra Cephesi’nin Müslüman Kardeşlerin önde gelen isimlerinden Salah Abdulhak’ı Rehberlik Konseyi Başkan Vekilliğine aday göstermeyi kabul ettiğini, ancak resmi olarak duyurusunu tüm taraflar Abdulhak’a biat edene kadar ertelediğine inanıyorlar.
 Londra ile İstanbul cepheleri arasında Rehberlik Konseyi Başkan Vekilliği için verilen mücadele geçtiğimiz aylarda, İbrahim Munir’in Türkiye'deki idari ofisi feshedip İstanbul’daki Rehberlik Ofisi’ne alternatif bir üst organ olarak Londra Şura Meclisi’ni kurması ve akabinde İstanbul Şura Konseyi’nin altı üyesi ile Mahmud Hüseyin’in görevlerinden alınması sonrası birçok anlaşmazlık yaşandı.
Mısırlı radikal gruplar uzmanı Ahmed Zağlul, Londra Cephesi'nin yeni Rehberlik Konseyi Başkan Vekilinin adını halen açıklamamasının nedeninin içeride yaşanan krizler olduğuna inanıyor. Abdulhak’ın bu göreve getirilmesine ilişkin bir anlaşmazlık olup olmadığını henüz bilinmediğini belirten Zağlul, duyurunun yapılmamasının Londra Cephesi içindeki gruplar arasında bir çekişme ve bölünme olduğunun bir göstergesi olabileceği ve Londra Cephesi üyeleri arasında yayılan son mesajın bunun bir sinyali olduğu yorumunda bulundu.
Müslüman Kardeşleri yakından takip eden kaynaklar, Londra Cephesi’nin yeni Rehberlik Konseyi Başkan Vekilinin adını açıklamadaki başarısızlığının, İstanbul Cephesi’ni harekete geçirdiğini ve Londra Cephesi içinde anlaşmazlıkları körüklediğini belirttiler. İstanbul Cephesi’nin son dönemde Londra Cephesi içindeki bölünmenin derinleşmesindeki rolüne işaret eden kaynaklar, son mesajda bunun açıkça görüldüğüne işaret ettiler. Mısırlı uzman Zağlul, Londra Cephesi’nin bölünmesinin ve İstanbul Cephesi’ne karşı bir güç kaynağı olmaması için bölünmeye devam etmesinin Mahmud Hüseyin'in çıkarına olduğunu da sözlerine ekledi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.