En düşük emekli maaşı ve geçici işçilere kadro düzenlemesini içeren teklif TBMM'dehttps://turkish.aawsat.com/home/article/4232116/en-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk-emekli-maa%C5%9F%C4%B1-ve-ge%C3%A7ici-i%C5%9F%C3%A7ilere-kadro-d%C3%BCzenlemesini-i%C3%A7eren-teklif
En düşük emekli maaşı ve geçici işçilere kadro düzenlemesini içeren teklif TBMM'de
Fotoğraf: AA
En düşük emekli maaşının 7 bin 500 liraya çıkarılması ve geçici işçilere kadro düzenlemesini içeren kanun teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.
AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz, Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ve grup başkanvekillerinin imzasını taşıyan İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile muharip gazilerin aylıkları arasındaki farklılıklar giderilecek ve asgari ücretin net tutarında aylık ödenecek.
Buna göre, Milli Mücadele'ye iştirak eden ve bu sebeple kendilerine İstiklal Madalyası verilen Türk vatandaşlarının yanı sıra 1950'de Kore'de fiilen savaşa katılmış ve 1974'te Barış Harekatı'nda Kıbrıs'ta fiilen görev almış olan Türk vatandaşlarına, hayatta bulundukları sürece, vatani hizmet tertibinden 30 günlük net asgari ücret tutarında aylık bağlanacak. Hak sahibinin ölümü halinde bu aylık dul eşe yüzde 75 oranında bağlanacak ancak dul eşin tekrar evlenmesi halinde kesilecek.
Yargıtay birinci başkan vekilleri, Danıştay başkan vekilleri, Yargıtay cumhuriyet başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin kıstas aylık oranı Anayasa Mahkemesi üyeleri ile aynı olacak şekilde yeniden düzenlenecek.
Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin ek tazminat oranı Anayasa Mahkemesi başkan ve üyeleri ile eşit duruma getirilecek.
Teklifle Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Danıştay Başsavcısının ek gösterge oranı, Anayasa Mahkemesi Başkanı ile Yargıtay üyeleri, Danıştay üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin ek göstergesi de Anayasa Mahkemesi üyeleri ile aynı olacak.
- Üstün Fedakarlık Madalyası ve Üstün Fedakarlık Nişanı
Cumhurbaşkanı kararı ve tevcihi ile deprem, yangın, sel gibi afetler ve tehlikeli salgın hastalıkların ortaya çıkmasının önlenmesi veya bunlarla mücadele edilmesi ile meydana gelen zararların giderilmesinde yaptığı çalışmalar veya sunmuş olduğu katkılarla üstün feragat, fedakarlık, başarı ve yararlık gösteren Türk vatandaşlarına Devlet
Üstün Fedakarlık Madalyası verilecek.
Deprem, yangın, sel gibi afetler ve tehlikeli salgın hastalıkların ortaya çıkmasının önlenmesi veya bunlarla mücadele edilmesi ile meydana gelen zararların giderilmesinde yaptığı çalışmalar ya da sunmuş olduğu katkılarla üstün feragat, fedakarlık, başarı ve yararlık gösteren yabancı kişilere cumhurbaşkanı kararı ve tevcihi ile Üstün Fedakarlık Nişanı verilecek.
Hiçbir karşılık ve menfaat gözetmeksizin üstün başarı ve gayretle Türk vatanına hizmet etmiş Türk vatandaşlarından, vatani hizmet tertibinden bağlanan aylıkların sosyal güvencelerinin olup olmadığına bakılmaksızın, tüm gazilere asgari ücretin net tutarında aylık ödenecek.
Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'da yapılan değişiklikle, taş kömürü havzası dahilinde kalan taşınmazların, belirtilen durumlarda kalıp kalmadığına ilişkin değerlendirmenin kanunun yürürlüğe girdiği tarih yerine devir tarihi esas alınmak suretiyle belirlenmesi sağlanacak.
Ayrıca, hak sahiplerinin kanuni ipotek tesis etmek suretiyle taşınmazlarını adlarına tescil ettirmelerine ilişkin düzenlemeyle, uygulamada karşılaşılan sorunlar çözüme kavuşturulacak.
İşsizlik Sigortası Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle 31 Aralık 2012 ve öncesi döneme ilişkin işsizlik ödeneği başvurularına istinaden yapılan ödemelerden fazla ve yersiz ödeme olduğu tespit edilmiş olup bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla tahsil edilmemiş olanlar terkin edilecek. Fazla ve yersiz ödeme dava ve icra takibine konu edilmiş ise tüm ferileri ile birlikte terkin edilerek dava ve icra dosyalarının takip ve tahsil işlemlerine devam edilmeyecek. Tahsil edilenler iade veya mahsup edilmeyecek.
- En düşük emekli maaşı ve bayram ikramiyesinde artış
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yapılan değişiklikle, gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nda ödenen 1100'er lira 2000 liraya çıkarılacak.
Yaşlılık/malullük/ölüm aylığı alan emeklilere ve hak sahiplerine dosya bazında 5 bin 500 lira olarak öngörülen aylık asgari ödeme tutarı 7 bin 500 liraya yükseltilecek.
- Geçici işçi çalıştırma süresi arttırılıyor
Kanun teklifiyle kurumların ihtiyaçları doğrultusunda geçici işçi çalıştırma süresi arttırılıyor.
Buna göre geçici iş pozisyonlarında çalışanların çalışma süreleri aynı vize dönemi içinde 11 ay 29 güne kadar uzatılabilecek. Bu sürenin belirlenmesinde idare, kurum ve kuruluşun bağlı veya ilgili olduğu bakanlık yetkili olacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen uzman tabip ve tabip kadro veya pozisyonlarında bulunan personel arasında ücret dengesinin sağlanmasına yönelik olarak ilave ödeme yapılacak.
Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde aylık bazda yüzde 6'nın üzerinde kayba yöneldihttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5324181-alt%C4%B1n-abd-enflasyon-verileri-%C3%B6ncesinde-ayl%C4%B1k-bazda-y%C3%BCzde-6n%C4%B1n-%C3%BCzerinde-kayba
Altın, ABD enflasyon verileri öncesinde aylık bazda yüzde 6'nın üzerinde kayba yöneldi
Bir işçi, Sydney'deki bir rafineride altın külçelerini parlatıyor (AFP)
Altın fiyatları bugün geriledi. Yatırımcıların, faiz oranlarına ilişkin beklentileri güçlendirebilecek ve ABD Merkez Bankası'nın (FED) önümüzdeki aylardaki para politikasının seyrini belirleyebilecek ABD enflasyon verilerini yakından takip etmesiyle, altının aylık bazda yüzde 6'nın üzerinde kayıp vermesi bekleniyor.
Spot altın, % 0,2 gerileyerek ons başına 4 bin 170,63 dolara düştü ve uzun süredir görülen en büyük aylık kayba doğru yöneldi. ABD altın vadeli işlemleri ise yüzde 0,5 artışla 4 bin 201,90 dolara yükseldi.
Dolar da aylık bazda değer kazanma yolunda ilerlerken, bu durum diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından dolar cinsinden fiyatlanan altının maliyetini artırıyor.
Piyasalar, FED'in enflasyonu ölçmek için tercih ettiği gösterge olan Kişisel Tüketim Harcamaları Fiyat Endeksi'nin (PCE) bugün açıklanmasını bekliyor. Yatırımcılar, faiz oranlarının izleyeceği yola ilişkin işaretler arıyor.
Critical Metals Üst Yöneticisi Tony Sage, PCE verilerinin para politikası beklentileri, ABD Hazine tahvili getirileri ve dolar üzerindeki muhtemel etkisi nedeniyle “altın için önemli bir test” olacağını söyledi.
Sage, enflasyonun beklenenden daha düşük gelmesinin altını destekleyerek fiyatın 4 bin 200-4 bin 300 dolar aralığına dönmesinin önünü açabileceğini belirtti. Daha güçlü bir enflasyon verisinin ise tahvil getirileri ve doların yükselmesine yol açarak, altın üzerindeki baskıyı yeniden artırabileceğini ve fiyatın 4 bin 100 dolar seviyesini test edebileceğini ifade etti.
Yüksek faiz oranları, getiri sağlamayan altının cazibesini genellikle azaltıyor.
Faiz artışına ilişkin beklentiler
CME Group'un FedWatch aracı, yatırımcıların FED'in ekim ayında faiz artırma ihtimalini yüzde 47, aralık ayında faiz artırma ihtimalini ise yüzde 91 olarak gördüğünü gösterdi.
ABD Merkez Bankası, bu ay faiz oranlarını 25 baz puan artırmıştı.
New York FED Başkanı John Williams da para politikası yapıcılarının, enflasyonu bankanın yüzde 2'lik hedefine uygun bir patikaya döndürmek için bu yıl yalnızca bir faiz artışına daha ihtiyaç duyabileceğini söyledi.
Jeopolitik gelişmeler tarafında ise Katar, Tahran ile Washington arasındaki arabuluculuk çabalarının bir ilerleme sağlamasını umduğunu açıkladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington'un İran'a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve nükleer programıyla ilgili tavizler karşılığında dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğuna ilişkin haberleri yalanlamasının ardından geldi.
Diğer değerli metallerde ise spot gümüş yüzde 0,8 gerileyerek ons başına 60,98 dolara düştü. Platin bin 705,10 dolarda yatay seyrederken, paladyum yüzde 0,3 düşüşle bin 219,60 dolara geriledi. Üç metalin de aylık bazda kayıp vermesi bekleniyor.
Trump’ın üçlü hedefi duvara çarptı: Pahalı petrol, yüksek faiz, büyük açıkhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5323481-trump%E2%80%99%C4%B1n-%C3%BC%C3%A7l%C3%BC-hedefi-duvara-%C3%A7arpt%C4%B1-pahal%C4%B1-petrol-y%C3%BCksek-faiz-b%C3%BCy%C3%BCk-a%C3%A7%C4%B1k
Trump’ın üçlü hedefi duvara çarptı: Pahalı petrol, yüksek faiz, büyük açık
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
Trump’ın ekonomi politikalarının daha ucuz petrol, daha düşük faiz ve daha küçük bütçe açığı sağlaması, aynı zamanda büyüme ve yatırımları daha güçlü seviyelere taşıması bekleniyordu. Ancak Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün üzerinden yaklaşık iki yıl geçerken rakamlar daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Brent petrolünün varil fiyatı 100 doların üzerine çıkarken ABD Merkez Bankası (FED) faiz oranlarını yeniden yükseltti. Bütçe açığı ise gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yaklaşık yüzde 6’sı seviyesinde kaldı.
Bu değişimin tek nedeni Ortadoğu’daki savaş değildi. Enerji şoku, güçlü iç talep, hükümetin borçlanmayı sürdürmesi ve finansman maliyetlerinin yükselmesiyle iç içe geçti. Buna gümrük vergilerinin etkileri, göç üzerindeki kısıtlamalar ve yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artış da eklendi.
Böylece Trump’ın ikinci döneminin başında birbiriyle uyumlu görünen hedeflere aynı anda ulaşmak daha zor hale geldi: güçlü büyüme, daha ucuz enerji, daha düşük enflasyon, daha düşük borçlanma maliyeti ve daha küçük bütçe açığı.
Daha ucuz petrol küresel piyasalardaki çalkantıya takıldı
Enerji maliyetlerini düşürmek, Trump’ın ekonomi vizyonunun temel unsurlarından biriydi. Bu doğrultuda ABD’nin petrol ve doğal gaz üretimini artırarak arzı desteklemesi ve tüketiciler ile şirketlerin yakıt maliyetlerini düşürmesi hedefleniyordu.
Bir kişi, Washington’daki ABD Merkez Bankası binasının önünden geçiyor (Reuters)
Ancak ABD ekonomisi açısından önem taşıyan petrol fiyatı yalnızca ülke içindeki üretimle belirlenmiyor. Orta Doğu’daki savaşın genişlemesi ve tedarik güzergâhlarının sekteye uğramasıyla Brent petrolünün varil fiyatı 14 Eylül’de 107,81 dolara yükseldi. Bu, savaşın başlangıcından bu yana fiyatlarda görülen en belirgin artış dalgalarından biri oldu. Petrol tesisleri, boru hatları ve deniz taşımacılığı güzergâhlarının hedef alınması da ham petrol ve yakıt taşıma maliyetlerini artırdı.
Bu durum, iç üretimi artırmaya dayalı stratejinin sınırlarını ortaya koyuyor. ABD üretimini artırabilir ancak Amerikalı şirketler ve tüketiciler küresel petrol piyasasına bağlı olmaya devam ediyor. Küresel petrol fiyatları ise Orta Doğu’dan gelen arzın yanı sıra uluslararası ticaret yollarının güvenliğinden etkileniyor.
Ham petrol fiyatlarındaki artış yalnızca akaryakıt istasyonlarıyla sınırlı kalmıyor. Enerji maliyetleri ulaştırma, üretim ve hizmet sektörlerine de yansıyor. Bu durum, özellikle iç talebin güçlü olduğu dönemlerde enerji şokunun daha geniş bir ürün ve hizmet grubunda fiyat artışlarına dönüşmesi ihtimalini artırıyor.
Daha düşük faiz enflasyona bağlı hale geldi
İkinci hedef, konut ve otomobil alımlarını finanse eden haneler, yatırımlarını genişleten şirketler ve bütçe açığını finanse eden hükümet açısından borçlanma maliyetlerini düşürmekti.
Ancak FED, eylül ayında bu beklentinin tersine bir adım attı ve politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. FED, ekonomik faaliyetlerin güçlü bir tempoda genişlediğine ve iç harcamaların dayanıklılığını koruduğuna işaret ederken enflasyonun hâlâ yüksek olduğunu belirtti.
Bununla da sınırlı kalmadı. FED yetkililerinin tahminleri, 18 yetkiliden 16’sının yıl sonundan önce en az bir faiz artışı daha beklediğini ortaya koydu. Piyasaların ekim ayındaki toplantıda yeni bir faiz artışı beklentisi de enerji fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve ekonomik verilerin güçlü seyretmesiyle arttı.
Fed Başkanı Kevin Warsh, bu ayki Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Bu beklentiler, bazı FED yetkililerinin açıklamalarıyla da güçlendi. New York FED Başkanı John Williams, yıl sonundan önce bir faiz artışının daha yapılmasının makul bir senaryo olduğunu söyledi. Piyasa aktörleri de ekim toplantısında yeni bir sıkılaştırma ihtimalini giderek daha fazla fiyatlamaya başladı.
Ekonomik faaliyetlerin dayanıklılığı faiz politikasını zorlaştırıyor
Dikkat çekici olan nokta, ekonomik faaliyetlerin dayanıklılığının da faiz politikasını zorlaştıran bir faktöre dönüşmesi. FED’in son tahminlerinde ABD ekonomisinin 2026’da reel olarak yüzde 2,3 büyümesi ve işsizlik oranının yüzde 4,1 olması bekleniyor. Komite üyeleri bu yıl kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksine göre enflasyonun yüzde 3,7 olacağını öngörüyor. Bu oran FED’in yüzde 2’lik hedefinin oldukça üzerinde.
Arz şoklarının iç taleple aynı anda etkili olması da tabloyu karmaşıklaştırıyor. Chicago FED Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun artık gümrük vergileri ve petrol fiyatları gibi önceki arz şoklarının yanı sıra güçlü talepten de etkilendiğini söyledi. Goolsbee, yapay zekâya yönelik güçlü yatırımların bu talep kaynaklarından biri olduğuna işaret etti.
Bu noktada FED’in görevi zorlaşıyor. Ekonomik faaliyetin güçlü seyretmesi faizlerin hızlı şekilde düşürülmesini gerektirmiyor. Öte yandan enerji fiyatlarındaki artış enflasyonun daha uzun süre yüksek kalmasına yol açabilir. Buna karşılık hızlı bir parasal gevşeme, enerji maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde talebi destekleyerek enflasyonun hedefe döndürülmesini daha da zorlaştırabilir.
Bütçe açığı yapısal bir sorun
Üçüncü hedef olan bütçe açığının azaltılması ise daha yapısal bir sorunla karşı karşıya.
Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) tahminlerine göre Federal bütçe açığının 2026 mali yılında 1,9 trilyon dolara ulaşması ve GSYH’nin yüzde 5,8’ine denk gelmesi bekleniyor. Bu oran, son yarım yüzyıldaki ortalama yüzde 3,8’lik bütçe açığının belirgin şekilde üzerinde.
New York Borsası salonundaki ekranlarda Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısı gösteriliyor (AP)
Bu tablo, Hazine Bakanı Scott Bessent’ın ortaya koyduğu ve bütçe açığının GSYH’nin yüzde 3’üne indirilmesi, ekonomik büyümenin yüzde 3’e çıkarılması ve yerli enerji üretiminin günlük yaklaşık 3 milyon varil artırılmasını öngören “3-3-3” planının bütçe hedefinden uzak kalındığını gösteriyor.
Sorun şu ki bu büyüklükteki bir açığın kapatılması için yalnızca ekonomik genişleme yeterli olmayabilir. Kamu harcamalarının artmaya devam etmesi ve mevcut yükümlülüklerin sürmesiyle birlikte borç servis maliyeti giderek daha önemli bir faktör haline geliyor. Özellikle faiz oranları ve uzun vadeli tahvil getirileri yüksek kaldığında bu durum daha belirgin hale geliyor.
CBO, halka açık Federal borcun 2026’da GSYH’nin yüzde 101’ine ulaşacağını, temel senaryoya göre 2036’da ise yüzde 120’ye yükseleceğini öngörüyor.
Dolayısıyla daha güçlü ekonomik faaliyet ile daha küçük bütçe açığını birbirine bağlayan denklem, ekonomik büyümeden fazlasını gerektiriyor. Bunun için aynı zamanda harcama artışının kontrol altına alınması, borç servis maliyetinin sınırlandırılması ve bütçe açığının seyrini değiştirecek ölçüde gelirlerin artırılması veya harcamaların azaltılması gerekiyor.
Tahvil piyasası denklemin diğer tarafını test ediyor
Burada göz ardı edilemeyecek başka bir unsur daha bulunuyor: Hükümetin borçlanma maliyetini yalnızca FED belirlemiyor.
Uzun vadeli tahvil getirileri enflasyon beklentileri, hükümetin ihraç ettiği borcun miktarı, Hazine tahvillerine yönelik talep, büyüme beklentileri ve kısa vadeli faizlerin seyri gibi birçok faktörden etkileniyor.
Bu nedenle kısa vadede faiz indirimi beklentileri gerilerken uzun vadeli tahvil getirileri enflasyon endişeleri veya kamu borçlanmasının büyüklüğüne ilişkin kaygılar nedeniyle yüksek kalabiliyor.
ABD Hazine tahvillerinin getirileri eylül ayında güçlü şekilde yükseldikten sonra petrol fiyatlarındaki hareketler ve yatırımcı beklentilerindeki değişimle birlikte geriledi. FED verilerine göre 10 Eylül’de 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi yaklaşık yüzde 4,77, 30 yıllık tahvilin getirisi ise yüzde 5,25 seviyesindeydi.
Bu durum borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi hedefi açısından önem taşıyor. Çünkü politika faizindeki düşüş, hükümetin, hanelerin ve şirketlerin uzun vadeli finansman maliyetlerinin de otomatik olarak gerileyeceği anlamına gelmiyor.
Yapay zekâ yatırımları büyümeyi desteklerken talebi de artırıyor
Öte yandan denklemin yönetimin hedefleriyle uyumlu ilerleyen bir boyutu da bulunuyor: yatırımlar.
Yapay zekâdaki patlama şirketleri çipler, veri merkezleri, elektrik ekipmanları ve altyapıya yönelik harcamalarını artırmaya yöneltti. Bu gelişme sermaye yatırımlarının güçlü kalmasına katkıda bulundu. FED de son toplantısında sermaye yatırımlarının güçlü, verimlilik artışının ise hızlı olduğuna dikkat çekti.
Ancak yatırım patlaması başka bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bu yatırımlar uzun vadede verimliliği ve büyümeyi desteklerken kısa vadede enerji, ekipman, iş gücü ve sermayeye yönelik talebi artırıyor.
Massachusetts eyaletinin Medford kentinde bir restoranın penceresine “Eleman aranıyor” ilanı asılmış (Reuters)
Bu nedenle yapay zekâ yatırımlarındaki patlama para politikasındaki denklemin de bir parçası haline geliyor. Bir yandan gelecekteki üretim kapasitesini artırırken diğer yandan enflasyonun hâlâ FED hedefinin üzerinde seyrettiği bir ekonomide mevcut talebi güçlendiriyor.
Eylül 2026 itibarıyla rakamlar, bu hedeflere aynı anda ulaşmanın daha zor hale geldiğini gösteriyor. Ekonomi hâlâ dayanıklı ve yatırımlar güçlü ancak enflasyon FED’in hedefine dönmüş değil. Borçlanma maliyetleri yükselirken bütçe açığı da yüksek kalmaya devam ediyor.
Ekonomik faaliyetleri ve yatırımları destekleyen güç aynı zamanda talebin canlı kalmasını sağlıyor. Bu da enflasyon yüksek seyrederken faiz indirimlerini zorlaştırıyor. Kamu maliyesinde ise yüksek faiz oranları borç servis maliyetini artırarak bütçe açığının azaltılmasını daha karmaşık hale getiriyor.
Son iki yılda ortaya çıkan temel çelişki burada yatıyor: Ekonomi politikasının bir hedefini destekleyen unsur, başka bir hedefe ulaşmayı zorlaştırabiliyor. Güçlü ekonomik faaliyetin korunması otomatik olarak daha düşük faiz anlamına gelmiyor. Harcamaları finanse etmek için borçlanmanın artırılması da borçlanma maliyetlerinin yüksek olduğu bir ortamda bütçe açığını azaltma hedefiyle kolayca bağdaşmıyor.
Böylece Trump’ın ekonomik denklemi açısından temel sorun daha belirgin hale geldi: Enerjiyi daha ucuz, borçlanmayı daha düşük maliyetli ve bütçe açığını daha küçük hale getirirken bu hedeflerden birine yönelik adımın diğerlerinin gerçekleştirilmesini zorlaştırmasının nasıl önleneceği.
Trump, Amerikan petrol devlerini birbirine düşürdühttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5322908-trump-amerikan-petrol-devlerini-birbirine-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrd%C3%BC
Trump, Amerikan petrol devlerini birbirine düşürdü
ABD'nin ocak ayındaki Venezuela baskınının ardından Amerikan enerji firmaları, ülkeye yatırımları tekrar değerlendiriyor (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) desteklediği Venezuelalı petrol firması, ülkede Amerikan petrol devi Chevron'un hakimiyetine meydan okuyor.
Pentagon'un yüzde 35 pasif hisse aldığı Venezuelalı petrol şirketi North American Blue Energy Partners (NABEP) ülkedeki üretimini hızla artırıyor.
Venezuelalı iş insanı Alejandro Betancourt'un yönettiği NABEP, geçen ay Donald Trump yönetimiyle yaptığı anlaşmayla 17 petrol sahasının geliştirilmesi hakkını elde etmişti. Yaklaşık 65 milyar varil petrol içerdiği belirtilen bu sahalar, Venezuela'nın toplam rezervlerinin neredeyse beşte birine karşılık geliyor.
Wall Street Journal'ın aktardığına göre şirket 60 sondaj kulesi, 30 buhar kazanı ve 70 ağır iş makinesi temin etti. İlk iki sondaj kulesinin Houston'dan Venezuela'ya pazartesi günü gönderilmesi planlanıyor.
NABEP günde yaklaşık 220 bin varil üretimle Chevron'un ardından Venezuela'nın en büyük ikinci özel petrol üreticisi. Şirketin, Chevron'un yaklaşık 280 bin varillik günlük üretimini bu yıl sonu veya gelecek yılın başında aşması bekleniyor. NABEP, 2028'in sonuna kadar üretimini günlük 500 bin varile çıkarmayı hedefliyor.
Pentagon ayrıca şirketin üretiminin yüzde 20'sini maliyetine satın almakta öncelikli hakka sahip olacak.
Şirket sözcüsü, "NABEP, vaat ettiğimiz gibi Batı Yarımküre için petrol üretimini artırıyor. Biz yalnızca kendimizle yarışıyoruz" dedi.
Diğer yandan analizde, anlaşmanın açıklanmasının ardından Chevron, ExxonMobil ve ConocoPhillips yöneticilerinin, ABD hükümetiyle bağlantılı bir firmayla rekabete girme ihtimalinden duyduğu rahatsızlığı sektör temsilcilerine aktardığı belirtiliyor.
Sektörden kişilere göre bu, rekabet ortamını zayıflatabileceği gibi diğer firmalara yatırımları da azaltabilir. ExxonMobil ve ConocoPhillips, Venezuela'da faaliyet göstermese de ülkedeki fırsatları değerlendiriyor.
ABD'deki Rice Üniversitesi'nden Francisco Monaldi, "Bu anlaşmanın, Venezuela'ya girecek tüm uluslararası petrol şirketleri açısından siyasi riskleri azaltmak yerine artırma ihtimali endişe verici. Oysa amaç bunun tam tersiydi" diyor.
Trump, Venezuela'yla imzalanan sözleşmeyi "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması" diye nitelemiş, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.
Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, ABD'nin askeri operasyonla ocak ayında Nicolas Maduro'yu ülkeden kaçırmasının ardından göreve gelen geçici devlet başkanı Delcy Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.
Independent Türkçe, Wall Street Journal, TeleSUR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة