Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Rusya ile Ukrayna arasındaki diyalog fırsatlarını geliştirmeye hazırız

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov bugün Moskova'da (Reuters)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov bugün Moskova'da (Reuters)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Rusya ile Ukrayna arasındaki diyalog fırsatlarını geliştirmeye hazırız

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov bugün Moskova'da (Reuters)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov bugün Moskova'da (Reuters)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın bugün (Perşembe) gerçekleşen Moskova ziyareti, Ukrayna savaşına barışçıl çözüm arayışları çerçevesinde ‘aktif Suudi eylemlerinin devamı ve ülkelerle koordinasyon ve diyalog mekanizmalarını güçlendirme’ adımı olarak yorumlandı. Bakan Ferhan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve Ukrayna krizi başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı.
Toplantının başında Suudi Dışişleri Bakanı, ülkesinin ‘Rusya ile her düzeyde ilişkileri güçlendirmeye ve geliştirmeye çalıştığını’ söyledi. Lavrov ile ‘vizyonları birleştirmeye ve ikili ilişkileri desteklemeye’ katkıda bulunacak görüşmelerini dört gözle beklediğini de sözlerine ekledi.
Prens Faysal, Rus mevkidaşı ile yaptığı görüşmenin sonunda, ‘dünyayı etkileyen zorlukları tartıştıklarını ve uluslararası krizler konusunda da görüş alışverişinde bulunduklarını’ açıkladı. “İki dost ülke arasındaki her düzeyde güçlendirmeye ve geliştirmeye çalıştığımız ilişkilerde her zaman yeni bir şeyler vardır” diyen Prens Faysal, uluslararası zorluklarla yüzleşmek için ortak ilişkiler ve koordinasyon geliştirme konusunda iki ülke arasında çeşitli alanlarda mevcut çalışmalara övgüde bulundu.
Suudi Dışişleri Bakanı, Krallığın Ukrayna'daki ihtilafı çözmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu açıkladı ve "Rusya ile Ukrayna arasındaki diyaloğu kolaylaştırmaya hazırız" dedi.
Suudi Bakan, "Bu krizi çözmek için her zaman destek sağlamaya çalışıyoruz ve barışçıl bir çözüm bulmak için tüm taraflarla birlikte çalışmaya hazırız. Geçmişte de bazı girişimlerde bulunduk. Veliaht Prens Muhammed bin Selman himayesinde esir takası gerçekleştirildi. Bu konudaki çabalarından ötürü Rus tarafına minnettarız ve taraflar arasındaki diyaloğu kolaylaştırmak için daha fazla fırsatı tartışmaya devam edeceğiz” dedi.
Lavrov ise ülkesinin Suudi Arabistan'ın yalnızca bölgesel sorunların değil, aynı zamanda uluslararası sorunların çözümüne olan ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rus Bakan, iki ülke arasında bakanlıklar ve devlet kurumları düzeyinde ve Riyad ile Moskova arasında ticaret, ekonomi ve yatırım alanlarında ‘kalıcı ve karşılıklı’ koordinasyonu önemli gördüğünü söyledi. Lavrov, "Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki işbirliğini geliştirmek için gerekli adımlar konusunda her zaman mutabık kaldık" dedi. Rus bakan, petrol piyasalarının istikrarını desteklemek için Moskova ile Riyad arasındaki iletişim düzeyine övgüde bulundu ve iki ülkenin OPEC + içindeki koordinasyonunun devam ettiğini söyledi.
Lavrov, "OPEC çerçevesinde eylemleri koordine etmeye karşılıklı olarak hazır olduğumuzu yeniden teyit ettik... Bu gruba katılan tüm ülkeler, küresel enerji piyasasında uygun denge ve istikrarı sağlamak için yükümlülüklerini yerine getiriyor" dedi.
Riyad'ın Ukrayna-Rusya krizine barışçıl bir çözüm bulma girişimlerini değerlendiren Lavrov, "Rusya, Riyad'ın Ukrayna'daki çatışmanın çözümündeki rolünü memnuniyetle karşılıyor. Suudi Arabistan'ın Ukrayna krizindeki pozisyonu mahkum değişimiyle sınırlı değil. Burada asıl sorun herhangi bir diyaloğu reddeden (Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir) Zelenskiy'dir" dedi.
Birleşmiş Milletler himayesinde imzalanan tahıl anlaşmasına da değinen Rus Bakan, Rusya'nın tahıl anlaşması kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini söyledi. Lavrov ancak Batı'nın anlaşmanın ikinci bölümünü uygulamayı reddetmesinin anlaşmanın geçerlilik süresinin uzatılmasına engel teşkil ettiğine dikkati çekti.
Lavrov, "Birinci kısım, Ukrayna tahılının Ukrayna limanlarından Karadeniz yoluyla güvenli bir şekilde ihraç edilmesi, ikinci kısım ise, Rus tahılı ve Rus gübresinin ihracatının önündeki tüm engellerin kaldırılması gereğidir. İlk kısım yerine getiriliyor ve tahıl anlaşmasının sadece yarısının tamamlandığı göz önüne alındığında, uzatmak zor bir konu” dedi.
Prens Faysal’ın Moskova ziyareti, geçtiğimiz Pazar günü Ukrayna'ya yaptığı ziyaretin ardından geldi. Suudi Bakan Kiev'de, ülkesinin, Ukrayna-Rusya krizini siyasi olarak çözmeyi amaçlayan uluslararası çabalara desteğini ve ortaya çıkan insani etkilerin hafifletilmesine katkıda bulunma çabalarını sürdürdüğünü duyurdu. Prens Faysal, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile başkanlık konutunda bir dizi bölgesel ve uluslararası gelişmeyi tartıştığı toplantıda ayrıca, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve bunları geliştirme fırsatlarını gözden geçirdi.
Prens Faysal, Zelenskiy'e Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın selamlarını iletti. Ardından Ukraynalı mevkidaşı Dmitro Kuleba ile bir araya gelen Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, görüşmede, Veliaht Prens’in Ukrayna Devlet Başkanı ile yaptığı telefon görüşmesinde ele alınan Suudi yardım paketinin duyurusunu yaptı. Söz konusu yardım paketi, Suudi Arabistan'dan Ukrayna ile işbirliği programı çerçevesinde 400 milyon doları içeriyordu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.