Rusya Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı yeni önlemler alıyor

Washington ile Rusya ilişkileri ‘sıcak bir çatışmaya’ kayarken Putin, siyasi doktrinini vurguladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

Rusya Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı yeni önlemler alıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin’de bir dizi yabancı büyükelçinin itimatnamesini kabul ederken, ülkesinin birkaç gün önce imzaladığı güncellenmiş dış politika doktrininin en önemli unsurlarını vurguladı. Batı’nın Rusya’yı tecrit etmedeki başarısızlığına dikkati çeken Putin, ‘çok kutuplu bir dünya’ inşa etmek için çalışmaya devam edeceğine söz verdi. Rusya Devlet Başkanı, yeni büyükelçilere hitaben geçen hafta dış politika kavramının yeni bir versiyonunu imzaladığını bildirdi. Belgede ilk kez ABD’nin Rusya için ana tehdit oluşturduğu belirtilmesine ve doktrinde hasım ve düşman olarak tanımlanmasına rağmen ancak Putin, bu yönü doğrudan ele almadı. Aksine ‘hiçbir partiye karşı düşmanca bir niyeti olmadığını ve tüm ülkelerle diyaloğa hazır olduğunu’ vurguladı.
Putin, Kremlin’de itimatnamelerini teslim edecek 17 büyükelçinin varlığının, Batı’nın Rusya’yı tecrit etme bahislerinin hatasını gösterdiğini söyledi. Ülkesinin kendini dış dünyadan izole etmeyeceğini vurgulayan Putin, Rus siyasi doktrininin ‘yabancı ortakların eşitlik ve eşit ilişkiler ilkelerine bağlı kalma’ ihtiyacından kaynaklandığına dikkat çekti. Putin, Rusya’nın küresel istikrar dengesini korumak amacıyla küresel siyasetin merkezlerinden biri olarak hareket etmeye devam edeceğini söylerken, “Rusya’ya giriş herkes için eşitliktir. Ulusal çıkarları sağlamaya ve diplomatik kurallara uymaya çalışıyoruz” dedi. Ayrıca Rusya’nın ‘çok kutuplu bir dünya oluşturma yolunda devam edeceği’ sözü verdi.
ABD’nin Moskova’daki yeni büyükelçisi Lynne Tracy’e “Benim fikrime katılmadığınızı biliyorum. Ancak Washington’un Ukrayna da dahil olmak üzere renkli devrimlere verdiği destek mevcut krizi şiddetlendirdi” dedi. Putin, Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin derin bir kriz içinde olduğunu söylerken, Danimarka ile iş birliğinden de bahsederek, iki ülkenin ‘tarihsel olarak yakın’ olduğunu vurguladı. “Mevcut kriz, durumu yeniden değiştirdi ve şu anda Baltık Denizi çevresindeki durum oldukça çalkantılı” diyen Vladimir Putin, gaz boru hatlarına (Kuzey Akım) yönelik terör saldırılarını’ soruşturmak için uluslararası bir komisyonun kurulması yönündeki umudunu dile getirdi.
Danimarka’nın yeni Moskova Büyükelçisi Jakob Henningsen’e ‘Ülkenizin bu konuda şeffaf bir uluslararası soruşturmaya izin vermesini umuyoruz” sözleriyle hitap eden Rusya Devlet Başkanı, Norveç ile ilişki hakkında da “Ciddi sorunlarımız var ve Norveç ile çözülmesini umduğumuz konulardan biri de Kuzey Kutbu meselesi” dedi. Putin, Batılı ülkelerin büyükelçileriyle yaptığı görüşmede ortaya koyduğu üslubun aksine, diplomatik temsilcilerinin itimatnamelerini teslim alırken ülkesinin Arap ülkeleriyle olan ilişkilerine övgüde bulundu. Vladimir Putin, ülkesinin Umman Sultanlığı ile ilişkilerinin geliştiğini ve tarım sektöründe birçok projenin hayata geçirildiğini söyledi. Ayrıca, Suriye ile ittifakın gücünü överken, onu Rusya’nın yakın bir dostu ve bölgedeki önemli bir müttefiki olarak nitelendirdi. Aynı şekilde “Uluslararası terörizmi ortadan kaldırmasına yardım ettik ve yıkıcı depremin etkilerinin üstesinden gelmesine yardım etmeye devam edeceğiz. Suriye krizini çözmesi için ülkeyi desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Ayrıca Irak’ın büyükelçisini de memnuniyetle karşılayan Putin, “Irak Cumhuriyeti ile birçok sektörde birçok ortak proje ve iki ülke arasındaki ticari ilişkiler sürdürülebilir bir şekilde gelişmektedir” dedi. Ülkesinin Meksika ve bazı Afrika ülkeleriyle olan ilişkilerinden bahsederken de benzer bir üslup kullandı. Ülkesinin ciddi bir şekilde St. Petersburg’da bir Rusya- Afrika zirvesi hazırladığını söylerken, “Bu zirvede tüm Afrika devlet başkanlarını ve bölgesel örgütleri görmekten mutluluk duyacağız” şeklinde konuştu.
Şarku’l Avsat’ın Kremlin’den aktardığı açıklamaya göre ise Kremlin, Finlandiya’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılımının ‘istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunmadığını, aksine Rusya için ek bir tehdit oluşturduğunu’ belirtirken, ülkesinin Rusya’nın güvenliğini sağlamak için gereken her şeyi içeren önlemleri alacağını vurguladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Elbette bu olay, Avrupa kıtasında istikrar ve güvenliğin güçlenmesine katkı sağlamamaktadır. Bu durum, bizim için ek bir tehdit oluşturuyor ve tüm güvenlik sisteminin dengesini yeniden sağlamak için gerekli önlemleri almamızı zorunlu kılıyor” dedi. Peskov, dengeyi yeniden sağlamaya yönelik belirli adımların tek bir prosedür olmadığını, bunun yerine zaman içinde alınan bir dizi önlemi temel alan entegre bir süreç olduğunu ve güvenliği sağlamak için gereken her önlemin alınıp uygulanacağını vurguladı.
4 Nisan’da Finlandiya NATO’ya katılım belgesini teslim aldıktan sonra resmi olarak örgütün otuz birinci üyesi oldu. Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in huzurunda ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken tarafından imzalanması sonrasında ülkesinin üyelik belgesini NATO’ya teslim etti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, Moskova’nın Finlandiya’nın NATO’ya katılımıyla ilgili olası tehditleri durdurmak için şimdiden yanıt önlemleri geliştirmeye başladığını dile getirdi. Sorumlu kamu kurumlarının ‘savaş güçlerinin konuşlandırılması veya bu ülkenin topraklarında yabancı teçhizatın ortaya çıkmasını’ içeren senaryolar da dahil olmak üzere, durumun gelişmesi için çeşitli senaryoları uygulama olasılığını dikkate aldıklarını vurguladı. “Her halükârda Rusya’nın askeri planlama süreçlerinde bu da dikkate alındı” diyen Grushko, “Finlandiya NATO’ya katıldıktan sonra NATO’nun daha aktif hale gelmesi ve Moskova’nın bölgedeki durumu değiştirmek için risk almaya hazır olması halinde Rusya askeri- teknik önlemler alacaktır” dedi. Alexander Grushko, “Hukuki anlamda NATO, Rusya ile Finlandiya arasındaki 1,3 bin kilometre uzunluğundaki sınıra giriyor. Bu, yapacağımız savunma planlamamıza dahil edilmesi gereken yeni bir askeri ve siyasi gerçekliktir. Bu bölgede NATO faaliyetinin artması halinde gerekli tüm askeri ve teknik önlemler alınacaktır” açıklamasında bulundu.
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’ye yönelik söylemini güçlü bir şekilde tırmandırdı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Washington ile ilişkilerin ‘tamamen çökme aşamasına geldiğini’ söyledi. Ryabkov, “Rusya ve ABD şu anda hararetli bir çatışma dönemine giriyor” dedi. Washington ile ilişkilerden, silahlanma müzakereleri ve stratejik güvenlikten sorumlu olan diplomat, “Halihazırda ABD ile ihtilafın en sıcak aşamasında bulunuyoruz. Bu devletin, çeşitli yönlerde Rusya ile doğrudan hibrit savaşına dahil olduğunu gözlemliyoruz. Bu tür savaşların bazı biçimlerinin benzeri görülmemiştir” diyerek, bunların soğuk savaş döneminde bile var olmadığını aktardı. Şu anda nükleer çatışma konusunda çok konuşma yapıldığını dile getiren Ryabkov, ABD’nin ‘düşüncesizce, kışkırtıcı bir şekilde ve pervasızca’ birçok yönden durumu tırmandırmaya çalıştığını vurguladı. Diplomat ayrıca, hasımlarının Rusya’yı stratejik bir yenilgiye uğratma yeteneklerine dair temelsiz bir inanca sahip olduğunu vurgularken, “Bu, kelimenin tam anlamıyla ateşle oyundur” dedi.
Sergey Ryabkov’a göre ABD’nin, Rusya’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tecavüz etme çabalarına karşı koymak için ‘her türlü önlemi alma, her yolu kullanma’ kararlılığını hafife almasının ‘ölümcül bir hata’ olacağına dikkati çekti.
Öte yandan Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun da Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Moskova’da bir araya gelmesi bekleniyor. Kremlin’den yapılan açıklamaya göre iki lider, Belarus ile Rusya arasında bir birlik devleti kurma konusundaki gelişmeleri görüşecek. Açıklamada, Lukaşenko ve Putin’in bugün (perşembe) ‘ikili ve uluslararası meseleler’ konulu görüşmelerde bulunmalarının planlandığı da belirtildi. İkili meseleler, Putin’in geçmişte açıkladığı gibi, Polonya sınırında doğrudan Belarus topraklarınaa nükleer silahların konuşlandırılmasını içeriyor. Ayrıca uluslararası meseleler arasında muhtemelen Ukrayna’daki savaş ve Finlandiya’nın resmi olarak ittifaka katılımına nasıl yanıt verileceği de yer alacak.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.